hakim - Turco Inglés Diccionario

hakim

Significados de "hakim" en diccionario turco inglés : 4 resultado(s)

Inglés Turco
Ottoman Turkish
hakim n. geleneksel tıpla ilgilenen müslüman doktor
hakim n. bilge
hakim n. kadı
hakim n. müslüman hükümdar

Significados de "hakim" en diccionario inglés turco : 52 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
hakim ruler n.
Each one of them wants to be the sole ruler of the world.
Her biri dünyanın tek hakimi olmak istiyor.

More Sentences
hakim judge n.
By attacking a judge this time, the terrorists are demonstrating this once more.
Teröristler bu kez bir hakime saldırarak bunu bir kez daha göstermiş oldular.

More Sentences
hakim dominant adj.
The dominant subject of the meeting was the budget.
Toplantıya hakim olan konu bütçeydi.

More Sentences
hakim dominating adj.
Manufacturing is dominated by small and very small firms.
İmalat sanayisine, küçük ve çok küçük firmalar hakimdir.

More Sentences
General
hakim lord n.
Dear lord, yet it was a misreckoning.
Sayın hakim, yine de bu bir hataydı.

More Sentences
hakim commanding adj.
The snipers have a commanding view.
Keskin nişancılar görüş açısına hakim durumdalar.

More Sentences
hakim prevailing adj.
September 11 revealed with one bang the prevailing error of the old security policy.
11 Eylül, eski güvenlik politikasının hakim hatasını bir patlamayla ortaya çıkardı.

More Sentences
Law
hakim judge n.
By attacking a judge this time, the terrorists are demonstrating this once more.
Teröristler bu kez bir hakime saldırarak bunu bir kez daha göstermiş oldular.

More Sentences
Biology
hakim dominant adj.
The dominant subject of the meeting was the budget.
Toplantıya hakim olan konu bütçeydi.

More Sentences
General
hakim god n.
hakim demiurge n.
hakim recorder n.
hakim justice n.
hakim adjudicator n.
hakim master n.
hakim gownsman n.
hakim savant n.
hakim hakeem n.
hakim disceptator [obsolete] n.
hakim magisterial adj.
hakim ascendant adj.
hakim sage adj.
hakim supreme adj.
hakim ruling adj.
hakim sovereign adj.
hakim prevalent adj.
hakim possessive adj.
hakim paramount adj.
hakim regnant adj.
hakim maistring adj.
hakim running adj.
hakim culminant adj.
hakim predominate adj.
hakim prepollent adj.
Colloquial
hakim beak n.
Law
hakim adjudger n.
hakim judex n.
hakim adjudicator n.
hakim cancellarius n.
hakim judger n.
hakim justiciary n.
hakim overruler n.
hakim domesman n.
hakim daysman n.
hakim squire n.
hakim jud (judge) abrev.
Medical
hakim predominant adj.
Latin
hakim judicator n.
Archaic
hakim juge n.
hakim doomster n.
Slang
hakim monk n.
hakim inky smudge [australia] n.

Significados de "hakim" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
hakim eğilim dominant trend n.
hakim olmak dominate v.
General
kendine hakim olma overspilling n.
hakim sınıflar dominant classes n.
hakim kürsüsü bench n.
kendine hakim olamama incontinence n.
hakim olma possession n.
hakim peryot predominant period n.
gezici hakim circuit n.
hukukçu hakim veya jüri üyesi jurist n.
kendine hakim olma overturning n.
kendine hakim olma owning n.
hakim olma grip n.
ikinci hakim puisne n.
hakim olma command n.
maaşlı hakim stipendiary n.
hakim eğilim mainstream n.
hakim olan possessor n.
yüksek hakim justiciar n.
hakim olma prevalence n.
hakim yaka grandad collar n.
hakim olma preponderance n.
hakim olma mastery n.
her şeye hakim subduer n.
hakim yardımcısı vice chancellor n.
hakim olma predominance n.
hakim olan siyasi doktrinlere karşı gelen düşünce heresy n.
nefsine hakim olma nonindulgence n.
kendine hakim olma self control n.
hakim olma predominating n.
cinsiyet hakim meslekler gender-dominated occupations n.
kendine hakim olma self-restraint n.
kendine hakim olma self-possession n.
kendine hakim olma self-control n.
nefsine hakim olma self denial n.
mutlak hakim absolute ruler n.
hakim durum dominant position n.
hakim durumun suistimali abuse of a dominant position n.
konuya hakim olma having a good command of subject n.
kendi kendine hakim olma ascesis n.
kendine hakim olamama self-abandonment n.
kamu oyunda hakim olan hava public mood n.
kamu oyunda hakim olan hava the public's mood n.
özel hakim odası chamber n.
hakim fikir controlling idea n.
kendine hakim olma self mastery n.
hakim kültür dominant culture n.
yönetimde kadınların hakim olduğu yapı petticoat government n.
hakim olan atmosfer note n.
tek tip görüşün hakim olduğu, karşıt görüşlerin desteklenmeyip aşağılandığı kurum veya ortam echo chamber n.
hakim cübbesi judge's robe n.
bakanlarının ve diplomatik elçilerinin karşısında hakim konumdaki yönetici master n.
hakim olan hava mood music n.
hakim olan duygu mood music n.
çevredeki kırsal bölgeye hakim bir nokta elde etmek için bahçeye inşa edilen yüksek alan mount [obsolete] n.
örnek gösterilen hakim daniels n.
hakim yön grain n.
her şeye hakim olan kimse hedgehog n.
hakim olan kimse overdog n.
topa hakim futbolcu runner n.
kendine hakim olamama impotence n.
kendine hakim olamama impotency n.
hakim olmak impropriation n.
saldırgan liderlik özellikleriyle gruba hakim olan kimse cock n.
kendine hakim olma composition n.
kendine hakim olamama incontinency n.
hakim devlet power n.
uzmanlık gerektiren bir konuya hakim olma geekery n.
hakim kimse predominant n.
mahkemeye başkanlık eden hakim president n.
sessizliğin hakim olduğu zaman aralığı silent [obsolete] n.
hakim olma prevailment [obsolete] n.
(futbol) topa hakim oyuncunun yatay yönde ilerlediği oyun alanı slope n.
özel bir uzmanlık alanına hakim kimse superspecialist n.
(antik yunan'da) hakim syndic n.
kendine hakim olma restrainedness n.
uluslararası ilişkilerde barışın hakim olduğu tarihsel dönem pax n.
kendine hakim olmak compose oneself v.
hakim olmak (bir yere) dominate v.
hakim olmak curb v.
doğru olduğunu kabul etmek (hakim bir şeyin) sustain v.
hakim olmak (bir yere) command v.
hakim olmak control v.
hakim olmak pervade v.
hakim olmak master v.
hakim olmak predominate v.
kendine hakim olmak simmer down v.
hakim karşısına çıkmak appear before judge v.
kendine hakim olmak keep one's balance v.
hakim karşısına çıkmak appear before magistrates v.
hakim olmak hold sway over v.
kendine hakim olmak get a grasp on oneself v.
hakim olmak have a command of v.
hakim karşısına çıkarılmak bring somebody to justice v.
hakim durumda olmak domineer v.
hakim olmak rule v.
hakim olmak possess v.
hakim karşısına çıkmak appear in court v.
hakim olamamak (bir duyguya) overpower v.
hakim karşısına çıkmak go on trial v.
hakim olmak rule over v.
hakim olmak preponderate v.
kendine hakim olmak be in possession of oneself v.
hakim olmak overlook v.
kendine hakim olamamak not control oneself v.
sinirine hakim olmak keep one's temper v.
kendine hakim olmak keep one's head v.
piyasada hakim olmak become a dominant player in the market v.
piyasalarda hakim olmak command the markets v.
piyasada hakim olmak dominate the market v.
piyasada hakim olmak command the market v.
piyasalarda hakim olmak dominate the markets v.
hakim olmak (konuya vb) have comprehensive knowledge of v.
hakim olmak (dile vb) have a good/brilliant mastery of v.
hakim olmak (dile vb) have a good/brilliant comprehension/understanding of v.
hakim olmak (dile vb) have a good/brilliant knowledge of v.
hakim olmak (dile vb) have a good/brilliant command of v.
hakim olmak (konuya vb) have full knowledge of v.
hakim olmak (konuya vb) have a grasp of v.
pazara hakim olmak dominate the market v.
dile hakim olmak have the command of a language v.
piyasaya hakim olmak capture the market v.
piyasaya hakim olmak corner the market v.
piyasaya hakim olmak dominate the market v.
(bir duyguya) hakim olamamak overpower v.
duygularına hakim olmak pull together v.
hakim kılmak make (something/someone) dominant (over) v.
kendine hakim olmak remain calm v.
kendine hakim olmak keep one's temper v.
konuya hakim olmak master a subject v.
hakim huzuruna çıkmak appear before the judge v.
sinirlerine hakim olmak keep one's nerves under control v.
bir dile tam anlamıyla hakim olmak have a full command of a language v.
-e hakim olmak have a command of v.
dile hakim olmak have a command of a language v.
birisini (hakim) önüne/karşısına çıkarmak haul someone (up) before someone v.
hakim önüne çıkmak stand up before the judge v.
hakim önüne çıkmak be up before the judge v.
hakim huzuruna çıkmak be up before the judge v.
hakim huzuruna çıkmak stand up before the judge v.
hakim huzuruna çıkmak come up before the judge v.
hakim önüne çıkmak come up before the judge v.
hakim olmak overtake v.
hakim kılmak reassert v.
hakim olmak check v.
hakim olmak haw and gee v.
hakim olmak overarch v.
hakim olmak impropriate v.
hakim olmak own v.
hakim karşısına çıkmak compear [obsolete] v.