mutlu - Turco Inglés Diccionario

mutlu

Significados de "mutlu" en diccionario inglés turco : 61 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
mutlu happy adj.
Luckily, our adventure had a happy ending.
Neyse ki maceramız mutlu sonla bitti.

More Sentences
General
mutlu delighted adj.
I am delighted that we have been able to show the human face of European politics.
Avrupa siyasetinin insani yüzünü gösterebildiğimiz için çok mutluyum.

More Sentences
mutlu glad adj.
I am glad to be able to tell you the person tested negative.
Kişinin testinin negatif çıktığını size söyleyebildiğim için mutluyum.

More Sentences
mutlu blessed adj.
However, she definitely had not felt as blessed as tonight.
Ancak hiçbir sefer kesinlikle bu geceki gibi mutlu hissetmemişti.

More Sentences
mutlu merry adj.
I would thank you all and wish you a really merry Christmas and a happy New Year.
Hepinize teşekkür eder, gerçekten mutlu bir Noel ve mutlu bir Yeni Yıl dilerim.

More Sentences
mutlu elated adj.
I was quite elated after the promotion.
Terfi nedeniyle epey mutlu olmuştum.

More Sentences
mutlu happier adj.
Are religious people happier than the non-religious?
Dindar insanlar dindar olmayanlardan daha mı mutlu?

More Sentences
mutlu blissful adj.
Remember the blissful days of approaching elections?
Yaklaşan seçimlerin mutlu günlerini hatırlıyor musunuz?

More Sentences
mutlu contented adj.
You looked like you were contented.
Sen mutlu gibi görünüyordun.

More Sentences
mutlu joyful adj.
I am joyful that I am not a victim.
Mağdur olmadığım için mutluyum.

More Sentences
mutlu happy adj.
Luckily, our adventure had a happy ending.
Neyse ki maceramız mutlu sonla bitti.

More Sentences
mutlu delighted at adj.
We are delighted at having been invited.
Davet edildiğimiz için çok mutluyuz.

More Sentences
mutlu bright adj.
mutlu felicitous adj.
mutlu palmy adj.
mutlu chuffed adj.
mutlu blithe adj.
mutlu gay adj.
mutlu gleesome adj.
mutlu exultant adj.
mutlu jolly adj.
mutlu blithesome adj.
mutlu uplifted adj.
mutlu rejoiceful adj.
mutlu tickled adj.
mutlu amused adj.
mutlu jolly adj.
mutlu kedgy [dialect] adj.
mutlu vogie [scotland] adj.
mutlu wealful [obsolete] adj.
mutlu halcyon adj.
mutlu high-flushed adj.
mutlu lusty adj.
mutlu rident [rare] adj.
mutlu gracious [obsolete] adj.
mutlu chuff [dialect] adj.
mutlu disposed [obsolete] adj.
mutlu fawe [obsolete] adj.
mutlu felicitate [obsolete] adj.
mutlu prideful adj.
mutlu smiley adj.
mutlu sorrowless adj.
mutlu sportful adj.
mutlu sublime [obsolete] adj.
mutlu sunshiny adj.
Colloquial
mutlu twinkly-eyed adj.
mutlu gruntled adj.
mutlu in good heart expr.
Idioms
mutlu light heart adj.
mutlu in fine fettle expr.
mutlu in merry pin expr.
Speaking
mutlu all right expr.
Psychology
mutlu erect adj.
Archaic
mutlu bonnie adj.
mutlu bonny adj.
mutlu fain adj.
mutlu gladly adj.
mutlu sely adj.
Slang
mutlu aight exclam.
mutlu aight exclam.
British Slang
mutlu made up adj.

Significados de "mutlu" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
mutlu etmek make happy v.
mutlu yıllar happy new year interj.
General
mutlu paskalyalar happy easter n.
mutlu azınlık the privileged few n.
mutlu son happy ending n.
mutlu çift the happy couple n.
mutlu aile tablosu happy family portrait n.
mutlu yaşam happy living/life n.
mutlu evlilik happy marriage n.
sonu mutlu biten hikayeler happy ending stories n.
(onlar erdi muradına) sonsuza dek mutlu yaşadılar live happily ever after n.
mutlu kaza serendipity n.
mutlu tesadüf serendipity n.
mutlu ve huzurlu ortam bed of roses n.
mutlu yuvalar happy houses n.
en mutlu günüm my happiest day n.
mutlu öğrenci happy student n.
çocukları mutlu etmek için süslenme babery n.
ilişkinin kavgasız ve mutlu geçen başlangıç dönemi honeymoon n.
mutlu görünüm rosiness n.
mutlu sonla biten ara oyunu comedy [obsolete] n.
mutlu sonla biten ortaçağ dini piyesi comedy [obsolete] n.
mutlu eden şey felicity n.
mutlu kimse sandboy n.
mutlu ve kutsal bölge sphere n.
mutlu eden kimse sporting man n.
mutlu eden şey sugar candy n.
mutlu olmak be happy to v.
mutlu etmek content v.
mutlu olmak become happy v.
mutlu etmek warm the cockles of somebody's heart v.
mutlu etmek gratify v.
mutlu bir şekilde yaşamak tick v.
çok mutlu olmak overjoy v.
yüzünde mutlu bir ifade belirmek brighten v.
adına mutlu olmak be happy for someone v.
mutlu bir şekilde yaşamak tick along v.
mutlu bir yaşam sürmek lead a happy life v.
mutlu etmek please v.
adına mutlu olmak be happy for (someone) v.
mutlu etmek gladden v.
mutlu etmek warm the cockles v.
sıçrayıp oynamak (mutlu bir şekilde) frisk v.
mutlu olmak brighten v.
mutlu etmek gruntle v.
mutlu olmak be in seventh heaven v.
çok mutlu olmak be in seventh heaven v.
mutlu olmak be on a natural high v.
çok mutlu olmak be on a natural high v.
mutlu bir hayat sürmek lead a happy life v.
mutlu olmak enjoy oneself v.
kendini mutlu saymak consider oneself happy v.
mutlu olmamak be unhappy v.
mutlu bir yaşam sürmek live a happy life v.
mutlu yaşamak live a happy life v.
mutlu bir hayat sürmek live a happy life v.
mutlu yaşamak live happily v.
küçük şeylerle mutlu olmak be happy with small things v.
mutlu bir evlilikleri olmak be happily married v.
mutlu görünmek look happy v.
mutlu görünmek seem happy v.
biri için mutlu olmak be pleased for someone v.
kendini mutlu saymak account oneself happy v.
ayrı bir mutlu olmak be more than happy v.
çok mutlu olmak be very happy v.
mutlu olmak enjoy one's self v.
mutlu olduğunu düşünmek congratulate one's self v.
çok mutlu olmak ecstacise v.
başkasının adına mutlu olmak take a vicarious pleasure in v.
çok mutlu etmek emparadise v.
mutlu etmek happy [dialect] v.
mutlu etmek chirk v.
mutlu olmak chirk v.
kendini mutlu etmek deliciate [obsolete] v.
aşırı mutlu etmek overplease v.
mutlu etmek paradise v.
mutlu etmek felicify v.
mutlu hale getirmek felicify v.
mutlu olmak fly v.
mutlu olmak shrove [obsolete] v.
mutlu etmek fortunize [obsolete] v.
mutlu görünmek smile v.
mutlu etmek solace v.
mutlu etmek strike v.
... dan mutlu olmak be happy with something v.
mutlu kılmak beatify v.
mutlu edici elating adj.
çok mutlu ecstatic adj.
mutlu eden beatific adj.
daha mutlu happier adj.
en mutlu happiest adj.
çok mutlu blissful adj.
kadar mutlu as happy as adj.
çok mutlu ecstatical adj.
son derece mutlu on cloud nine adj.
mutlu edici ecstatic adj.
mutlu olmamış unelated adj.
mutlu olmayan unglad adj.
mutlu ve gururlu beaming adj.
bulunduğu durumdan mutlu olan blissful adj.
çok mutlu happy as a clam adj.
mutlu etmesi zor choosey adj.
terhis edilme düşüncesiyle mutlu hisseden demob-happy adj.
sıkıntılı veya nahoş bir dönemin bitmesi beklentisiyle mutlu ve tasasız hisseden demob-happy adj.
fazlasıyla mutlu overglad adj.
aşırı mutlu overhappy adj.
aşırı mutlu overmerry adj.
mutlu, heyecanlı ve enerjik in high spirits adj.
mutlu eden feelgood adj.
mutlu eden felicific adj.
mutlu eden feel-good adj.
mutlu olmuş felicitate [obsolete] adj.
kendini mutlu eden self-satisfying adj.
mutlu eden side-splitting adj.
mutlu eden fortunate adj.
mutlu eden beatifical adj.
mutlu etmeyen sportless adj.
mutlu eden perked up adj.
taşkın mutlu euphoric adj.
çok mutlu elated adj.
mutlu olarak beatifically adv.
mutlu bir şekilde blithely adv.
mutlu olarak merrily adv.
mutlu bir şekilde contentedly adv.
mutlu bir halde delightedly adv.
mutlu bir şekilde felicitously adv.
çok mutlu şekilde ecstatically adv.
çok mutlu in seventh heaven adv.
çok mutlu on top of the world adv.
mutlu bir şekilde cheerily adv.
mutlu bir şekilde happily adv.
mutlu olsun diye for her/his happiness adv.
mutlu bir şekilde on a happy note adv.
mutlu bir şekilde airily adv.
mutlu bir şekilde buoyantly adv.
mutlu bir şekilde feliciter adv.
mutlu biçimde happily adv.
nice mutlu senelere many happy returns interj.
Phrasals
mutlu mutlu yürümek trip along v.
(bir şey yaparak birini) mutlu etmek satisfy (someone, something, or oneself) by (doing something) v.
(birini/bir şeyi/kendini bir şeyle) mutlu etmek satisfy (someone, something, or oneself) with (something) v.
ile/yaparak mutlu etmek delight with v.
(bir şey yaparak birini) mutlu etmek delight (someone) by (doing something) v.
ile/yaparak mutlu etmek delight by v.
(bir şeyden dolayı) çok mutlu olmak exult in (something) v.
(bir şeyden dolayı) çok mutlu olmak exult at (something) v.
(bir şeyin/bir yerin içinde) mutlu bir şekilde hoplayıp zıplamak romp through (something) v.
Phrases
nice mutlu yıllara many happy returns of the day expr.
(ve) ömürlerinin sonuna kadar mutlu oldular/yaşadılar (and) they lived happily ever after expr.
mutlu yıl dönümleri happy anniversary expr.