beden - Turc Anglais Dictionnaire

beden

Sens de "beden" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 22 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
beden body n.
As the previous speaker said, bodies are not commercial goods.
Bir önceki konuşmacının da söylediği gibi, bedenler ticari metalar değildir.

More Sentences
General
beden flesh n.
Why did God come to earth in human flesh?
Tanrı neden yeryüzüne insan bedeninde geldi?

More Sentences
Trade/Economic
beden body n.
As the previous speaker said, bodies are not commercial goods.
Bir önceki konuşmacının da söylediği gibi, bedenler ticari metalar değildir.

More Sentences
Textile
beden body n.
As the previous speaker said, bodies are not commercial goods.
Bir önceki konuşmacının da söylediği gibi, bedenler ticari metalar değildir.

More Sentences
Chemistry
beden body n.
As the previous speaker said, bodies are not commercial goods.
Bir önceki konuşmacının da söylediği gibi, bedenler ticari metalar değildir.

More Sentences
Sport
beden body n.
As the previous speaker said, bodies are not commercial goods.
Bir önceki konuşmacının da söylediği gibi, bedenler ticari metalar değildir.

More Sentences
General
beden the flesh n.
beden taille n.
beden trunk n.
beden frame n.
beden form n.
beden person n.
beden size n.
beden soul case n.
beden habit [obsolete] n.
beden corpse [obsolete] n.
Colloquial
beden bod n.
Technical
beden size n.
Textile
beden size n.
beden bodice n.
Archaic
beden lich n.
beden lych n.

Sens de "beden" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Turc Anglais
General
beden eğitimi öğretmenleri physical education teachers n.
beden eğitimi gym n.
beden sağlığı nick n.
beden işçisi manual worker n.
akıl ve beden mind and body n.
beden ısısının düşmesi hypothermia n.
ruhun geçici olarak kaldığı beden tabernacle n.
beden dili body signals n.
beden eğitimi (okullarda) gym n.
büyük beden grand size n.
beden (elbise için) size n.
beden işaretleri body signals n.
beden eğitimi calisthenic exercise n.
çok büyük beden outsize n.
engelliler için beden eğitimi physical education for people with disabilities n.
büyük beden giysi oversize n.
beden işaretleri body language n.
beden sağlığı health n.
beden sıvıları body fluids n.
beden eğitimi physical education n.
beden dili body language n.
insanın beden, ruh ve can olarak üçe ayrılması trichotomy n.
beden (pipoda) stem n.
beden sosyolojisi body sociology n.
beden eğitimi physical exercise n.
beden eğitimi gymnastics n.
beden eğitimi physical training n.
beden cezası physical punishment n.
beden terbiyesi physical training n.
beden öğretmeni gym teacher n.
battal beden xx-large n.
ruh ve beden durumu fettle n.
beden muayenesi physical examination n.
beden ve akıl dayanıklılığı physical and mental endurance n.
beden-zihin ahengi body mind harmony n.
beden ve ruh sağlığı physical and mental health n.
sıfır beden size zero n.
sıfır beden rail thin n.
sıfır beden size 0 n.
sıfır beden stick thin n.
cansız beden inanimate body n.
küt beden pyknic n.
cansız beden dead body n.
beden eğitimi pe (physical education) n.
beden istilası possession n.
beden eğitimi phys ed n.
antik mısır inanışına göre ruhsal beden ka n.
beden zayıflığı cachexia n.
beden zayıflığı cachexy n.
beden dili yoluyla iletişim nonverbal communication n.
beden dili nonverbal communication n.
(el çırpma gibi) tekrarlayıcı beden hareketi stimming n.
beden zekası body intelligence n.
beden gücü physical strength n.
akıl ve beden birlikteliği union of mind and body n.
beden sağlığı body health n.
beden sağlığı health of the body n.
ölümlü beden mortal body n.
cansız beden lifeless body n.
daha büyük beden bigger size n.
büyük beden kıyafet oversize n.
beden olumlama hareketi body positivity movement n.
erişkin beden adult body n.
(şaka yollu) beden cezalarında sopa kullanımının savunulması caneology n.
cansız beden caroigne [obsolete] n.
büyük beden simgesi L n.
büyük beden sheer size n.
ölü beden ve kemiklerin konulduğu yer charnel-house n.
beden kalıntısı relic n.
üç beden numaralı giysi three n.
ölümlü beden earth n.
fani beden earth n.
beden memnuniyetsizliği body dissatisfaction n.
beden hoşnutsuzluğu body dissatisfaction n.
beden gücü main n.
beden gücünün kaybı weakening n.
beden işçisi mechanic n.
beden işçisi mechanical [obsolete] n.
olumsuz beden algısı negative body image n.
ruhani beden life force energy n.
eterik beden life force energy n.
beden veya zihindeki dağınıklık deshabille n.
mezardaki cansız beden graven n.
cansız beden offal n.
beden veya zihinde bozukluk dishabille n.
beden sağlığı disposition n.
cansız beden deadness n.
ölü beden dead n.
beden gücü foison [scotland] n.
büyük beden kıyafet plus-size n.
büyük beden giyen kimse plus-size n.
giyimde büyük beden kategorisi plus-size n.
beden veya zihnin genel durumu schesis n.
altı beden ölçülü kıyafet six n.
kırk beş beden giysi forty-five n.
kırk bir beden kıyafet forty-one n.
kırk sekiz beden giysi forty-eight n.
kırk iki beden kıyafet forty-two n.
kırk beden giysi forty n.
kırk üç beden kıyafet forty-three n.
kırk altı beden kıyafet forty-six n.
kırk dört beden kıyafet forty-four n.
kırk dokuz beden kıyafet forty-nine n.
kırk yedi beden kıyafet forty-seven n.
dört beden kıyafet four n.
on dört beden kıyafet fourteen n.
altmış beden giysi sixty n.
şapka beden ölçümü yapan kimse stiffener n.
ölü beden stiff n.
(iletişim yöntemi olarak kullanılan) beden dili bilimi pasimology n.
küçük beden giysi petite n.
büyük beden kıyafet ölçüsü stout n.
(kıyafette) büyük beden stout n.
arka beden back body n.
beden ve ruh sağlığını korumak ve iyileştirmek amacıyla fizik tedavi/egzersiz gibi yöntemleri kullanan veya bunları yapan/yaptıran kimse bodyworker v.
beden ve ruh sağlığını korumak ve iyileştirmek amacıyla yapılan fizik tedavi/egzersiz gibi yöntemler bodywork v.
büyük beden olmak oversize v.
orta beden medium sized adj.
küçük beden small sized adj.
çok büyük beden outsized adj.
büyük beden large sized adj.
standart beden unisize adj.
tek beden unisize adj.
geniş beden large-size adj.
büyük beden large-size adj.
büyük beden kadın kıyafeti ile ilgili queen-size adj.
(dansta hikaye yansıtmak için) beden dili kullanan pantomime adj.
büyük beden kıyafet giyen plus-size adj.
küçük beden small-sized adj.
beden gücüyle çalışan working adj.
… beden anlamına gelen son ek -size suf.
… beden anlamına gelen son ek -sized suf.
beden işçisi labourer N.
beden yapısı physique N.
Phrasals
belirli bir beden hareketini sonuna kadar yapmak follow through with (something) v.
belirli bir beden hareketini sonuna kadar yapmak follow through on (something) v.
Colloquial
beden ingilizcesi body english n.
beden çalkalama body shake n.
beden lisanı body english n.
beden sallama body shake n.
bir kişinin duyguların ifade eden beden hareketleri body english n.
bir beden incelmek drop a size v.
bir iki beden incelmek drop a size or two v.
(ölü beden ve kemikleri) gömüldüğü yerden çıkarmak uncharnel v.
beden pozitif body positive adj.
beden pozitif body posi adj.
(ölü beden ve kemikleri) gömüldüğü yerden çıkarmak uncharnelled adj.
ruh ve beden sağlığı yerinde being of sound mind and body expr.
Idioms
hem beyin hem de beden kası brains and brawn n.
hareket halindeki bir şeye müdahale etmek için kullanılan istemsiz/bilinçsiz beden hareketleri body english n.