olumlu - Turco Inglés Diccionario

olumlu

Significados de "olumlu" en diccionario inglés turco : 29 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
olumlu positive adj.
The Minister has delayed taking positive action so far.
Bakan, olumlu bir eylem gerçekleştirmeyi şimdiye kadar erteledi.

More Sentences
olumlu affirmative adj.
'Euro' will, in my view, become the affirmative word of 2002.
Benim görüşüme göre 'Euro' 2002 yılının olumlu kelimesi olacak.

More Sentences
olumlu favorable adj.
He made a very favorable impression on my parents.
Ailem üzerinde çok olumlu bir izlenim bıraktı.

More Sentences
olumlu favourable adj.
He made a very favourable impression on my parents.
Ailem üzerinde çok olumlu bir izlenim bıraktı.

More Sentences
General
olumlu favourable adj.
He made a very favourable impression on my parents.
Ailem üzerinde çok olumlu bir izlenim bıraktı.

More Sentences
olumlu affirmative adj.
'Euro' will, in my view, become the affirmative word of 2002.
Benim görüşüme göre 'Euro' 2002 yılının olumlu kelimesi olacak.

More Sentences
olumlu positive adj.
The Minister has delayed taking positive action so far.
Bakan, olumlu bir eylem gerçekleştirmeyi şimdiye kadar erteledi.

More Sentences
olumlu wholesome adj.
I check my wholesome news app every day to lift my spirits.
Moralimi düzeltmek için her gün olumlu haberler uygulamamı kontrol ediyorum.

More Sentences
Law
olumlu affirmative adj.
'Euro' will, in my view, become the affirmative word of 2002.
Benim görüşüme göre 'Euro' 2002 yılının olumlu kelimesi olacak.

More Sentences
Technical
olumlu favorable adj.
He made a very favorable impression on my parents.
Ailem üzerinde çok olumlu bir izlenim bıraktı.

More Sentences
olumlu favourable adj.
He made a very favourable impression on my parents.
Ailem üzerinde çok olumlu bir izlenim bıraktı.

More Sentences
Biochemistry
olumlu positive adj.
The Minister has delayed taking positive action so far.
Bakan, olumlu bir eylem gerçekleştirmeyi şimdiye kadar erteledi.

More Sentences
General
olumlu sympathetic adj.
olumlu sure adj.
olumlu constructive adj.
olumlu assertive adj.
olumlu concrete adj.
olumlu favoring adj.
olumlu favouring adj.
olumlu life-affirming adj.
olumlu bening adj.
olumlu healthy adj.
olumlu predicatory adj.
olumlu serendipitous adj.
Colloquial
olumlu happening adj.
olumlu happenin adj.
olumlu pository expr.
Law
olumlu constructive adj.
Construction
olumlu constructive adj.

Significados de "olumlu" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
kafa sallamak (olumlu anlamda) nod v.
olumlu şekilde positively adv.
olumlu yönde positively adv.
General
olumlu cevap declension n.
olumlu oy miktarı content n.
olumlu derece positive n.
olumlu eylem affirmative verb n.
olumlu bir yan (bir meseleye ait) pro n.
olumlu oy yes n.
bir şeyin olumlu ve olumsuz tarafları the pluses and minuses of something n.
olumlu cevap verme yessing n.
olumlu cevap positive answer n.
olumlu cevap yes n.
olumlu cevap affirmative n.
olumlu taraf compensation n.
olumlu etkileyiciler positive effectors n.
olumlu cevap yea n.
olumlu bir gelişme a positive development n.
olumlu tümce affirmative sentence n.
olumlu hava positive atmosphere n.
olumlu özellik favorable feature n.
olumlu özellik positive feature n.
olumlu yaklaşım confident attitude n.
olumlu yaklaşım positive approach n.
olumlu kanaat good opinion n.
olumlu fon positive fund n.
olumlu gelişme positive development n.
olumlu sapma positive deviation n.
olumlu sonuç positive result n.
görevi hükümet hakkında olumlu yazılar yazmak olan yandaş gazeteci spin-doctor n.
bir meseleye ait olumlu bir yan pro n.
olumlu özellikleriyle birlikte olumsuz özellikleri de olan şey mixed blessing n.
olumlu cevap favourable reply n.
olumlu cevap favorable reply n.
olumlu karar positive decision n.
olumlu karar affirmative decision n.
olumlu eleştiri constructive criticism n.
olumlu düşünce positive thinking n.
olumlu eleştiri positive criticism n.
olumlu etki positive impact n.
olumlu adım positive step n.
olumlu yön positive side n.
olumlu ve olumsuz yönler positive and negative sides n.
olumlu ve olumsuz yönler positive and negative aspects n.
olumlu tutum good/positive attitude n.
olumlu tavır good/positive attitude n.
olumlu cümle positive sentence n.
olumlu sonuçlar favorable outcomes n.
olumlu sonuçlar positive results n.
olumlu ve olumsuz yanlar positive and negative aspects n.
olumlu ve olumsuz yanlar positive and negative sides n.
olumlu beklentiler positive expectations n.
olumlu hava mood of optimism n.
hem olumlu hem olumsuz tepkiler mixed reactions n.
olumlu yön/taraf upside n.
olumlu sonuç favorable outcome n.
olumlu katkı positive contribution n.
olumlu çıktı positive outcome n.
olumlu izlenim favorable impression n.
olumlu değişiklik positive change n.
olumlu soru positive question n.
bir şeyin olumlu veya mantıklı yanı acceptable face n.
olumlu sonuç positive outcome n.
beklenmedik bir şekilde gerçekleşen olumlu olay caduac [scottish] n.
olumlu oy affirmative vote n.
olumlu cevap echo n.
kendinden emin ve olumlu tavır takınan kimse yea-sayer n.
olumlu oy verenler yeas n.
olumlu sonuç upside n.
genellikle olumlu yönde olan kalıcı veya güçlü izlenim mark n.
aldatıcı bir olumlu izlenim yaratma window-dressing n.
olumlu görüş broo [scotland] n.
olumlu düşünme hopefulness n.
olumlu itibar opinion [obsolete] n.
(kişilere dair) olumlu izlenim opinion n.
(kişilere dair) olumlu değerlendirme opinion n.
olumlu düşünme optimism n.
işletmenin pazar değeri sayılabilecek olumlu itibarı good will n.
olumlu sonuç good n.
olumlu görüş bildiren mesaj commendation n.
olumlu miktar positive quantity n.
olumlu sonuç veren yöntem dodge n.
olumlu önyargı prepossession n.
(olumlu izlenim sonucu elde edilen) kredi point n.
olumlu izlenim point n.
olumlu ifade protest n.
olumlu görüş suffrage n.
olumlu özellik positive n.
olumlu karşılamak respond positively v.
sevilmeyen birinde olumlu bir niteliğin olduğunu kabul etmek credit someone with v.
olumlu bir izlenim bırakmak make a hit with somebody v.
biri için olumlu bir puan olmak speak well for v.
olumlu bir şekilde etkilemek prepossess v.
olumlu karşılamak welcome something warmly v.
birine (bir konu hakkında) olumlu fikirler aşılamak prejudice someone in favor of v.
olumlu karşılamak react positively v.
olumlu cevap vermek answer in the affirmative v.
patlamak (olumlu bir şekilde) boom v.
olumlu bir izlenim bırakmak make a hit v.
olumlu olmak be posivite v.
olumlu bulmak approve v.
olumlu karşılamak receive something favorably v.
olumlu yanıt vermek reply in the affirmative v.
biri hakkında olumlu şeyler söylemek put in a good word (for someone) v.
olumlu karşılamak give a favourable opinion v.
olumlu karşılamak have a favourable opinion v.
olumlu bir tutum sergilemek exhibit positive attitude v.
olumlu bakmak take a bright view of v.
olumlu olarak belirtmek constate v.
olumlu yaklaşmak find favourable v.
olumlu bakmak lean towards v.
olumlu bakmak lean to v.
olumlu bakmak lean towards something v.
olumlu bakmak lean toward v.
olumlu görüş vermek express a positive opinion v.
olumlu görüş vermek give a positive opinion v.
olumlu bulunmak be found positive v.
olumlu eleştiri almak receive positive criticism v.
olumlu tepki almak get positive reaction v.
(olumlu) bir sonuca ulaşmak reach to fruition v.
(olumlu) bir sonuca ulaşmak come to fruition v.
-den olumlu bir şekilde etkilenmek be prepossessed by v.
olumlu sonuç vermek bring to a successful conclusion v.
çok olumlu bulunmak be very well received v.
olumlu tutum izlemek maintain a positive attitude v.
olumlu tutum izlemek take a positive attitude v.
olumlu düşünmek think positively v.
olumlu tutum takınmak maintain a positive attitude v.
olumlu tutum takınmak take a positive attitude v.
olumlu hava estirmek create a positive atmosphere v.
olumlu bir hava estirmek create a positive atmosphere v.
olumlu bakmak look optimistically v.
olumlu bakmak look positively v.
olumlu bir durum yaratmak create a positive situation v.
olumlu durum yaratmak create a positive situation v.
olumlu etki bırakmak leave a positive impression v.
olumlu tepki almak be well received v.
olumlu tepkiler almak be well received v.
olumlu beklentileri olmak have positive expectations v.
olumlu biçimde etkilemek affect positively v.
olumlu biçimde etkilemek influence positively v.
olumlu yönde etkilemek influence positively v.
olumlu yönde etkilemek affect positively v.
olumlu etkilemek influence positively v.
olumlu etkilemek affect positively v.
olumlu yanıt beklemek expect a positive answer v.
olumlu cevap beklemek anticipate a favorable reply v.
olumlu cevap beklemek expect a positive answer v.
olumlu yanıt beklemek expect a positive reply v.
olumlu yanıt beklemek anticipate a favorable reply v.