grip - Turco Inglés Diccionario

grip

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

grip — Definition

Significado:
kavrama, tutuş
Pronunciación (IPA):
(AmE /ɡrɪp/ – BrE /ɡrɪp/)
Categoría gramatical:
İsim: grip (grips); Fiil: grip (grips – gripped – gripping)
Sinónimo:
grasp, hold
Antónimos:
release

Significados de "grip" en diccionario turco inglés : 83 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
grip v. kavramak
The child gripped my hand in fear.
Çocuk korku içerisinde elimi kavradı.

More Sentences
grip n. kavrama
General
grip n. toka
She removed nearly 30 grips from her hair.
Saçından yaklaşık 30 toka çıkardı.

More Sentences
grip n. sap
That is not my tennis racket; mine has a blue grip.
Bu tenis raketi benim değil; benimkinin mavi sapı var.

More Sentences
grip n. pençe
And today we are watching as this island is caught in the grip of the same hellish spiral.
Ve bugün bu adanın da aynı cehennem sarmalının pençesine düştüğünü izliyoruz.

More Sentences
grip n. kontrol
Karen keeps a firm grip on her children.
Karen çocuklarını sıkı kontrol altında tutuyor.

More Sentences
grip n. tutuş
These give us a stable sense of self-worth and a secure grip on our values and motivations.
Bunlar bize istikrarlı bir öz değer duygusu ve değerlerimiz ve motivasyonlarımız üzerinde güvenli bir tutuş sağlar.

More Sentences
grip n. el
What we have to do is get to grips with how we put it into practice.
Yapmamız gereken şey, bunu nasıl uygulamaya koyacağımız konusunu ele almaktır.

More Sentences
grip n. anlama
He stood still, trying to get a grip on what was happening.
Kıpırdamadan durdu, neler olduğunu anlamaya çalışıyordu.

More Sentences
grip n. tutma
She kept a tight grip on his arm.
Adamın kolunu sıkıca tuttu.

More Sentences
grip n. kameraman
The grips assembled the equipment according to specifications.
Kameramanlar ekipmanı teknik şartnameye uygun şekilde monte etmiştir.

More Sentences
grip n. çanta
Our tickets and passports are in the travel grip.
Biletlerimiz ve pasaportlarımız seyahat çantasında.

More Sentences
grip v. etkilenmek
He was gripped by the tragic stories on the news.
Haberlerdeki trajik hikayelerden etkilenmişti.

More Sentences
grip v. sıkıca tutmak
I gripped it tight in my right hand.
Sağ elimle sıkıca tuttum.

More Sentences
grip v. tutmak
You must grip that dagger this way.
Hançeri bu şekilde tutmalısın.

More Sentences
grip v. sıkmak
I gripped your arm until it reddened.
Kolunu kızarana kadar sıktım.

More Sentences
grip v. sarmak
Her novel really gripped me from start to finish.
Romanı beni başından sonuna kadar sardı.

More Sentences
grip v. (yol) kavramak
Wide tires grip the road better.
Geniş lastikler yolu daha iyi kavramaktadır.

More Sentences
Trade/Economic
grip v. sıkıca tutmak
I gripped it tight in my right hand.
Sağ elimle sıkıca tuttum.

More Sentences
Technical
grip v. kavramak
The child gripped my hand in fear.
Çocuk korku içerisinde elimi kavradı.

More Sentences
Textile
grip n. tutma
She kept a tight grip on his arm.
Adamın kolunu sıkıca tuttu.

More Sentences
Automotive
grip v. tutmak
You must grip that dagger this way.
Hançeri bu şekilde tutmalısın.

More Sentences
General
grip n. idare
grip n. hakim olma
grip n. tutma şekli
grip n. etkileme
grip n. kavrama şekli
grip n. tutamak
grip n. tutak
grip n. idrak
grip n. sıkı tutma
grip n. el bagajı
grip n. kulp
grip n. künde
grip n. sıkıca tutma
grip n. yakalama
grip n. yol tutuş
grip n. kavrayış gücü
grip n. kavrayış tarzı
grip n. (gizli cemiyetin) birbirlerini tanımak için kullandıkları özel tokalaşma şekli
grip n. soğukkanlılık
grip n. yardımsever kimse
grip n. ilginç kimse
grip n. hayranlık uyandıran kimse
grip v. idrak etmek
grip v. sıkıştırmak
grip v. çekmek
grip v. anlamak
grip v. etkilemek
grip v. yakalamak
grip v. sıkı tutmak
grip v. dikkatini çekmek
grip v. ilgisini çekmek
grip v. yapışmak
grip v. sımsıkı tutmak
grip v. (biriyle) el sıkışmak
grip v. kavrayarak tutturmak
grip v. kavrayarak bağlamak
grip v. (biriyle) hoş vakit geçirmek
Tourism
grip n. valiz
grip n. seyahat çantası
Technical
grip n. kulp
grip n. tutak
grip n. yakalama
grip n. perçinli bağlantıdaki perçinin iki başı arasındaki metalin toplam kalınlığı
grip n. dekor değiştirici
grip v. simsıkı tutmak
grip v. sımsıkı tutmak
grip v. tutamak
Computer
grip expr. kavra
Textile
grip n. çan ipini kaplayan örgülü yün kumaş
Automotive
grip n. elcik
grip n. yol tutuş
Medical
grip n. sancı
grip n. şiddetli sancı
grip n. şiddetli ağrı
grip n. grip
Botanic
grip n. yoğurtotu
Hunting
grip n. kabza
grip n. silahın tetik eliyle tutulan kısmı
Sport
grip n. top, raket tutma şekli
Cinema
grip n. sahneyi değiştirmeye yardımcı olan görevli
grip n. setleri ve sahneyi ayarlayan film yapım ekibi üyesi

Significados de "grip" en diccionario inglés turco : 9 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
grip flu n.
Wyatt is down with the flu today.
Wyatt grip olup yatağa düştü.

More Sentences
General
grip influenza n.
The whole office suffered from influenza last week.
Grip, geçen hafta tüm ofisi kırdı geçirdi.

More Sentences
Medical
grip influenza n.
The whole office suffered from influenza last week.
Grip, geçen hafta tüm ofisi kırdı geçirdi.

More Sentences
grip flu n.
Wyatt is down with the flu today.
Wyatt grip olup yatağa düştü.

More Sentences
General
grip grippe n.
Medical
grip grippe n.
grip grip n.
Sport
grip handgrip n.
Slang
grip wog n.

Significados de "grip" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
pistol grip n. kabza
pistol grip n. tabanca kabzası
pistol grip n. tabanca sapı
money grip n. para tutacağı
hair grip n. tel toka
kirby grip n. tel toka
grip strength n. kavrama gücü
grip [dialect] [uk] n. küçük hendek
grip [dialect] [uk] n. oluk
grip [obsolete] n. kartal başlı aslan gövdeli ejderha
grip car n. teleferik
phone grip n. telefonu daha rahat tutmak için arkasına yapıştırılan aparat
lose one's grip v. tutunamamak
get a grip v. tutunmak
get a grip v. sıkı tutmak
get a grip on v. anlamak
lose one's grip v. ipin ucunu kaçırmak
lose one's grip v. eli kaymak/kurtulmak
get a grip v. anlamak
lose one's grip v. artık işlerin üstesinden gelememek
get a grip v. kavramak
grip someone's imagination v. alıp götürmek
come to grip with v. bir şeyle ilgilenmeye başlamak
come to grip with v. ilgelenecek yeni bir meşgale bulmak
(fear) grip someone v. korku sarmak
hand grip v. gömme tutamak
get a grip v. denetimini ele geçirmek
get a grip v. dizginleri ele almak
get a grip v. dizginleri ele geçirmek
get a grip v. yeniden ele geçirmek
get a grip on the situation v. durumu kontrol altına almak
be in the grip of recession v. (ekonomik) gerilemenin pençesinde olmak
grip someone by v. bileğinden tutmak/yakalamak
grip [dialect] [uk] v. siper kazmak
grip [dialect] [uk] adj. el dolusu
grip [dialect] [uk] adj. elle tutulabilecek miktarda
in the grip of prep. kontrolünde
in the grip of prep. bir şeyin pençesinde
Colloquial
keep a tight grip v. sıkı denetim altında bulundurmak
keep a firm grip v. sıkı denetim altında bulundurmak
get a grip expr. gerçekçi ol
get a grip on yourself expr. sakinleş
get a grip on yourself! expr. kendine hakim ol!
Idioms
grip on (something) n. (bir şeyi) sıkıca kavrama
a grip on something n. bir konuyu iyice kavrama
a grip on something n. bir şeyi sıkıca tutma
grip on (something) n. (bir konuyu/kavramı) iyi öğrenme/anlama
a grip on something n. bir şeye sıkıca tutunma
a grip on something n. bir şeyi sıkı tutma
a grip on something n. bir konuyu iyice öğrenme/anlama
grip on (something) n. (bir konuyu/kavramı) iyi kavrama
grip on (something) n. (bir şeyi) sıkı tutma
grip on (something) n. (bir şeyi) sıkıca tutma
a grip on something n. bir şeyi sıkıca kavrama
grip on (something) n. (bir şeye) sıkıca tutunma
a grip on oneself n. duygularına hakim olma
a grip on oneself n. duygularını kontrol altında tutma
in the grip of v. kontrolü altında olmak
in the grip of v. boyunduruğu altında olmak
lose one's grip v. kontrolünü kaybetmek
grip someone's attention v. dikkatini çekmek
keep a firm grip on someone v. birini sıkı denetim altında tutmak
keep a tight grip on someone v. birini sıkı denetim altında tutmak
grip someone's attention v. birinin dikkatini çekmek
get a grip on oneself v. kendine hakim olmak
have a grip on oneself v. kendine hakim olmak
lose one's grip on someone v. birisi üzerindeki hakimiyetini yitirmek
be in the grip of the crisis v. krizin pençesinde olmak
have a grip on the game v. maça hakim olmak
have a grip on something v. bir şeye hakim olmak
have a grip on something v. bir şeyi kontrolü altında tutmak
take a firm grip on someone v. birini sımsıkı yakalamak/tutmak/kavramak
take a firm grip on someone v. biri üzerinde hakimiyet kurmak
take a firm grip on someone v. birini sıkı kontrol altına almak
keep a tight grip on someone v. birini yakın markajına almak
keep a firm grip on someone v. birini yakın markajına almak
keep a firm grip on someone v. birini yakın markaja almak
keep a tight grip on someone v. birini yakın markaja almak
free from its grip v. kıskacından kurtarmak
have a grip on v. birileri veya bir şey üzerinde hakimiyet kurmak
get a grip on v. birileri veya bir şey üzerinde hakimiyet kurmak
get a new grip on life v. hayata yeni bir anlam katmak
have a firm grip on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) üstünde tam kontrol sağlamak
have a firm grip on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) ensesinden sıkıca tutmak
have a firm grip on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) üstüne sıkıca abanmak
have a firm grip on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) sıkı kontrol altına almak
have a firm grip on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) sıkıca tutmak
have a firm grip on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) ensesine yapışmak
take a grip on yourself v. kendini kontrol altında tutmak
get a grip on yourself v. duygularını frenlemek
take a grip on yourself v. duygularını frenlemek
get a grip on yourself v. kontrollü davranmak
take a grip on yourself v. sakin kalmak
get a grip on yourself v. kendini kontrol altında tutmak
take a grip on yourself v. kontrollü davranmak
take a grip on yourself v. kontrolünü kaybetmemek
get a grip on yourself v. kendini tutmak
get a grip on yourself v. kontrolünü kaybetmemek
get a grip on yourself v. sakin kalmak
take a grip on yourself v. kendini tutmak
be in the grip of v. (bir sıkıntının) kıskacında olmak
be in the grip of v. (bir sıkıntının) pençesinde olmak
be in the grip of v. (bir sıkıntı) yakasına çökmüş olmak
have a tight grip on (someone or something) v. (biri/bir şey) üzerinde tam kontrol sağlamak
have a tight grip on (someone or something) v. (biri/bir şey) sıkı kontrolü altında olmak
have a tight grip on (someone or something) v. (biri/bir şey) üzerinde sıkı hakimiyet kurmak
have a tight grip on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) sıkı kontrol altına almak
lose one's grip v. bir konuya olan hakimiyetini kaybetmek
lose (someone's or something's) grip v. bir konuya olan hakimiyetini kaybetmek
lose (someone's or something's) grip v. (birini/bir şeyi) artık tutamamak/kontrol edememek
lose one's grip v. soğukkanlılığını kaybetmek
lose one's grip v. kontrolden çıkmak
lose one's grip v. bir konudaki yeteneğini kaybetmek
lose one's grip v. sakinliğini yitirmek
lose (someone's or something's) grip v. bir konudaki yeteneğini kaybetmek
lose (someone's or something's) grip v. (birinin/bir şeyin) üzerindeki hakimiyetini kaybetmek
lose one's grip v. çileden çıkmak
lose one's grip v. iradesini kaybetmek
lose (someone's or something's) grip v. (birinin/bir şeyin) kontrolünü kaybetmek
keep a firm grip on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) sıkıca kavramak
keep a firm grip on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) yakın markaja almak
keep a firm grip on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) yakın markajına almak
keep a firm grip on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) sıkıca yakalamak
keep a firm grip on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) sıkı sıkı tutmak
keep a firm grip on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) sıkıca tutmak
keep a firm grip on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) sıkı denetim altına almak
keep a firm grip on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) sıkı kontrol altına almak
get a grip of (oneself) v. (kendini) tutmak
get a grip on something v. bir şeye hakim olmak
get a grip of (oneself) v. (kendini) kontrol altında tutmak
get a grip on something v. bir şeyi kontrolü altında tutmak
get a grip of (oneself) v. duygularına hakim olmak
get a grip of (oneself) v. kontrolünü kaybetmemek
get a grip of (oneself) v. (kendine) hakim olmak
get a grip of (oneself) v. sakin olmak
grip (one's) attention v. (birinin) dikkatini çekmek
keep a tight grip on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) kontrol altından tutmak
keep a firm grip on v. '-i sıkı denetim altında tutmak
keep a tight grip on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) sıkı denetim altında tutmak
keep a firm grip on v. '-i sıkıca tutmak
keep a firm grip on v. -i yakın markajına almak
keep a tight grip on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) dizginlemek
keep a tight grip on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) yakın markajına almak
keep a firm grip on v. '-i sıkıca yakalamak/kavramak
keep a firm grip on v. '-i yakın markaja almak
keep a tight grip on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) yakın markaja almak
keep a firm grip on v. '-i sıkı sıkı tutmak
lose (one's) grip on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) bırakmak
lose your grip v. hakimiyetini yitirmek
lose (one's) grip on (something) v. (bir şeyi) anlayamaz/ayırt edemez hale gelmek