solider - Turco Inglés Diccionario

solider

solider — Definition

Significado:
katı, sağlam
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈsɑːlɪd/ – BrE /ˈsɒlɪd/)
Categoría gramatical:
Sıfat: solid
Sinónimo:
firm, sound
Antónimos:
flimsy

Significados de "solider" en diccionario turco inglés : 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
solid adj. yekpare
His statue was carved from solid marble.
Heykeli yekpare mermerden oyulmuş.

More Sentences
solid adj. sağlam
The mansion was built on solid ground.
Konak sağlam bir zemin üzerine inşa edilmiş.

More Sentences
solid adj. katı
It can be made both solid and in the form of glazing.
Hem katı hem de cam şeklinde yapılabilir.

More Sentences
solid adj. sert
solid adj. katı cisim
General
solid adj. mükemmel
Their performance was solid! I'm glad I came.
Performansları mükemmeldi! İyi ki gelmişim.

More Sentences
solid adj. masif
When making a kitchen in the Russian style, all the furniture should be made of solid natural wood.
Rus tarzında bir mutfak yaparken, tüm mobilyalar masif doğal ahşaptan yapılmalıdır.

More Sentences
solid adj. esaslı
Last year was marked by solid achievements.
Geçen yıl esaslı başarılara imza atıldı.

More Sentences
solid adj. güvenilir
Their study was backed by solid data.
Çalışmaları güvenilir verilerle destekleniyordu.

More Sentences
solid adj. sağlam temele dayanan
The Commission's estimates are based on pure suppositions, with no solid foundation.
Komisyon'un tahminleri hiçbir sağlam temele dayanmayan saf varsayımlara dayanmaktadır.

More Sentences
solid adj. somut
The Council and Parliament now need to hand out fast, solid aid.
Konsey ve Parlamento'nun şimdi hızlı ve somut yardımlar yapması gerekmektedir.

More Sentences
solid adj. güvenilir
Their study was backed by solid data.
Çalışmaları güvenilir verilerle destekleniyordu.

More Sentences
Technical
solid n. üç boyutlu geometrik şekil
A cube is a solid figure with six sides.
Küp, altı kenarı olan üç boyutlu bir cisimdir.

More Sentences
solid adj. katı
It can be made both solid and in the form of glazing.
Hem katı hem de cam şeklinde yapılabilir.

More Sentences
Automotive
solid adj. katı
It can be made both solid and in the form of glazing.
Hem katı hem de cam şeklinde yapılabilir.

More Sentences
Food Engineering
solid adj. katı
It can be made both solid and in the form of glazing.
Hem katı hem de cam şeklinde yapılabilir.

More Sentences
General
solid n. katı madde
solid n. metanet
solid n. üç boyutlu cisim
solid n. sıvı olmayan
solid n. tek renk
solid n. sabit renk
solid adj. kunt
solid adj. sağlam karakterli
solid adj. berk
solid adj. müstahkem
solid adj. masif (ağaç/tahta)
solid adj. gerçek
solid adj. eksiksiz
solid adj. bütün
solid adj. cisimsel
solid adj. som (metal)
solid adj. birlik olan
solid adj. kesintisiz
solid adj. tek parça
solid adj. fasılasız
solid adj. yoğun
solid adj. türdeş
solid adj. sıkı
solid adj. birleşik
solid adj. devamlı
solid adj. mücessem
solid adj. katı cisim
solid adj. birbirine bağlı
solid adj. muteber
solid adj. metin
solid adj. pek
solid adj. kübik
solid adj. aralıksız
solid adj. tam
solid adj. som
solid adj. yekpare ve içi dolu (madde)
solid adj. müttefik
solid adj. hemfikir
solid adj. bağlaşık
solid adj. gerekçelendirilmiş
solid adj. dayanağı olan
solid adj. ciddi
solid adj. yerleşik
solid adj. maddi olarak güvende
solid adj. kredisi yüksek
solid adj. finansal açıdan iyi
solid adj. gerçek
solid adj. tek renkli
solid adj. sade
solid adj. düz
solid adj. tek tonlu
solid adj. süslenmiş
solid adj. işlenmiş
solid adj. dost canlısı
solid adj. samimi
solid adj. çıkar amaçlı ilişki güden
solid adj. dostane
solid adj. büyük
solid adj. iri
solid adj. devasa
solid adj. kocaman
solid adj. hemfikir
solid adj. oybirliğiyle alınmış
solid adj. muhakeme edebilen
solid adj. mantığa dayalı
solid adj. makul
solid adj. akla yatkın
solid adj. iyice temellendirilmiş
solid adj. ağırbaşlı
solid adj. sağduyulu
solid adj. ihtiyatlı
solid adj. mali açıdan iyi yapılandırılmış
solid adj. kredi geçmişi iyi olan
solid adj. itibarı zedelenmemiş
solid adj. niyetinde ciddi
solid adj. karakteri ciddi olan
solid adj. önemsiz olmayan
solid adj. anlamsız ve boş olmayan
solid adj. tek tonlu
solid adj. yekpare malzemesinin üzerine süslemeler işlenmiş
solid adj. avantajlı koşullarda
solid adj. hoş bir şekilde
solid adj. büyük
solid adj. iri
solid adv. müttefik olarak
solid adv. oy birliği ile
solid adv. hemfikir olarak
solid adv. iyice
solid adv. sağlamca
solid adv. kırmadan
solid adv. açmadan
solid adv. tamamen
solid adv. tamamıyla
solid adv. sürekli olarak
solid adv. kesintisiz olarak
Speaking
solid n. iyilik
solid n. yardım
Trade/Economic
solid n. katı cisim
Technical
solid n. som
solid n. duvar
solid n. yığma taş bloğu
solid n. sütun
solid n. işlenmemiş kömür
solid n. çıkarılmamış kömür
solid n. tek renk baskı yapan baskı plakası
solid n. (yarım ton baskıda) en koyu/yoğun nokta
solid n. tek renkli tekstil malzemesi
solid n. tek renkli ürün
solid adj. dayanıklı
solid adj. kesiksiz
solid adj. rijit
Computer
solid n. düz çizgi
solid n. solid yazılım prensipleri
solid n. solid yazılım geliştirme prensipleri
solid adj. dolu
solid expr. düz
solid abrev. (nesne yönelimli programlamada) tek sorumluluk, açık-kapalılık, liskov ikamesi, arayüz ayrımı ve bağımlılığı tersine çevirme ilkeleri
Gastronomy
solid n. katı yiyecek
solid n. katı yiyecek
solid adj. (yiyecek veya içecek) önemli
solid adj. çok doyurucu (yemek veya gıda)
solid adj. besleyici (yemek veya gıda)
Biology
solid adj. (bağışıklık) güçlü
solid adj. (bağışıklık) tam
solid adj. dayanıklı (bağışıklık sistemi)
Linguistics
solid n. bitişik yazılan bileşik sözcük
Sport
solid n. iyi oyunculardan oluşan takım
Music
solid adj. yoğun ve ritmik
solid adj. etkili ritmi olan
solid adj. (popüler müzik) harika
solid adj. (popüler müzik) olağanüstü
solid adj. (popüler müzik) muhteşem
Printery
solid adv. boşluk bırakmadan
solid adv. çizgisiz bir şekilde

Significados de "solider" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
solid wood parquets n. masif ahşap parkeler
General
domestic solid waste n. evsel katı atık
solid residue n. katı tortu
solid paraffin n. mum
solid density n. katı yoğunluğu
suspended solid content n. askıda madde
solid tyre n. dolma lastik
solid particle n. sert tanecik
crystalline solid n. kristalin
solid geometry n. katı geometri
solid color n. tek renk
solid grease n. katıyağ
solid load n. rüsup
solid state physics n. katı hal fiziği
solid propellant n. katı yakıt
solid colour n. düz renk
solid fuel n. katı yakıt
solid rocket fuel n. katı roket yakıtı
solid start n. sağlam başlangıç
solid start n. iyi başlangıç
solid foundation n. sabit zemin
solid foundation n. sağlam zemin
solid background n. sağlam altyapı
solid infrastructure n. sağlam altyapı
solid performance n. sağlam performans
solid performance n. iyi performans
solid food n. katı yiyecek
solid basis n. sağlam temeller
solid bases n. sağlam temeller
a solid understanding n. sağlam bir anlayış
solid gold n. som altın
solid steps n. somut adımlar
solid soap n. katı sabun
solid tissue n. sert doku
solid earth n. yeryüzündeki karalar
solid earth n. yeryüzü
solid earth n. kara
solid earth n. kara (yeryüzü)
solid figure n. üç boyutlu şekil
solid proof n. sağlam kanıt
flat solid n. uzunluk ve genişliğine göre ince olan düz eşya
solid body substance n. vücudun katı bölümleri
solid body substance n. vücudun sert bölümleri
solid green n. zümrüt yeşili
solid measure n. bir hacim birimi
become solid v. katılaşmak
make solid v. katılaştırmak
start a baby on solid food v. bebeğe katı mama vermeye başlamak
build on solid basis v. sağlam temeller üzerine kurmak
build on a solid ground v. sağlam bir temele oturtmak
solid colored adj. tek renkli
rock solid adj. taş gibi sağlam
rock solid adj. kırılmaz
rock solid adj. çok sağlam
solid-colored adj. tek renkli
solid-looking adj. iyi görünümlü
solid-looking adj. kaliteli görünen
solid-looking adj. sağlıklı görünen
solid-coloured [uk] adj. tek renkli
solid-coloured [uk] adj. tümüyle aynı renk olan
solid-coloured [uk] adj. tek renkli
solid-looking adj. sağlam görünen
solid waste collector n. katı atık toplayıcısı
Colloquial
solid [us] n. iyilik
solid [us] n. lütuf
solid [us] n. lütuf
solid [us] n. iyilik
Idioms
get a solid grasp of something v. bir konuyu iyice kavramak
have a solid grasp of something v. bir konuyu iyice kavramak
get a solid grasp of something v. bir konuya tam anlamıyla hakim olmak
have a solid grasp of something v. bir konuya tam anlamıyla hakim olmak
have (solid) grasp of something v. iyice kavramak
have (solid) grasp of something v. tam olarak kapmak
have (solid) grasp of something v. tam olarak idrak etmek
have (solid) grasp of something v. iyice anlamak
have/get a (solid) grasp of something v. bir şeyi kapmak (anlamak)
have/get a (solid) grasp of something v. bir şeyi kavramak
have/get a (solid) grasp of something v. bir şeyi iyi idrak etmek
have/get a (solid) grasp of something v. bir şeyi iyi anlamak
be (as) solid as a rock v. sağlam olmak
be (as) solid as a rock v. güçlü kuvvetli olmak
be (as) solid as a rock v. güvenilir olmak
be (as) solid as a rock v. dağ gibi olmak
be (as) solid as a rock v. istikrarlı olmak
be (as) solid as a rock v. kaya gibi olmak
be (as) solid as a rock v. kaya gibi sert/sağlam olmak
be (as) solid as a rock v. dayanıklı olmak
get a solid grasp on (something) v. (bir şeyi iyi) anlamak
get a solid grasp on (something) v. (bir şeyi) kapmak (anlamak)
get a solid grasp of (something) v. (bir konuyu iyice) kavramak
get a solid grasp on (something) v. (bir konuyu iyice) kavramak
get a solid grasp of (something) v. (bir şeyi iyi) anlamak
get a solid grasp on (something) v. (bir konuya tam anlamıyla) hakim olmak
get a solid grasp of (something) v. (bir konuya tam anlamıyla) hakim olmak
get a solid grasp of (something) v. (bir şeyi) kapmak (anlamak)
get a solid grasp on (something) v. (bir şeyi iyi) idrak etmek
get a solid grasp of (something) v. (bir şeyi iyi) idrak etmek
have a (solid) grasp of something v. bir şeyi iyice anlamak
get a (solid) grasp of something v. bir şeyi tam olarak idrak etmek
have a (solid) grasp of something v. bir şeyi iyice kavramak
get a (solid) grasp of something v. bir şeyi iyice anlamak
get a (solid) grasp of something v. bir şeyi iyice kavramak
have a (solid) grasp of something v. bir şeyi tam olarak idrak etmek
get a (solid) grasp of something v. bir şeyi tam olarak kapmak
have a (solid) grasp of something v. bir konuya tam anlamıyla hakim olmak
get a (solid) grasp of something v. bir konuya tam anlamıyla hakim olmak
have a (solid) grasp of something v. bir şeyi tam olarak kapmak
solid as a rock adj. kaya gibi sert/sağlam
solid as a rock adj. güvenilir
solid as a rock adj. semsert
solid as a rock adj. kaya gibi dayanıklı
as solid as a rock expr. kaya gibi sert
as solid as a rock expr. semsert
Speaking
booked solid expr. tamamıyla dolu
do me a solid expr. bana bir iyilik/güzellik yap
Trade/Economic
solid fuel cooker n. katı yakıtlı pişirici
solid start n. özellikle piyasalarda önemli bir olay sonrasındaki günün sabahında meydana gelen durum
solid start n. sert başlangıç
solid waste n. katı atıklar
solid structure n. sağlam yapı
solid waste amount n. katı atık miktarı
Law
solid evidence n. somut delil
solid evidence n. somut kanıt
rock solid evidence n. kaya gibi sağlam deliller
Industry
solid recovered fuel n. geri kazanılmış katı yakıt
Technical
drawn solid product supplied in coil or on reel n. kangal veya makara halinde içi dolu çekilmiş mamul
solid state amplifier n. katı hal yükselteci
solid asphalt n. sert asfalt
solid roller bucket dissipater n. yekpare yuvarlak uçlu enerji kırıcı
solid propeller n. tek parça pervane
solid phase n. katı faz
apparent solid density n. görünür katı yoğunluk
solid waste burner n. katı atık yakma makinesi
solid state n. katı hal
reinforced concrete solid slab n. betonarme dolu döşeme
solid constituents of soil n. zeminin katı bileşenleri
solid state memory n. katıhal bellek
solid bronze n. sert bronz
solid web arch n. dolgu gövdeli kemer
unit weight of the solid constituents n. katı bileşenlerin birim ağırlığı
solid volume n. katı hacim
solid error n. kalıcı hata
solid state physics n. katıhal fiziği
solid conductor n. som iletken
solid state physics n. katıların fiziği
solid state component n. katı durum bileşeni
solid fuel n. katı yakıt
solid geometry n. uzay geometri
solid bituminous materials n. sert bitümlü malzemeler
solid type raiding n. masif tip korkuluk