bu - Turco Inglés Diccionario

bu

Significados de "bu" en diccionario turco inglés : 4 resultado(s)

Inglés Turco
Trade/Economic
bu n. eski bir dikdörtgen japon madeni parası
bu n. eski bir dikdörtgen japon madeni parasına karşılık geren değer birimi
Technical
bu n. bir japon ölçü birimi
bu n. japon ölçü birimi tsubo

Significados de "bu" en diccionario inglés turco : 12 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
bu this pron.
Let's go this way.
Bu taraftan gidelim.

More Sentences
General
bu present adj.
The present section examines progress made.
Bu bölümde, kaydedilen ilerleme incelenmektedir.

More Sentences
bu this adj.
We need to use this time wisely.
Bu zamanı akıllıca kullanmamız gerekiyor.

More Sentences
bu here adj.
Over here!
Bu tarafa!

More Sentences
bu these adj.
Amongst these measures we propose a European Year for combating violence against women and children.
Bu tedbirler arasında kadın ve çocuklara yönelik şiddetle mücadele için bir Avrupa Yılı öneriyoruz.

More Sentences
bu this adv.
He has never been this late before.
Daha önce hiç bu kadar geç kalmamıştı.

More Sentences
bu this one pron.
Parliament decided on this one and a half years ago, but until today the Council has had nothing to say on the subject.
Parlamento bu konuda bir buçuk yıl önce karar aldı ancak bugüne kadar Konsey'in bu konuda söyleyecek hiçbir şeyi yoktu.

More Sentences
bu one pron.
That one looks much more practical.
Bu, çok daha kullanışlı görünüyor.

More Sentences
bu thilk [obsolete] adj.
bu thik [dialect] pron.
bu thilk [obsolete] pron.
Colloquial
bu this here expr.

Significados de "bu" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
bu arada by the way adv.
bu yüzden for this reason adv.
bu sefer this time adv.
bu defa this time adv.
bu sebeple therefore adv.
bu sebepten for this reason adv.
bu nedenle therefore adv.
bu yüzden therefore adv.
bu nedenle for this reason adv.
bu yüzden so adv.
bu günlerde nowadays adv.
bu sebepten dolayı for this reason adv.
bu sebepten therefore adv.
bu kez this time adv.
General
bir tür üzüm ve bu üzümden yapılan kırmızı şarap zinfandel n.
bu ağaçtan alınan kereste kauri n.
bilimsel olarak özel öneme sahip görülen ve bu nedenli girişin kısıtlandığı alan site of special scientific interest n.
iki nokta arasında bu amaçla özel olarak kurulmuş olan bir şirket tarafından yapılan taşıma işi carriage n.
bir çeşit sağlam ve esnek kereste ve bu kerestenin elde edildiği ağacın adı lancewood n.
ilmin bu dalı this branch of knowledge n.
insanların seçim yapma ve bu seçimleri yaşam içerisinde uygulama kapasitesi human agency n.
bu gibiler people such as these n.
bu büyüklükte katlanmış kitap eightvo n.
artık bu kadarı fazla the last straw n.
bu akşam this evening n.
dini görüşlerin güçlenmesi amacıyla toplantı yapan veya bu tür toplantılara katılan kimse revivalist n.
bu vakada in that case n.
içine bu tür biber katılmış çok yumuşak bir peynir pimento cheese n.
etin bu şekilde kızartıldığı açıkhava toplantısı barbecue n.
bu bitkiden çıkarılan içki ve narkoz kava n.
bu alaşımdan yapılan kap pewter n.
boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar strait n.
hem avrupalı hem de siyahi kökenden gelen kimse veya bu kimselerin konuştuğu dil creole n.
bu sıralar nowadays n.
bu hamur işiyle yapılan meyveli ve tatlı bir yiyecek shortcake n.
kaşe (alet veya bu aletle basılan işaret) stamp n.
bu ağırlıktaki çin gümüş parası tael n.
bu alaşım ile maden levhalar üzerinde süslemeler yapma sanatı niello n.
bu haber this news n.
bu da cabası cherry on top n.
bu da mukafatı cherry on top n.
bu miktar this quantity n.
tüm bu olanlar all the happenings n.
tabiattaki modelleri inceleyip bu tasarımları taklit ederek veya bunlardan ilham alarak insanların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan bilim dalı biomimicry n.
bir adın anlamını sınırlayan ve bu adı tanımlayan sözcük determiner n.
o zamandan bu zamana çok şey değişti a lot of water has flowed beneath the bridge n.
tüm bu gelişmeler all these developments n.
bu ülke vatandaşı citizen of this country n.
bu yaz this summer n.
bu konuşmanın konusu the subject of this talk n.
bu dönem this period n.
(bu) şehirlerin hikayesi a tale of the cities n.
(bu) kentlerin öyküsü a tale of the cities n.
(aynı gece içinde) o bar senin bu bar benim gezme bar tour n.
(aynı gece içinde) o bar senin bu bar benim gezme bar-hopping n.
(aynı gece içinde) o bar senin bu bar benim gezme bar crawl n.
(aynı gece içinde) o bar senin bu bar benim gezme pub crawl n.
bu belgeler/dokümanlar these documents n.
bu hafta vizyona girecek filmler movies opening this week n.
bu bölümün amacı purpose of this section n.
bu soruları cevaplayın answer these questions n.
bu hafta vizyona giren filmler movies released this week n.
bu hafta vizyona giren filmler films out this week n.
bu mektubu yazmamın amacı the reason why i'm writing this letter is n.
bu mektubu yazmaktaki amacım the reason why i'm writing this letter is n.
bu ürün this product n.
bu kitaplardan bazıları some of these books n.
bu satırların yazarı author of these lines n.
bu satırların yazarı the writer of these lines n.
bu ürün soya lesitini içerir this product contains soya lecithin n.
(bu konudaki) büyüklerden/büyük oyunculardan biri major n.
bu hastalıklar these diseases n.
bu insanlardan biri one of these people n.
bu husus this matter n.
bu çalışma present study n.
bu olaydan çıkarılacak ders take home message n.
bu bölümde in this section n.
görevi siyasi doktrinin uygulanmasını sağlamak olan ve bu amaçla doktrinden ayrılanları belirleyip ilgili makamlara bildiren görevli commissar n.
bir dersin sonunda öğrendiğin ve seninle birlikte bu ders devam etmese bile gelecek şeyler take-home lessons n.
yayınevi için orijinal çalışmalara erişimde, bu çalışmaların incelenmesinden ve değerlendirilmesinden basıma kadar süreçten sorumlu görevli acquisitions editor n.
bu tür bir grup tarafından yapılan gürültü racquette n.
ortaçağa ait kale veya hisar duvarının dışı veya bu duvarla çevrelenen boş alan bailey n.
ortaçağa ait kale veya hisar duvarının dışı veya bu duvarla çevrelenen boş alan ballium n.
şimdilik bu kadar (kısaltma) that's all for now (tafn) n.
meksika'nın yerli bir halkı ve bu halkın dili tarahumara n.
bu sistemle gönderilen mektup airgraph n.
bu oda these four walls n.
bu dünya this world n.
bu dünyanın işlerine dalma this-worldliness n.
bu yüzden olma thusness n.
bu gezegenin sakinleri earth n.
güney büyük ovalar'da yaşayıp kiowa kabilesinin önemli bir kısmını oluşturan ve bu kabileden farklı olarak bir atabask dili konuşan amerikan yerlilerine mensup kimse kiowa apache n.
sulawesi adası'nın güneybatısında yer alan makassar liman kentinde ve bu kentin çevresinde yaşayan endonezyalı bir halka mensup kimse makassarese n.
batı guatemala'da ve meksika'nın bu bölgeye bitişik kısımlarında yaşayan amerikan yerlilerine mensup kimse mam n.
afrika ve güney asya ile bu kültürlerin etkisi altındaki bölgelerde yaygın oynanan mangala türevi çeşitli oyunlara verilen ad wari n.
entelektüel veya kültürlü çevrelerde yüksek statüye sahip veya bu çevrelerde nüfuz sahibi olan, seçkin bir gruba mensup kimse mandarin n.
işitme engellilerin eğitiminde el işaretleri yöntemini kullanan veya bu yöntemin savunucusu kimse manualist n.
ayrı ve kişisel bir bireyselliğe sahip olan veya bu bireyselliğin farkında olan kimse me n.
hareket ve tepki gibi doğa olaylarında görülen veya bu olayların oluşmasından sorumlu temel fiziksel veya kimyasal süreçler mechanism n.
mikroskopları ve bu cihazların tasarımları ile üretimlerini inceleyen bilim microscopy n.
bu zaman here n.
bu yaşam here n.
bu hayat here n.
bu dünya here n.
1793'den bu yana stoke-on-trent' de üretilen yüksek kalite bir porselen minton n.
bu zaman hir n.
bu durum hir n.
bu yer hir n.
(insanları tazminat davası açmaları konusunda teşvik edip bu talepleri avukata yönlendiren) komisyoncu claims farmer n.
bu figürü takan kimse hobby-horse n.
bir şeyin ters gitme ihtimali varsa, bu ihtimalin gerçekleşeceğini ifade eden esprili bir önerme murphys law n.
harekat emniyetiyle ilgili bilgiler içeren dostça hareketlerin düşman tarafından değerlendirilip bu bilgilerin gelecek hamlelerde etkin biçimde kullanılması operations security vulnerability n.
bir tartışma sırasında ortaya birçok argüman atıp, karşı tarafı bu argümanlara cevap vermeye zorlayarak tartışmadan galip ayrılma yöntemi gish gallop n.
o bar senin bu bar benim dolaşmak clubbing n.
o bar bu bar gezinme crawl [uk] n.
saklanan biriyle başlayıp saklananı bulanların da bu kişiyle beraber saklandığı bir oyun sardine n.
saçma ve saygınlığı olmayan bir teoriye inanan veya bu teoriyi savunan kimse flat-earther n.
plymouth kolonisi'nin kurucularının bu yerleşime gelişinin yıl dönümü forefathers' day n.
dinin dogmatik inançtan ziyade insan ahlakına dayandığı ve bu nedenle geliştirilebilir olduğu düşüncesi perfectibility n.
(eski ingiliz derebeylik hukukunda) denizden gelen düşmanlara karşı koruma veya bu düşmanları gözetleme hizmeti seaward n.
bu dünyadan olmayan güzellik ethereal beauty n.
bu çağrıyı yapmak rally v.
yatakta bir o yana bir bu yana dönmek toss and turn v.
bir o yana bir bu yana dönmek toss and turn v.
bu dünyadan göçmek depart this life v.
bu kategoriye girmek fall into this category v.
kanıt için bu cesedi incelemek examine the body for evidence v.
tüm bu çılgınlığa bir son vermek put an end to all the madness v.
o bar senin bu bar benim dolaşmak crawl v.
o bar senin bu bar benim gezmek bar hop v.
bir o yana bir bu yana dönmek euripize v.
bir o yana bir bu yana gitmek weave v.
o bar senin bu bar benim dolaşmak club v.
o bar senin bu bar benim dolaşmak pub-crawl v.
bir o yana bir bu yana gitmek squib v.
tam bu anda this very moment adj.
bu taraftaki hither adj.
bu dünya ile ilgili olmayan unworldly adj.
ataları çok eski çağlardan bu yana belirli bir yerde yaşamış olan aboriginal adj.
bu defaya mahsus for this time only adj.
bu gibi such adj.
bu tip this kind of adj.
bu tür such adj.
bu tarafa en yakın hithermost adj.
bu seferlik for this one time only adj.
bu denli such a adj.
bu konuyla alakalı regarding this issue adj.
bu konuyla alakalı concerning this issue adj.
bu konu ile alakalı regarding this issue adj.
bu konuyla ilgili regarding this issue adj.