kale - Turc Anglais Dictionnaire

kale

Sens de "kale" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 7 résultat(s)

Anglais Turc
General
kale n. kıvırcık lahana
Mary made a kale and quinoa salad.
Mary bir kıvırcık lahana ve kinoa salatası yaptı.

More Sentences
kale n. lahana
Just 2 cups of raw chopped kale provide about 180 mg of calcium.
Sadece 2 bardak çiğ kıyılmış lahana yaklaşık 180 mg kalsiyum sağlar.

More Sentences
kale n. mangır
kale n. para
kale n. lahana çorbası
kale n. karalahana
Botanic
kale n. kara lahana

Sens de "kale" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 28 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
kale fortress n.
There were many guards around the fortress.
Kalenin etrafında çok sayıda muhafız vardı.

More Sentences
kale castle n.
The ancient castle serves as a restaurant nowadays.
Tarihi kale şimdilerde restoran olarak kullanılıyor.

More Sentences
General
kale stronghold n.
The city is a far-right stronghold.
Şehir aşırı sağcıların kalesidir.

More Sentences
kale goal n.
Joe Hart kept the national team's goal for years.
Joe Hart yıllarca milli takımın kalesini korudu.

More Sentences
kale bastion n.
The island is the main American bastion in the region.
Ada, Amerikalıların bölgedeki esas kalesidir.

More Sentences
kale keep n.
Your Keep is the center of your empire.
Kaleniz imparatorluğunuzun merkezidir.

More Sentences
kale citadel n.
We cannot afford to maintain a citadel of fear at the cost of peace.
Barış pahasına bir korku kalesini sürdürmeyi göze alamayız.

More Sentences
kale tower n.
The walls and the towers of the castle are well preserved.
Kalenin duvarları ve kuleleri iyi korunmuştur.

More Sentences
kale castle n.
The ancient castle serves as a restaurant nowadays.
Tarihi kale şimdilerde restoran olarak kullanılıyor.

More Sentences
kale fort n.
Forts were used to protect strategic areas in the past.
Geçmişte kaleler stratejik bölgeleri korumak için kullanılmıştır.

More Sentences
Military
kale fortress n.
There were many guards around the fortress.
Kalenin etrafında çok sayıda muhafız vardı.

More Sentences
kale stronghold n.
The city is a far-right stronghold.
Şehir aşırı sağcıların kalesidir.

More Sentences
Sport
kale goal n.
Joe Hart kept the national team's goal for years.
Joe Hart yıllarca milli takımın kalesini korudu.

More Sentences
Baseball
kale base n.
Tom stole a base.
Tom bir kale kaptı.

More Sentences
General
kale home n.
kale fastness n.
kale cafe n.
kale redoubt n.
kale closure [obsolete] n.
kale peece [obsolete] n.
kale strengthing n.
kale ft. (fort) n.
Sport
kale den n.
Football
kale goal post n.
Baseball
kale sack n.
Chess
kale rook n.
Archaic
kale hold n.
kale strength n.

Sens de "kale" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Turc Anglais
General
kale hendeği fosse n.
dış kale duvarları baileys n.
kale kumandanı castellan n.
dış kale bailey n.
kale çizgisi goal line n.
kale duvarı bulwark n.
kumdan kale sandburg n.
japonya'da bir kale şehri kokura n.
kale duvarını yıkma aleti petard n.
kale hendeği moat n.
kale üst direği crossbar n.
kale duvarındaki delik port n.
kale vuruşu goal kick n.
kale kapısı portcullis n.
kale burcu bastion n.
kale dizdarı warden n.
büyük kale fortress n.
kale içi inner part of a fortress n.
kale duvarı rampart n.
iç kale citadel n.
dış kale duvarı bailey n.
iç kale keep n.
kriket kale kazığı stump n.
kale ağzı goalmouth n.
küçük kale gurry n.
iyi korunan yüksek kale hillfort n.
kale surları castle walls n.
kale burç bastion n.
kale arkası back-goal n.
(satranç) kale rook n.
küçük kale fortlet n.
kumdan kale sandcastle n.
büyük kale bastilla n.
şişme kale inflatable castle n.
kale avlusu bailey n.
kale muhafızı castellan n.
kale duvarı deliği crenel n.
bir tür kale suru rath n.
kale savaşı fortress war n.
kuzeydoğu iskoçya'da bir kale balmoral castle n.
ortaçağa ait kale veya hisar duvarının dışı veya bu duvarla çevrelenen boş alan bailey n.
ortaçağa ait kale veya hisar duvarının dışı veya bu duvarla çevrelenen boş alan ballium n.
kale muhafızı castle-guard n.
kale muhafızı castleward n.
kale benzeri inşa edilmiş yapı castellation n.
küçük kale castlet n.
kale biçiminde inşa etme castellation n.
küçük kale chatelet n.
kale muhafızlığı castellany n.
kale kumandanlığı castellany n.
hanedan armalarındaki yuvarlak kale temsili tower n.
top ateşlemek için kale surunda veya siperinde açılan boşluk embrasure n.
koruyucu kale bastion n.
dört kale ile çevrili alan quadrilateral n.
bir yere girişi engelleyen veya kapatan kale blockhouse [obsolete] n.
özellikle kale duvarının tepesine inşa edilen sıra halinde ahşaptan geçici barınaklar bratticings [obsolete] n.
kale görevlisi burggrave n.
zapt edilemez kale gibraltar n.
kale duvarı munition [obsolete] n.
sulu kale hendeği rundel n.
kale muhafızı constable n.
kale kapısı portcluse n.
kumdan kale sand castle n.
hendeğin dibine kazılıp içinde yakılan ateşle kale savunması sağlayan siper coffer n.
kale duvarı semeri cordon n.
(tilt) kale sinkhole n.
küçük kale fortin n.
küçük kale fortilage [obsolete] n.
dış bölgesi açılı bir kale düzeni star fort n.
yıldız kale star fort n.
shropshire'da yer alan bir kale stokesay castle n.
(beyzbol) kale base n.
kale direği post n.
kale kazığı stump n.
(satranç) kale castle n.
kale duvarı yıkıcı petar [obsolete] n.
kale duvarı propugnacle [obsolete] n.
kale gibi yükselmek tower v.
zaptolunmak (kale) fall v.
kale almak take into consideration v.
kale hendeği ile kuşatmak moat v.
kumdan kale yapmak make a sand castle v.
kağıttan kale gibi çökmek collapse like a paper castle v.
kale çalmak steal a base v.
kale almamak take no account of v.
kale gibi korunaklı bir yere koymak castle v.
(fikirlerini, eleştirilerini) kale almamak by-pass v.
(buz hokeyi topuna) rakip kale çizgisini aşacak şekilde vurmak ice v.
kale ile korumak fortress v.
(kale) duvarlarını yıkmak slight v.
(kale) duvarlarını çökertmek slight v.
kale gibi very strong adj.
kale biçiminde yapılmış castellated adj.
girilmesi imkansız (kale) impenetrable adj.
kale gibi castellated adj.
kale hendekleriyle korunan moated adj.
kale hendeği ile kuşatılmış moated adj.
kale burçları gibi üstü açık crenellated adj.
zorlanmamış (kale) maiden adj.
asla ele geçirilmemiş (kale) maiden adj.
sağlam kale fortress N.
kale taşı rook N.
kale merkezi citadel N.
Phrasals
bir şeyi kale almamak set something aside v.
kale almamak reckon without v.
(ragbide) topu rakip takımın kale çizgisinin ötesine atarak gol atmak touch down v.
koşucuyu iki kale arasında sıkıştırarak oyun dışı bırakmak (beyzbolda) run down v.
kale almamak toss something off v.
Colloquial
şişme zıplama alanı (ev, kale şeklinde) jumpy [us] n.
(beysbolda) tam kale koşusu gerektirip topu saha dışına çıkaran vuruş dinger [us] n.
bir şeyi kale almamak hang something [uk] v.
Idioms
kumdan kale gibi olan şey rope of sand n.
kale almamak not take a blind bit of notice v.
kale gibi sağlam olmak be like fort knox v.
ragbi ve futbolda topu kale çizgisinden çevirmek clear (one's) lines v.
kale çizgisi üzerinde ya da yakınında topa vurmak clear (one's) lines v.
kaleye giden topu kale çizgisinde durdurmak clear (one's) lines v.
kale almamak not care a hang (about something) v.
beyzbolda kale kapabilecek süreye sahip olabilmek için topa tüm gücüyle vurmak swing for the fences v.
kale gibi güvenli olmak be like fort knox v.
hırsızlara karşı kale gibi olmak be like fort knox v.
hırsızlara karşı kale gibi olmak be as safe as fort knox v.
kale gibi güvenli olmak be as safe as fort knox v.
kale gibi sağlam olmak be like fort knox v.
kale gibi sağlam olmak be as safe as fort knox v.
kale gibi sağlam olmak be like fort knox v.
kale gibi sağlam olmak be as safe as fort knox v.
kale gibi güvenli olmak be as safe as fort knox v.
kale gibi güvenli olmak be like fort knox v.
kumdan kale yapmak make bricks without straw v.
(birini/bir şeyi) kale almak take (someone or something) seriously v.
(birini/bir şeyi) kale almamak take no account of (someone or something) v.
kale gibi sağlam built like a tank adj.
kale direkleri arasında between the sticks adv.
kale direkleri arasında between the pipes adv.
kale gibi sağlam inşa edilmiş built like a brick shithouse expr.
kale gibi sağlam inşa edilmiş built like a brick outhouse expr.
Law
şehrin veya kasabanın savunulması için kale veya duvarların inşa edilmesine yapılan katkı burghbote n.
Politics
kale kumandanı kaid n.
kale avrupası fortress europe n.
Architecture
(antik yunan) hisar, kale, sığınak veya iç kale acropolis n.
kuzey afrika'da kale veya hisar casbah n.
kiliselerin veya kale burcundaki mazgallı siperlerin korkulukları arkasında bulunan düz geçit alure n.
kale girişini savunmak için kale geçidinin önüne inşa edilen kuleler ve yüksek duvarlar antemural n.
kale duvarları ile çevrelenen avlu bail n.
kale dış duvarı bail n.
ahşaptan yapılmış üstü çıkıntılı kale blockhouse n.
(ortaçağ'da) saray, kale veya malikanenin ana odası great hall n.
kale biçiminde yapılmış castled adj.
kale gibi castled adj.