speak - Turco Inglés Diccionario
Historia

speak

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "speak" en diccionario turco inglés : 16 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
speak v. konuşmak
Irregular Verb
speak v. spoke - spoken
General
speak v. ses çıkarmak
speak v. konuşma yapmak
speak v. çalmak
speak v. tekellüm etmek
speak v. haberleşmek
speak v. söylemek (gerçeği/sözü)
speak v. belirtmek
speak v. söz söylemek
speak v. bahsetmek
speak v. konuşmak
Technical
speak söylemek
speak konuşmak
Computer
speak konuş
speak seslendir

Significados de "speak" con otros términos en diccionario inglés turco: 364 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
speak to v. konuşmak
speak of v. bahsetmek
General
speak out v. açıkça söylemek
speak fluently v. çatır çatır konuşmak
speak up v. açıkça konuşmak
speak well of v. övgü dolu sözler söylemek
speak in response v. karşılık vermek
speak ill of v. hakkında kötü konuşmak
begin to speak v. söz almak
speak openly v. açık söylemek
speak ill of v. kötülemek
speak more quietly v. sesini kısmak
speak to each other v. birbiriyle konuşmak
speak evil of v. iftira etmek
speak to v. seslenmek
speak ill for v. biri için olumsuz bir puan olmak
speak in sign language v. el kol hareketleriyle konuşmak
speak of v. göstermek
speak about v. bir konu hakkında konuşmak
speak for v. temsil etmek
speak up for v. lehinde konuşmak
speak up v. ne düşündüğünü açıkça söylemek
speak out of turn v. yersiz konuşmak
speak of v. söz etmek
make somebody speak v. konuşturmak
speak for v. lehinde konuşmak
ask for permission to speak v. söz istemek
speak one's piece v. kendi fikrini belirtmek
speak softly v. pes perdeden konuşmak
speak one's last will v. vasiyet etmek
speak harshly v. sert konuşmak
speak out against v. aleyhinde konuşmak
speak highly of somebody v. övgüyle söz etmek
speak in praise of somebody v. övmek
speak well for v. biri için olumlu bir puan olmak
speak below one's breath v. alçak sesle konuşmak
speak for v. adına konuşmak
speak well of v. övmek
speak the truth v. harbi konuşmak
speak of v. bahsetmek
ask to speak v. söz istemek
speak out v. daha yüksek sesle konuşmak
speak clearly v. tane tane konuşmak
speak clearly v. açık seçik konuşmak
speak of v. söylemek
speak up v. daha yüksek sesle konuşmak
speak sweetly v. ağzından bal akmak
speak one's last will v. vasiyette bulunmak
speak up v. sesini yükseltmek
speak in praise of somebody v. methetmek
speak on v. bir konu hakkında konuşmak
speak of v. ağza almak
speak of v. bahsetmeye değer
speak aside v. kendi kendine konuşmak
speak for somebody v. adına konuşmak
speak out of turn v. sırası gelmeden konuşmak
not to allow anybody to speak ill of someone v. toz kondurmamak
speak one's mind v. ne düşündüğünü açıkça söylemek
speak out v. ne düşündüğünü açıkça söylemek
speak through the nose v. genizden konuşmak
speak to v. değinmek
speak about someone v. kulağını çınlatmak
speak unfavorably of (someone) v. aleyhte konuşmak
speak for v. yerine konuşmak
speak fluently v. bülbül gibi konuşmak
speak out v. konuşmak
speak distinctly v. tane tane konuşmak
speak of v. hakkında konuşmak
speak with conviction v. inançla konuşmak
speak clearly v. açıkça anlatmak
speak face to face v. yüzyüze konuşmak
speak softly but carry a big stick v. aba altından değnek sopa göstermek
speak out v. dile getirmek
not get a chance speak v. laf ağzında kalmak
speak gutturally v. genizden konuşmak
speak gutturally v. gırtlaktan konuşmak
speak a language v. dil bilmek
speak truly v. doğru konuşmak
speak correctly v. doğru konuşmak
speak into microphone v. mikrofona konuşmak
speak ill of someone v. birini kötülemek (adını apaçık zikrederek)
speak the same language v. aynı dili konuşmak
speak the language that he understands v. anladığı dilde konuşmak
speak the language that he understands v. anlayacağı dilde konuşmak
have the right to speak v. söz hakkı olmak
want to speak v. konuşmak istemek
speak of v. -e işaret etmek
speak with authority v. ahkam kesmek
speak with authority v. ukalalık etmek
speak to someone on the telephone v. telefonda görüşüyor olmak
speak to someone on the phone v. telefonda olmak
speak to someone on the phone v. telefon ile görüşmek
speak to someone on the telephone v. telefon ile görüşmek
speak to someone on the phone v. telefonda görüşüyor olmak
speak to someone on the telephone v. telefonda olmak
speak to someone in charge v. yetkiliyle konuşmak
speak to someone in charge v. bir yetkiliyle görüşmek
speak to someone in charge v. bir yetkiliyle konuşmak
speak highly of v. methetmek
speak rashly v. ulu orta konuşmak
speak highly of v. övmek
speak in hyperbole v. abartarak konuşmak
have the opportunity to speak v. konuşma fırsatı bulmak
speak up v. çekinmeden açıkça söylemek
speak slow v. yavaş konuşmak
speak one's mind v. düşündüğünü dosdoğru söylemek
try to speak v. konuşmaya çalışmak
speak tactfully/cleverly v. usturuplu konuşmak
speak into the mike v. mikrofona konuşmak
speak to someone in charge v. yetkiliyle görüşmek
speak too soon v. çok erken konuşmak
speak without thinking v. düşünmeden konuşmak
speak to someone in charge v. yetkili personel ile görüşmek
speak fluently v. akıcı konuşmak
speak fluently v. sular seller gibi konuşmak
speak sweet nothings v. havadan sudan konuşmak
speak loudly v. yüksek sesle konuşmak
speak loudly v. bağırarak konuşmak
speak to someone's heart v. yüreğine hitap etmek
speak with a stammer v. kekeleyerek konuşmak
speak with a stammer v. kekelemek
speak from experience v. yaşadıklarına dayanarak/ tecrübeye/deneyime istinaden konuşmak
speak ill of v. (hakkında) ileri geri konuşmak
speak for everyone v. herkes adına konuşmak
speak with a senior member of the family v. bir aile büyüğüne danışmak
speak highly of v. övgüyle bahsetmek
speak someone's mind v. aklındakini söylemek
speak english v. ingilizce konuşmak
speak to someone on the phone v. birisiyle telefonda konuşmak
speak to someone on the phone v. birisiyle telefonda görüşmek
speak well of v. (birisi hakkında) iyi konuşmak
speak well v. iyi konuşmak
speak broken english v. çat pat ingilizce konuşmak
speak broken english v. çat pat ingilizce bilmek
speak broken english v. ingilizce'yi çat pat konuşmak
speak in sign language v. işaret dili ile konuşmak
speak in sign language v. işaret dilinde konuşmak
speak in sign language v. işaret dili kullanarak konuşmak
speak in sign language v. el hareketleri ve yüz mimikleri kullanılarak oluşturulan görsel dilde konuşmak
call upon someone to speak v. birisine söz vermek
speak a foreign language v. yabancı bir dil konuşmak
speak in public v. kalabalık önünde konuşmak
right to speak n. konuşma hakkı
right to speak n. söz hakkı
not being able to speak n. konuşamama
so to speak adv. adeta
so to speak adv. tabiri caizse
so to speak adv. tabir caizse
Phrasals
speak up (bir görüş ile ilgili) seslerini yükseltmek
speak up konuşmak
speak with someone about someone biri hakkında birisi ile konuşmak
speak on something bir şey hakkında/üzerine konuşmak
speak upon something bir şey hakkında/üzerine konuşmak
speak as olarak konuşmak
speak with biriyle konuşmak
Phrases
nothing to speak of bahse değmez
to speak honestly doğruyu söylemek gerekirse
to speak honestly doğrusunu söylemek gerekirse
to speak honestly doğrusu
nothing to speak of sözünü etmeye değmez (önemsiz)
to speak honestly dürüstçe söylemek gerekirse
to speak honestly dürüstçe söylemem gerekirse
where words fail, music speak sözün bittiği yerde, müziğe kulak ver
when you speak of denince
when you speak of denilince
speak up for ses ver
there are no words left to speak söylenecek söz yok
be swift to hear, slow to speak konuşmadan önce dikkatlice dinle
raise your hand to speak konuşmak için parmak kaldırın
raise your hand to speak parmak kaldırarak konuşun
speak now or forever hold your peace şimdi konuş ya da sonsuza dek sus
where words fail, music speak sözün bittiği yerde, müzik konuşur
actions speak louder than words lafa değil icraata bak
Proverb
children and fools speak the truth bir çocuktan bir deliden al haberi
actions speak louder than words ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
actions speak louder than words lafla peynir gemisi yürümez
never speak ill of the dead ölünün arkasından konuşma
never speak ill of the dead ölenin arkasından konuşulmaz
never speak ill of the dead ölünün arkasından konuşulmaz
never speak ill of the dead ölünün arkasından kötü söz söyleme
never speak ill of the dead ölünün arkasından kötü söyleme
never speak ill of the dead ölünün arkasından kötü söz söylenmez
think twice before you speak once iki düşün, bir konuş
think twice before you speak once iki düşün, bir söyle
dying men speak true ölecek olan insan yalan söylemez
Colloquial
be able to speak knowledgeably or authoritatively about something v. söz sahibi olmak
so to speak deyim yerindeyse
speak of the devil! lafının üzerine geldi!
speak of the devil! iti an çomağı hazırla!
speak one's piece fikrini söylemek
speak one's piece düşüncesini söylemek
speak for itself gün gibi ortada
speak for itself her şey belli
speak for itself söze ne hacet
speak with me konuş benimle
speak for itself açıklama gereksiz
speak the truth doğru söyle
speak the truth doğruyu söyle
speak your mind aklından geçeni söyle
speak your mind ne düşünüyorsan söyle
speak for yourself kendi adına konuş
lost the ability to speak konuşma yetisini kaybetmiş
speak of the devil and in he walks iti an çomağı hazırla
speak of the devil iyi insan lafının üstüne gelirmiş
speak into the mike mikrofona konuşun
so to speak öyle de denebilir
speak for themselves söze ne hacet
speak of the devil (and in he walks) iyi insan lafı üzerine gelirmiş
speak of the devil (and in he walks) iti an çomağı hazırla
speak/talk of the devil iti an çomağı hazırla
speak/talk of the devil iyi insan lafı üzerine gelirmiş
something to speak of konuşacak bir şey
speak for itself yeterli kanıt olmak
Idioms
speak softly but carry a big stick aba altından değnek göstermek
speak volumes for açığa vurmak
speak softly and carry a big stick aba altından değnek göstermek
speak out of turn yerli yersiz konuşmak
speak of the devil iti an çomağı hazırla
speak by the book kitaptan konuşmak
speak by the book bir yetkiye dayanarak konuşmak
speak by the book kitaba göre konuşmak
speak volumes konuşmadan mimikleriyle belli etmek
speak volumes bakışlarıyla belli etmek
speak one's own mind düşündüğünü korkusuzca söylemek
speak with a plum in mouth böbürlene böbürlene konuşmak
speak one's own mind açık konuşmak
speak one's own mind dürüst konuşmak
speak one's own mind düşündüğü gibi konuşmak
speak out of both sides of your mouth adamına göre konuşmak
speak out of both sides of your mouth nabza göre şerbet vermek
see no evil, hear no evil, speak no evil görmedim, duymadım, bilmiyorum
see no evil, hear no evil, speak no evil haberi yokmuş gibi davranmak
see no evil, hear no evil, speak no evil üç maymunu oynamak
see no evil, hear no evil, speak no evil 3 maymunu oynamak
speak with forked tongue yalan konuşmak
speak with a forked tongue dürüst konuşmamak
speak with a forked tongue yalan konuşmak
speak with forked tongue dürüst konuşmamak
speak in riddles bilmece gibi konuşmak
speak in riddles anlaşılması güç şekilde konuşmak
double-speak yuvarlak konuşma
double-speak laf salatası
speak out of turn üstüne vazife olmayan bir yerde konuşmak
speak someone's language birinin dilinden/anlayacağı dilden (basit ve anlaşılır şekilde) konuşmak
not to speak of bir yana
speak from a soapbox kamuya açık bir yerde insanlara ulaşmak amacıyla görüşlerini açıklamak
speak with a single voice tek ağızdan konuşmak
speak with a single voice aynı fikirde olmak
speak with a single voice tek bir ağızdan konuşmak
speak with a single voice söz birliği etmek
speak one's piece söylemesi gerekeni söylemek
speak one's piece söyleyeceğini söylemek
speak out of both sides of your mouth ona öyle buna böyle konuşmak
speak with one voice aynı fikirde olmak
speak with one voice aynı şeyi söylemek
speak off-the-cuff doğaçlama konuşmak
speak off-the-cuff hazırlıksız konuşma yapmak
speak off-the-cuff hazırlıksız/hazırlık yapmadan konuşmak
speak volumes fazlasıyla belirtmek/belirgin kılmak
speak volumes çok şey söylemek
speak volumes ayan beyan ortaya koymak
speak down to someone karşısındakini aşağılarmış gibi konuşmak
speak/talk out of turn (konuşarak/söz olarak vb) haddini aşmak
speak/talk out of turn üstüne vazife olmayan bir yerde konuşmak
action speak louder than words lafla peynir gemisi yürümez
speak from heart içten konuşmak
have tendency to speak indiscreetly ağzı gevşek olmak
speak indiscreetly ağzı gevşek olmak
have tendency to speak indiscreetly boşboğaz olmak
speak indiscreetly boşboğaz olmak
speak your piece aklındakini söyle
Speaking
do you speak turkish? türkçe biliyor musun?
do you speak english? ingilizce konuşabilir misiniz? ingilizce konuşabilir misin?
don't speak konuşma
i can't speak english ingilizce konuşamıyorum
i don't speak english ingilizce bilmiyorum
can you speak only english sadece ingilizce mi konuşabiliyorsun
speak of the devil! biz de senden bahsediyorduk!
do you speak english ingilizce konuşabiliyor musun
do you speak english ingilizce biliyor musun
i don't speak turkish türkçe bilmiyorum
think before you speak konuşmadan önce düşün
what language do you speak hangi dili konuşuyorsun
what language do you speak sen neyce konuşuyorsun
I can't speak konuşamam
I can't speak konuşamıyorum
can you speak turkish? sen türkçe konuşabiliyor musun?
could I speak to someone? (telefonda) -ile görüşebilir miyim?
can I speak to someone? (telefonda) -ile görüşebilir miyim?
may I speak to someone? (telefonda) -ile görüşebilir miyim?
I speak little english ben çok az ingilizce konuşuyorum
does anyone speak english? ingilizce konuşabilen var mı?
I've heard you speak english seni ingilizce konuşurken duydum
do you speak english? ingilizce konuşabiliyor musun?
does anyone speak english? ingilizce bilen var mı?
does anyone speak french? fransızca bilen var mı?
it can speak for itself görünce anlaşılıyor zaten
don't speak too soon! hemen oldu gözüyle bakma!
don't speak too soon! dereyi görmeden paçayı sıvama!
don't speak too soon! hele bir dur bakalım!
as we speak tam şu anda (biz konuşurken)
even as we speak tam şu anda (biz konuşurken)
do you speak english? ingilizce biliyor musunuz?
i speak his language anladığı dilden konuşacağım
do you speak any other languages? başka yabancı dil biliyor musun?
did you speak to him? onunla konuştun mu?
did you speak to her? onunla konuştun mu?
i want to speak to someone in charge bir yetkiliyle görüşmek istiyorum
i'd like to speak to someone in charge bir yetkiliyle görüşmek istiyorum
can i speak to you a minute? bir dakika konuşabilir miyiz?
do you speak french? fransızca biliyor musun?
i need to speak to you seninle konuşmam lazım
i really need to speak to you seninle cidden konuşmamız gerek
i really need to speak to you seninle cidden konuşmam gerekiyor
if you speak to me like that again benimle bir daha böyle konuşursan
is there someone else i can speak to about this? bu konuyu konuşabileceğim başka biri var mı?
how many languages can you speak? kaç dil konuşabiliyorsunuz?
how many languages can you speak? kaç dil konuşabiliyorsun?
how many languages do you speak? kaç dil biliyorsun?
how many languages do you speak? kaç dil biliyorsunuz?
how many languages do you speak? kaç dil konuşuyorsunuz?
how many languages do you speak? kaç dil konuşuyorsun?
who do you wish to speak to? kiminle görüşmek istemiştiniz?
who do you want to speak to? kiminle görüşecektiniz?
who do you wish to speak to? kiminle görüşecektiniz?
who do you wish to speak to? kiminle görüşmek istersiniz?
who do you want to speak to? kiminle görüşmek istersiniz?
who do you want to speak to? kiminle görüşmek istemiştiniz?
could you please speak slowly? lütfen yavaş konuşabilir misiniz?
with whom do you wish to speak? kiminle görüşme istemiştiniz?
i don't speak english very well ingilizceyi çok iyi bilmiyorum
first think, then speak önce düşün, sonra konuş
i'll speak to you later sonra konuşuruz
i can't speak right now şu an konuşamam
what languages do you speak? hangi dilleri konuşuyorsun?
do you speak russian? rusça biliyor musun?
what language do they speak in brazil? brezilyalılar hangi dili konuşur?
what language do they speak in brazil? brezilya'da hangi dil konuşulur?
i don't speak english very well ingilizceyi çok iyi konuşamıyorum
speak/talk of the devil iti an çomağı hazırla
could you speak louder please? lütfen daha yüksek sesle konuşur musun?
could you speak louder please? lütfen daha yüksek sesle konuşur musunuz?
speak english in class derste ingilizce konuş
speak english in class derste ingilizce konuşun
i want to speak privately özel olarak konuşmak istiyorum
what language do they speak in brazil? brezilya'da hangi dil konuşuluyor?
what language do they speak in brazil? brezilya'da hangi dili konuşurlar?
you speak english very well sen çok güzel ingilizce konuşuyorsun
you speak english very well sen çok iyi ingilizce konuşuyorsun
raise your hand to speak konuşmak için parmağını kaldır
raise your hand to speak konuşmak için elini kaldır
who do you wish to speak to? kiminle konuşmak istemiştiniz?
speak english ingilizce konuş
I speak two languages i̇ki dil biliyorum
I speak 4 languages 4 dil biliyorum
Law
right to not speak susma hakkı
right to not speak konuşmama hakkı
Computer
speak on enter girişte konuş
speak cells hücreleri oku
speak text konuşma metni
speak cells hücreleri seslendir
we speak konuşulur
we speak sign konuşulur işareti
did you speak? konuştunuz mu?