sad - Turco Inglés Diccionario

sad

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

sad — Definition

Significado:
üzgün, kederli
Pronunciación (IPA):
(AmE /sæd/ – BrE /sæd/)
Categoría gramatical:
Sıfat: sad
Sinónimo:
unhappy, sorrowful
Antónimos:
happy

Significados de "sad" en diccionario turco inglés : 39 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
sad adj. mahzun
Mr. Miller is a sad man; he has no family.
Bay Miller mahzun bir adam; ailesi yok.

More Sentences
sad adj. hüzünlü
By why always with the sad songs?
Neden hep hüzünlü şarkılar?

More Sentences
sad adj. üzücü
It is sad to hear that your application is declined.
Başvurunuzun reddedildiğini duymak üzücü.

More Sentences
sad adj. üzgün
Sorry to hear you are feeling sad.
Kendinizi üzgün hissettiğinizi duyduğuma üzüldüm.

More Sentences
sad adj. acıklı
We are faced with a very sad situation.
Çok acıklı bir durumla karşı karşıyayız.

More Sentences
sad adj. hazin
Her skirt is a sad reality.
Eteği hazin bir gerçek.

More Sentences
sad adj. üzüntülü
sad adj. acılı
General
sad n. mevsimsel depresyon
Luna is suffering from SAD.
Luna mevsimsel depresyon hastası.

More Sentences
sad adj. acı
The sad thing was that I was one of them.
İşin acı tarafı ben de onlardan biriydim.

More Sentences
sad adj. üzgün
Sorry to hear you are feeling sad.
Kendinizi üzgün hissettiğinizi duyduğuma üzüldüm.

More Sentences
sad adj. kederli
One moment she was happy, the next she was sad.
Bir an neşeliydi, ardından kederlendi.

More Sentences
sad adj. üzülmüş
Abigail was sad about his father's leaving.
Abigail babasının gidişine üzülmüştü.

More Sentences
sad adj. üzgün
Sorry to hear you are feeling sad.
Kendinizi üzgün hissettiğinizi duyduğuma üzüldüm.

More Sentences
sad adj. iflah olmaz
sad adj. içli
sad adj. donuk (renk)
sad adj. çok kötü
sad adj. kasvetli
sad adj. müessif
sad adj. iç karartıcı
sad adj. müteessir
sad adj. efkarlı
sad adj. üzüntülü
sad adj. bedbaht
sad adj. hayırsız
sad adj. adam olmaz
sad adj. acınacak
sad adj. yetersiz
sad adj. gamlı
sad adj. (renk) koyu
sad adj. donuk
sad adj. kahırlı
sad adj. hüzün verici
sad adj. bahtsız
Technical
sad adj. donuk
sad adj. koyu
Ottoman Turkish
sad adj. melil
sad adj. melül

Significados de "sad" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
General
şad happy adj.

Significados de "sad" con otros términos en diccionario inglés turco: 125 resultado(s)

Inglés Turco
General
sad news n. kötü haber
sad news n. üzücü haber
sad pickle n. zor durum
sad day n. acı gün
sad day n. üzücü gün
sad day n. acılı gün
sad truth n. üzücü gerçek
sad ending n. üzücü son
sad ending n. acıklı son
sad story n. üzücü hikaye
sad story n. hüzünlü hikaye
sad clown n. üzgün palyaço
sad event n. üzücü olay
sad kid n. mutsuz çocuk
someone's sad day n. birinin acı günü
feel sad v. efkarlanmak
feel sad about v. yerinmek
be sad v. mutsuz olmak
become sad v. mahzunlaşmak
make sad v. hüzün vermek
feel sad v. hüzünlenmek
feel sad v. hüzün vermek
be so sad v. çok üzülmek
fell so sad v. çok üzülmek
be sad v. üzgün olmak
be sad v. üzüntülü olmak
look sad v. üzgün görünmek
feel so sad v. çok üzgün hissetmek
get sad v. üzülmek
be a little sad v. biraz üzülmek
sad-coloured adj. iç karartıcı tonlara/renklere sahip
sad-coloured adj. kasvetli renklere sahip
sad-colored adj. iç karartıcı tonlara/renklere sahip
sad-colored adj. kasvetli renklere sahip
sad [obsolete] adj. kararlı
sad bread adj. deve yüküyle
sad [obsolete] adj. sağlam
sad bread adj. bir dolu
sad-eyed adj. gözleri üzgün bakan
sad-faced adj. yüzünde hep üzgün bir ifade taşıyan
sad-faced adj. sürekli üzgün görünen
sad-eyed adj. üzgün ifadeli gözleri olan
in a sad case adv. müşkül vaziyette
in a sad case adv. kötü halde
in a sad pickle adv. sıkıntılı vaziyette
Proverb
it is a sad heart that never rejoices üzgün olmayı alışkanlık edinenler bile her zaman üzgün olamaz
Colloquial
sad news n. üzücü haber
a very sad story n. çok acıklı bir hikaye
sad case n. ezik tip
sad case n. umutsuz vaka
our sad loss expr. acı kaybımız
stop feeling sad expr. üzülmeyi bırakın
sad to say expr. kusura bakma ama
sad to say expr. söylemek istemezdim ama
too sad for words expr. çok üzücü
too sad for words expr. kelimelerle anlatılamayacak/ifade edilemeyecek kadar üzücü
too bad, so sad exclam. aman ne yazık
too bad, so sad exclam. vah vah, tüh tüh
Idioms
a sad state of affairs n. üzücü durum
a sad state of affairs n. üzüntü veren durum
a sad sight n. üzücü bir görüntü
a sad sight n. kirli
a sad sight n. dağınık
a sad sight n. üzücü bir sahne
the sad truth n. acı gerçek
a sad, poor, etc. reflection on something n. (mecazi) kötü vitrin
a sad, poor, etc. reflection on something n. kötü örnek/yansıma
a sad, poor, etc. reflection on something n. (mecazi) kötü gösteren
a sad, poor, reflection on something n. bir şeyin üzücü/kötü bir temsili
a sad, poor, reflection on something n. bir şeyin üzücü/kötü bir yansıması
a sad, poor, reflection on something n. bir şeyin itibarını zedeleyen bir görüntü
Speaking
sad but true n. acı ama gerçek
it is not worth being sad expr. üzülmeye değmez
you made me sad expr. üzdün beni
you made me sad expr. beni üzdün
I am very sad expr. çok üzgünüm
don't make me sad expr. üzme beni
it is too sad expr. çok üzücü
why are you sad? expr. niye üzgünsün?
why are you sad? expr. niçin üzgünsün?
why are you sad? expr. neden üzgünsün?
I don't want to make you sad expr. seni üzmek istemiyorum
what a sad loss expr. ne üzücü bir kayıp
the sad weeks ahead expr. önümüzdeki hüzünlü haftalar
it's a sad day for all of us expr. bu hepimiz için üzücü bir gün
are you sad because you're living here? expr. burada yaşadığın için mi üzgünsün?
why are you so sad? expr. sen neden bu kadar üzgünsün?
you don't have to be sad expr. üzülmene gerek yok
you don't have to be sad expr. üzülmenize gerek yok
I don't want to see you sad expr. seni üzgün görmek istemiyorum
I don't like seeing you sad expr. seni üzgün görmeyi sevmiyorum
she looked kind of sad expr. morali bozuk gibiydi
she looked kind of sad expr. üzgün gibiydi
she looked kind of sad expr. üzgün gibi görünüyordu
do not be sad expr. moralini bozma
do not be sad expr. üzülme
when you're sad expr. üzgünken
when I'm sad expr. üzgünken
who made you sad? expr. seni kim üzdü?
who made you sad? expr. kim seni üzdü?
you make me very sad expr. beni çok üzüyorsun
you really make me sad expr. beni çok üzüyorsun
Trade/Economic
single administrative document (sad) n. tek idari belge
Technical
sad loss n. acı kayıp
Computer
sad face n. üzgün yüz
Psychology
seasonal affective disorder (sad) n. mevsimsel depresyon
seasonal affective disorder (sad) n. mevsimsel duygu durum bozukluğu
Geography
novi sad n. belgrad'ın kuzeybatısındaki tuna nehri üzerindeki kuzey sırbistan şehri
novi sad n. belgrad'ın kuzeybatısında, tuna nehri üzerinde yer alan sırp şehri
Painting
sad colours n. hüzünlü renkler
Latin
dura lex; sad lex expr. sert de olsa kanun, kanundur
Slang
sad sack n. beceriksiz
sad sack n. kötü iş gören kimse
sad sack n. ağlak tip
sad sack n. acınası kimse
sad sack n. ezik tip
sad-ass adj. acınası
sad-ass adj. kasvetli
sad-ass adj. moral bozucu
sad-ass adj. iç karartıcı
sad-ass adj. iğrenç
sad-ass adj. bunaltıcı
British Slang
sad arse n. ağlak tip
sad arse n. ezik tip
sad arse n. acınası kimse