| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | plain i. | ova | ||
|
The coastal plains are wide in the west and discontinuous in the east. Kıyı ovaları batıda geniş, doğuda ise süreksizdir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | plain s. | yalın | ||
|
The pay differential is the clearest and plainest expression of inequality between the sexes. Ücret farklılığı, cinsiyetler arasındaki eşitsizliğin en açık ve yalın ifadesidir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | plain s. | düz | ||
|
I like this plain white wall. Bu düz beyaz duvarı seviyorum. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | plain s. | sade | ||
|
That is why I have tabled a number of amendments to which an honest but plain approach is central. İşte bu nedenle dürüst ama sade bir yaklaşımın esas olduğu bir dizi değişiklik önergesi sundum. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | plain s. | süssüz | ||
| Genel | ||||
| Genel | plain i. | düzlük | ||
|
The river meanders across the plain. Nehir düzlükte menderesler çiziyor. More Sentences |
||||
| Genel | plain s. | basit | ||
|
In plain terms, this translates into noise barriers along motorways. Basit bir ifadeyle bu, otoyollar boyunca gürültü bariyerleri anlamına gelmektedir. More Sentences |
||||
| Genel | plain s. | açık | ||
|
He took my money and that is the plain truth. O benim paramı aldı ve bu açık bir gerçek. More Sentences |
||||
| Genel | plain s. | sade | ||
|
That is why I have tabled a number of amendments to which an honest but plain approach is central. İşte bu nedenle dürüst ama sade bir yaklaşımın esas olduğu bir dizi değişiklik önergesi sundum. More Sentences |
||||
| Genel | plain s. | düz | ||
|
I like this plain white wall. Bu düz beyaz duvarı seviyorum. More Sentences |
||||
| Genel | plain s. | açıkça | ||
|
Let me make it plain, I'm not coming. Açıkça söyleyeyim, gelmiyorum. More Sentences |
||||
| Genel | plain zf. | açıkça | ||
|
In plain language, for a long time nothing happened at all. Açıkça söylemek gerekirse uzun bir süre hiçbir şey olmadı. More Sentences |
||||
| Genel | plain zf. | düpedüz | ||
|
That is just plain stupid. Bu düpedüz aptallık. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | plain i. | ova | ||
|
The coastal plains are wide in the west and discontinuous in the east. Kıyı ovaları batıda geniş, doğuda ise süreksizdir. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | plain s. | açık | ||
|
He took my money and that is the plain truth. O benim paramı aldı ve bu açık bir gerçek. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | plain s. | basit | ||
|
In plain terms, this translates into noise barriers along motorways. Basit bir ifadeyle bu, otoyollar boyunca gürültü bariyerleri anlamına gelmektedir. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | plain s. | sade | ||
|
That is why I have tabled a number of amendments to which an honest but plain approach is central. İşte bu nedenle dürüst ama sade bir yaklaşımın esas olduğu bir dizi değişiklik önergesi sundum. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | plain s. | yalın | ||
|
The pay differential is the clearest and plainest expression of inequality between the sexes. Ücret farklılığı, cinsiyetler arasındaki eşitsizliğin en açık ve yalın ifadesidir. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | plain s. | sade | ||
|
That is why I have tabled a number of amendments to which an honest but plain approach is central. İşte bu nedenle dürüst ama sade bir yaklaşımın esas olduğu bir dizi değişiklik önergesi sundum. More Sentences |
||||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | plain s. | düz | ||
|
I like this plain white wall. Bu düz beyaz duvarı seviyorum. More Sentences |
||||
| Tekstil | plain s. | sade | ||
|
That is why I have tabled a number of amendments to which an honest but plain approach is central. İşte bu nedenle dürüst ama sade bir yaklaşımın esas olduğu bir dizi değişiklik önergesi sundum. More Sentences |
||||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | plain s. | düz | ||
|
I like this plain white wall. Bu düz beyaz duvarı seviyorum. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | plain i. | açıklık | ||
| Genel | plain i. | sadelik | ||
| Genel | plain i. | geniş ve düz yer | ||
| Genel | plain i. | düz arazi | ||
| Genel | plain i. | vuzuh | ||
| Genel | plain i. | geniş açıklık | ||
| Genel | plain f. | (sürekli) şikayet etmek | ||
| Genel | plain f. | inlemek | ||
| Genel | plain f. | ağlamak | ||
| Genel | plain f. | yakınmak | ||
| Genel | plain s. | net | ||
| Genel | plain s. | baharatsız | ||
| Genel | plain s. | yavan | ||
| Genel | plain s. | vazıh | ||
| Genel | plain s. | dürüst | ||
| Genel | plain s. | sade (yiyecek) | ||
| Genel | plain s. | şatafatsız | ||
| Genel | plain s. | çirkin | ||
| Genel | plain s. | adi | ||
| Genel | plain s. | gösterişsiz | ||
| Genel | plain s. | su katılmamış | ||
| Genel | plain s. | belli | ||
| Genel | plain s. | normal | ||
| Genel | plain s. | bezemesiz | ||
| Genel | plain s. | kolay anlaşılır | ||
| Genel | plain s. | alışılmış | ||
| Genel | plain s. | (hanedan armaları) süslü olmayan | ||
| Genel | plain s. | saf | ||
| Genel | plain s. | katışıksız | ||
| Genel | plain s. | (cam) pürüzsüz | ||
| Genel | plain s. | engelsiz | ||
| Genel | plain s. | hilesiz | ||
| Genel | plain s. | olduğu gibi | ||
| Genel | plain s. | karmaşık olmayan | ||
| Genel | plain s. | yaygın | ||
| Genel | plain s. | kibirsiz | ||
| Genel | plain s. | yapmacıksız | ||
| Genel | plain s. | tutumlu | ||
| Genel | plain s. | quaker mezhebi veya kullandıkları dile ait | ||
| Genel | plain s. | quaker mezhebi veya kullandıkları dille ilgili | ||
| Genel | plain zf. | sadece | ||
| Genel | plain zf. | sade bir biçimde | ||
| Genel | plain zf. | basit bir şekilde | ||
| Genel | plain zf. | açık bir şekilde | ||
| Genel | plain zf. | net bir şekilde | ||
| Genel | plain zf. | tamamen | ||
| Genel | plain zf. | kesinlikle | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | plain s. | anlaşılır | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | plain f. | (cam) pürüzsüzleştirmek | ||
| Teknik | plain s. | desensiz | ||
| Teknik | plain s. | (kağıt veya levha) tamamı aynı kalitede üretilmiş | ||
| Teknik | plain s. | (kağıt veya levha) kaplamasız | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | plain i. | düz alan | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | plain i. | bir tür hafif bira | ||
| Hayvancılık | ||||
| Hayvancılık | plain s. | (merinos koyunu) kırışıksız | ||
| Hayvancılık | plain s. | (büyükbaş hayvan) kaba ve düşük kaliteli | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | plain i. | wisconsin eyaletinde yerleşim yeri | ||
| Spor | ||||
| Spor | plain i. | (bilardoda) beyaz top | ||
| Spor | plain i. | (bilardoda) beyaz topu oynayan oyuncu | ||
| İskambil | ||||
| İskambil | plain s. | resimsiz (iskambil kartı) | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | plain s. | (müzik armonisi) yalnızca temel akor tonlarını kullanan | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | plain i. | ağıt | ||
| Eski Kullanım | plain i. | yakarış | ||
| Eski Kullanım | plain i. | savaş alanı | ||
| Eski Kullanım | plain s. | pürüzsüz | ||