plainest - Turco Inglés Diccionario

plainest

plainest — Definition

Significado:
düz, sade, ova
Pronunciación (IPA):
(AmE /pleɪn/ – BrE /pleɪn/)
Categoría gramatical:
İsim/Sıfat: plain (plains)
Sinónimo:
simple, clear
Antónimos:
ornate

Significados de "plainest" en diccionario turco inglés : 87 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
plain n. ova
The coastal plains are wide in the west and discontinuous in the east.
Kıyı ovaları batıda geniş, doğuda ise süreksizdir.

More Sentences
plain adj. yalın
The pay differential is the clearest and plainest expression of inequality between the sexes.
Ücret farklılığı, cinsiyetler arasındaki eşitsizliğin en açık ve yalın ifadesidir.

More Sentences
plain adj. düz
I like this plain white wall.
Bu düz beyaz duvarı seviyorum.

More Sentences
plain adj. sade
That is why I have tabled a number of amendments to which an honest but plain approach is central.
İşte bu nedenle dürüst ama sade bir yaklaşımın esas olduğu bir dizi değişiklik önergesi sundum.

More Sentences
plain adj. süssüz
General
plain n. düzlük
The river meanders across the plain.
Nehir düzlükte menderesler çiziyor.

More Sentences
plain adj. basit
In plain terms, this translates into noise barriers along motorways.
Basit bir ifadeyle bu, otoyollar boyunca gürültü bariyerleri anlamına gelmektedir.

More Sentences
plain adj. açık
He took my money and that is the plain truth.
O benim paramı aldı ve bu açık bir gerçek.

More Sentences
plain adj. sade
That is why I have tabled a number of amendments to which an honest but plain approach is central.
İşte bu nedenle dürüst ama sade bir yaklaşımın esas olduğu bir dizi değişiklik önergesi sundum.

More Sentences
plain adj. düz
I like this plain white wall.
Bu düz beyaz duvarı seviyorum.

More Sentences
plain adj. açıkça
Let me make it plain, I'm not coming.
Açıkça söyleyeyim, gelmiyorum.

More Sentences
plain adv. açıkça
In plain language, for a long time nothing happened at all.
Açıkça söylemek gerekirse uzun bir süre hiçbir şey olmadı.

More Sentences
plain adv. düpedüz
That is just plain stupid.
Bu düpedüz aptallık.

More Sentences
Trade/Economic
plain n. ova
The coastal plains are wide in the west and discontinuous in the east.
Kıyı ovaları batıda geniş, doğuda ise süreksizdir.

More Sentences
plain adj. açık
He took my money and that is the plain truth.
O benim paramı aldı ve bu açık bir gerçek.

More Sentences
plain adj. basit
In plain terms, this translates into noise barriers along motorways.
Basit bir ifadeyle bu, otoyollar boyunca gürültü bariyerleri anlamına gelmektedir.

More Sentences
plain adj. sade
That is why I have tabled a number of amendments to which an honest but plain approach is central.
İşte bu nedenle dürüst ama sade bir yaklaşımın esas olduğu bir dizi değişiklik önergesi sundum.

More Sentences
plain adj. yalın
The pay differential is the clearest and plainest expression of inequality between the sexes.
Ücret farklılığı, cinsiyetler arasındaki eşitsizliğin en açık ve yalın ifadesidir.

More Sentences
Technical
plain adj. sade
That is why I have tabled a number of amendments to which an honest but plain approach is central.
İşte bu nedenle dürüst ama sade bir yaklaşımın esas olduğu bir dizi değişiklik önergesi sundum.

More Sentences
Textile
plain adj. düz
I like this plain white wall.
Bu düz beyaz duvarı seviyorum.

More Sentences
plain adj. sade
That is why I have tabled a number of amendments to which an honest but plain approach is central.
İşte bu nedenle dürüst ama sade bir yaklaşımın esas olduğu bir dizi değişiklik önergesi sundum.

More Sentences
Archaic
plain adj. düz
I like this plain white wall.
Bu düz beyaz duvarı seviyorum.

More Sentences
General
plain n. açıklık
plain n. sadelik
plain n. geniş ve düz yer
plain n. düz arazi
plain n. vuzuh
plain n. geniş açıklık
plain v. (sürekli) şikayet etmek
plain v. inlemek
plain v. ağlamak
plain v. yakınmak
plain adj. net
plain adj. baharatsız
plain adj. yavan
plain adj. vazıh
plain adj. dürüst
plain adj. sade (yiyecek)
plain adj. şatafatsız
plain adj. çirkin
plain adj. adi
plain adj. gösterişsiz
plain adj. su katılmamış
plain adj. belli
plain adj. normal
plain adj. bezemesiz
plain adj. kolay anlaşılır
plain adj. alışılmış
plain adj. (hanedan armaları) süslü olmayan
plain adj. saf
plain adj. katışıksız
plain adj. (cam) pürüzsüz
plain adj. engelsiz
plain adj. hilesiz
plain adj. olduğu gibi
plain adj. karmaşık olmayan
plain adj. yaygın
plain adj. kibirsiz
plain adj. yapmacıksız
plain adj. tutumlu
plain adj. quaker mezhebi veya kullandıkları dile ait
plain adj. quaker mezhebi veya kullandıkları dille ilgili
plain adv. sadece
plain adv. sade bir biçimde
plain adv. basit bir şekilde
plain adv. açık bir şekilde
plain adv. net bir şekilde
plain adv. tamamen
plain adv. kesinlikle
Trade/Economic
plain adj. anlaşılır
Technical
plain v. (cam) pürüzsüzleştirmek
plain adj. desensiz
plain adj. (kağıt veya levha) tamamı aynı kalitede üretilmiş
plain adj. (kağıt veya levha) kaplamasız
Marine
plain n. düz alan
Gastronomy
plain n. bir tür hafif bira
Breeding
plain adj. (merinos koyunu) kırışıksız
plain adj. (büyükbaş hayvan) kaba ve düşük kaliteli
Geography
plain n. wisconsin eyaletinde yerleşim yeri
Sport
plain n. (bilardoda) beyaz top
plain n. (bilardoda) beyaz topu oynayan oyuncu
Card
plain adj. resimsiz (iskambil kartı)
Music
plain adj. (müzik armonisi) yalnızca temel akor tonlarını kullanan
Archaic
plain n. ağıt
plain n. yakarış
plain n. savaş alanı
plain adj. pürüzsüz

Significados de "plainest" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
plain sailing n. basit iş
alluvial plain n. birikinti ovası
flood plain n. taşkın ovası
plain chocolate n. sade çikolata
policeman in plain clothes n. sivil polis
flood plain zoning n. taşkın önleme bölgesi
abyssal plain n. deniz tabanı
plain dealing n. açık davranma
plain language n. açık dil
plain paper n. boş kağıt
cilician plain n. çukurova
wash plain n. sandur
in plain terms n. basit sözlerle
plain language n. sade dil
plain dealing n. dürüstlük
plain spirits n. saf alkol
plain knitting n. düz örgü
plain good sense n. sağduyu
plain good sense n. akıl fikir
plain-clothes policeman n. sivil polis
plain work n. düz iş
plain work n. kolay iş
plain hair n. düz saç
the plain truth n. gerçeğin ta kendisi
plain text n. açık metin
plain language n. açık ifade
plain logic n. düz mantık
a plain expression n. yalın bir anlatım
just a plain thanks n. kuru teşekkür
a plain kind of guy n. sıradan tip/adam
plain clothes n. sivil giysi
plain clothes n. sivil kıyafet
plain water n. sade içme suyu
police officer in plain clothes n. sivil kıyafetli polis memuru
plain view n. düz görünüm
plain view n. açık görünüm
vast plain n. geniş ova
vast plain n. geniş düzlük
arid plain n. kurak ova
plain battle n. açık savaş
plain dealer n. dürüst tüccar
plain speaking n. açık konuşma
plain [rare] n. ağıt
plain battle n. meydan muharebesi
plain-clothes n. resmi görev sırasında tanınmamak için giyilen sivil kıyafet
plain-spokenness n. açık sözlülük
dress in plain clothes v. sivil giyinmek
become plain v. sadeleşmek
make plain v. açıklığa kavuşturmak
plain [obsolete] v. düzleştirmek
plain spoken adj. açık sözlü
as plain as a pikestaff adj. bariz
as plain as the nose on your face adj. besbelli
as plain as a pikestaff adj. apaçık
as plain as the nose on your face adj. apaçık
as plain as a pikestaff adj. besbelli
as plain as the nose on your face adj. açık seçik
as plain as the nose on your face adj. bariz
as plain as the nose on your face adj. gün gibi ortada
as plain as a pikestaff adj. gün gibi ortada
as plain as a pikestaff adj. açık seçik
plain-clothed adj. sade giyimli
plain-dealing adj. açık
plain-dealing adj. açık davranan
plain and simple adj. sade ve basit
plain-speaking adj. dobra konuşan
plain-speaking adj. samimi
plain-speaking adj. açık konuşan
plain-speaking adj. içten
plain-hearted adj. dürüst
plain-hearted adj. içten
plain-laid adj. (halat) iplerin dönüş yönünün tersi yönde bükülmüş iplerden oluşan
plain-jane adj. sıradan
plain-Jane adj. sade
plain-spoken adj. içten
plain-Jane adj. süssüz
plain-vanilla adj. sade
plain-clothes adj. (polis, güvenlik görevlisi) görevdeyken tanınmamak için sivil giyen
plain-Jane adj. basit
plain-spoken adj. samimi
plain-vanilla adj. basit
plain-spoken adj. açık sözlü
plain-jane adj. basit
in plain words adv. açıkçası
in plain english adv. açıkçası
in plain english adv. açıkça
in plain terms adv. açıkça
in plain english adv. dobra dobra
in plain english adv. açık ve sabit kelimelerle
in plain language adv. basit bir dille
in plain language adv. yalın bir dille
plain of expr. … ovası
Phrases
in plain sight expr. görünürde
in plain sight expr. meydanda
in plain sight expr. açıkça
in plain sight expr. kolayca görülen
Colloquial
plain jane n. sıradan vatandaş
plain vanilla n. uygulama veya sistemin asgari işlevleri
plain and simple expr. bu kadar basit
Idioms
plain sailing n. rahat ve sorunsuz iş
plain sailing n. basit iş
a plain jane n. sıradan/çekici olmayan kız veya kadın
be as plain as the nose on somebody's face v. gün gibi ortada olmak
be as plain as day v. gün gibi ortada olmak
hide in plain sight v. göz önünde fark edilmemek
hide in plain sight v. varlığını maskeleyen bir ortamda görünür kalarak fark edilmez olmak
write (something) in plain english v. daha düz bir ingilizceyle yazmak
say (something) in plain english v. daha açık söylemek
put (something) into plain english v. daha düz bir dille/ingilizceyle ifade etmek
put (something) into plain english v. daha açık ifade etmek
say (something) in plain english v. daha basit bir dille/ingilizceyle anlatmak
put (something) into plain english v. daha basit bir dille anlatmak
say (something) in plain english v. daha düz bir dille/ingilizceyle anlatmak
write (something) in plain english v. herkesin anlayabileceği şekilde/bir dille yazmak
write (something) in plain english v. daha basit bir ingilizceyle yazmak
hide in plain view v. herkesin görebileceği bir yerde/ortalık yerde kamufle olmak
hide (someone or something) in plain view v. (birini/bir şeyi) göz önünde bir yere saklamak
hide (someone or something) in plain view v. (birini/bir şeyi) herkesin görebileceği bir yerde saklamak
hide in plain view v. apaçık ortada olmasına rağmen alışıldığı için görünmez olmak
hide (someone or something) in plain view v. (birini/bir şeyi) ortalık yerde saklamak/kamufle etmek
hide in plain view v. apaçık ortada olup/olmasına rağmen fark edilmemek
hide in plain view v. göz önünde olup/olmasına rağmen görülmemek
hide in plain view v. nasıl geldiyse öyle gitmek
hide in plain view v. göz önünde fark edilmemek
hide in plain view v. apaçık ortada olmasına rağmen tepki çekmeden ve değişmeden kalmak
hide in plain view v. herkesin görebileceği bir yerde olup/olmasına rağmen görülmemek
be as plain as the nose on (one's) face v. apaçık olmak
be as plain as the nose on (one's) face v. aşikar olmak
be as plain as the nose on (one's) face v. bariz olmak
be as plain as the nose on (one's) face v. gün gibi ortada olmak
be as plain as the nose on (one's) face v. apaçık ortada olmak
be as plain as the nose on (one's) face v. besbelli olmak
be in plain english v. açık olmak
be in plain language v. dobra dobra olmak
be in plain language v. açık bir dilde olmak
be in plain english v. anlaşılır bir dilde olmak
be in plain language v. düz bir dilde olmak
be in plain language v. anlaşılır bir dilde olmak
be in plain language v. herkesin anlayabileceği dilde olmak
be in plain english v. açık bir dilde olmak
be in plain english v. düz bir dilde olmak
be in plain language v. açık olmak
be in plain english v. herkesin anlayabileceği dilde olmak
be in plain english v. dobra dobra olmak
be plain sailing v. tereyağından kıl çeker gibi olmak
be plain sailing v. kolayca akmak/ilerlemek
be plain sailing v. dümdüz ilerlemek
be (all) plain sailing v. tereyağından kıl çeker gibi olmak
be (all) plain sailing v. dümdüz ilerlemek
be plain sailing v. rahat ve sorunsuz gitmek