beklemek - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

beklemek



Sens de "beklemek" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 57 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
beklemek wait v.
beklemek anticipate v.
beklemek expect v.
General
beklemek bargain for v.
beklemek look for v.
beklemek bide v.
beklemek await v.
beklemek bargain on v.
beklemek stay v.
beklemek stand by v.
beklemek look forward to v.
beklemek bode v.
beklemek attend v.
beklemek abide v.
beklemek look v.
beklemek mark time v.
beklemek held on v.
beklemek watch v.
beklemek hang around v.
beklemek watch for v.
beklemek hold on v.
beklemek watch to v.
beklemek count on v.
beklemek have something in prospect v.
beklemek hang about v.
beklemek think v.
beklemek watch over v.
beklemek project v.
beklemek wait for v.
beklemek guard v.
beklemek expect v.
beklemek wait upon v.
beklemek hang on v.
beklemek wait v.
beklemek be waiting v.
beklemek reckon on v.
beklemek hang off v.
beklemek reckon v.
beklemek remain [obsolete] v.
beklemek tend [obsolete] v.
beklemek tent [scottish] v.
Phrasals
beklemek bank on
beklemek bargain for
beklemek look forward to
beklemek hold off
Idioms
beklemek expect of
beklemek kick one's heels
beklemek cool one's heels
Law
beklemek await
Technical
beklemek wait
beklemek hope
beklemek guard
beklemek let
beklemek expect
beklemek anticipate
Archaic
beklemek tarry v.
beklemek tarry v.

Sens de "beklemek" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 289 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
dört gözle beklemek look forward v.
General
nöbet beklemek mount guard v.
sabırsızlıkla beklemek look forward to v.
korkuyla beklemek apprehend v.
anlayış beklemek expect understanding v.
ölünün başında beklemek wake v.
alesta beklemek be on the alert v.
kalabalık bir halde beklemek throng v.
sıra beklemek await one's turn v.
çömelip beklemek couch v.
görmek için beklemek wait for a sight of v.
beklemek (bir şeyin yapılmasını) expect v.
beklemek (gece yatmayıp) sit up for v.
çocuk beklemek be expecting a child v.
hiçbir şey yapmadan birşeyin olmasını beklemek twiddle one's thumbs v.
nöbet beklemek stand guard v.
tetikte beklemek stand on its hind legs v.
korkuyla beklemek dread v.
bebek beklemek pregnant v.
nezaket beklemek expect courtesy v.
ayakta beklemek wait standing v.
yatmayıp birini beklemek wait up for someone v.
uygun zamanı beklemek bide one's time v.
sabırsızlıkla beklemek wait with bated breath v.
tetikte beklemek be on the alert v.
anlayış beklemek look for sympathy and understanding v.
dört gözle beklemek wait v.
anlayış beklemek expect sympathy v.
bir şeyin zamanını beklemek bide one's time v.
kuyrukta beklemek stand in line v.
bebek beklemek be expecting a baby v.
dört gözle beklemek wait for v.
pusuda beklemek wait in ambush v.
hazır beklemek stand by v.
beklemek (telefonda) hold on v.
miras beklemek wait for a dead man's shoes v.
çocuk beklemek be expecting a baby v.
pusuda beklemek lay for v.
gece boyu beklemek sit up for v.
fırsat beklemek wait for an opportunity v.
başında beklemek watch v.
pusuda beklemek lurk v.
dört gözle beklemek gardant v.
pusuda beklemek waylay v.
kuyrukta beklemek stand in a queue v.
kuyrukta beklemek wait in queue v.
bebek beklemek be pregnant v.
endişeyle beklemek sweat out v.
beklemek (birini sürpriz vb) be in store for v.
dört gözle beklemek look forward to v.
telefonu kapatmayıp beklemek hold on v.
telefonu kapatmayıp beklemek hold the line v.
nöbet beklemek await one's turn v.
nöbet beklemek keep watch v.
nöbet beklemek watch v.
arabada beklemek wait (for someone) in the car v.
az beklemek wait a while v.
çok beklemek wait a long time v.
az beklemek wait a little while v.
sabırsızlıkla beklemek wait impatiently v.
nefesini tutup beklemek wait with bated breath v.
nefesini tutarak beklemek wait with bated breath v.
endişeyle beklemek wait anxiously v.
çocuk beklemek expect a child v.
haber beklemek wait for news v.
birisinden haber beklemek wait for news v.
haber beklemek expect news v.
birisinden haber beklemek await news v.
kapıda beklemek wait at the door v.
birisinden haber beklemek expect news v.
haber beklemek await news v.
karşılık beklemek expect something in return v.
karşılık beklemek expect something in return from someone v.
karşılık beklemek wait for a response v.
karşılık beklemek expect a response v.
otobüs beklemek wait for a bus v.
bebek beklemek expect a baby v.
yolunu beklemek expect (someone) v.
yolunu beklemek await the arrival of v.
hasretle beklemek yearn for v.
hasretle beklemek long for v.
hasretle beklemek long to see (someone) again v.
hasretle beklemek die longing for (someone) v.
sabırla beklemek wait patiently v.
konfirmasyon beklemek await confirmation v.
teyit beklemek await confirmation v.
konfirmasyon beklemek wait for confirmation v.
(kadın) bebek beklemek be expecting v.
kuyrukta beklemek wait in a queue v.
yanıt beklemek wait an answer v.
heyecanla beklemek wait excitedly v.
mirasa konmayı beklemek wait for dead men's shoes v.
boşuna beklemek wait in vain v.
(telefonda) beklemek hold on v.
sabırla beklemek bide v.
telefonu kapatmayıp beklemek put on hold (the call) v.
nöbet beklemek stand sentinel v.
nöbet beklemek keep guard v.
nöbet beklemek stand watch v.
merakla beklemek await something impatiently v.
haybeye beklemek wait in vain v.
boş yere beklemek wait in vain v.
özür beklemek expect apology v.
cevabı beklemek wait for the answer v.
özür beklemek wait for an apology v.
ayakta beklemek wait up for v.
uyumayıp beklemek wait up for v.
yatmadan beklemek wait up for v.
yapmayı dört gözle beklemek look forward to doing v.
cevap beklemek await a reply v.
makamında beklemek waited for someone in one's office v.
birşey yapmadan beklemek hang off v.
tetikte beklemek stay on alert v.
(otobüs) durakta beklemek wait at the bus stop v.
otobüs durağında beklemek wait at the bus stop v.
uzun zamandır beklemek wait for a long time v.
umutla beklemek wait in hope v.
ümitle beklemek wait in hope v.
beklemek zorunda olmak have to wait v.
çalışmayı dört gözle beklemek look forward to working v.
banka kuyruğunda beklemek wait in the bank queue v.
gelişini dört gözle beklemek look forward to his/her coming/arrival v.
haberleri beklemek wait for news v.
idam edilmeyi beklemek await execution v.
sınırdan geçmek için izin beklemek wait for a permission to cross the border v.
arabada beklemek wait in the car v.
kuyrukta beklemek wait in a line v.
sırada beklemek wait on a line v.
kuyrukta beklemek wait on a line v.
sırada beklemek wait in a line v.
pusuda beklemek ambush v.
pusuda beklemek scupper v.
pusuda beklemek lie in wait v.
pusuda beklemek ambuscade v.
pusuda beklemek bushwhack v.
bahşiş beklemek expect a tip v.
yıkanmayı beklemek be waiting to be washed v.
bebek beklemek expect v.
destek beklemek wait for support v.
destek beklemek expect support v.
kendi yerine gelecek/geçecek olan kişiyi beklemek wait for his/her replacement v.
olumlu yanıt beklemek anticipate a favorable reply v.
olumlu yanıt beklemek expect a positive answer v.
olumlu cevap beklemek expect a positive answer v.
olumlu cevap beklemek anticipate a favorable reply v.
olumlu cevap beklemek expect a positive reply v.
olumlu yanıt beklemek expect a positive reply v.
zor günler beklemek have hard times ahead v.
zor günler beklemek have difficult days ahead v.
yatak odasında çıplak bir şekilde beklemek wait in the bedroom naked v.
uzun bir kuyrukta beklemek wait in a long queue v.
sırasını beklemek wait for one's turn v.
sırasını beklemek wait one's turn v.
doğru zamanı beklemek wait for the right time v.
asansörü beklemek wait for the elevator v.
asansör beklemek wait for the elevator v.
istekle beklemek look forward to v.
boş bir park yeri için beklemek wait for a parking space to become available v.
park yerinin boşalmasını beklemek wait for a parking space to become available v.
büyük/yoğun bir katılım/ilgi beklemek expect a huge turnout v.
iştiyakle beklemek look forward to v.
sıradan bir akşam yemeğinden fazlasını beklemek hope for something more than dinner v.
evlenme teklifi beklemek expect a proposal v.
ceza evinde yargılanmayı beklemek await trial in prison v.
onay beklemek wait for approval v.
bir işaret beklemek wait for a sign v.
özür beklemek expect an apology v.
4 gözle beklemek look forward to v.
bilgilendirilmeyi beklemek wait to be informed v.
bilgi beklemek wait for information v.
telefonun çalmasını beklemek wait for the phone to ring v.
olur/onay beklemek await confirmation v.
nefesini tutup beklemek gasp v.
sonuna kadar beklemek outwait v.
ilgi beklemek seek attention v.
ilgi beklemek expect attention v.
okul servisini beklemek wait for the school bus v.
uykuda beklemek lie dormant v.
fırsat çıkmasını beklemek wait for an opportunity to arise v.
bir mucize beklemek wait for a miracle v.
bankamatik sırası beklemek wait in line at the atm v.
atm sırasını beklemek wait in line at the atm v.
atm'de sıra beklemek wait in line at the atm v.
bankamatikde sıra beklemek wait in line at the atm v.
atm'de kuyrukta beklemek wait in line at the atm v.
oy kullanmak için kuyrukta beklemek wait in queue for voting v.
oy kullanmak için sırada beklemek wait in queue for voting v.
önünde beklemek wait in front of v.
pişmesi için beklemek wait for them to cook v.
pişmelerini beklemek wait for them to cook v.
Sırasını beklemek be awaiting turn v.
(otobüs) durakta beklemek wait at the bus stop v.
bir süre beklemek tarry v.
korkuyla beklemek agrise v.
korkuyla beklemek agrize v.
korkuyla beklemek agryze v.
korkuyla beklemek agryse v.
insanların bir şey beklemek üzere oluşturduğu sıra queue n.
Phrasals
biraz daha beklemek allow for
kendisini beklemek lie before
kendisini beklemek lie ahead of
kendisini beklemek lie ahead
sabırsızlıkla beklemek look forward to
dört gözle beklemek look forward to
biraz beklemek hold on
sabırsızlıkla beklemek look ahead to something
geri durmak/beklemek hang back
başında beklemek poise over someone
(hasta birisinin) başında beklemek sit up with someone
demirleyip beklemek stand off
-e kadar beklemek wait up until
birinin dönmesini beklemek want someone back
(belirli bir şey için) gerçekleşene kadar beklemek wait out
(genellikle hoş olmayan) bir şeyin bitmesini beklemek wait out
Proverb
mirasa konmak için ölmesini beklemek it's ill waiting for dead men's shoes
Colloquial
gizli bir yere girip beklemek go into hiding
susup beklemek lie low
pusuda beklemek lie in ambush
kiralarının ödenmesi için birisinden yardım beklemek expect someone to help out with the rent
sarhoş olmasını beklemek wait for him to get drunk
arabada beklemek wait in the car
kurtarılmayı beklemek wait for rescue
olacak bir sonraki kötü şeyi beklemek wait for the next bad thing to happen
sabahı beklemek wait for morning
Idioms
kulağı kirişte beklemek be all ears
işin sırasını beklemek play a wafting game
dört gözle beklemek look forward to
telefonda beklemek hang on
(birinin) ölümünü dört gözle beklemek wait for a dead man's shoes
buyruklarını beklemek at someone's beck and call
bebek beklemek have a bun in the oven
hazır beklemek wait in the wings
tetikte beklemek wait in the wings
pusuda beklemek lie in wait for
masayı beklemek wait on table
masayı beklemek wait at table
kötü birşeyin olmasını beklemek wait for the other shoe to drop
heyecanla beklemek be on pins and needles
bebek beklemek expect a visit from the stork
(bir iş için) uygun zamanı beklemek bide one's time
bir işin yapılması başkasından beklemek let george do it
tetikte beklemek be on full alert
tetikte beklemek be on red alert
bir şeyi sabırsızlıkla beklemek wait for something with bated breath
bir şeyi heyecanla beklemek wait for something with bated breath
bebek beklemek expect a bundle from heaven
bebek beklemek expect a bundle of joy
sonraki dalgayı beklemek wait for the next wave
iltifat beklemek fish for compliments
iltifat beklemek fish for a compliment
bir sonraki kötü şeyi beklemek wait for the other shoe to drop
bebek beklemek be expecting a child
bebek beklemek have one in the oven
bir şeyi umut etmek/beklemek hope for something
çabuk/erken yapıp beklemek hurry up and wait
iş için sırada beklemek be in line for the job
birini (sürpriz vb) beklemek lie in store for someone
bahşiş beklemek get an itching palm
bahşiş beklemek get an itchy palm
karar vermeden önce beklemek leave one's options open
karar vermeden önce beklemek keep one's options open
tercih/seçim yapmadan önce beklemek leave one's options open
tercih/seçim yapmadan önce beklemek keep one's options open
bir şey yapmadan beklemek/oyalanmak mark time
bahşiş beklemek have an itching palm
bahşiş beklemek have an itchy palm
beyaz atlı prensini beklemek wait for her prince charming
uzun süredir beklemek wait for ages
oturup ölmeyi beklemek sit around and wait to die
oturup ölmeyi beklemek sit around waiting to die
zamana bırakıp geçmesini beklemek walk it off
Speaking
hayat beklemek için çok kısa life is too short to wait
Slang
sotede beklemek keep nit [aus] v.
Trade/Economic
cevap beklemek await to a reply
teklif beklemek wait for an offer
Law
reşit olmayacak yaştaki bireylerin mahkeme emrini beklemek için kapatıldıkları yer youth detention center
reşit olmayacak yaştaki bireylerin mahkeme emrini beklemek için kapatıldıkları yer juvenile hall
reşit olmayacak yaştaki bireylerin mahkeme emrini beklemek için kapatıldıkları yer juvie
Politics
sınırı beklemek guard the frontier
sınırı beklemek defend the frontier
Automotive
beklemek yasaktır no waiting
Marine
faça edip beklemek lie to
demirde beklemek wait at anchor
Military
nöbet beklemek stand sentinel
savaşa hazır bir şekilde beklemek be poised for battle
hazırolda beklemek stand at attention
hazırolda beklemek be at attention
Football
yedek kulübesinde beklemek sit in bench
Archaic
dört gözle beklemek abide v.