ekonomik - Turco Inglés Diccionario

ekonomik

Significados de "ekonomik" en diccionario inglés turco : 10 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
ekonomik economical adj.
This increase in miles negates the profit gained from using an economical and clean engine.
Kilometrelerdeki bu artış, ekonomik ve temiz bir motor kullanımından elde edilen kârı ortadan kaldırmaktadır.

More Sentences
ekonomik economic adj.
The new economic strategies comprised aiding businesses with their tax problems.
Yeni ekonomik stratejiler şirketlerin vergi problemlerine yardım etmeyi içeriyordu.

More Sentences
General
ekonomik affordable adj.
High new technical and organisational standards need to be practical, and by that I also mean affordable.
Yeni yüksek teknik ve kurumsal standartların pratik ve aynı zamanda ekonomik olması gerekmektedir.

More Sentences
Trade/Economic
ekonomik economical adj.
This increase in miles negates the profit gained from using an economical and clean engine.
Kilometrelerdeki bu artış, ekonomik ve temiz bir motor kullanımından elde edilen kârı ortadan kaldırmaktadır.

More Sentences
ekonomik economic adj.
The new economic strategies comprised aiding businesses with their tax problems.
Yeni ekonomik stratejiler şirketlerin vergi problemlerine yardım etmeyi içeriyordu.

More Sentences
Automotive
ekonomik economical adj.
This increase in miles negates the profit gained from using an economical and clean engine.
Kilometrelerdeki bu artış, ekonomik ve temiz bir motor kullanımından elde edilen kârı ortadan kaldırmaktadır.

More Sentences
General
ekonomik non-egalitarian adj.
ekonomik huswifely adj.
ekonomik cost-effective adj.
Trade/Economic
ekonomik economy adj.

Significados de "ekonomik" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
ekonomik gelişme economic progress n.
uluslararası ekonomik bütünleşme international economic integration n.
ekonomik büyüme economic growth n.
ekonomik etkinlik economic efficiency n.
ekonomik bunalım economic crisis n.
avrupa ekonomik topluluğu kuruluş anlaşması treaty establishing the european economic community n.
ekonomik durum economic conditions n.
ekonomik dönem economic cycle n.
ekonomik işbirliği ve kalkınma teşkilatı organization for economic, cooperation and development n.
ekonomik baskı economic pressure n.
avrupa ekonomik topluluğu common market n.
avrupa ekonomik yardımı european economic assistance n.
ekonomik davranışlar economical behaviours n.
ekonomik ve toplumsal katma değer added value n.
ekonomik ambargo economic embargo n.
ekonomik kar economic profit n.
eşit ekonomik fırsatlara yönelik programlar affirmative action programs n.
ekonomik faaliyet economic activity n.
ekonomik yaptırımlar economic sanctions n.
ekonomik egemenlik economic hegemony n.
ekonomik etkinlik economic effectiveness n.
avrupa ekonomik topluluğu ülkeleri european economic community countries n.
ekonomik kalkınma projeleri economic development projects n.
ekonomik işbirliği economic cooperation n.
ekonomik mevki economy class n.
ekonomik analiz economic analysis n.
ekonomik modeller economic models n.
ekonomik kalkınma economic development n.
ekonomik ve parasal birlik economic and monetary union n.
ekonomik tahmin economic forecasting n.
ekonomik ve sosyal konsey economic and social council n.
ekonomik dalgalanmalar economic fluctuations n.
ekonomik durum economic condition n.
ekonomik göstergeler economic indicators n.
ekonomik bağımsızlık economic independence n.
ekonomik risk analizi economic risk analysis n.
ekonomik düzen economic order n.
ekonomik yardım economic assistance n.
ekonomik birlik economic union n.
ekonomik denge economic balance n.
ekonomik coğrafya economic geography n.
dış ekonomik ilişkiler foreign economic relations n.
ekonomik kriz slump n.
ekonomik darboğaza girme downswing n.
ekonomik politika economic policy n.
ekonomik ve sosyal oluşum economic and social formation n.
avrupa ekonomik topluluğu european economic community n.
ekonomik kriz economic crisis n.
bölgesel ekonomik yardımı domestic economic assistance n.
ekonomik sistem economic system n.
ekonomik koşullar economic conditions n.
ekonomik planlama economic planning n.
bölgesel ekonomik eşitsizlikler regional economic disparities n.
uluslararası ekonomik ilişkiler international economic relations n.
ekonomik açıdan güvenilirlik respectability n.
avrupa ekonomik topluluğu the european economic community n.
ekonomik yönler economic aspects n.
sosyo ekonomik sınıf social economic class n.
ekonomik açıdan göç ve göçmenlik economic aspects emigration and immigration n.
avrupa ekonomik topluluğu antlaşması convention of european economic community n.
ekonomik göstergeler economic indicator n.
ekonomik reformların hız kazanması acceleration of economic reforms n.
ekonomik istikrar economic stabilization n.
ekonomik sıkıntılar economic woes n.
kırsal ekonomik kalkınma rural economic development n.
ekonomik kayıplar economic losses n.
doğrudan ekonomik kayıp direct economic loss n.
brüt ekonomik fayda gross economic benefit n.
ekonomik koşul economic condition n.
makro ekonomik yapı macro economic structure n.
ağır ekonomik kriz severe economic crisis n.
ekonomik verimlilik economic efficiency n.
ekonomik sorunlar economic problems n.
ekonomik ilişki economic relation n.
ekonomik katkı economic contribution n.
ekonomik yoksulluk economic poverty n.
ekonomik kısıtlama economic constraint n.
ekonomik kısıtlama economic restriction n.
ekonomik önem economic importance n.
ekonomik rekabet economic competition n.
birine ekonomik bağımlılığı olan kimse dependant n.
sosyo ekonomik gelişmişlik socio-economic development n.
birleşmiş milletler-ekonomik ve sosyal konsey un-economic and social council n.
ekonomik fiyat economical price n.
ekonomik çözüm an economical solution n.
sosyal ve ekonomik koşullar social and economic conditions n.
sosyal ve ekonomik etkiler social and economic effects n.
sosyal ve ekonomik şartlar social and economic conditions n.
sosyo-ekonomik gelişme socio-economic development n.
ekonomik miras economic legacy n.
küçük ve ekonomik aile arabası compact car n.
kaynakların belli bir ekonomik veya siyasi sisteme göre yönetilmesi planification n.
ekonomik başarı economic success n.
ekonomik özgürlük economic liberty n.
sıkıntılı ekonomik döneme uygun ucuz, ikinci el kıyafet giyen kimse recessionista n.
(sosyal, ekonomik, vb.) münasebetler relations n.
ekonomik varlıkların tümü economy n.
amerika kıtasında yer alan ülkelerin aralarındaki siyasi ve ekonomik birliği kutladıkları bir gün pan american day n.
türkiye beşeri ve ekonomik coğrafyası human and economic geography of turkey n.
genel, beşeri ve ekonomik coğrafya general, human and economic geography n.
ekonomik boy economy size n.
erek dilin kaynak dil üzerindeki politik, ideolojik ve ekonomik etkisini hiçe sayıp, tamamen kaynak dil odaklı yapılan çeviri translatese n.
ekonomik bir süreci ortadan kaldıran veya devam etmesini engelleyen özel bir durum margin n.
altındayken ekonomik bir faaliyetin devam edemediği sınır margin n.
ekonomik zorluk economic hardship n.
bir şirket veya şahsın ekonomik başarısı için yürütülen inceleme health check [uk] n.
kısa süreliğine popülerlik veya ekonomik başarı kazanan kimse boomer n.
ekonomik veya kültürel merkez olan bir şehrin uydularını içeren alan hinterland n.
düşmanı mevcut hareket tarzını sürdürmekten veya planladığı operasyonları gerçekleştirmekten caydırmak amacıyla en iyi ekonomik, diplomatik, siyasi ve askeri değerlendirmeler ışığında geliştirilmiş eylem planı deterrent options n.
memleketin taarruzdan korunmuş, ekonomik ve politik bakımdan kendine yeten iç kısımları heartland n.
yönetici sınıfı oluşturan toplumsal, ekonomik ve siyasi lider grubu overground n.
ekonomik faydası olan şey good n.
ekonomik bir talebi karşılayan şey good n.
erkeğin sosyal ve ekonomik olarak baskın olduğu ilişki concubine n.
onaylanmış tedarik hedefini ve ekonomik maksatla alıkonma stokunu aşan fakat bazı acil durumlarda kullanılmak üzere elde tutulan malzemeler contingency retention stock n.
ekonomik ve sosyal toplum refahı sarvodaya [india] n.
engelli bireylere mali destek sağlayan programın sunduğu ekonomik yardım disability n.
kaynakları ekonomik kullanma parsimony n.
ekonomik, sosyal veya hiyerarşik konum shoes n.
ekonomik duruma dayalı topluluk sınıflandırma sistemi society n.
ekonomik topluluk society n.
birleşmiş milletler ekonomik ve sosyal konseyi'nin sosyal kalkınma ile ilişkili kurulu social development commission n.
ekonomik işbirliği ve kalkınma örgütü oecd n.
ekonomik kalkınma sağlamak provide economic development v.
ekonomik katkıda bulunmak contribute economically v.
ekonomik katkıda bulunmak make an economic contribution v.
ekonomik sorun yaşamak have a financial problem v.
ekonomik özgürlüğünü kazanmak become financially independent v.
ekonomik özgürlüğünü kazanmak become self-supporting v.
ekonomik güçlük yaşamak have financial difficulties v.
ekonomik güçlük yaşamak have economic difficulties v.
(ekonomik) gerilemenin pençesinde olmak be in the grip of recession v.
(genellikle ekonomik kriz zamanlarında) ücretsiz izin vermek furlough v.
ekonomik sıkıntı çekmek be in financial difficulties v.
ekonomik sıkıntı çekmek be in financial difficulty v.
ekonomik çıkar sağlamak gain illegal economic profit/advantage v.
yasa dışı ekonomik çıkar sağlamak gain illegal economic profit/advantage v.
ekonomik açıdan gelişmek develop v.
(siyasi, ekonomik) baskı nedeniyle gitmeye zorlamak drive v.
(ekonomik veya sosyal) düzenlemeler yapmak plan v.
ekonomik olmayan uneconomical adj.
ekonomik gelişim düzeyine erişmemiş underdeveloped adj.
bağımsız (ekonomik açıdan) independent adj.
zaman ve enerjiyi ekonomik bir şekilde kullanmayan inefficient adj.
ekonomik açıdan özgür economically free adj.
ekonomik olmayan non-economic adj.
sosyo-ekonomik socio-economic adj.
birine ekonomik yönden bağımlı dependant adj.
en ekonomik most economical adj.
ekonomik olmayan uneconomic adj.