suda - Turco Inglés Diccionario

suda

Significados de "suda" en diccionario inglés turco : 2 resultado(s)

Turco Inglés
General
suda afloat adj.
suda aqueously adv.

Significados de "suda" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
suda oynamak dabble v.
suda boğulmak drown v.
General
suda yaşayan bir tür keseli ve kemirgen hayvan yapok n.
sal ya da benzeri bir deniz aracının insan gücü ile suda hareket etmesini sağlayan alet oar n.
bir bardak suda fırtına a storm in a teacup n.
girdap (suda oluşan) whirlpool n.
tuzlu suda su verme brine quenching n.
suda eriyen madde wetting agent n.
çamurda ya da suda yuvarlanma wallowing n.
suda veya çok nemli toprakta yetişen bitki hydrophytic plant n.
suda yetişen bitkiler aquatic vegetation n.
suda yaşayan hayvan veya bitki aquatic n.
suda yaşayan memeli aquatic mammal n.
suda boğulmuş kimse drowner n.
suda bitki yetiştirme hydroponics n.
suda yürüme wade n.
hem karada hem de suda işleyebilen taşıtlar amphibian n.
suda işleyebilen kamyon duck n.
tatlı suda yaşayan bir tür ördek shoveller n.
suda çözünmeyen maddeler water insolubles n.
suda erir polimerler water-soluble polymers n.
suda bekletme soaking n.
tatlı suda yaşayan bir tür ördek shoveler n.
(meyve kabuğunu) yüksek sıcaklıkta sodalı suda soyma lye peeling n.
kuyruğunu suyun yüzünde tutarak sığ suda beslenen balık tailer n.
suda yaşayan büyük bir semender hellbender n.
açık suda kürek çekme bathe [uk] n.
açık suda yüzme bathe [uk] n.
suda bekleterek ince tozları ayırma levigation n.
(havada veya suda) ani ve yüksek bir ses whoosh n.
balinanın suda zıplaması breach n.
suda yürüme sesi clatch [scotland] n.
sıcak suda deri veya post yumuşatan kimse dampener n.
karada veya suda seyahat etmek için kullanılan hava yastıklı bir araç ground-effect machine n.
mikroskobik oluşumu suda canlı tutmaya yarayan bir cihaz growing cell n.
(bitkisel kaynaklı ilaçta) maddeyi suda bekletme infusion n.
suda boğulma drownage n.
suda boğma drownage n.
suda boğulan kimse drowner n.
ayaklarını suda oynatma paddle n.
(suda, havada) dalgalanma pirl [scotland] n.
denizaltı periskopunun suda bıraktığı iz feather n.
suda çözünür yapışkan maddelerle karıştırılmış pigment poster colour [uk] n.
suda çözünür yapışkan maddelerle karıştırılmış pigment poster color [us] n.
suda sürüklenme flotage n.
suda yürüme plodge n.
sığ suda oynama plodge n.
suda oynamak plouter n.
suda çalışmak plowter n.
suda çalışma plowter n.
suda çalışmak plouter n.
suda oynama plouter n.
suda oynamak plowter n.
suda oynama plowter n.
suda çalışma plouter n.
suda hızla hareket eden deniz taşıtının geride bıraktığı kavisli beyaz su ve püskürtme rooster tail n.
suda pişirilen unla yapılan eski bir yemek sepon n.
suda pişirilen unla yapılan eski bir yemek sepawn [dialect] [us] n.
suda büyüyen küçük ağaç dalı stickup n.
suya batıp çıkarak gerçekleştirilen bir suda sağ kalım yöntemi survival bobbing n.
çıplak ayakla suda gezme paddle n.
suda bekletme soak n.
suda dans floating n.
sığ suda gezinme paddle n.
çamurlu suda koşmak slop v.
suda boğmak drown v.
yüzmek (suda vb) float v.
bol suda yıkamak sluice v.
ayaklarını suda oynatmak paddle v.
suda boğulmak drown v.
suda oltayı çekerek balık tutmak troll v.
suda yürümek slop v.
suda bekletmek steep v.
suda bırakmak soak v.
sığ suda yürümek wade v.
yüzmek (suda) swim v.
suda yürümek squelch v.
suda kalmak soak v.
oltayı suda sürükleyerek balık tutmak troll v.
suda boğulmak be drowned v.
boğulmak (suda) drown v.
suda yürümek slush v.
suda yürümek wade v.
suda oynamak paddle v.
sığ suda gezinmek paddle v.
sığ suda oynamak wade v.
suda yürümek slosh v.
suda tutmak soak v.
(suda) boğulmak drown v.
(yumurtayı) kırıp kaynar suda pişirmek poach v.
suda bırakmak steep v.
suda bekletmek soak v.
kaynar suda haşlamak poach v.
(suda) taş sektirmek skip a stone v.
(gemi) suda yavaşça ilerlemek float through something v.
(suda) taş kaydırmak skim stone v.
(suda) taş sektirmek skim stone v.
(suda) taş sektirmek skim stones v.
(suda) taş kaydırmak skim stones v.
çözünmek (suda) dissolve in water v.
suda yüzmek swim in the water v.
suda yaşamak live in water v.
kürekleri suda sabit tutmak hold water v.
suda bekleterek ince tozları ayırmak levigate v.
(suda) hareket ettirilmek waft v.
(suda) ilerlemek waft v.
şişirerek sızıntıyı önlemek için suda durmak binge [dialect] [uk] v.
(balina) suda zıplamak breach v.
küllü veya sabunlu suda ıslatmak veya kaynatmak buck [dialect] [uk] v.
(kıyafetleri) küllü veya sabunlu suda taşa vurarak yıkamak buck [dialect] [uk] v.
suda tutmak insteep v.
suda bekletmek insteep v.
(suda) boğulmak drenche v.
suda yüzen elmayı dişleriyle kapmaya çalışmak duck v.
(bir şeyi) suda yıkamak sapple v.
kaynamaya yakın suda pişirmek codle v.
sığ suda oynamak plouter [scotland] v.
sığ suda oynamak plotter [dialect] v.
suda oynamak plounce v.
önceden suda bekletme işlemi yapmak pre-soak v.
(kuyruğun yanal hareketi ile) suda ilerlemek skull v.
suda tutmak sowp [dialect] [obsolete] v.
suda boğmak stifle [obsolete] v.
(kıyafetleri) köpüklü suda yıkamak suds v.
Sığ suda gezinmek paddle v.
suda ve karada yaşayabilen amphibian adj.
suda yaşar aquatic adj.
suda yaşayan aquatic adj.
tatlı suda yaşayan freshwater adj.
tatlı suda yaşayıp denize yumurtlayan catadromous adj.
tuzlu suda yaşayan saltwater adj.
suda yetişen water adj.
suda çözülmeyen nonaqueous adj.
suda yaşamayan nonaquatic adj.
suda çözünmez water non­soluble adj.
suda yetişen aquatic adj.
suda eriyen water-soluble adj.
suda yüzen waterborne adj.
suda yaşayan nautique (fr) adj.
karada ve suda çalışabilen amphibian adj.
suda yüzen awash adj.
suda çözünür olmayan non-water-soluble adj.
suda çözünmeyen non-water-soluble adj.
suda yüzen aslosh adj.
köpüklü suda gerçekleşen white-water adj.
tuzlu suda olan saltwater adj.
tuzlu suda geçen saltwater adj.
suda batan dead adj.
tatlı suda meydana gelen freshwater adj.
hem karada hem suda yaşayabilen amphibious adj.