earn - Turco Inglés Diccionario

earn

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

earn — Definition

Significado:
kazanmak, hak etmek
Pronunciación (IPA):
(AmE /ɜːrn/ – BrE /ɜːn/)
Categoría gramatical:
Fiil: earn (earns – earned – earning)
Sinónimo:
obtain
Antónimos:
forfeit

Significados de "earn" en diccionario turco inglés : 22 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
earn v. para kazanmak
It means that we prevent them from earning enough to afford to meet our standards.
Bu, onların bizim standartlarımızı karşılayacak kadar para kazanmalarını engellediğimiz anlamına geliyor.

More Sentences
earn v. kazanmak
In other words, in their jargon, they want 'blockbusters' which earn more than one billion dollars per year.
Başka bir deyişle, kendi jargonlarında, yılda bir milyar dolardan fazla kazanan 'gişe rekortmenleri' istiyorlar.

More Sentences
General
earn v. kazanmak
In other words, in their jargon, they want 'blockbusters' which earn more than one billion dollars per year.
Başka bir deyişle, kendi jargonlarında, yılda bir milyar dolardan fazla kazanan 'gişe rekortmenleri' istiyorlar.

More Sentences
earn v. kazandırmak
This will definitely earn you minus points.
Bu kesinlikle size eksi puan kazandıracaktır.

More Sentences
earn v. hak etmek
If you prove that you can earn it, you will have our support.
Eğer bunu hak edebileceğinizi kanıtlarsanız, desteğimizi alırsınız.

More Sentences
earn v. para kazandırmak
May these new products earn you masses and masses of money.
Bu yeni ürünler size yığınla para kazandırsın.

More Sentences
earn v. para kazanmak
It means that we prevent them from earning enough to afford to meet our standards.
Bu, onların bizim standartlarımızı karşılayacak kadar para kazanmalarını engellediğimiz anlamına geliyor.

More Sentences
Abbreviation
earn n. gelir
These programs give young workers the opportunity to learn a trade or profession and earn a modest income.
Bu programlar genç işçilere bir zanaat veya meslek öğrenme ve mütevazı bir gelir elde etme olanağı vermektedir.

More Sentences
General
earn v. edinmek
earn v. eline geçmek
earn v. doğrultmak
earn v. kazanç elde etmek
earn v. ihraz etmek
earn v. ihraz eylemek
Trade/Economic
earn v. (para) kazanmak
Sport
earn v. yenecek şekilde oynamak
earn v. sayı yapacak şekilde oynamak
Baseball
earn v. rakibin yardımı veya hatası olmaksızın sayı yapmak
Abbreviation
earn n. kazanç
earn n. ücret
earn n. maaş
Ottoman Turkish
earn v. iktisap etmek

Significados de "earn" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
struggle to earn a living n. geçim derdi
earn one's trust v. güvenini kazanmak
earn reputation v. ün kazanmak
earn respect v. saygı kazanmak
earn a scholarship v. burs kazanmak
earn a living v. geçinmek
earn one's living v. hayatını kazanmak
earn one's respect v. saygısını kazanmak
earn easily v. kolay kazanmak
earn money v. para yapmak
earn reputation v. ünlenmek
earn one's bread v. ekmeğini kazanmak
earn one's daily bread v. rızkını çıkarmak
earn money v. para kazanmak
earn one's bread v. eli ekmek tutmak
earn one's bread v. ekmeğini çıkarmak
earn a living v. hayatını kazanmak
earn success v. başarı kazanmak
earn a lot v. çok kazanmak
earn one's keep v. ekmek parasını kazanmak
earn one's keep v. geçimini sağlamak
earn advertisement revenue v. reklam geliri elde etmek
earn a fortune v. bir servet elde etmek
earn a lot of money v. çok para kazanmak
earn a fortune v. çok para kazanmak
earn trust v. güven kazanmak
not earn profit v. kar etmemek
earn reward v. ödül almak
earn income v. kazanç elde etmek
earn profit v. kar elde etmek
earn one's keep v. geçim sağlamak
earn one's keep v. geçimini temin etmek
earn sympathy v. sempati toplamak
earn sympathy v. sempati kazanmak
earn a reputation v. itibar kazanmak
earn one’s living by fishery v. balıkçılık yapmak
earn some amount of money v. eline para geçmek
earn respect v. saygınlık kazanmak
earn reputation v. saygınlık kazanmak
earn esteem v. saygınlık kazanmak
earn income v. gelir elde etmek
earn money from internet v. internetten para kazanmak
earn money from the internet v. internetten para kazanmak
earn money from v. -den para kazanmak
make more money in a week than you earn in a year v. birinin bir yılda kazandığından fazlasını bir haftada kazanmak
earn a profit v. kar etmek
earn their trust v. güvenlerini kazanmak
earn a livelihood v. geçimini sağlamak
earn an extra revenue v. ek gelir elde etmek
earn a side income v. ek gelir elde etmek
earn a side income v. ek gelir kazanmak
earn an extra revenue v. ek gelir kazanmak
earn one's own money v. kendi parasını kazanmak
re-earn v. yeniden kazanmak
re-earn v. yeniden para kazanmak
re-earn v. yeniden edinmek
re-earn v. yeniden eline geçmek
re-earn v. yeniden hak etmek
earn [obsolete] v. hüzünlenmek
earn [obsolete] v. acı çekmek
earn [obsolete] v. hislenmek
earn [obsolete] v. hasret çekmek
earn [obsolete] v. yanıp tutuşmak
earn [obsolete] v. içlenmek
Colloquial
earn-out n. satın alınan bir işletmenin parasını (tamamen veya bir kısım) çıkarması/amorti etmesi
earn a bomb v. çok büyük para kazanmak
earn out v. satın alınan bir işletmenin parasını (tamamen veya bir kısım) çıkarmak/amorti etmek
earn out v. getirdiği kar kendine ödenen parayı geçmek
earn out v. (yazar) kitap satışları kendine önceden ödenen parayı geçtiğinde para kazanmak
Idioms
earn one's own keep v. ekmeğini eline almak
earn a living for the family v. evine ekmek götürmek
earn a living for the family v. eve ekmek götürmek
earn a living for the family v. evi geçindirmek
earn a living for the family v. evini geçindirmek
earn big bucks v. dünyanın parasını kazanmak
earn big bucks v. çok para kazanmak
earn brownie points v. takdir/beğeni toplamak
earn one's spurs v. (kendini) ispat etmek
earn one's spurs v. kendini ispatlamak
get along on what one earn v. kazandığıyla geçinmek/idare etmek
earn one's own living v. kendi hayatını kazanmak
earn one's own bread and butter v. kendi hayatını kazanmak
earn one's own bread and butter v. kendi ekmeğini kazanmak
earn one's own bread v. kendi ekmeğini kazanmak
earn one's own bread v. kendi hayatını kazanmak
earn one's own living v. kendi ekmeğini kazanmak
earn your stripes v. (bir konuda yeterli olduğunu) göstermek/ispat etmek/kanıtlamak
earn a crust v. kıt kanaat geçinmek
earn a crust v. karnını doyuracak kadar kazanmak
earn one's stripes v. rütbece yükselmek
earn one's stripes v. kendini ispat etmek
earn one's stripes v. rütbe almak
earn one's stripes v. kendini göstermek
earn one's stripes v. (bir üst rütbeye) terfi etmek
earn an honest buck v. bileğinin gücüyle/bileğinin hakkıyla para kazanmak
earn an honest buck v. dürüstçe/namusuyla para kazanmak
earn an honest buck v. alın teriyle/alın teri dökerek para kazanmak
earn an honest buck v. alın teriyle/alın teri dökerek çalışıp geçinmek
earn an honest buck v. dürüstçe/namusuyla ekmeğini kazanmak
earn your corn [uk] v. yerini hak etmek
earn your corn [uk] v. iyi iş çıkarmak
earn your corn [uk] v. arpasını hak etmek
earn (one's) corn [uk] v. (birinin) yaptığı iyi/başarılı bir iş nedeniyle kendisine harcanan parayı hak etmek
earn (one's) corn [uk] v. iyi iş çıkarmak
earn your corn [uk] v. ücretini/kazancını hak etmek
earn (one's) corn [uk] v. yerini hak etmek
earn (one's) corn [uk] v. ücretini/kazancını hak etmek
earn your corn [uk] v. parasını hak etmek
earn your corn [uk] v. (birinin) yaptığı iyi/başarılı bir iş nedeniyle kendisine harcanan parayı hak etmek
earn (one's) corn [uk] v. (kendisine güvenenleri) boşa çıkarmamak
earn (one's) corn [uk] v. arpasını hak etmek
earn (one's) corn [uk] v. parasını hak etmek
earn your corn [uk] v. (kendisine güvenenleri) boşa çıkarmamak
earn top dollar v. çok para kazanmak
earn top dollar v. bir servet kazanmak
earn top dollar v. dünya kadar kazanmak
earn a mint v. başarısıyla büyük miktarda para kazanmak
earn (one's) crust v. bir şekilde hayatını kazanmak
earn a mint v. çok para yapmak
earn your corn v. verilen paranın karşılığını/hakkını vermek
earn (one's) wings v. hak ettiğini göstermek
earn (one's) corn v. verilen paranın karşılığını/hakkını vermek
earn your corn v. verilen parayı hak etmek
earn (one's) corn v. verilen parayı hak etmek
earn a mint v. çok para kazanmak
earn (one's) wings v. kendini/yeteneğini ispatlamak
earn a packet v. çok para yapmak
earn a packet v. çok para kazanmak
earn (one's) crust v. ekmeğini taştan çıkarmak
earn a packet v. başarısıyla büyük miktarda para kazanmak
earn your corn v. kazandığı paranın her kuruşunu hak etmek
earn the ire (of someone) v. tepkisini çekmek
earn (or turn) an honest penny v. alın teriyle kazanmak
earn an honest buck v. meşru/yasal yollardan kazanç elde etmek
earn an honest penny v. dürüstçe/namusuyla ekmeğini kazanmak
earn an honest penny v. alın teriyle/alın teri dökerek para kazanmak
earn an honest penny v. adil kazanç sağlamak
earn (or turn) an honest penny v. helal para kazanmak/kazanç sağlamak
earn an honest penny v. meşru/yasal yollardan kazanç elde etmek
earn an honest buck v. helal para kazanmak/kazanç sağlamak
earn an honest penny v. alın teriyle/alın teri dökerek kazanç sağlamak
earn an honest penny v. bileğinin gücüyle/hakkıyla para kazanmak
earn (or turn) an honest penny v. dürüstçe/namusuyla para kazanmak
earn (or turn) an honest penny v. alın teriyle/alın teri dökerek kazanç sağlamak
earn an honest penny v. helal para kazanmak/kazanç sağlamak
earn (or turn) an honest penny v. adil kazanç sağlamak
earn (or turn) an honest penny v. bileğinin gücüyle/hakkıyla para kazanmak
earn an honest penny v. alın teriyle kazanmak
earn (or turn) an honest penny v. alın teriyle/alın teri dökerek para kazanmak
earn an honest penny v. dürüstçe/namusuyla para kazanmak