tane tane - Turco Inglés Diccionario

tane tane

Significados de "tane tane" en diccionario inglés turco : 4 resultado(s)

Turco Inglés
General
tane tane piece by piece adv.
Technical
tane tane grainy adj.
Music
tane tane staccatissimo adv.
tane tane staccato adv.

Significados de "tane tane" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
tane piece n.
tane grain n.
tane büyüklüğü analizi grain size analysis n.
General
iri tane coarse grain n.
tane inceltme grain refining n.
tane büyüklüğü analizi grain size analysis n.
tane seed n.
ileriye doğru iki tane ucu olan ve kolu söküp takılabilen ütü sadiron n.
tane inceltilmesi grain refining n.
tane (arpa/buğday/mısır vb) grain n.
tane bead n.
tane pip n.
tane mısır sweetcorn n.
tane berry n.
tane legume n.
tane unit size n.
tane particle n.
tane copy n.
tane bean n.
tane corn n.
tane inceltmesi grain refining n.
tane flake n.
küçük tane (bitkilerde) drupel n.
küçük tane (bitkilerde) drupelet n.
tane iriliği grain thickness n.
ostenit tane büyüklüğü austenite grain size n.
kaba tane coarse grain n.
tane boyutu dağılımı granulometry n.
tane item n.
iki tane two pieces n.
(bir paket veya kutu içindeki) adet ya da tane Count n.
tane Count n.
biri yıkama diğeri kurutma işlevi gören iki tane döner tamburu olan çamaşır makinesi twin-tub n.
tane boyutu, doku gibi özellikleri sebebiyle tohum küspesine benzeyen ürün meal n.
tahıl bitkilerinin tane taşıyan bölümü icker n.
zilyon tane multitude n.
milyon tane eş parçadan biri one-millionth n.
katrilyon tane eş parçadan biri one-quadrillionth n.
(küçük parçalı tane içeren) mineral konsantrasyonu impregnation n.
küçük tane pearl n.
tane shredding n.
milyon tane million n.
zibilyon tane million n.
bir tane geçiren kimse spanker n.
tane tane söylemek chop one's words v.
tane tane söylemek articulate v.
tane tane söylemek mouth v.
tane tane konuşmak speak distinctly v.
tane tane yağmak flake v.
tane tane konuşmak speak clearly v.
hecelerini karıştırmak (tane tane söyleyeceğine) slur v.
evin üzerinde üç tane ipotek olmak get three mortgages on the house v.
yedi tane olmaktan çıkarmak unseven v.
bir tane patlatmak wop v.
(yumruğu) bir tane çakmak pize [dialect] v.
tane tane ve net konuşmak project v.
tane tane söylemek enunciate v.
bir iki tane one or two adj.
tane biçiminde graniferous adj.
birkaç tane one or two adj.
tane veya tohum şeklinde graniform adj.
tane tane söylenmiş articulate adj.
bir tane one adj.
on iki tane dozen adj.
üç tane olan triple adj.
iki tane two adj.
iki tane two piece of adj.
bir iki (tane) a couple of adj.
bir iki (tane) a couple of adj.
on tane ten adj.
on iki tane twelve adj.
yirmi sekiz tane olan twenty-eight adj.
yirmi beş tane olan twenty-five adj.
yirmi yedi tane olan twenty-seven adj.
yirmi iki tane olan twenty-two adj.
yirmi tane olan twenty adj.
yirmi üç tane olan twenty-three adj.
yirmi bir tane olan twenty-one adj.
yirmi altı tane olan twenty-six adj.
zilyon tane zillion adj.
zilyon tane millionfold adj.
(armacılıkta) üç tane büyük girintisi olan dancy adj.
(armacılıkta) üç tane büyük girintisi olan dancetté adj.
aşırı derecede tane tane söylenmiş over-articulate adj.
iki tane a couple adj.
on altı tane olan sixteen adj.
kırk tane forty adj.
on dört tane fourteen adj.
(roma rakamıyla) doksan tane olan ixc adj.
(roma rakamıyla) dokuz tane olan ix adj.
birkaç tane paucal adj.
üç beş tane paucal adj.
tane hesabıyla by tale adv.
birkaç tane daha a few more adv.
tane ile parça başına yapılan iş miktarına göre by the piece adv.
bir tane daha one more adv.
tane ile by the piece adv.
günde bir tane one piece a day adv.
günde bir tane one a day adv.
günde bir tane one per day adv.
birer tane one for each adv.
bir tane daha another pron.
bir tane daha another one pron.
sadece bir tane ile sınırlı anlamı veren ön ek mon- pref.
tek seferde yalnızca bir tane anlamı veren ön ek mon- pref.
küçük tane anlamına gelen bir ön ek chondri- pref.
küçük tane anlamına gelen bir ön ek chondro- pref.
küçük tane anlamına gelen bir ön ek chondr- pref.
iki (tane) a brace of expr.
Phrasals
bir tane patlatmak için hedef almak strike at v.
(birine) bir tane patlatmak land (someone) one v.
(birine) bir tane indirmek land (someone) one v.
(birine) bir tane yumruk atmak land (someone) one v.
(birine) bir tane geçirmek land (someone) one v.
(birine/bir şeye) bir tane patlatmak için hedef almak strike at (someone or something) v.
Phrases
beş altı tane five or six n.
Proverb
on tane elim yok. her yere aynı anda koşamam/yetişemem one cannot be in two places at once
Colloquial
bir iki tane one or two n.
iki tane uyku tulumu a couple of sleeping bags n.
tek başına iki tane avantaja sahip olan şey twofer n.
tek başına iki tane avantaja sahip olan kimse twofer n.
iki tane beşlik sıra halinde dizilmiş on şişe şaraptan oluşan paket decimal dozen n.
yedi tane baker's half dozen n.
hızlı bir tane (yeme, içme) fast one n.
milyon tane skillion n.
zilyon tane skillion n.
zibilyon tane dozen n.
zibilyon tane gazillion n.
bir tane vurmak/çakmak/geçirmek paste one v.
(birine) bir tane geçirmek/patlatmak sock (someone) one v.
(birine) bir tane vurmak sock (someone) one v.
bir tane patlatmak swack v.
bir tane geçirmek swack v.
zilyon tane jiggered adj.
herkese sadece bir tane one to a customer expr.
işte bir tane geliyor here comes one expr.
bir tane daha doldur pour me another expr.
buraya bir tane daha sedye one more stretcher over here expr.
bir tane de benden/bizden and one for luck expr.
bir tane de benden/bizden and one more for luck expr.
birkaç tane half a dozen expr.
(sana) her şeyi tane tane anlatmak mı gerekiyor? do I have to draw (you) a picture? expr.
(bir şeyden) bir tane daha ister misin/ister misiniz? care for another (something) expr.
her şeyi tane tane anlatmak mı gerekiyor? do I have to paint a picture? expr.
her şeyi tane tane anlatmak mı gerekiyor? do I have to draw a picture? expr.
Idioms
tamamı kaç tane just how many n.
bin bir tane a hundred and one n.
bir müşterinin bir üründen sadece bir tane almasına izin veren satış politikası one to a customer n.
her müşteriye bir tane one to a customer n.
her müşteriye bir tane one per customer n.