anlatmak - Turco Inglés Diccionario

anlatmak

Significados de "anlatmak" en diccionario inglés turco : 56 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
anlatmak tell v.
They told us how the camps were being bombed and also described the horrors of the attacks in Jerusalem.
Bize kampların nasıl bombalandığını ve Kudüs'teki saldırıların dehşetini anlattılar.

More Sentences
anlatmak explain v.
And we have to explain this to our public and to that of the candidate countries.
Bunu hem kendi kamuoyumuza hem de aday ülkelere anlatmak zorundayız.

More Sentences
General
anlatmak report v.
Tom reported his accident in detail.
Tom kazasını ayrıntılı olarak anlattı.

More Sentences
anlatmak express v.
I cannot express in words what they have done for me.
Benim için yaptıklarını kelimelerle anlatamam.

More Sentences
anlatmak tell of v.
All these words tell of daily crises, the consequences, moreover, of discrimination.
Tüm bu sözler günlük krizleri, dahası ayrımcılığın sonuçlarını anlatıyor.

More Sentences
anlatmak recount v.
The first part of the book recounts this.
Kitabın ilk bölümü bunu anlatıyor.

More Sentences
anlatmak narrate v.
The series narrates his attempts to find employment.
Dizi onun iş bulma çabalarını anlatıyor.

More Sentences
anlatmak relate v.
Don't take this the wrong way, but what you have related doesn't matter.
Kusura bakmayın ama, anlattıklarınızın hiçbir önemi yok.

More Sentences
anlatmak share v.
She shared her feelings with a complete stranger.
Duygularını tamamen yabancı birine anlattı.

More Sentences
anlatmak represent v.
The only reason for the existence of a novel is that it does attempt to represent life.
Bir romanın yegane var oluş nedeni, hayatı anlatmaya çalışmasıdır.

More Sentences
anlatmak set v.
Let me try and set out what a framework directive would do.
Bir çerçeve yönergenin ne işe yarayacağını anlatmaya çalışayım.

More Sentences
anlatmak communicate v.
He communicated his plan to his wife.
Planını eşine anlattı.

More Sentences
anlatmak depict v.
The movie depicts the complicated love story between Jane and Thomas Langlois Lefroy.
Film, Jane ve Thomas Langlois Lefroy arasındaki karmaşık aşk hikayesini anlatıyor.

More Sentences
anlatmak describe v.
Mr Costa Neves has described these in detail.
Bay Costa Neves bunları ayrıntılı olarak anlatmıştır.

More Sentences
anlatmak illustrate v.
I would quote Amendment 61 to illustrate my point.
Ne demek istediğimi anlatmak için Değişiklik 61'den alıntı yapmak istiyorum.

More Sentences
anlatmak tell v.
They told us how the camps were being bombed and also described the horrors of the attacks in Jerusalem.
Bize kampların nasıl bombalandığını ve Kudüs'teki saldırıların dehşetini anlattılar.

More Sentences
anlatmak put across v.
Surely this has nothing to do with the ideas we are trying to put across.
Elbette bunun anlatmaya çalıştığımız fikirlerle hiçbir ilgisi yok.

More Sentences
anlatmak inform [obsolete] v.
Tom informed Mary why she had to do that.
Tom Mary'ye bunu neden yapması gerektiğini anlattı.

More Sentences
anlatmak preach v.
The professor was preaching the benefits of new research techniques.
Profesör yeni araştırma tekniklerinin faydalarını anlatıyordu.

More Sentences
Trade/Economic
anlatmak report v.
Tom reported his accident in detail.
Tom kazasını ayrıntılı olarak anlattı.

More Sentences
anlatmak tell v.
They told us how the camps were being bombed and also described the horrors of the attacks in Jerusalem.
Bize kampların nasıl bombalandığını ve Kudüs'teki saldırıların dehşetini anlattılar.

More Sentences
anlatmak relate v.
Don't take this the wrong way, but what you have related doesn't matter.
Kusura bakmayın ama, anlattıklarınızın hiçbir önemi yok.

More Sentences
General
anlatmak show v.
anlatmak commentate v.
anlatmak account for v.
anlatmak rede v.
anlatmak show forth v.
anlatmak explicate v.
anlatmak render v.
anlatmak put something across v.
anlatmak be enunciative of v.
anlatmak unload v.
anlatmak give voice to v.
anlatmak voice v.
anlatmak get across v.
anlatmak illuminate v.
anlatmak recite v.
anlatmak rehearse v.
anlatmak elucidate v.
anlatmak set up v.
anlatmak re-count v.
anlatmak present v.
anlatmak mean [obsolete] v.
anlatmak ming v.
anlatmak delineate v.
anlatmak denote [obsolete] v.
anlatmak dilucidate [obsolete] v.
anlatmak pitch v.
anlatmak outspeak [dialect] v.
anlatmak speak v.
Colloquial
anlatmak lay on v.
Idioms
anlatmak give one to understand v.
Trade/Economic
anlatmak state v.
Archaic
anlatmak number v.
anlatmak depeinct v.
anlatmak discourse v.

Significados de "anlatmak" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
ders anlatmak lecture v.
General
anlatmak istenilen şey point n.
hikayenin anlatmak istediği şey the point of the story n.
hikayeler anlatmak tell tales n.
aşk hikayesi anlatmak romance v.
başka sözcüklerle anlatmak paraphrase v.
yanlış anlatmak misrepresent v.
sözle anlatmak verbalize v.
hikaye anlatmak yarn v.
sözcük seçerek anlatmak phrase v.
masal anlatmak tell a tale v.
durumu anlatmak put in the picture v.
ana hatlarıyla anlatmak crayon v.
hakkında uzun uzadıya anlatmak descant on v.
yeniden anlatmak retell v.
açıkça anlatmak tell out v.
açık bir şekilde anlatmak clarify v.
tekrar anlatmak retail v.
üstü kapalı anlatmak intimate v.
fıkra anlatmak tell a joke v.
tekrar anlatmak retell v.
ders anlatmak (öğrenci) recite v.
heyecanla anlatmak rhapsodize v.
kendisinin ne demek istediğini anlatmak explain oneself v.
başka sözlerle anlatmak express in other terms v.
meramını anlatmak make oneself understood v.
hakkındaki anılarını anlatmak reminisce about v.
anılarını anlatmak reminisce v.
açıkça anlatmak speak clearly v.
derdini anlatmak make oneself understood v.
laf anlatmak persuade v.
meramını anlatmak put oneself across v.
ders anlatmak teach v.
ayrıntılarıyla anlatmak flesh v.
ayrıntılarıyla anlatmak retail v.
fıkra anlatmak tell jokes v.
tiyatrovari bir biçimde anlatmak dramatise v.
hikaye anlatmak tell a story v.
durumu anlatmak put someone in the picture v.
sözcüklerle anlatmak word v.
ayrıntılı anlatmak retail v.
daha ayrıntılı bir şekilde anlatmak enlarge upon v.
açıkça anlatmak explain clearly v.
yanlış bir şekilde anlatmak garble v.
başka biçimde anlatmak retell v.
ilkeleri anlatmak keynote v.
tekrar anlatmak go over v.
bir şeyi birine anlatmak get something through someone's head v.
bir şey anlatmak get through to v.
meramını anlatmak explain oneself v.
ezbere anlatmak recite v.
ayrıntılı anlatmak detail v.
ayrıntılarıyla anlatmak flesh out v.
ana hatlarını çizerek anlatmak outline of v.
ders anlatmak give a lecture v.
kendisinin niye öyle davrandığını anlatmak explain oneself v.
maksadını anlatmak express oneself v.
ders anlatmak give a lesson v.
söz anlatmak persuade v.
abartarak anlatmak overdraw v.
kısaca anlatmak hit off v.
hayranlığını abartılı bir şekilde anlatmak gush about v.
etkili bir şekilde anlatmak put across v.
güzel bir dille anlatmak clothe v.
zoraki anlatmak cough up v.
ne demek istediğini yeterince anlatmak make one's point v.
fikrini açıkça anlatmak make one's point v.
meramını anlatmak express oneself v.
meramını anlatmak express what one wants v.
duygularını anlatmak relate someone (about) one's feelings v.
duyguları anlatmak express the feelings v.
duygularını anlatmak tell someone (about) one's feelings v.
birşeyi sıradan bir insanın anlayacağı şekilde anlatmak put something in layman’s terms v.
(maç vb) anlatmak commentate v.
ayrıntılı olarak anlatmak detail v.
ikna edici bir şekilde anlatmak drive the point home v.
-i tekrar anlatmak go over v.
-e gidip anlatmak confront with v.
dolayısıyla anlatmak imply v.
dönüp dolaşıp aynı şeyi anlatmak harp on v.
birkaç sözcükle anlatmak compress v.
bir şeyi anlatmak commentate v.
güldürücü öykü anlatmak crack a joke v.
askerlik anılarını anlatmak talk about one’s army days v.
askerlik anılarını anlatmak talk about military memoirs v.
son gelişmeleri anlatmak bring up to date v.
yanlış anlatmak mistell v.
uzun uzadıya anlatmak spin something out v.
herşeyi anlatmak tell everything v.
sorunlarını anlatmak tell one’s problems v.
birbirlerine başlarından geçenleri anlatmak swap stories v.
olanları herkese anlatmak tell everyone what happened v.
bütün detayları anlatmak tell every detail v.
tüm detayları anlatmak tell every detail v.
birbirlerine hikayeler anlatmak swap stories v.
hayat hikayesini anlatmak tell her life story v.
hayat hikayesini anlatmak tell his life story v.
masal/hikaye anlatmak fabulate v.
her şeyi anlatmak tell everything v.
her şeyi anlatmak tell all v.
ders anlatmak deliver/give a lecture v.
tiyatrovari bir biçimde anlatmak dramatize v.
sözle anlatmak verbalise v.
heyecanla anlatmak rhapsodise v.
hikayesini anlatmak tell the story of v.
cümle veya kelimelerle anlatmak phrase v.
kelime seçerek anlatmak phrase v.
kendini anlatmak express oneself v.
kendini anlatmak tell about oneself v.
kısaca anlatmak indicate v.
(olayı) yeniden zihninde canlandırıp anlatmak reconstruct v.
yeniden anlatmak re-express v.
ayrıntılarıyla anlatmak rehearse v.
masal anlatmak tell v.
meramını anlatmak make one's self understood v.
derdini anlatmak make one's self understood v.
eski üslupla anlatmak archaise v.
eski üslupla anlatmak archaize v.
kısaca anlatmak encapsulate v.
detaylıca anlatmak enlarge v.
ayrıntılı bir şekilde anlatmak enlarge v.
fabl anlatmak fable v.
masal anlatmak blab v.
ezberden anlatmak word v.
örtmeceli anlatmak mince v.
çekinerek anlatmak hesitate v.
harita ile anlatmak depict v.
(yayın sırasında) olayı veya hareketleri izleyip aynı anda anlatmak describe v.
tıslayarak anlatmak hiss v.
gereksiz ayrıntılarla anlatmak overexplain v.
aşırı anlatmak overteach v.
derdini anlatmak complain v.
ayrıntılı şekilde anlatmak devise [obsolete] v.
detaylıca anlatmak circumstance [obsolete] v.
masal anlatmak clype v.
öykü üzerinden anlatmak parable v.
kıssa ile anlatmak parable v.
resmeder gibi anlatmak picture v.
dolaylı anlatmak inuendo v.
dolaylı anlatmak innuendo v.
abartarak anlatmak pitch v.
(bir diğerinden) daha fazla gece öyküsü anlatmak outnight v.
tamamen anlatmak outtell v.
her şeyi anlatmak outtell v.
(bir şeyi) olumlu şekilde anlatmak plump v.
(mesaj) getirip anlatmak bear v.
abarta abarta coşkuyla anlatmak spiel v.
duraklayarak anlatmak stammer (out) v.
abartarak anlatmak exaggerate v.
(söz olmadan hareketlerle) anlatmak mime v.