FAST - Turc Anglais Dictionnaire

FAST

Sens de "FAST" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 125 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
fast adj. süratli
fast adv. çabuk
fast adv. hızlı
General
fast n. oruç
fast n. perhiz
fast n. oruç süresi
fast n. perhiz süresi
fast n. bir günlük oruç
fast n. kilit
fast n. sürgü
fast n. zincir
fast n. halat
fast n. çekme halatı
fast n. iskele babası
fast v. yapışmak
fast v. dayanmak
fast v. oruç tutmak
fast v. perhiz yapmak
fast v. oruç
fast adj. ileri
fast adj. hızlı yaşayan
fast adj. sımsıkı
fast adj. sağlam
fast adj. uçarı
fast adj. sabit (renk)
fast adj. dayanıklı
fast adj. tamamen
fast adj. tez canlı
fast adj. ileri (saat)
fast adj. seri
fast adj. sadık
fast adj. rengi atmaz
fast adj. fişek gibi
fast adj. sıkı
fast adj. eli çabuk
fast adj. muhkem
fast adj. yel gibi
fast adj. değişmez
fast adj. çıkmaz
fast adj. hafifmeşrep
fast adj. su gibi
fast adj. hızlı
fast adj. solmaz
fast adj. sabit
fast adj. bağlı
fast adj. yerinden oynamaz
fast adj. sıkı bağlanmış
fast adj. kilitli
fast adj. sımsıkı kapanıp kilitlenmiş
fast adj. ayrılmaz
fast adj. sıkışmış
fast adj. ayrılamaz
fast adj. yapışık
fast adj. meşgul
fast adj. kullanımda
fast adj. bağlantılı
fast adj. birbirine geçmiş
fast adj. metin
fast adj. birbirine bağlı
fast adj. yakın
fast adj. sıkı fıkı
fast adj. aralıksız
fast adj. sürekli
fast adj. mütemadi
fast adj. donuk
fast adj. tez elden
fast adj. basitçe
fast adj. çabasızca
fast adj. hızlı anlayan
fast adj. hızlı öğrenen
fast adj. hızlı kapan
fast adj. ileride
fast adj. hovarda
fast adj. hoyrat
fast adj. vahşi
fast adj. ahlaksız
fast adj. sefih
fast adj. hoppa
fast adj. kalıcı
fast adj. derin
fast adj. çabuk
fast adj. topun hızlı hareket edebildiği (yüzey)
fast adv. hızlıca
fast adv. sık sık
fast adv. hoppaca
fast adv. sıkıca
fast adv. tez
fast adv. defalarca
fast adv. süratle
fast adv. çabucak
fast adv. hızla
fast adv. çabuk
fast adv. daha hızlı
fast adv. hızlı şekilde
fast adv. derinden
fast adv. derin bir şekilde
fast adv. önceden
fast adv. dengesizce
fast adv. ölçüsüzce
fast adv. sadakatle
fast adv. sadık olarak
fast adv. tereddütsüz bir şekilde
fast adv. azimle
fast adv. kararlılıkla
fast adv. kıvraklıkla
fast adv. zekice
fast interj. ok atış hattından hızlı geç uyarısı yapan ünlem
Colloquial
fast adj. aldatmacalı
fast adj. oyuna getiren
fast adj. dalavereli
Technical
fast n. çabuk
fast adj. süratli
fast adj. sabit
fast adj. solmaz
Medical
fast n. diyet
fast adj.
Religious
fast adj. oruç tutulan
Sport
fast adj. (kriket) topu hızlıca gönderen atıcı
fast adj. kupkuru (at yarışı pisti)
fast adj. sert (at yarışı pisti yüzeyi)
Photography
fast adj. yoğun ışık gönderen (mercek)
fast adj. poz süresi kısa (film)
Archaic
fast adv. yakında
fast adv. yanıbaşında
Slang
fast adj. hovarda

Sens de "FAST" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
the beginning of the day's fast in ramadan n. imsak
General
fast color n. solmaz renk
driving fast n. sürek
fast lane n. otoyolda sürat şeridi
fast watch n. ileri saat
fast food n. pizza gibi hazır yiyecekler
the breaking of the ramadan fast n. iftar
breaking of fast n. oruç açma
fast day n. oruç günü
fast food n. hazır yemek
fast breaking n. oruç açma
fast boat n. hızlı gemi
moving fast n. hızlı hareket etme
fast delivery n. hızlı teslim
fast colour n. solmaz renk
fast ice n. karaya bağlı buz
fast friends n. yakın arkadaşlar
fast dye n. has boya
fast friends n. sıkı dostlar
fast motion n. hızlı hareket
fast wind n. (bant) hızlı sarma
fast oil n. hızlı yağ
fast dye n. solmaz boya
fast-breaking n. oruç açma
fast-breaking meal n. iftar yemeği
fast-food restaurant n. ayaküstü lokanta
fast-food restaurant n. hazır yiyecek satan lokanta
fast-food restaurant n. ayaküstü restoran
fast ferry n. hızlı vapur
fast dial n. hızlı arama
fast food service n. çabuk yemek servisi
fast food n. ayak üstü yemek
ability to move fast n. hızlı hareket edebilme kabiliyeti
fast car n. hızlı araba
fast cars n. hızlı arabalar
fast learner n. çabuk öğrenen
fast learner n. hızlı öğrenen
fast-flowing stream n. hızlı akan akarsu
fast ferry n. hızlı feribot
fast ferry n. deniz otobüsü
fast heartbeat n. hızlı kalp atışı
go-fast boat n. sürat teknesi
fast heart beating n. hızlı kalp atması
fast bike n. yarış motoru
fast mover n. hızlı hareket eden kimse veya şey
fast food n. hızlı yiyecek
fast fashion n. hızlı moda
hold fast n. yerinde tutan şey
hold fast n. başka şeyin sıkıca sabitlendiği şey
hold fast n. sabitleyen şey
hold fast n. destekleyen şey
the beginning of the day's fast in Ramadan n. imsak
fast liver n. hızlı yaşayan
fast-tracking n. ilerleyişi hızlandırma
fast-tracking n. hedefe ulaşabilmek için çalışmaya hız verme
fast track n. erken değerlendirme gerektiren süreç
fast-tracker n. terfii hızlandırılan kimse
fast and loose n. bir tür üçkağıt oyunu
fast buck n. kolay para
fast day n. bazı yeni ingiltere koloni ve eyaletlerinde devlet adamlarının ibadet ve oruç tatili ilan ettiği gün
fast track n. hızlı ilerlemeye veya değişime sebep olan süreç
fast buck n. uğraşmadan kazanılmış para
fast day n. ibadet ve oruç tutma günü
fast-forward n. hızlı ilerleme durumu
fast day n. iskoçya'da yazın ibadet ve oruç için devlet adamlarınca ilan edilen yasal tatil
fast track n. erken inceleme süreci
fast-forward n. elektronik cihazda kaydı normalden hızlı oynatma işlevi
fast travel n. ışınlanma
fast travel n. birden gitme
fast-paced lifestyle n. tempolu yaşam biçimi
play fast and loose with v. oynamak
pull a fast one v. kazık atmak
play fast and loose with v. hafife almak
break the fast v. oruç bozmak
sink fast v. günleri sayılı olmak
stand fast v. fikrinden vazgeçmemek
make fast v. sıkmak
stand fast v. geri çekilmemek
hold fast v. sıkı durmak
go fast v. ileri gitmek
fall fast asleep v. derin uykuya dalmak
break one's fast v. iftar etmek
make fast v. hızlandırmak
live fast v. hızlı yaşamak
lead a fast life v. hızlı yaşamak
break fast v. iftar açmak
stand fast v. teslim olmamak
make fast v. kilitlemek
pull a fast one on somebody v. kazık atmak
go fast enough to join v. arayı kapatmak
stand fast v. pes etmemek
play fast and loose with v. çarpıtmak
become fast v. hızlanmak
sink fast v. günlerini saymak
pull a fast one v. oyuna getirmek
drive fast v. aracı hızlı sürmek
break fast v. orucunu açmak
play fast and loose with v. aldatmak
sink fast v. ağır hasta son günlerini yaşamak
stand fast v. kararından caymamak
hold fast v. dayanmak
break fast v. iftarını açmak
hold fast v. aganta etmek
make fast v. sağlamlaştırmak
go very fast v. uçmak
break fast v. oruç açmak
pull a fast deal v. hileli iş yapmak
recover fast v. çabuk iyileşmek
recover fast v. çabuk toparlanmak
make a fast buck v. hızlı para kazanmak
fast-talk v. ikna etmek
fast-talk v. kandırmak
host a fast-breaking meal v. iftar vermek
fast asleep v. derin uykuda olmak
live life in the fast lane v. hızlı yaşamak
live life in the fast lane v. hayatı uçlarda yaşamak
live life in the fast lane v. uçlarda yaşamak
break a fast v. oruç bozmak
run fast v. hızlı koşmak
stand up too fast v. hızla ayağa kalkmak
drive a bit fast v. biraz hızlı sürmek/kullanmak
drive the car too fast v. arabayı çok hızlı sürmek
move very fast v. çok hızlı hareket etmek
add up fast v. sağlama bir yekun tutmak
move fast v. hızlı ilerlemek
go ahead fast v. hızlı ilerlemek
get well fast v. çabuk iyileşmek
not eat fast food v. fast food yiyecekler tüketmemek
make fast v. sabitlemek
stand fast v. sarsılmamak
stand fast v. hareket etmemek
stand fast v. geçit vermemek
hold fast v. sıkıca yapışmak
fast-track v. (imalatı, inşaatı, süreci) hedefe zamanında ulaşabilmek için hızlandırmak
fast dye v. solmaz boyayla renklendirmek
fast talk v. laf cambazlığıyla kandırmak
fast talk v. gargaraya getirmek
fast talk v. oldu bittiye getirmek
fast [obsolete] v. bağlamak
fast talk v. hızlı hızlı konuşarak ikna etmek
move fast v. hızlı hareket etmek
break your fast v. orucunu açmak
break one's fast v. orucunu açmak
nonacid fast adj. aside dirençsiz
fast lock adj. hızlı kitlemeli
not fast adj. ağır
fast growing adj. hızla büyüyen
fast asleep adj. derin uykuya dalmış
very fast adj. mantar gibi
hard and fast adj. çok sıkı