yarata - Turco Inglés Diccionario

yarata

Significados de "yarata" en diccionario inglés turco : 40 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
yaratmak create v.
The demand for software created multiple job opportunities in the area.
Yazılım ihtiyacı, bölgede pek çok iş imkanı yaratmıştır.

More Sentences
General
yaratmak beget v.
It is simply true that ignorance begets ignorance.
Cehaletin cehaleti yarattığı tek kelimeyle doğrudur.

More Sentences
yaratmak make v.
It is not only in German that this makes a clear difference.
Bu durum sadece Almanca'da belirgin bir fark yaratmamaktadır.

More Sentences
yaratmak build v.
The problems of the industry have built up a great degree of resentment.
Sektörün sorunları büyük ölçüde kızgınlık yaratmıştır.

More Sentences
yaratmak create v.
The demand for software created multiple job opportunities in the area.
Yazılım ihtiyacı, bölgede pek çok iş imkanı yaratmıştır.

More Sentences
yaratmak engender v.
In these cases, I think that toughness becomes a duty, whatever resentment this may engender.
Bu durumlarda ne kadar kızgınlık yaratırsa yaratsın, sertliğin bir görev haline geldiğini düşünüyorum.

More Sentences
yaratmak give birth to v.
Secondly, this treaty is now to give birth to a research fund.
İkincisi bu anlaşma şimdi bir araştırma fonu yaratacak.

More Sentences
yaratmak conjure v.
He was a jack of all trades; he could conjure miracles whenever possible.
On parmağında on marifet olan biriydi; mümkün olan her an mucizeler yaratabilirdi.

More Sentences
yaratmak compound [obsolete] v.
yaratmak introduce [obsolete] v.
Amendment No 1 would introduce an unacceptable ambiguity in this respect.
1 No'lu Değişiklik bu açıdan kabul edilemez bir muğlaklık yaratacaktır.

More Sentences
yaratmak effect v.
Don't underestimate your ability to effect change in your community.
Toplumunuzda değişim yaratma yeteneğinizi küçümsemeyin.

More Sentences
yaratmak invent v.
yaratmak procreate v.
yaratmak spawn v.
yaratmak conceive v.
yaratmak incur v.
yaratmak shape v.
yaratmak father v.
yaratmak compose v.
yaratmak originate v.
yaratmak call into being v.
yaratmak think up v.
yaratmak rear [obsolete] v.
yaratmak author v.
yaratmak mak [scotland] v.
yaratmak obtain v.
yaratmak deliver v.
yaratmak impose v.
yaratmak develop v.
yaratmak inbreed v.
yaratmak fangle [obsolete] v.
yaratmak innate v.
yaratmak sire v.
yaratmak formulate v.
Phrasals
yaratmak dredge someone or something v.
Colloquial
yaratmak faire v.
Idioms
yaratmak bring into being v.
yaratmak bring into existence v.
yaratmak give birth to (someone or something) v.
Linguistics
yaratmak spell v.

Significados de "yarata" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
gravürcülerin bir gravür tabanının yüzeyini pürüzlü hale getirmek veya çıplak bakır üzerinde baskı sonrası noktalı desene benzer bir etki yaratmak için kullandığı kaba bir baskı kalıbı matter n.
gravürcülerin bir gravür tabanının yüzeyini pürüzlü hale getirmek veya çıplak bakır üzerinde baskı sonrası noktalı desene benzer bir etki yaratmak için kullandığı kaba bir baskı kalıbı mattoir n.
daha iyi bir izlenim yaratmak için kılıf uydurma window-dressing n.
sihirbazın illüzyon yaratmak için kullandığı araç feke n.
sihirbazın illüzyon yaratmak için kullandığı araç fake n.
(açıklık yaratmak için) bölümlü kesikleri olan dekor parçası cutout n.
gölge oyunu etkisi yaratmak için kullanılan bir sahne aleti phantasmagoria n.
gölge oyunu etkisi yaratmak için kullanılan bir sahne aleti phantasmagory n.
(eskrimde) saldırılacak bir boşluk yaratmak amacıyla rakibin kılıcına baskı uygulama press n.
fark yaratmak create the difference v.
yeniden yaratmak create again v.
kriz yaratmak cause crisis v.
heyecan yaratmak cause a stir v.
zihinde yaratmak create mentally v.
izdiham yaratmak throng v.
tedirginlik yaratmak disquiet v.
kargaşa yaratmak bring disorder v.
etki yaratmak register v.
harikalar yaratmak work miracles v.
endişe yaratmak worry v.
suçlu yaratmak criminalize v.
kargaşa yaratmak bring into disorder v.
boşluk yaratmak make a gap v.
panik yaratmak cause a panic v.
yaratmak (sorun) pose v.
model yaratmak style v.
mucizeler yaratmak work wonders v.
kelimelerle yaratmak create with words v.
vakum yaratmak create a vacuum v.
farkındalık yaratmak raise awareness v.
panik yaratmak stampede v.
izdiham yaratmak stampede v.
sansasyon yaratmak cause a stir v.
sansasyon yaratmak create a stir v.
etki yaratmak amacıyla sorulan soru rhetorical question v.
kargaşa yaratmak brought into disorder v.
mucizeler yaratmak work miracles v.
problem yaratmak stir up trouble v.
sorun yaratmak make difficulties v.
tedirginlik yaratmak startle v.
heyecan yaratmak create a stir v.
skandal yaratmak scandalise v.
yeniden yaratmak recreate v.
sansasyon yaratmak cause a sensation v.
yaratmak (çamur/mum vb'nden heykel) model v.
sorun yaratmak give problem v.
şok etkisi yaratmak (birinde) stun v.
harikalar yaratmak do miracles v.
kamuoyu yaratmak form public opinion v.
farkındalık yaratmak create awareness v.
kavram yaratmak cogitate v.
bir mucize yaratmak work a miracle v.
devrim yaratmak revolutionize v.
anlaşmazlık yaratmak sow discord v.
rekabet yaratmak create competition v.
rekabet yaratmak establish competition v.
izdiham yaratmak horde v.
toplumsal huzursuzluk yaratmak create social unrest v.
yeni sözcük yaratmak neologise v.
yeni sözcük yaratmak neologize v.
değişiklik yaratmak create an alteration v.
değişiklik yaratmak create a change v.
değer yaratmak create value v.
kahraman yaratmak heroise v.
problem yaratmak bring problem v.
hasar yaratmak do damage v.
zıtlık yaratmak create conflict v.
farklılık yaratmak make difference v.
hasar yaratmak inflict damage v.
güven yaratmak develop trust v.
güven yaratmak build up trust v.
fark yaratmak make difference v.
istihdam yaratmak generate employment v.
problem yaratmak create problem v.
hasar yaratmak cause damage v.
istihdam yaratmak create employment v.
problem yaratmak cause problem v.
istihdam yaratmak provide employment v.
güven yaratmak place trust v.
sorun yaratmak pose a problem v.
problem yaratmak pose a problem v.
sıkıntı yaratmak cause trouble v.
kaynak yaratmak create resources v.
talep yaratmak create demand v.
talep yaratmak generate demand v.
bağımlılık yaratmak cause an addiction v.
bir tartışma maddesi yaratmak raise an issue v.
bağımlılık yaratmak lead to an addiction v.
fırsat yaratmak create an opportunity v.
zemin yaratmak form basis v.
zemin yaratmak lay a foundation v.
zemin yaratmak provide basis v.
zemin yaratmak build a foundation v.
avantaj yaratmak give advantage v.
avantaj yaratmak offer advantage v.
avantaj yaratmak bring advantage v.
hayal kırıklığı yaratmak leave someone disappointed v.
heyecan yaratmak cause excitement v.
heyecan yaratmak generate excitement v.
hayal kırıklığı yaratmak cause disappointment v.
hayal kırıklığı yaratmak make disappointed v.
tereddüt yaratmak cause hesitation v.
şaşkınlık yaratmak create consternation v.
şaşkınlık yaratmak result in confusion v.
şaşkınlık yaratmak create confusion v.
şaşkınlık yaratmak fill something with consternation v.
şaşkınlık yaratmak cause confusion v.
şaşkınlık yaratmak cause consternation v.
şaşkınlık yaratmak cause surprise v.
şaşkınlık yaratmak lead to confusion v.
risk yaratmak entail a risk v.
risk yaratmak pose a risk v.
kaygı yaratmak cause anxiety v.
kaygı yaratmak create anxiety v.
avantaj yaratmak create advantage v.
sıkıntı yaratmak cause distress v.
imkan yaratmak create opportunity v.
tarz yaratmak create a style v.
tarz yaratmak establish a style v.
sorun yaratmak make a trouble v.
risk yaratmak create risk v.
marka yaratmak create a brand v.
derin üzüntü yaratmak cause deep sorrow v.
devrim yaratmak revolutionise v.
açılım yaratmak offer an insight into v.
fon yaratmak create fund v.
sorun yaratmak cause trouble v.
sorun yaratmak make waves v.
tehlike yaratmak endanger v.
yeniden yaratmak re-create v.
(birine) sorun yaratmak get one's knife into v.
yoktan yaratmak create out of nothing v.
izlenim yaratmak come over v.
izlenim yaratmak give an impression v.
izlenim yaratmak leave an impression v.
izlenim yaratmak come across v.
gerginlik yaratmak make a scene v.
gerginlik yaratmak create a tension v.
bomba etkisi yaratmak come like a bombshell v.
hayalinde yaratmak fantasise v.
denge yaratmak create balance v.
sorun yaratmak create trouble v.
gerginlik yaratmak cause tension v.
gerginlik yaratmak create tension v.
mucizeler yaratmak make miracles v.
fark yaratmak make a difference v.
zaman yaratmak make time v.
görüntü kirliliği yaratmak lead to visual pollution v.
harikalar yaratmak work wonders v.
görüntü kirliliği yaratmak cause visual pollution v.