strength - Turc Anglais Dictionnaire

strength

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

strength — Definition

Signification:
güç, kuvvet, dayanıklılık
Prononciation (IPA):
(AmE /streŋθ/ – BrE /streŋθ/)
Partie du discours:
İsim: strength (strengths)
Synonymes:
power, resilience
Antonymes:
weakness, fragility

Sens de "strength" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 108 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
strength n. güç
The child pushed the iron door with all his strength.
Çocuk tüm gücüyle demir kapıyı itti.

More Sentences
strength n. kuvvet
The strength of the solution is an essential factor in chemistry.
Solüsyonun kuvveti, kimya alanında önemli bir faktördür.

More Sentences
General
strength n. şiddet
The hurricane's strength diminished after making landfall.
Kasırganın şiddeti karaya ulaştıktan sonra azaldı.

More Sentences
strength n. metanet
Henry showed great strength during the trial.
Henry duruşma esnasında büyük bir metanet gösterdi.

More Sentences
strength n. sağlamlık
They demonstrate the strength of their products in the showroom.
Ürünlerinin sağlamlığını teşhir salonunda gösteriyorlar.

More Sentences
strength n. güç
The child pushed the iron door with all his strength.
Çocuk tüm gücüyle demir kapıyı itti.

More Sentences
strength n. kuvvet
The strength of the solution is an essential factor in chemistry.
Solüsyonun kuvveti, kimya alanında önemli bir faktördür.

More Sentences
strength n. mukavemet
The strength tests of our products are made according to Beno Plastic Quality Instructions.
Ürünlerimizin mukavemet testleri Beno Plastik Kalite Talimatlarına göre yapılmaktadır.

More Sentences
strength n. kudret
His strength will bring us our time of peace.
Onun kudreti bize huzurlu zamanları getirecek.

More Sentences
strength n. sağlamlık
They demonstrate the strength of their products in the showroom.
Ürünlerinin sağlamlığını teşhir salonunda gösteriyorlar.

More Sentences
strength n. başarı
The main strength of the software is that it's pretty easy to use interface.
Yazılımın esas başarısı, kullanımı bir hayli kolay olan arayüzü olmuştur.

More Sentences
strength n. kapasite
Since a few team members are on leave, they'll be working at half strength.
Ekip üyelerinden birkaçı izinli olduğu için yarı kapasiteyle çalışacaklar.

More Sentences
Technical
strength n. güç
The child pushed the iron door with all his strength.
Çocuk tüm gücüyle demir kapıyı itti.

More Sentences
strength n. kuvvet
The strength of the solution is an essential factor in chemistry.
Solüsyonun kuvveti, kimya alanında önemli bir faktördür.

More Sentences
strength n. mukavemet
The strength tests of our products are made according to Beno Plastic Quality Instructions.
Ürünlerimizin mukavemet testleri Beno Plastik Kalite Talimatlarına göre yapılmaktadır.

More Sentences
Mechanic
strength n. mukavemet
The strength tests of our products are made according to Beno Plastic Quality Instructions.
Ürünlerimizin mukavemet testleri Beno Plastik Kalite Talimatlarına göre yapılmaktadır.

More Sentences
Construction
strength n. mukavemet
The strength tests of our products are made according to Beno Plastic Quality Instructions.
Ürünlerimizin mukavemet testleri Beno Plastik Kalite Talimatlarına göre yapılmaktadır.

More Sentences
Automotive
strength n. kuvvet
The strength of the solution is an essential factor in chemistry.
Solüsyonun kuvveti, kimya alanında önemli bir faktördür.

More Sentences
General
strength n. dayanıklılık
strength n. kadro
strength n. sertlik
strength n. yeğinlik
strength n. dayanma gücü
strength n. güçlülük
strength n. mecal
strength n. dinçlik
strength n. önem
strength n. salabet
strength n. derman
strength n. keskinlik
strength n. hal
strength n. takat
strength n. etkinlik
strength n. dayanırlık
strength n. dayanım
strength n. direnç
strength n. güçlü yön
strength n. unun sertlik derecesi
strength n. enerji seviyesi
strength n. enerji yaratan içerik miktarı
strength n. güç kaynağı
strength n. etki kaynağı
strength n. nüfuz alanı
strength n. kadrolu personel sayısı
strength n. toplam görevli sayısı
strength n. kaynak
strength n. rezerv
strength n. destek
strength n. ihtiyat
strength n. akış hızı
strength n. akış miktarı
strength n. miktar
strength n. derece
strength n. yoğunluk
strength n. hacim
strength n. gelgit hızı
strength n. gelgitin en hızlı olduğu evre
strength n. derinlik
strength n. hararetlilik
strength n. ateşlilik
strength n. yatkınlık
strength n. eğilim
strength n. meyillilik
strength n. fiyat artışı
strength n. talep artışı
strength n. öz
strength n. esas
strength n. asıl suret
strength n. esas anlam
strength n. temel
strength n. önemlilik
strength n. güvenilirlik
strength n. ağırlık
strength n. baz
strength n. dayanak
strength n. ifade gücü
strength n. tanım netliği
Technical
strength n. dayanç
strength n. düz cam kalınlığı
strength n. renklenme
strength n. boyanma
strength n. seyrelme
strength n. geçiş
strength n. derecelenme
strength n. (çözeltide) iyonlaşma derecesi
strength n. (çözeltide) iyonizasyon derecesi
Mechanic
strength n. direnç
Construction
strength n. dayanım
Automotive
strength n. dayanıklılık
Medical
strength n. etki (ilaç vb)
strength n. yitilik
Military
strength n. askeri güç
strength n. ordu kuvveti
strength n. askeri personel sayısı
strength n. askeri rezerv
strength n. (askeri birlikte) yetkili mürettebat
strength n. (askeri birlik) büyük sayılar
strength n. (askeri birlik) devasa ölçü
Card
strength n. (kart değerinden kaynaklı) elin kuvveti
Archaic
strength n. sağlıklılık
strength n. üretkenlik
strength n. bereketlilik
strength n. kale
strength n. korunak
strength n. sığınak
strength n. istihkam
strength n. yeterli sayı
strength n. yeterli miktar

Sens de "strength" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
gain strength v. güçlenmek
General
muscle strength n. adale gücü
strength of purpose n. sebat
magnetic field strength n. manyetik alan şiddeti
towering financial strength n. büyük mali güç
drained of strength n. takatsız
tension strength n. gerilme gücü
show of strength n. kuvvet gösterisi
strength of materials n. materyallerin gücü
compressive strength n. basınç dayanımı
shear strength n. kayma mukavemeti
the strength of one's fists n. bilek kuvveti
magnetic pole strength n. manyetik kutup şiddeti
tensile strength n. çekme direnci
strength of mind n. akıl
personnel strength n. personel kadrosu
low strength steel n. düşük mukavemetli çelik
show of strength n. gövde gösterisi
strength of purpose n. azim
fatigue strength n. yorulma dayanımı
strength of materials n. cisimlerin mukavemeti
dynamic strength n. devingen dayanç
electrical strength n. elektriksel dayanım
alcoholic strength n. alkol miktarı
alcoholic strength n. alkol yüzdesi
relative strength n. göreli büyüklük
guaranteed strength n. güvenceli dayanım
inherent strength n. doğal mukavemet
average strength n. ortalama mevcut
one's strength n. güçlü yön
one's strength n. güçlü yönü
alcoholic strength n. alkol oranı
alcoholic strength n. alkol derecesi
weakness and strength n. zayıf ve güçlü yan
decrease in strength n. güç düşmesi
decrease in strength n. güçteki düşüş
strength of character n. karakter gücü
show of strength n. güç gösterisi
physical strength n. beden gücü
grip strength n. kavrama gücü
strength of will n. irade gücü
inner strength n. manevi güç
strength in depth n. derinlerdeki güç
strength [obsolete] n. tahkim
strength [obsolete] n. güçlendirme
strength [obsolete] n. sağlamlaştırma
strength [obsolete] n. koruyucu bariyer
strength [obsolete] n. yetkili merci
strength [obsolete] n. yasal dayanak
strength [obsolete] n. set
strength [obsolete] n. yetkili makam
strength [obsolete] n. tahkimat
strength [obsolete] n. otorite
animal strength n. hayvan kuvveti
have no strength left v. mecali kalmamak
gain strength v. kuvvetlenmek
gain strength v. direnç kazan
exert one's strength when bearing a child or defecating v. ıkınmak
gain strength v. berkinmek
sap one´s strength v. kuvvetini azaltmak
gather strength v. toparlanmak
gain more strength v. gücüne güç katmak
have no strength in one's muscles v. elinde ayağında dermak olmamak
have no strength left v. sıfırı tüketmek
bring a unit up to strength v. bir grubun mevcudunu tamamlamak
lose strength v. cılızlaşmak
exert all one's strength v. kıçını yırtmak
have no strength left v. hali kalmamak
lose strength v. kuvvetten düşmek
gather strength v. güç kazanmak
gain strength v. güç kazanmak
get strength from someone/something v. güç almak (birinden/bir şeyden)
take strength from each other v. birbirinden güç almak
gain strength v. kuvvet kazanmak
display strength v. kuvvet sergilemek
display strength v. güç sergilemek
show strength v. güç göstermek
exercise one's strength over v. gücünü ... üzerinde kullanmak
go from strength to strength v. gitgide güçlenmek
go from strength to strength v. gittikçe güçlenmek
go from strength to strength v. büyük bir başarıya imza atmak
go from strength to strength v. büyük bir başarı yakalamak
gather strength v. güç toplamak
have no (more) strength to stand v. dayanacak gücü kalmamak
have no (more) strength to stand v. dayanma gücü kalmamak
regain one's strength v. eski gücünü yakalamak
regain one's strength v. eski gücüne kavuşmak
get back one's strength v. gücünü geri kazanmak
get back one's strength v. gücünü toplamak
restore strength v. güç tazelemek
increase its strength v. mukavemetini arttırmak
increase the strength v. mukavemetini arttırmak
draw one's strength from v. gücünü -den almak
have the strength of ten tigers v. on kaplan gücünde olmak
gather one's strength v. gücünü toplamak
gather one's strength v. kuvvetini toplamak
have no strength left v. gücü kalmamak
strength [obsolete] v. sağlamlaştırmak
strength [obsolete] v. daha dışa vurumcu hale getirmek
strength [obsolete] v. moral vermek
strength [obsolete] v. sanatsal yönünü zenginleştirmek
strength [obsolete] v. pekiştirmek
strength [obsolete] v. dokunaklılaştırmak
strength [obsolete] v. kuvvetlendirmek
strength [obsolete] v. güç vermek
strength [obsolete] v. yüreklendirmek
strength [obsolete] v. destek olmak
of equal strength adj. aynı güçte
bereft of strength adj. kuvvetten düşmüş
of equal strength adj. eşit güçte
full of strength adj. takatli
industrial-strength adj. son derece güçlü
industrial-strength adj. son derece yoğun
industrial-strength adj. son derece dayanıklı
full-strength adj. sulandırılmamış
full-strength adj. katkısız
full-strength adj. inceltilmemiş
full-strength adj. azami yoğunlukta
full-strength adj. kıvamlı
full-strength adj. (içki) sert
full-strength adj. susuz
full-strength adj. su eklenmemiş
on the strength of adv. -e güvenerek
on the strength of prep. -e dayanarak
on the strength of prep. -in yüzünden
from strength to strength expr. gittikçe güçlenerek
from strength to strength expr. ileri giderek
from strength to strength expr. ilerleyerek
from strength to strength expr. gücüne güç katarak
from strength to strength expr. bir başarıdan diğerine koşarak
Phrases
strength grows from weakness n. güç zayıflıktan doğar
with all one's strength adv. var gücüyle
(by) becoming strong/gaining strength expr. güçlenerek
real strength comes from within expr. gerçek güç kişinin içinden gelir
true strength comes from within expr. gerçek güç kişinin içinden gelir
Proverb
there is strength in numbers birlikten kuvvet doğar
union is strength bir elin nesi var iki elin sesi var
union is strength birlikten kuvvet doğar
in unity, there is strength birlikten kuvvet doğar
strength in the unity birlikten kuvvet doğar
Colloquial
pillar of strength n. en büyük destekçi
pillar of strength n. destekçi
strength [australia/new zealand] n. ana fikir
strength [australia/new zealand] n. genel düşünce
bend one's strength v. birinin gücü önünde eğilmek
union makes strength expr. birlikten kuvvet doğar
union makes strength expr. birlik kuvvet getirir
give me strength! expr. ya sabır!
give me strength expr. tanrım güç/sabır ver
give me strength expr. tanrı yardımcım olsun