derin - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

derin



Sens de "derin" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 17 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
derin deep adj.
General
derin hollow adj.
derin abysmal adj.
derin extensive adj.
derin intimate adj.
derin recondite adj.
derin deeper adj.
derin abstruse adj.
derin home adj.
derin fathomless adj.
derin thorough adj.
derin profound adj.
derin deep adj.
derin deep-seated adj.
derin subtler adj.
derin thick adj.
Technical
derin full n.

Sens de "derin" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 500 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
çok derin ve dipsiz abyssal adj.
General
derin düşüncelere dalmak muse v.
derin etki bırakmak leave an indelible impression v.
üzerinde derin derin düşünmek ruminate over v.
derin derin düşünmek brood v.
derin derin düşünmek think deeply v.
derin uykuya dalmak fall fast asleep v.
derin derin düşünmek meditate on v.
derin derin düşünmek muse v.
üzerinde derin derin düşünmek ruminate about v.
derin bir çukur açmak yawn v.
üzerinde derin derin düşünmek ruminate on v.
derin bir uykuya dalmak sink into a deep sleep v.
derin düşünmek pore v.
derin yara açmak gash v.
derin uyumak sleep through v.
derin etki bırakmak brand v.
derin derin düşünmek meditate upon v.
derin bir oh çekmek heave a sigh of relief v.
derin bir nefes almak heave a sigh of relief v.
derin üzüntü duymak be deeply sorry v.
derin üzüntü duymak feel deep sadness v.
derin üzüntü yaratmak cause deep sorrow v.
derin dondurmak deepfreeze v.
derin iz bırakmak engrave v.
derin bir oh çekmek breathe a sigh of relief v.
derin bir nefes olmak breathe again v.
derin uykuda olmak fast asleep v.
birine derin duygular beslemek harbor deep feelings towards someone v.
birine derin duygular beslemek harbor deep feelings for someone v.
birine derin duygular beslemek have deep feelings for someone v.
birisine derin duygular beslemek have deep feelings for someone v.
birisine derin duygular beslemek harbor deep feelings towards someone v.
birisine derin duygular beslemek harbor deep feelings for someone v.
derin bir üzüntü içinde olmak be deeply in sorrow v.
derin psikolojik izler bırakmak leave deep psychological scars v.
derin derin düşünmek chew v.
derin derin düşünmek chew the cud v.
derin nefes almak breath deeply v.
derin bir düşünceyle anımsamak reflect v.
derin düşündürmek amuse [obsolete] v.
havuzun derin tarafına atlamak/girmek go off the deep end v.
havuzun derin tarafına atlamak/girmek jump off the deep end v.
derin bir sesle konuşmak bay v.
derin uyku sound sleep n.
derin kesik laceration n.
kenarları dik, derin vadi ya da koyak canyon n.
derin düşünme musing n.
küçük derin dere gulch n.
derin ve dar derecik gulch n.
derin ve ağaçlı dere gill n.
derin mesafe deep space n.
derin sessizlik hush n.
korulu derin vadi dene n.
derin bir iz a lasting impression n.
toprakta veya kayalarda oluşmuş derin ve geniş çatlaklar chasm n.
kasıtlı derin nefes alma sonucu karbondioksitin ciğerlerden dışarı kaçması süreci hyperventilation n.
derin etki strong impression n.
derin düşünme reverie n.
derin yer trough n.
dik ve derin uçurum precipice n.
derin bilgi katamathesis n.
derin saygı reverence n.
derin çukur pothole n.
derin dondurucu freezer n.
derin vadi canyon n.
derin psikoloji depth psychology n.
iki kıyı arasındaki dar ve derin deniz canal n.
kaya üzerinde yukarı doğru yükselen dar ve derin oluk chimbly n.
derin düşünce contemplation n.
derin sondaj deep drilling n.
dar ve derin dağ geçidi notch n.
derin düşünce deep in thought n.
derin düşünce reflexion n.
derin çekme stamping n.
derin suyolu seaway n.
su veya çakılların açtığı derin çukur pothole n.
en derin nokta depth n.
dar ve derin vadi ravine n.
dar ve derin akarsu yatağı gulch n.
derin yara gash n.
derin madenciliği deep mining n.
derin deniz çökeli abyssal sediment n.
derin saygı veneration n.
derin yer depth n.
derin rahatlama deep relaxation n.
derin düşünme contemplation n.
derin derin düşünme meditation n.
yarık derin chasm n.
derin ekoloji deep ecology n.
güney afrika'da derin vadi kloof n.
derin yarık chasm n.
derin kök deep root n.
bir vadinin başında veya dağın yukarı kısımlarında derin, kase biçimli çukurluk cirque n.
çok derin kanyon gulf n.
derin düşüncelerin ürünü olan yazı meditation n.
derin düşünce reflection n.
derin yer hole n.
derin uyku dead sleep n.
derin alan süre araştırması depth area duration analysis n.
derin derecik linn n.
derin bir bekleyiş intake of breath n.
derin üzüntü deep sadness n.
derin sevgi deep love n.
derin nefes deep breath n.
derin endişe deep anxiety n.
derin üzüntü intense sorrow n.
dar ve derin koyak ravine n.
derin baca deep manhole n.
derin dondurucu deepfreeze n.
derin dondurma deep freezing n.
derin kazı deep excavation n.
derin deniz deep sea n.
derin sürme deep ploughing n.
derin temel deep foundation n.
derin araştırma deep prospecting n.
derin dağlama deep etching n.
derin araştırma in-depth research n.
büyük ve derin mağara cavern n.
derin baygınlık coma n.
derin yarık crevasse n.
özellikle ingiltere'nin wight ve dorset adalarında, derin ve dar vadilere verilen isim chine n.
derin üzüntü heartbreak n.
derin bilgi scholarship n.
derin kürek scoop n.
derin soğutma supercooling n.
derin soğutma super cooling n.
derin sürme subsoiling n.
derin hayranlık deep admiration n.
derin bilgi deep knowledge n.
derin darbe deep impact n.
derin dekolteli elbise low-cut dress n.
derin su dalgıçlığı deep-sea diving n.
derin konu deep subject n.
derin boşluk yawning gap n.
derin gözler deep eyes n.
derin suçluluk duygusu a strong feeling of guilt n.
derin saç dalgası deep hair wave n.
derin saç dalgası marcel waves n.
derin tava saucepan n.
derin bilgi mastery n.
derin keder/üzüntü deep sorrow n.
derin nehir deep river n.
derin vadi deep valley n.
derin su ufku deep water horizon n.
derin deniz ufku deep water horizon n.
derin yalnızlık deep loneliness n.
derin geçit/boğaz couloir n.
derin bilgi birikimi vast knowledge n.
derin bilgi birikimi wide knowledge n.
derin bilgi birikimi extensive knowledge n.
derin bilgi birikimi deep knowledge n.
derin deniz araştırması deep-sea exploration n.
derin bir uyku a deep slumber n.
derin bir uyku a deep sleep n.
derin psikolojik izler deep psychological scars n.
en derin nokta deepest depth n.
en derin nokta deepest point n.
bedensel gerilimleri azaltmaya dönük bir derin kas masajı tekniği rolfing n.
bileğe kadar (derin) ankle-deep n.
daha derin bakma/inceleme further thought n.
derin kızartma tavası deep fryer n.
derin kızartma tavası deep frying pan n.
yoğun/derin istek profound desire n.
derin dalış deep diving n.
derin uyku deep sleep n.
derin göğüs dekoltesi low cleavage n.
derin yırtmaç high slit n.
derin göğüs dekoltesi deep cleavage n.
derin yırtmaç deep slit n.
derin göğüs dekoltesi low cut cleavage n.
derin anlayış deep understanding n.
derin saygı deep respect n.
derin fikir complex idea n.
derin koma deep coma n.
derin havuz deep pool n.
derin kase deep bowl n.
derin öğrenme deep learning n.
derin bir düş kırıklığı hali tears n.
kül, kömür veya tuz gibi maddeleri taşımak için kullanılan, fazla derin olmayan kutu backet [scottish] n.
derin düşünce reflect [obsolete] n.
derin ve anlamlı düşünceler reflections n.
derin düşünme reflectiveness n.
derin düşünce reflex [obsolete] n.
derin bir iç çekme huge sigh n.
derin bir rahatlama huge sigh of relief n.
derin anlaşmazlık chasm n.
büyülenircesine derin hayranlık trance n.
derin boşluk yawn n.
derin uçurum barathrum n.
derin cinsel arzu erotic love n.
derin akademik bilgi eruditeness n.
derin çıkıntı yapan parça, hat veya yapı belly n.
derin saygı veya hürmetle davranan kimse venerator n.
derin yarık vorago n.
derin uykuya dalmış fast asleep adj.
derin (uyku) sound adj.
çok derin profound adj.
derin düşünmeyen unreflecting adj.
derin olmayan superficial adj.
derin (ilim) recondite adj.
derin düşüncelere dalmış immersed in thought adj.
derin düşünceye dalmış deep in thought adj.
derin çukurlu pot holed adj.
en derin deepest adj.
çok derin deep seated adj.
derin uykuda out for the count adj.
derin olmayan shallow adj.
çok derin bottomless adj.
çok derin fathomless adj.
çok derin abysmal adj.
kadar derin as deep as adj.
derin uykuda fast asleep adj.
çok derin unfathomable adj.
daha derin deeper adj.
derin ve rahat (uyku) sound adj.
derin (sessizlik) heavy adj.
derin olmayan shallowed adj.
derin olmayan shallower adj.
derin olmayan shallowest adj.
derin olmayan shallowing adj.
çok derin too deep adj.
yerkabuğunun yüzeyinde veya çok derin olmayan bir kısmında meydana gelen epigene adj.
derin köklü deep-rooted adj.
(derin) dondurulmuş deep-frozen adj.
derin deniz deep-sea adj.
derin ölçekli deep-scaled adj.
derin düşünceye dalmış contemplative adj.
derin duygularla dolu impassioned adj.
derin denizlerle ilgili pelagic adj.
derin iz bırakan soul-shattering adj.
ağır/derin biçimde sakinleştirilmiş heavily sedated adj.
derin ve yoğun deep and dense adj.
derin (kavrama) acute adj.
derin düşünen reflecting adj.
derin boşluklu chasmed adj.
derin düşüncenin ürünü olan thoughtful adj.
derin düşünceler içerecek şekilde thoughtful adj.
derin düşünce ve araştırma ürünü olma thoughtfulness adj.
derin düşünceye dalarak mopingly adv.
derin endişe ile with deep concern adv.
derin bir şekilde abstrusely adv.
en derin saygılarımla cordially adv.
çok derin fathomlessly adv.
derin bir biçimde hollowly adv.
derin düşünerek musingly adv.
derin derin deeply adv.
derin olmayan shallowly adv.
derin bir anlam ile profoundly adv.
daha derin more deeply adv.
daha derin bir biçimde more deeply adv.
derin bir biçimde deeply adv.
derin bir şekilde deeply adv.
derin düşünerek reflectively adv.
havuzun derin tarafında in at the deep end adv.
derin bir suyun içinde in at the deep end adv.
derin uyku anlamı veren ön ek narco- pref.
Phrasals
(biri/bir şey hakkında) derin derin düşünmek brood about (someone or something) v.
(biri/bir şey hakkında) derin düşüncelere gark olmak brood about (someone or something) v.
(biri/bir şey hakkında) derin düşüncelere kapılmak brood about (someone or something) v.
(biri/bir şey hakkında) derin derin düşünmek brood about someone or something v.
(biri/bir şey hakkında) derin düşüncelere gark olmak brood about someone or something v.
(biri/bir şey hakkında) derin düşüncelere kapılmak brood about someone or something v.
(biri/bir şey hakkında) derin derin düşünmek brood on someone or something v.
(biri/bir şey hakkında) derin düşüncelere gark olmak brood on someone or something v.
(biri/bir şey hakkında) derin düşüncelere kapılmak brood on someone or something v.
(biri/bir şey hakkında) derin derin düşünmek brood over someone or something v.
(biri/bir şey hakkında) derin düşüncelere gark olmak brood over someone or something v.
(biri/bir şey hakkında) derin düşüncelere kapılmak brood over someone or something v.
derin derin düşünmek brood about (someone or something) v.
derin derin düşünmek brood about someone or something v.
derin derin düşünmek brood on someone or something v.
derin derin düşünmek brood over someone or something v.
Phrases
(birine/bir şeye) karşı derin bir acıma duymak yearn over (someone or something) v.
'-e karşı derin bir acıma duymak yearn over v.
en derin saygılarımla very truly yours expr.
en derin saygılarımı sunarım accept the assurance of my highest consideration expr.
en derin saygılarımızla very truly yours expr.
korku kılıçtan daha derin keser fear, cuts deeper than sword expr.
Colloquial
birinin üzerinde derin duygusal etkisi olmak do things to somebody v.
uzun süre hareketsiz yolculuk etmekten kaynaklı derin toplardamar pıhtılaşması economy class syndrome n.
derin ve sürekli suçluluk duygusu guilt complex n.
derin bir nefes al take a big whiff expr.
derin uykuda down for the count expr.
yüreğimin en derin köşesinden ftbomh (from the bottom of my heart) expr.
derin düşüncelerde in one's own world expr.
Idioms
derin uyumak be dead to the world v.
derin bir soluk almak catch one's breath v.
derin yara açmak inflict a deep wound v.
derin bir nefes almak breathe easy v.
derin bir uykuya dalmış olmak be dead to the world v.
derin düşüncelere dalmak be in a brown study v.
derin bir hafızaya sahip olmak have a memory like an elephant v.
derin uykuda olmak dead to the world v.
derin bir üzüntü yaşamak plumb the depths v.
derin uykuya dalmak sound asleep v.
derin derin düşünmek give thought (to) v.
derin uykuda olmak be out for the count v.
derin bir nefes almak take a deep breath v.
derin bir soluk almak take a deep breath v.
uzun ve derin bir uykudan uyanmak rise from the dead v.
(birine) derin derin bakmak fix (one) with a look v.
(birine) derin derin bakmak fix (one) with a stare v.
derin kazmak dig down v.
derin kazmak dig deep v.
derin bir geçmişe dayanmak go deep v.
derin bir geçmişi olmak go deep v.
üzerinde derin etki bırakmak hang heavy v.
derin düşüncelere dalmak be sunk in something v.
iki rakip grup arasındaki derin yarık clear blue water n.
derin ses voice in his boots n.
derin strateji 3d chess n.
derin strateji three-dimensional chess n.
derin bir nefes a breath of a fresh air n.
derin suçluluk duygusu a guilt trip n.
derin düşüncelere dalmışlık brown study n.
çok zeki ve derin düşünceleri olan kimse deep thinker n.
derin bir başarısızlık abysmal failure n.
derin arzu yearning desire n.
derin istek yearning desire n.
içindeki/derin düşünceler the inner man/woman n.
derin ve rahat uyku the sleep of the just n.
derin düşünme quiet reflection n.
çok derin bone-deep adj.
derin düşüncelere dalmış absorbed in thought adj.
derin uykuda sound asleep adj.
derin uyku sound asleep adj.
derin uykuda down for the count adj.
çok derin bone-deep adj.
derin hayal kırıklığına uğramış as sick as a parrot expr.
durgun sular derin olur still waters run deep expr.
derin uykuda dead to the world expr.
yüreğinin en derin köşesinden from the bottom of one's heart expr.
yüreğinin en derin köşesinden at the bottom of one's heart expr.
en iyi bildiği/derin bilgiye sahip olduğu şeyde (alanda, meslekte) on one's home ground expr.
derin uykuda in a sound sleep expr.
Speaking
aşkın ne kadar derin? how deep is your love? expr.
derin bir nefes al take a deep breath expr.
derin taziyeler one's deepest sympathy expr.
derin taziyeleri one's deepest sympathy expr.
derin taziyeler one's very sincere sympathy expr.
derin bir oh çektim I am relieved expr.
derin bir oh çektim I breathed a sigh of relief expr.
derin taziyeleri one's very sincere sympathy expr.
en derin saygılarımı lütfen kabul ediniz please accept my best wishes expr.
en derin saygılarımı lütfen kabul ediniz please accept my best regards expr.
ne kadar derin how deep expr.
ne derin how deep expr.
Trade/Economic
derin ıskonto tahvilleri deep discount bond n.
derin analiz depth analysis n.
derin gerileme deep recession n.
derin resesyon deep recession n.
ev tipi buzdolapları, derin dondurucular ve bunların bileşimlerinin enerji etiketlemesi energy labelling of household electric refrigerators, freezers and their combinations n.
Law
derin parmak izi araştırması fingertip search n.
Politics
derin devleti temizlemek eradicate the deep state v.
derin devleti temizlemek wipe out the deep state v.
derin sahtelik deepfake n.
derin deniz deşarj sistemi deep sea discharge system n.
derin devlet secret state n.
derin devlet deep state n.
derin ırkçılık deep racism n.
derin devlet secret government n.
derin devlet the state within n.
derin devlet invisible government n.
derin devlet shadow government n.
Technical
(metal plakayı vb.) daha derin kesmek reenter v.
derin döngü deep cycle n.
delme, kesme gibi makinelerde yapılan işin boyutunu sınırlayan derin boşluk throat n.
derin kesilmiş kalıp treacle mold n.
derin kesilmiş kalıp treacle mould n.
asitli derin dağlama macroetching n.
asitli derin dağlama deepacid etching n.
asitli derin dağlama deep acid etching n.
akarsu derin dip yükseltisi stream thalweg elevation n.
batiskaf (derin deniz) bathyscaphe n.
derin çekmelik sac deep drawing sheet n.
çabuk dondurmalı derin dağlama quick-freeze deep-etch n.
derin kuyu drenajı deep well drainage n.
derin ve geniş yawning n.
derin kuyu pompası submersible pump n.
derin penatrasyon aleti deep sounding apparatus n.
derin kesme çentiği depth-of-cut notch n.
derin çekmelik çelikler deep drawing steels n.
derin çekme kalıbı deep drawing die n.
derin temel deep foundation n.
derin çekme sacı deep drawing sheet n.
derin çekme bardak deep drawn cup n.
derin koyak canon n.
derin kaynak elektrodu deep-penetration electrode n.
derin gören gözetleç stereoscopic microscope n.
derin yivli bilyalı rulman deep groove ball bearing n.
derin çekme nitelikli sac deep drawing quality sheet n.
derin kuyulardan pompa ile drenaj drainage by pumping from deep wells n.
derin vadi canon n.
derin içyapı fotoğrafı stereoscopic micrograph n.
derin kesme deep cut n.
derin elastik saçılma deep elastic scattering n.
derin çekilmiş çelik deep drawn steel n.
derin kuyu drenajı drainage by pumping from deep wells n.
derin kızartıcı deep fryer n.
derin görüntü stereoscopy n.
derin çekme nitelikli çelik sac deep drawing quality steel sheet n.
derin deniz denizaltısı deep-sea submersible n.
derin sertleşme çeliği deep hardening steel n.
derin kuyu suları deep-well waters n.
derin çekmelik şerit deep drawing strip n.
derin saplı porselen kap casserole n.
derin kuyu pompası deep well pump n.
derin vibratör spud vibrator n.
derin çekme manşet deep drawn cup n.
derin gösterici stereoviewer n.
derin kuyu pompası sump pump n.
derin dağlanmış numune deep etched specimen n.
derin kanallı matkap twist drill n.
derin kuyu tulumbası deep well pump n.
derin çekilmiş alüminyum deep drawn aluminium n.
derin çekme işleminin doğrusal olmayan sonlu elemanlar metodu ile modellenmesi non-linear finite element modeling of deep drawing process n.
derin çatlak fissate n.
derin toprak deep soil n.
derin kuyu deep well n.
derin dondurma deep freezing n.
derin delik delme peck drilling n.
derin deniz sondajı deepwater drilling n.
derin soğutma super cooling n.
derin sondaj deep boring n.
derin çekme presleri deep-pull press n.
derin çekme şeriti deep drawing steels n.
derin çekilmiş alüminyum sac deepdrawn aluminium sheet n.
derin dağlama deep etching n.
derin dağlanmış yüzey deep etched surface n.
derin deniz aracı deep-submergence vehicle n.
derin dondurucu deep freezer n.
derin gören mikroskop stereoscopic microscope n.
derin kap bucket n.
derin yüzlü torna aynası cup chuck n.
derin dağlanmış çelik deep etched steel n.
derin dondurucu deep freeze n.
derin röntgen resmi stereoradiograph n.
derin deniz aracı deep-sea submersible n.
derin sıkıştırma deep compaction n.
derin sertleşme deep hardening n.
derin delme deep drilling n.
derin tank deep tank n.
derin sıvama deep drawing n.
derin çekilmiş pirinç deep drawn brass n.
derin göreç stereoscope n.
derin temel deep footing n.
derin yiv deep groove n.
derin sertleşen çelikler deep hardening steels n.
derin su pompası sump pump n.
derin çizikler digs n.
derin çekme deep drawing n.
derin dağlanmış metal deep etched metal n.
derin kabuk deep case n.
derin çekilmiş çelik sac deep drawn steel sheet n.
düşük karbonlu derin çekme çelikleri low-carbon deep drawing steels n.
ev tipi buzdolapları, derin dondurucular ve bunların bileşimlerinin enerji etiketlemesi energy labelling of household electric refrigerators, freezers and their combinations n.
küçük ve derin olmayan tekne cockle n.
yağlı derin kızartıcı deep fat fryer n.
su seviyesine yerleştirilen, yer üstünde çalıştırılan bir tür derin kuyu pompası unlimited pump n.
derin kuyu açma aparatının krank milini destekleyen direk jack post n.
denizin derin kısımları deep-sea adj.
derin havşa delikli deep counter-bored adj.
derin sertleşen deep hardening adj.
derin çekilmiş deep drawn adj.
derin gören stereoscopic adj.
derin dağlanmış deep etched adj.
derin çekme nitelikli deep drawing quality adj.
derin havşa açılmış deep counter-bored adj.
derin dondurulmuş deep frozen adj.
Telecom
derin paket muayenesi deep packet inspection n.
derin ağ deep web n.
derin-lif pasif optik ağ deep-fiber passive optical network n.
derin koruma protection in depth n.
Mechanic
derin delik delme tezgahı deep-hole drilling machine n.
derin çekme deep drawing n.
sac yüzeyindeki derin olmayan kırışıklıklar luder's bands n.
Television
subwoofer (derin bas hoparlör) subwoofer n.
Textile
derin yuvarlak yaka scoop neck/neckline n.
Construction
derin sondaj aletleri deep boring implements n.
derin aşınma dayanımı resistance to deep abrasion n.
derin deniz sondaj projesi deep sea drilling project n.
sırsız karoların derin aşınma dayanımı resistance to deep abrasion of unglazed tiles n.
geniş ve derin delikler açmak için kullanılan matkap ucu rafting auger n.
geniş ve derin delikler açmak için kullanılan burgu rafting auger n.
derin oluklu troughy adj.
Automotive
derin çekme deep drawing n.
derin deşarj deep cycle n.
derin göbekli jant deep dish wheel n.
derin karter deep sump n.
derin lokma deep socket wrench n.
derin deşarj deep cycling n.
derin tabanlı jant drop center rim n.
derin tabanlı jant drop base rim n.
Railway
toplam derin tünel uzunluğu total length of deep tunnel n.
Marine
bir kanal ya da havzadaki en derin noktaları birleştiren hat thalweg n.
derin deniz araştırması deep sea search n.
derin su limanı deep water port n.
derin denizle sığ deniz arasındaki bölge transitional zone n.
derin deniz dalgakıranı breakwater in deepwater n.