beklenen - Turco Inglés Diccionario

beklenen

Significados de "beklenen" en diccionario inglés turco : 31 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
beklenen expected adj.
The baby came earlier than the expected arrival date.
Bebek beklenen doğum tarihinden erken geldi.

More Sentences
General
beklenen due adj.
With regard to the reform of the Union, the Convention is due to report in Thessaloniki.
Birlik reformuyla ilgili olarak, Konvansiyonun Selanik'te rapor sunması beklenmektedir.

More Sentences
beklenen awaited adj.
This result is impatiently awaited by European enterprises, public authorities and contracting entities.
Bu sonuç, Avrupalı işletmeler, kamu makamları ve müteahhitlik kuruluşları tarafından sabırsızlıkla beklenmektedir.

More Sentences
beklenen anticipated adj.
This goes hand-in-hand with research on the human genome, with its anticipated results for health.
Bu, sağlık için beklenen sonuçlarıyla birlikte insan genomu üzerine yapılan araştırmalarla el ele gitmektedir.

More Sentences
beklenen expected to prep.
For these reasons, my group cannot be expected to cooperate.
Bu sebeplerden dolayı grubumdan işbirliği yapması beklenemez.

More Sentences
Colloquial
beklenen supposed to adj.
However, we should admit that the net that is supposed to catch them is yet to be put in place.
Bununla birlikte, onları yakalaması beklenen ağın henüz yerine oturtulmadığını kabul etmeliyiz.

More Sentences
General
beklenen in prospect adj.
beklenen expectable adj.
beklenen inevitable adj.
beklenen prospective adj.
beklenen sure to happen adj.
beklenen ex-ante adj.
beklenen due in adj.
beklenen anticipant adj.
beklenen anticipatable adj.
beklenen unsurprising adj.
beklenen looked-for adj.
beklenen inchoate adj.
beklenen supposed adj.
beklenen required adj.
beklenen sperable adj.
beklenen straight-ahead adj.
beklenen straight-ahead adj.
Colloquial
beklenen in prospect expr.
Idioms
beklenen on tap adv.
Trade/Economic
beklenen prospective adj.
beklenen expectant adj.
Politics
beklenen persona grata adj.
Technical
beklenen known adj.
Computer
beklenen pending adj.
Archaic
beklenen sperate adj.

Significados de "beklenen" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
beklenen standartlara çıkamamış lapser n.
beklenen sosyalleşme anticipatory socialization n.
beklenen verim expected return n.
beklenen yaşam süresi life expectancy n.
beklenen yaşama süresi life expectancy n.
doğması beklenen çocuk passenger n.
beklenen şey expectancy n.
beklenen rol anticipatory role n.
beklenen kayıplar expected loss n.
beklenen maliyet expected cost n.
beklenen katkı expected contribution n.
beklenen sonuç expected result n.
beklenen yok satma miktarı expected sell-out rate n.
beklenen ölüm expected death n.
beklenen ilgi expected interest n.
beklenen sonuçlar expected results n.
beklenen performans expected performance n.
beklenen uygulama expected operation n.
tahmini (beklenen) bitiş tarihi expected end date n.
beklenen kayıplar expected losses n.
beklenen yararlar benefits sought n.
beklenen faydalar benefits sought n.
insanların genellikle göstermesi beklenen nezaket common courtesy n.
beklenen suçluluk duygusu anticipated guilt n.
ortalamanın üstünde satış başarısı göstermesi beklenen kitapların listesi (yayıncıya ait) midlist n.
beklenen seviyede performans göstermeyen kişi nonperformer n.
bir eylemin beklenen sonucu olarak kazanılan şey effect [obsolete] n.
birini/bir şeyi olmayacak bir yerden kurtarması beklenen hayali vinç kancası skyhook n.
beklenen sonucu vermeme lapse n.
(kazanması beklenen birini) mağlup eden kimse upsetter n.
yemekleri iyi olması beklenen mekan munch n.
beklenen ile gerçek arasındaki tutarsızlık irony n.
beklenen gün the day n.
beklenen uyum preconformity n.
beklenen netice future n.
beklenen durumdan sapmak aberrate v.
beklenen ilgiyi çekememek cut a poor figure v.
beklenen kriterlere uymak measure up v.
beklenen ilgiyle karşılaşmamak not attract the expected attention v.
beklenen ilgiyi görmemek not attract the expected attention v.
bir erkekten geleneksel olarak beklenen şeyleri yerine getirmek man-up v.
beklenen şeyi yerine getirmemek fail v.
beklenen sesi çıkarmak speak v.
beklenen performansı gösterememek fudge v.
beklenen düzeyde olmayan poor adj.
ümitle beklenen in prospect adj.
uzun zamandır beklenen long-awaited adj.
en çok beklenen most-awaited adj.
çok beklenen much-awaited adj.
umutla beklenen hoped for adj.
umutla beklenen hoped-for adj.
çok beklenen much-anticipated adj.
umutla beklenen looked-for adj.
izleyicileri etkilemesi beklenen grandstand adj.
beklenen renkten farklı off-colour adj.
fazlasıyla uzun süredir beklenen overdue adj.
dört gözle beklenen (tarih, etkinlik) roll-on [uk] adj.
belirli bir davranış beklenen pegged adj.
en çok beklenen most anticipated adj.
bir üst modeli beklenen (ürün) starter adj.
(tarihe) beklenen due adj.
uzun süredir beklenen long-awaited adj.
dört gözle beklenen suspired [obsolete] adj.
beklenen bir şekilde expectedly adv.
beklenen şekilde prognosticatively adv.
tatmin edici açıklama beklenen on the spot adv.
beklenen şekilde inevitably adv.
beklenen süre expectancy N.
Phrasals
beklenen düzeye ulaşmak measure up v.
bir yatırımın beklenen getirilerini kabaca hesaplamak pencil out v.
beklenen tesiri yaratmak come across v.
beklenen plana bağlı kalmak go off v.
beklenen şekilde ilerlemek go off v.
beklenen şekilde hareket etmek act up to (something) v.
beklenen kazancı elde edememek lose out v.
beklenen veya istenen yolu takip etmek go off v.
Phrases
tam senden beklenen şey! that’s typical of you expr.
Proverb
başında kaynasın diye beklenen su asla kaynamaz watched pot never boils
başında beklenen su kaynamaz a watched pot never boils
başında beklenen tencere kaynamaz a watched kettle never boils
dört gözle beklenen tatlı gelir desires are nourished by delays
Colloquial
beklenen heyecanı yaratmayan a damp squib n.
beklenen randımanı verememek not cut the mustard v.
(bir şeyi) beklenen şekilde yapmamak not so much as (do something) v.
(bir şeyi) birinden beklenen şekilde yapmamak not so much as (do something) v.
beklenen bir şey olmak be to be expected v.
beklenen şeyler olmak be to be expected v.
merakla beklenen hotly-anticipated adj.
bir şey yapması beklenen supposed to do something adj.
beklenen (olumsuz bir şey için) par for the course expr.
Idioms
beklenen sonuç foregone conclusion n.
cevabı merakla beklenen soru the burning question n.
cevabı merakla beklenen soru burning question n.
beklenen sonuç a foregone conclusion n.
uzun süredir/zamandır beklenen para long-awaited money n.
beklenen gün the day of days n.
beklenen kişi man of the hour n.
beklenen kadar başarılı olmayan müessese problem child n.
beklenen sonuç/olağan sonuç all hollow [obsolete] n.
büyük hasılat beklenen film tentpole film n.
beklenen büyük bela the deuce to pay n.
beklenen büyük sıkıntı the deuce to pay n.
beklenen kaza an accident waiting to happen n.
beklenen felaket a disaster waiting to happen n.
büyük hasılat beklenen film tentpole movie n.
beklenen hareket a matter of course n.
beklenen kaza an accident waiting to happen n.
beklenen kaza an accident waiting to happen n.
beklenen felaket a disaster waiting to happen n.
beklenen felaket a disaster waiting to happen n.
beklenen kaza an accident waiting to happen n.
beklenen an big moment n.
beklenen heyecanı yaratmayan şey damp squib n.
beklenen bebek one in the oven n.
büyük hasılat beklenen filmler tentpole cinema n.
gerçekte olan veya olacak/olması beklenen the score n.
beklenen zorlukla karşılaşmamak get off easy v.
beklenen zorlukla karşılaşmamak get off lightly v.
beklenen bir şey olmak be (only) to be expected v.
kendisinden beklenen performansı sergileyememek punch below (one's) weight v.
kendisinden beklenen performansı sergileyememek hit below (one's) weight v.
beklenen zorlukla karşılaşmamak get off light v.
(zaten) beklenen şeyler olmak be (only) to be expected v.
boks maçında beklenen sürede/nakavt sayımı süresince yerden kalkamayıp kaybetmek/nakavt olmak take the long count [dated] v.
beklenen düzeyde olmak be above par v.
beklenen düzeyde olmak be up to par v.
beklenen şekilde ilerlemek keep on (the right) track v.
kendinden beklenen performansı sergilemek punch your weight [uk] v.
kendisinden beklenen performansı sergileyememek punch below your weight v.
kendinden beklenen performansı sergilemek punch (one's) weight v.
beklenen tutara yakın in the ballpark adv.
beklenen veya istenilen durumda up to scratch expr.
beklenen durumda up to scratch expr.
beklenen sonucun aksine against the run of play expr.
beklenen hızda up to speed expr.
(bir şeyde) beklenen seviye up to speed (on something) expr.
beklenen görevin üzerinde beyond the call of duty expr.
Trade/Economic
beklenen verim expected yield n.
beklenen net kar oranı expected rate of net profits n.
beklenen masraf commitment n.
beklenen fiyat prospective price n.
beklenen enflasyon anticipated inflation n.
beklenen şey prospect n.
beklenen masraf encumbrance n.
gelecekte gerçekleşmesi beklenen maliyet anticipated cost n.
beklenen verim oranı required rate of return n.
çeşitli alıcıların bir satıcıya olan ve bir yıl içinde tahsil edilmesi beklenen borçların toplamı accounts receivable n.
beklenen getiri expected return n.
beklenen değer epected value n.
malın beklenen dayanma süresi probable life n.