ortadan - Turco Inglés Diccionario

ortadan

Significados de "ortadan" en diccionario inglés turco : 6 resultado(s)

Turco Inglés
General
ortadan medially adv.
Computer
ortadan center adj.
ortadan centered adj.
ortadan centre adj.
ortadan centred adj.
ortadan from middle adv.

Significados de "ortadan" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
ortadan kaldırma disposal n.
ortadan kaldırma annihilation n.
ortadan kaybolmak disappear v.
ortadan kaldırmak annihilate v.
ortadan kaybolmak vanish v.
General
ortadan kaldıran deletory n.
ortadan yok olma vanishing n.
ortadan kaldırma wipeout n.
ortadan kaldırma killing n.
sisi ortadan kaldıran aygıt defogger n.
ortadan kaldırma abolition n.
telefon vb gibi teknolojik gelişmelerin insanların arasındaki mesafeyi ortadan kaldırması glocalization n.
ortadan kaldırma eradicating n.
ortadan kaldırma removal n.
ortadan kaldırılma extinguishment n.
ortadan kaldırma effacement n.
ortadan kaybolma disappearance n.
ortadan kaldırma overcome n.
bir kitabı ortadan açtığımızda birbirine bakan sayfaları biri diğerinin aynadaki yansıması olarak düşünülerek ortaya çıkarılan estetik görüntü tekniği book matching n.
ortadan kalkma disappearance n.
ortadan kaldırma extinguishment n.
ortadan kaldırma extermination n.
evlilik birliğinin tamiri olanaksız bir şekilde ortadan kalkması irremediable breakdown of the marriage n.
baskılanmanın/inhibisyonun ortadan kalkması deinhibition n.
cinsel ögelerini ortadan kaldırma desexualization n.
cinsel ögelerini ortadan kaldırma desexualisation n.
ortadan kaldırma blotting n.
ortadan kaldırma wipe-out n.
Bakılan görüntü ortadan kalktıktan sonra görsel alanda bir süre daha izlenebilen ardışık görüntü after image n.
ortadan kaldırma taking-off n.
tanışılan kişiye hiçbir şey demeden ortadan kaybolup, onu yoksayma ghosting n.
(düşmanı) ortadan kaldırma reduction n.
ortadan kalkmayan şüphe nagging doubt n.
ortadan kaldırma remotion n.
ortadan kaldırma elimination n.
zorlanma ortadan kalktığında eski şeklini alabilme özelliğine sahip malzeme elastomeric n.
ortadan kaldırma avoidance [obsolete] n.
yavaş yavaş ortadan kaybolma die–away n.
ortadan yok olma evanition n.
ortadan yok olma evanishment [rare] n.
(yemekleri, boşları) ortadan kaldırmak için kullanılan tepsi veya sepet voider [dialect] n.
ekonomik bir süreci ortadan kaldıran veya devam etmesini engelleyen özel bir durum margin n.
yeni ayın tarihini ayarlamak için her 134 yılda bir artık yıla ait günü ortadan kaldırma uygulaması metemptosis n.
ortadan kalkma oblivion n.
ortadan kaldıran kimse ridder n.
ortadan kaldıran şey ridder n.
ortadan kaldırma occultation n.
çekiciliğini ortadan kaldırma deglamorization [us] n.
çekiciliğini ortadan kaldırma deglamorisation [uk] n.
ortadan kaldırılan şey deletion n.
ortadan kaldırılma deletion n.
(özellikle tutulma esnasında ışık) ortadan kaybolma deliquium n.
ortadan kaybolan şey deperdit n.
hızlıca ortadan kaldırma dispatch [us] n.
hızlıca ortadan kaldırma despatch [uk] n.
hükmü ortadan kaldırma override n.
ortadan kaldırılamaz olma imperdibility n.
kısıtlamaların tamamen veya kısmen ortadan kaldırılması sonucu oluşan serbest davranış disinhibition n.
düzeni ortadan kaldırma disordering n.
ortadan kaldırma displantation n.
(gömerek veya yakarak) cesedi ortadan kaldırma disposition n.
ortadan kaldırma dispose [obsolete] n.
ortadan kaldırma disposement [obsolete] n.
(resmi belge) ortadan kaldırılan şey dispositive [obsolete] n.
ortadan kaldıran kimse driver n.
tahta kulübe tipi yapılarda ortadan geçen koridor dogtrot [dialect] n.
suç oluşturan unsur sürdükçe ortadan kalkmayan illegal muamele continuing trespass n.
ortadan ayaklı masa pedestal table n.
açıklama yapmaksızın ortadan kaybolma disappearing n.
sayfaları ortadan ikiye bir kez katlanarak veya kesilerek oluşturulmuş kitap folio n.
kendini ortadan kaldıran kimse self-destroyer n.
dikey olarak ortadan bölünmüş sütun semicolumn n.
ortadan kaybolma slipout n.
ortadan kaldıran veya zayıflatan şey solvent n.
kağıtları ortadan delerek bir arada tutan sivri çelik gereç spike n.
semptomun ortadan kaldırılması suppression n.
yolu ortadan kesen geçit cut n.
ortadan kalkma passing n.
(reform veya iyileştirme amacıyla) istenmeyen personel, yöntem veya politikaların ortadan kaldırılması house-cleaning n.
ortadan kaybolmak clear out v.
ortadan kalkmak be removed v.
ortadan silmek blot out v.
ortadan kaldırmak blot out v.
ortadan kaybolmak cut v.
zehirin etkisini ortadan kaldırmak detoxify v.
ortadan kaybolmak be lost v.
ortadan kaldırmak kill v.
ortadan kaldırmak get rid of v.
ortadan kaldırmak destroy v.
ortadan kaldırmak stamp out v.
ortadan kaldırmak make away with v.
ortadan kaldırmak remove v.
ortadan kaldırmak clear away v.
ortadan kaldırmak sweep v.
ortadan kaldırmak resolve v.
ortadan kaldırmak rule out v.
ortadan kalkmak disappear v.
ortadan kaldırmak clear off v.
ortadan kaybolmak die out v.
ortadan kaldırmak wipe something out v.
ortadan kaldırmak take away v.
ortadan kaybolmak hive off v.
ortadan kalkmak die out v.
birinin kuşkularını ortadan kaldırmak set someone's mind at rest v.
ortadan kaybolmak clear off v.
ortadan kaybolmak dissolve into thin air v.
ortadan kaldırmak put out of sight v.
ortadan kaybolmak recede v.
ortadan kaldırmak hide from view v.
ortadan kaldırmak put away v.
ortadan kaldırmak do away with v.
bir şeyi ortadan kaldırmak put something away v.
ortadan kaldırmak raze v.
ortadan kaldırmak extinguish v.
ortadan kaldırmak eliminate v.
ortadan kalkmak be destroyed v.
ortadan kaldırılmak go v.
ortadan yok olmak vanish v.
ortadan kaldırmak suppress v.
ortadan kaldırmak put up v.
ortadan kaybolmak vanish away v.
yükümlülüğü ortadan kaldırmak remove an obligation v.
yükümlülüğü ortadan kaldırmak cancel an obligation v.
hakkı ortadan kaldırmak abolish a right v.
ırk ayrımını ortadan kaldırmak desegregate v.
ortadan kesmek cut in the middle v.
ortadan kaybolmak fade away v.
ortadan kaldırmak pick up v.
ortadan kaldırmak work off v.
riski ortadan kaldırmak remove the risk v.
riski ortadan kaldırmak eliminate the risk v.
önyargıları ortadan kaldırmak eliminate the prejudices v.
tehlikeleri ortadan kaldırmak remove the hazards v.
problem ortadan kalkmak (the problem) go away v.
sorun ortadan kalkmak (the problem) go away v.
saçlarını ortadan ayırmak part hair in the middle v.
saçlarını ortadan ikiye ayırmak part hair in the middle v.
bürokratik engelleri ortadan kaldırmak debureaucratize v.
sanayiyi ortadan kaldırmak deindustrialise v.
sanayiyi ortadan kaldırmak deindustrialize v.
kutsallığını ortadan kaldırmak desanctify v.
yükümlülüğü ortadan kaldırmak nullify an obligation v.
ortadan kaldırmak adempt [obsolete] v.
ortadan kaldırmak rase v.
ortadan kaybolmak relinquish [obsolete] v.
ortadan kaldırmak remble [obsolete] v.
ortadan kaldırmak remue [french] v.
ortadan kaldırmak do way v.
ortadan kaldırmak toll v.
ortadan kaldırmak zap v.