duygu - Turco Inglés Diccionario

duygu

Significados de "duygu" en diccionario inglés turco : 17 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
duygu feeling n.
There is no point in carrying a feeling of anger.
Öfke duygusu taşımanın bir anlamı yok.

More Sentences
duygu emotion n.
I have some mixed emotions about her comment on her site.
Sitesiyle ilgili yorumları konusunda duygularım karışık.

More Sentences
General
duygu sentiment n.
He showed no display of sentiment to the news.
Haberlere karşı hiçbir duygu belirtisi göstermedi.

More Sentences
duygu sensation n.
He did not know whether others had a similar sensation.
Başkalarının da benzer bir duyguya sahip olup olmadığını bilmiyordu.

More Sentences
duygu feel n.
I am sure the whole of Parliament feels the same sentiments.
Eminim ki tüm Parlamento da aynı duyguları paylaşıyordur.

More Sentences
duygu affection n.
Don't toy with her affections.
Onun duyguları ile oyun oynama.

More Sentences
Medical
duygu sense n.
She felt a deep sense of gratitude towards the stranger.
Yabancıya karşı derin bir minnet duygusu hissetti.

More Sentences
General
duygu chord n.
duygu wit n.
duygu sensus n.
duygu communion n.
duygu affect n.
duygu aesthesis n.
duygu cheer n.
duygu inapathy n.
duygu passion n.
Psychology
duygu affect n.

Significados de "duygu" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
(birine bir duygu) beslemek bear v.
General
duygu ortaklığı communion n.
üzücü duygu painful sensation n.
duygu sömürüsü emotional exploitation n.
yazı veya eylemde sezilen duygu undertone n.
güçlü duygu passion n.
duygu bastırma (bilinçli olarak) suppression n.
kontrolsüz duygu affect n.
duygu sezgisi empathy n.
duygu boşalması affect n.
içgüdüsel duygu gut feeling n.
duygu yapısı structure of feeling n.
duygu sömürüsü emotional blackmail n.
rahatsız eden duygu shadow n.
aşırı duygu sergileme emoting n.
duygu kaynaklı tutumlar affectively based attitudes n.
çocuklarda duyular ve duygu senses and sensation in children n.
aşırı duygu sergileyen emoter n.
gizli duygu undertone n.
gerçek duygu soul n.
duygu yoğunluğu fever n.
duyular ve duygu senses and sensation n.
gösterme (bir duygu veya niteliği) exhibition n.
duygu sömürüsü emotional abuse n.
duygu paylaşımı fellowship n.
duygu ile muamele etme davranışı sentimentalisation n.
(duygu) sertlik virulence n.
güçlü duygu heartstring n.
güçlü duygu emotion n.
şiddetli duygu emotion n.
duygu seli a flood of emotions n.
duygu seli rush of emotions n.
duygu patlaması burst of emotion n.
duygu ikilemi ambivalence n.
duygu çelişmesi ambivalence n.
duygu tezatlığı ambivalence n.
duygu uyarma titillation n.
duygu kargaşası tumult of emotions n.
duygu karmaşası ambivalence n.
duygu patlaması/yoğunlaşması groundswell n.
duygu ile muamele etme davranışı sentimentalization n.
duygu odaklı/yüklü dil/konuşma emotive language n.
duygu odaklı/yüklü dil/konuşma high-inference language n.
duygu odaklı/yüklü dil/konuşma loaded language n.
duygu modeli emotion pattern n.
yoğun duygu strong emotion n.
güçlü duygu strong emotion n.
duygu yüklü sözler emotionally charged words n.
yere has duygu sense of place n.
mantıktan ziyade duygu üzerine söylemlerle destek kazanmaya çalışan siyasi lider demagogue n.
milli duygu national sentiment n.
bir zamanlar aşık olunan ama artık olunmayan birini görünce oluşan tuhaf duygu razbliuto [russian] n.
içten duygu regard n.
(duygu, düşünce) açığa vurma release n.
doğal duygu ve davranışlar naturalness [obsolete] n.
dostça duygu neighborhood n.
dostça duygu neighbourhood n.
duygu seli tide n.
geçici duygu touch n.
duygu kasırgası ardour n.
duygu kasırgası ardor n.
(görünen duygu veya anlamın altındaki) duygu undercurrent n.
(görünen duygu veya anlamın altındaki) düşünce undercurrent n.
yazı veya eylemde sezilen duygu undernote n.
gizli duygu undernote n.
iyi duygu eupathy n.
yoğun duygu extacy n.
aşırı duygu extacy n.
duygu bulanıklığı vague n.
başka kimselerin deneyimlerine hayali katılım ile duygu hissetme vicariousness n.
duygu yoğunluğu voltage n.
duygu ikilemi bipolarity n.
yoğun duygu white heat n.
aşırı dramatik duygu veya davranış melodrama n.
avuç içinde akıl çizgisine paralel olarak uzanan ve kişinin duygu dünyasını ifade ettiğine inanılan çizgi mensal line n.
avuç içinde akıl çizgisine paralel olarak uzanan ve kişinin duygu dünyasını ifade ettiğine inanılan çizgi line of heart n.
acı veren duygu bruise n.
yanlış duygu mispassion [obsolete] n.
hakim olan duygu mood music n.
anneden miras kalan şefkat gibi duygu mother n.
anneye özgü şefkat gibi duygu mother n.
duygu yoğunluğu glow n.
duygu odağı object n.
duygu patlaması gust n.
duygu hissetmeme impersonality n.
duygu ortaklığı commune n.
duygu paylaşımı communion n.
ahlaki veya manevi bir mükafattan kaynaklanan duygu compensation n.
yüksek düzeyde duygu, yoğunluk veya parlaklık incandescence n.
duygu aktarımı infection n.
tekinsiz vadi, robotik bir nesnenin insan benzeri görünümü ile hissettirdiği duygu uncanny valley n.
duygu ortaklığı commerce n.
hareket sergilenemeyen duygu nöbeti palsy n.
hızla yayılan etki, öğreti veya duygu contagion n.
hissedilen duygu cup n.
duygu patlaması fervor n.
duygu patlaması fervour n.
duygu yoğunluğu saturnalia n.
kafa karıştıran tatsız duygu discombobulation n.
duygu patlaması fever n.
duygu patlaması outflush n.
şiddetli duygu değişimlerinin yaşandığı durum rollercoaster n.
içe dönük olarak kendi duygu ve düşüncelerini değerlendirme self-examination n.
duygu ve düşünceleri paylaşma sharing n.
bastırılmış duygu seli sluice n.
duygu sömürüsü amacı taşıyan hikaye sob story n.
duygu patlaması spurt n.
duygu fırtınası spurt n.
birden etkisi altına alan yoğun duygu stab n.
ani gelişen yoğun duygu stab n.
aniden saran duygu stab n.
ani duygu seli surprize n.
aniden beliren duygu surprise n.
ani duygu seli surprise [obsolete] n.
bir kimseyi aniden ele geçiren duygu surprize n.
aniden beliren duygu surprize n.
bir kimseyi aniden ele geçiren duygu surprise n.
duygu ve düşüncelerde ortaklaşan kimse sympathizer n.
duygu ve düşüncelerde ortaklaşan kimse sympathiser n.
duygu ve düşüncelerde ortaklaşan kimse sympathist n.
(duygu) yükselme tug n.
yoğun duygu resentment n.
güçlü duygu passionateness n.
duygu patlamasına meyil spasmodism n.
yoğun duygu passionateness n.
kontrolsüz duygu ifadesi passion n.
duygu nöbeti passion n.
(kişisel duygu ifadesinde kullanılan) metaforik jargon psychobabble n.
kafa karıştıran duygu fume n.
yiyip bitirmek (bir duygu) devour v.
uyandırmak (duygu) recall v.
ile dolmak (gözyaşı/bir duygu) well in v.
pekişmek (bir duygu) stiffen v.
bir duygu veya niteliği göstermek exhibit v.
ile dolmak (gözyaşı/bir duygu) well within v.
ile dolmak (gözyaşı/bir duygu) well up v.
duygu vermek give a feeling to v.
duygu uyandırmak excite a feeling in someone v.
duygu uyandırmak awaken a feeling in someone v.
duygu uyandırmak arouse a feeling in someone v.
duygu katmak add feeling v.
beslenmek (duygu) fuel v.
(duygu, heyecan) uyandırmak chafe [obsolete] v.
(duygu, düşünce) açığa vurmak release v.
(duygu, tepki) koy vermek let fly v.
duygu uyandırmak unbenumb v.
duygu uyandırmak enmove [obsolete] v.
duygu uyandırmak emmove v.
(duygu, fikir) açığa vurmak unpen v.
(duygu, fikir) belli etmek unpen v.