iyilik - Turc Anglais Dictionnaire

iyilik

Sens de "iyilik" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 60 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
iyilik favor n.
Could you do me a favor and drop off this box at Jim's?
Bana bir iyilik yapıp bu kutuyu Jim'e bırakabilir misin?

More Sentences
iyilik kindness n.
He always does random acts of kindness.
Her zaman rastgele iyilikler yapar.

More Sentences
iyilik favour n.
Could you do me a favour and drop off this box at Jim's?
Bana bir iyilik yapıp bu kutuyu Jim'e bırakabilir misin?

More Sentences
iyilik goodness n.
The goodness in her is evident.
İçindeki iyilik apaçık ortada.

More Sentences
General
iyilik good n.
The use of white and black symbolizes good and evil.
Beyaz ve siyah renklerin kullanımı iyilik ve kötülüğü simgelemektedir.

More Sentences
iyilik deed n.
It feels nice to do a good deed anonymously.
Anonim olarak iyilik yapmak güzel bir duygu.

More Sentences
iyilik good adj.
The use of white and black symbolizes good and evil.
Beyaz ve siyah renklerin kullanımı iyilik ve kötülüğü simgelemektedir.

More Sentences
Trade/Economic
iyilik well-being n.
She only cares about the well-being of her children.
Sadece çocuklarının iyiliğini düşünüyor.

More Sentences
General
iyilik beneficence n.
iyilik a good turn n.
iyilik advantage n.
iyilik loving n.
iyilik kindnesses n.
iyilik good health n.
iyilik fairness n.
iyilik impartialness n.
iyilik welfare n.
iyilik wellbeing n.
iyilik benefit n.
iyilik finess n.
iyilik kindliness n.
iyilik benefaction n.
iyilik boon n.
iyilik benevolence n.
iyilik auspices n.
iyilik blessing n.
iyilik loving-kindness n.
iyilik charity n.
iyilik well being n.
iyilik nicety n.
iyilik the light of the countenance n.
iyilik bountihead n.
iyilik bounty [obsolete] n.
iyilik humanity n.
iyilik obligement [scotland] n.
iyilik gree n.
iyilik odds n.
iyilik dispensation n.
iyilik good turn n.
iyilik goodlyhead n.
iyilik goodship n.
iyilik fund n.
Colloquial
iyilik solid [us] n.
iyilik solid [us] n.
iyilik been okay expr.
iyilik can't complain expr.
iyilik can't complain expr.
iyilik nothing to complain about expr.
iyilik (I) can't complain expr.
iyilik (I have) nothing to complain about expr.
Idioms
iyilik a good turn n.
iyilik your good deed for the ˈday n.
iyilik good turn n.
Speaking
iyilik solid n.
Politics
iyilik welfare n.
Religious
iyilik love n.
Latin
iyilik beneficium n.
Archaic
iyilik boon n.
iyilik goodlihead n.
British Slang
iyilik cheesy quaver n.

Sens de "iyilik" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
iyilik etmek favor v.
iyilik etmek favour v.
General
iyilik timsali goody n.
bir iyilik a good turn n.
iyilik eden benefactor n.
herkese iyilik etme kuralı golden rule n.
iyilik simgesi dove n.
en büyük iyilik the ultimate good n.
bir iyilik yapma accommodation n.
iyilik meleği angel n.
iyilik timsali goody-goody n.
iyilik dileyen kimse well-wisher n.
iyilik meleği guardian angel n.
iyilik simgesi dive n.
iyilik yapan kişi accommodator n.
(toplumun/genelin) iyilik cause n.
birine bir şey karşılığında yapılan iyilik backscratch n.
karşılıklı çıkar için iyilik yapma backscratching n.
iyilik ve yardımda bulunan kimse neighbour n.
iyilik ve yardımda bulunan kimse neighbor n.
bol miktarda iyilik veya destek içeren şey milk n.
iyilik aşılama humanization n.
iyilik aşılama humanisation n.
borçlu olunan iyilik obligation n.
iyilik eden obligee n.
iyilik etme obligement [scotland] n.
iyilik yapan kimse obliger n.
güçlü birinin yaptığı özel iyilik grace n.
iyilik timsali olma goodiness n.
iyilik timsali olma goodyship n.
iyilik hareketi do-goodism n.
iyilik yapma do-gooding n.
iyilik hareketi do-gooderism n.
(iyilik, başarı veya zarafet sembolü olarak) güller roses n.
kendine yapılan iyilik self-charity [obsolete] n.
genel iyilik hali skin n.
bir iyilik yaptıktan sonra başka bir iyilik daha yapma ihtimalinin azalması moral licensing n.
iyilik karşılığında verilen hediye propine [scotland] n.
sözü verilen iyilik promise n.
iyilik yanlısı güçler good forces n.
iyilik yapmak do a kindness v.
iyilik etmek do somebody a favour v.
bir iyilik yapmak accommodate v.
iyilik etmek be good towards v.
iyilik görmek receive kindness v.
iyilik etmek do a favor v.
iyilik bilmek be grateful v.
(yardım/bir iyilik vb) istemek solicit v.
iyilik etmek oblige v.
bir iyilik edip de bir yardımda bulunmak be good enough to v.
iyilik görmek be supported v.
iyilik etmek bestow a favour v.
iyilik etmek do a favour v.
birine iyilik yapmak do somebody a favour v.
iyilik yapmak do favor v.
iyilik yapmak do favour v.
bir iyilik istemek ask for a favor v.
birisine bir iyilik yapmak do someone a favor v.
birisine bir iyilik yapmak do someone a good turn v.
iyilik istemek ask a favor v.
iyilik istemek ask a favour v.
iyilik yapmak do a favor v.
bir iyilik yapmak do a favour v.
iyilik yapmak do a favour v.
bir iyilik yapmak do a favor v.
bir iyilik istemek ask for a favor v.
bir iyilik istemek ask for a favour v.
birine bir şey karşılığında iyilik yapmak backscratch v.
iyilik yapmak benefact v.
iyilik aşılamak humanize v.
iyilik aşılamak humanise v.
bir iyilik yapmak do a favour v.
iyilik istemek ask for a favour v.
üstüne iyilik yağmak descend v.
çok fazla iyilik etmek overfavor v.
çok fazla iyilik etmek overfavour v.
iyilik yapmak oblige v.
yapmacık iyilik yapan goody-goody adj.
iyilik barındırmayan desolate [obsolete] adj.
iyilik yapmış olmak için iyilik yapan do-gooding adj.
sonunu düşünmeden iyilik yapan do-gooding adj.
küçük bir iyilik niteliğinde incruental [obsolete] adj.
iyilik etmek gayesiyle in a good cause adv.
iyilik beklenmez up to no good adv.
üstüme iyilik sağlık good heavens! interj.
iyilik sağlık fine interj.
üstüme iyilik sağlık! bless me! interj.
üstüme iyilik sağlık! bless my soul! interj.
Phrasals
birine bir iyilik yapmak/göstermek oblige someone by something v.
birine bir iyilik yapmak/göstermek oblige someone with something v.
(birine) bir iyilik yapmak/göstermek oblige (one) with (something) v.
(bir iyilik, hediye, para, tazminat) teklif etmek offer to v.
karşılığında iyilik bekleyerek bir iyilik yapmak scratch back v.
Phrases
iyilik olarak as a favour expr.
Proverb
iyilik yap, denize at, balık bilmezse hâlik bilir cast one's bread upon the waters
yapılan iyilik karşılıksız kalmaz one good turn deserves another
iyilik yapan iyilik bulur he who earnestly seeks good finds favor
iyilik yap iyilik bul he who earnestly seeks good finds favor
iyilik yapan iyilik bulur do good things and good things will happen to you
iyilik yap iyilik bul do good things and good things will happen to you
yapabilecekken yapmadığımız her iyilik için suçlu sayılırız every man is guilty of all the good he didn't do
hiçbir iyilik cezasız kalmaz no good deed goes unpunished
yaptığın iyilik sana geri döner nothing good gets away
iyilik eden iyilik bulur love breeds love
iyilik kötülüğü yener good triumphs over evil
iyilik eden iyilik bulur kötülük eden kötülük bulur what goes over the devil's back comes under his belly
tanrı iyilik şeytan kötülük verir god sends meat and the devil sends cooks
tanrıdan iyilik şeytandan kötülük gelir god sends meat and the devil sends cooks
yapılan iyilik hiçbir zaman boşa gitmez a good deed is never lost
iyilik yapan iyilik bulur kindness begets kindness
hiçbir iyilik cezasız kalmaz no good deed ever goes unpunished
Colloquial
iyilik perisi fairy godmother n.
iyilik meleği fairy godmother n.
küçük bir iyilik a small favor n.
(birine veya kendine) iyilik yapmamak do (someone or oneself) no favors v.
birine iyilik, kötülük etmek do somehow by someone v.
(birine) bir iyilik yapmak do (one) a favor v.
-e iyilik, kötülük etmek do somehow by v.
üstüme iyilik sağlık! I declare (to goodness)! expr.
üstüme iyilik sağlık! I declare to goodness expr.
(yapılan bir iyilik sonunda söylenir) sana borçluyum/bu iyiliğini unutmam iou1 (I owe you one) expr.
(yapılan bir iyilik sonunda söylenir) sana borçluyum/bu iyiliğini unutmam iou (I owe you) expr.
Idioms
insanın doğasındaki iyilik the milk of human kindness n.
iyilik meleği a fairy godmother n.
iyilik perisi a fairy godmother n.
iyilik timsali a paragon of virtue n.
(birinin) yaptığı iyilik (one's) good deed for the day n.
(birinin) yaptığı iyilik (one's) good deed for the day n.
(birinin) yaptığı iyilik (one's) good deed of the day n.
iyilik timsali a goody two-shoes n.
iyilik timsali a ˈgoody-goody n.
iyilik meleği a fairy godmother n.
iyilik perisi a fairy godmother n.
iyilik perisi your fairy godmother n.
iyilik meleği your fairy godmother n.
iyilik timsali goody two-shoes n.
iyilik etmek do good v.
kötülük yapana iyilik ederek onun suçluluk duymasını sağlamak heap coals of fire on someone's head v.
birine bir iyilik yapmak do someone a favor v.
birine bir iyilik yapmak do someone a good turn v.
birinden bir iyilik istemek request a favor of someone v.
iyilik yapmak do right v.
başkalarına iyilik yaparak/yardımcı olarak toplumda yer edinmek do well by doing good v.
birinden bir iyilik koparmaya çalışmak put the acid on someone v.
bir kişiye iyilik yapmak istiyorsan ona balık verme, balık tutmayı öğret teach a man to fish v.
bir şeyi iyilik olsun diye söylemek/yapmak mean/do something for the best v.
(birine) iyilik etmemek do (one) no service v.
birine iyilik etmemek do somebody no service v.
(bir şeyi) iyilik olsun diye yapmak do (something) for the best v.
birine iyilik etmek do somebody a service v.