ilan - Turco Inglés Diccionario

ilan

Significados de "ilan" en diccionario inglés turco : 49 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
ilan notice n.
Maybe an onus on banks to put up notices in all their branches displaying these rules and regulations could be one way.
Belki de bankaların tüm şubelerine bu kural ve düzenlemeleri gösteren ilanlar asmaları bir yol olabilir.

More Sentences
ilan announcement n.
Write down the announcement number next to the job you are interested in.
İlgilendiğiniz işin yanına ilan numarasını yazın.

More Sentences
General
ilan declaration n.
A declaration of a truce is in everyone's interest.
Ateşkes ilan edilmesi herkesin yararına olacaktır.

More Sentences
ilan ad n.
They have put full-page ads in newspapers!
Gazetelere tam sayfa ilan verdiler!

More Sentences
ilan proclamation n.
The proclamation of an arms embargo is not sufficient.
Silah ambargosu ilanı yeterli değildir.

More Sentences
ilan announcement n.
Write down the announcement number next to the job you are interested in.
İlgilendiğiniz işin yanına ilan numarasını yazın.

More Sentences
ilan advertisement n.
I saw an advertisement in a newspaper.
Bir gazetede bir ilan gördüm.

More Sentences
Trade/Economic
ilan announcement n.
Write down the announcement number next to the job you are interested in.
İlgilendiğiniz işin yanına ilan numarasını yazın.

More Sentences
ilan advertisement n.
I saw an advertisement in a newspaper.
Bir gazetede bir ilan gördüm.

More Sentences
ilan notice n.
Maybe an onus on banks to put up notices in all their branches displaying these rules and regulations could be one way.
Belki de bankaların tüm şubelerine bu kural ve düzenlemeleri gösteren ilanlar asmaları bir yol olabilir.

More Sentences
ilan ad n.
They have put full-page ads in newspapers!
Gazetelere tam sayfa ilan verdiler!

More Sentences
ilan posting n.
The job postings are on the last page.
İş ilanları son sayfada yer almaktadır.

More Sentences
Law
ilan notice n.
Maybe an onus on banks to put up notices in all their branches displaying these rules and regulations could be one way.
Belki de bankaların tüm şubelerine bu kural ve düzenlemeleri gösteren ilanlar asmaları bir yol olabilir.

More Sentences
ilan announcement n.
Write down the announcement number next to the job you are interested in.
İlgilendiğiniz işin yanına ilan numarasını yazın.

More Sentences
ilan advertisement n.
I saw an advertisement in a newspaper.
Bir gazetede bir ilan gördüm.

More Sentences
Politics
ilan proclamation n.
The proclamation of an arms embargo is not sufficient.
Silah ambargosu ilanı yeterli değildir.

More Sentences
Advertising
ilan advertisement n.
I saw an advertisement in a newspaper.
Bir gazetede bir ilan gördüm.

More Sentences
Informatics
ilan advertisement n.
I saw an advertisement in a newspaper.
Bir gazetede bir ilan gördüm.

More Sentences
General
ilan annunciation n.
ilan advertising n.
ilan show card n.
ilan bulletin n.
ilan promulgation n.
ilan enunciation n.
ilan divulgence n.
ilan proclaim n.
ilan advert n.
ilan avow n.
ilan insertion n.
ilan publicity n.
ilan publication n.
ilan insert n.
ilan bill n.
ilan advertizement n.
ilan advertizing n.
ilan enouncement n.
ilan cry [obsolete] n.
ilan listing N.
Trade/Economic
ilan advertizement n.
ilan annunciation n.
ilan placard n.
Law
ilan advertizement n.
ilan bannus n.
ilan publication n.
Advertising
ilan advertizement n.
ilan advertizing n.
ilan bill n.
ilan advertising n.
Informatics
ilan advertizement n.

Significados de "ilan" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
tezahüratla ilan etme acclamation n.
ilan tahtası board n.
ilan etmek announce v.
ilan etmek declare v.
General
ilan tahtası board n.
ilan edilmiş tarife veya fiyatlarda yapılan indirim discount n.
ilan etme publicity n.
ilan tahtası notice board n.
ilan panosu billboard n.
ilan etme announcement n.
ilan eden enunciator n.
ilan tahtası bulletin board n.
ilan eden kimse announcer n.
ilan panosu hoarding n.
bağırarak ilan etme acclaiming n.
ilan etme promulgation n.
aziz ilan etme beatification n.
matem çanı ile ilan veya davet etme knelling n.
ilan panosu advertisement hoarding n.
ilan eden kimse promulgator n.
ilan tahtası boarding n.
ilan etme advertising n.
ilan tahtası hoarding n.
küçük ilan small advertisement n.
ilan sayfaları advertising pages n.
ilan etme indiction n.
posta ile gönderilen ilan mailer n.
ilan tahtası noticeboard n.
ilan tahtası billboard n.
savaş ilan etme declaring war n.
ilan etme declaration n.
resmen ilan etme promulgation n.
ilan-ı aşk declaration of love n.
ilan levhası sandwich board n.
ilan etme publication n.
ilan tahtası showboard n.
ilan tahtası show board n.
ilan eden proclaimer n.
adını ve suçunu basında ilan ederek utandırma name and shame n.
ilan edilmemiş bir savaş an undeclared war n.
yasa dışı ilan etme banning n.
ilan eden announcer n.
ilan eden crier n.
ilan eden declarer n.
birbirini seven iki kişinin evlendiklerini ilan etmek için, aile ve sevdikleriyle birlikte, dış ortamda yaptıkları, genellikle yasal olmayan, evlilik töreni handfasting n.
tanıtım amacıyla gönderilmiş küçük ilan stuffer n.
tanıtım amacıyla gönderilmiş küçük ilan handout n.
çerçeveli sade ilan tombstone advertisement n.
kendini uzman ilan etmiş kimse self-proclaimed expert n.
ilan eden kişi advertiser n.
ilan veren kişi advertiser n.
ilan tahtası tackboard n.
kötü ilan etme ban n.
ilan panosu callboard n.
ilan panosu bulletin board n.
ilan panosu call-board n.
ilan panosu notice board n.
ilan etme advertisement n.
ilan veren kişi advertizer n.
ilan etme advertizing n.
günahların bağışlandığının ilan edilmesi absolution n.
düzenlemek (ilan, bildiri gibi) redaction n.
ilan sahibi advertiser n.
ilan panosu anchor bed n.
ilan tahtası sistemi bbs (bulletin board system) n.
ilan edilen şey giving out n.
(bir şeyin kullanıma hazır halde olduğunu ilan eden) açılış seremonisi christening n.
çiftin yasal olarak evlenmeksizin bağlılıklarını ilan ettikleri tören commitment ceremony n.
bazı yeni ingiltere koloni ve eyaletlerinde devlet adamlarının ibadet ve oruç tatili ilan ettiği gün fast day n.
iskoçya'da yazın ibadet ve oruç için devlet adamlarınca ilan edilen yasal tatil fast day n.
halka ilan etme outsetting n.
önceden ilan etmek prenunciation [obsolete] n.
ilan eden kimse publicizer n.
kendini söz sahibi ilan eden topluluk society n.
tokmak (toplantıda oturumun açıldığını ilan etmek için başkanın masaya vurduğu) gavel n.
şövalye ilan edilen knight n.
kamuya ilan etme promulgation n.
ilan eden kimse pronouncer n.
resmen ilan etme pronouncement n.
kanunsuz ilan etme proscript n.
ilan etmek blow the whistle on v.
ilan etmek name v.
ilan etmek enunciate v.
ilan etmek blazon out v.
ilan etmek (göze çarpan bir şekilde) blazon v.
ilan etmek (toplantı/seçim/grev vb'nin yapılacağını) call v.
af ilan etmek proclaim amnesty v.
ilan etmek promulgate v.
ilan etmek publicize v.
bir şeyi ilan etmek make something public v.
ilan etmek preconize v.
ilan etmek herald v.
ilan etmek parade v.
ilan etmek blazon abroad v.
ilan yapıştırmak post v.
bağırarak bir şeyi ilan etmek acclaim v.
ilan etmek post v.
ilan etmek pronounce v.
herkese ilan etmek blare v.
yasadışı ilan etmek outlaw v.
ilan etmek noisearound v.
suçluyu ilan etmek declare guilty v.
resmen ilan etmek promulgate v.
ilan aracılığıyla eleman aramak advertise for someone v.
tokmak (toplantıda oturumun açıldığını ilan etmek için başkanın masaya vurduğu) gavel v.
ilan etmek tell the world v.
ilan etmek give out v.
ilan etmek noise abroad v.
iflas ilan etmek declare bankruptcy v.
resmen ilan etmek declare formally v.
ilan etmek announce v.
ilan etmek trumpet v.
ilan etmek trumpet forth v.
ilan etmek make a declaration v.
alkışlarla ilan etmek acclaim v.
boru çalarak ilan etmek trumpet v.
ilan etmek annunciate v.
ilan etmek publish v.
kanun kaçağı ilan etmek proscribe v.
yapıştırmak (ilan) post v.
ilan etmek make known v.
ilan etmek clarion v.
ilan etmek noise about v.
ilan etmek profess v.
tezahüratla ilan etmek acclaim v.
ilan etmek advertise v.
ilan etmek blaze abroad v.
bağımsızlığını ilan etmek declare one's independence v.
ateşkes ilan etmek announce truce v.
ilan etmek bill v.
savaş ilan etmek declare war v.
ilan etmek proclaim v.
geçersiz ilan etmek discredit v.
adaylığını ilan etmek toss one's hat into the ring v.
afişle ilan etmek post v.
şövalye ilan etmek knight v.
çıkmak (kitap/gazete/resmi ilan) be out v.
ateşkes ilan etmek declare cease fire v.
ilan vermek advertize v.
bir çiftin belirli bir tarihte evleneceklerini ilan etmek publish the banns v.
asmak (ilan) put up v.
ilan vermek advertise v.
savaş ilan etmek draw a sword v.
savaş ilan etmek take out a sword v.
aşk ilan etmek declare love v.
aşk ilan etmek profess love v.
gazeteye ilan vermek put an advertisement on the newspaper v.
gazeteye ilan vermek place an ad on the newspaper v.
gazeteye ilan vermek put an ad on the newspaper v.
gazeteye ilan vermek place a classifieds ad v.