through - Turc Anglais Dictionnaire

through

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

through — Definition

Signification:
içinden, boyunca
Prononciation (IPA):
(AmE /θruː/ – BrE /θruː/)
Partie du discours:
Edat/Zarf
Synonymes:
via, across
Antonymes:
around

Sens de "through" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 81 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
through prep. başından sonuna kadar
Tom slept through the whole thing.
Tom başından sonuna kadar uyudu.

More Sentences
through prep. yoluyla
It is far better to overcome outstanding problems through the enlargement process.
Ortaya çıkan sorunları genişleme süreci yoluyla aşmak çok daha iyi olacaktır.

More Sentences
through prep. aracılığıyla
Human rights projects are also being funded through separate dedicated budget lines.
İnsan hakları projeleri de ayrı bütçe kalemleri aracılığıyla finanse edilmektedir.

More Sentences
through prep. üzerinden
Those who dream of advancing without any difficulties through landscapes in bloom fail to understand the matter.
Çiçek açmış manzaralar üzerinden hiç zorlanmadan ilerlemeyi hayal edenler meseleyi anlayamıyorlar.

More Sentences
through prep. boyunca
Through the refinement process, all transgenic material has been removed.
Arıtma süreci boyunca tüm transgenik materyaller çıkarılmıştır.

More Sentences
through prep. yolu ile
through prep. kanalıyla
through prep. vasıtası ile
General
through adj. bitmiş
The repercussions of the forest fires which swept through Portugal this summer are far from over.
Bu yaz Portekiz'i kasıp kavuran orman yangınlarının yankıları henüz bitmiş değil.

More Sentences
through adj. işi bitmiş
Are you through with the newspaper?
Gazeteyle işiniz bitti mi?

More Sentences
through adj. yapmayı bırakmış
Tom said Mary was through doing that.
Tom, Mary'nin bunu yapmayı bıraktığını söyledi.

More Sentences
through adv. içeriye
Tom stepped through the doorway.
Tom kapı aralığından içeriye doğru yürüdü.

More Sentences
through adv. bu sayede
They are in a permanent learning process, through which they achieve a considerable growth in experience.
Sürekli bir öğrenme süreci içerisindedirler ve bu sayede deneyimlerinde kayda değer bir artış elde ederler.

More Sentences
through adv. başından sonuna kadar
Tom slept through the whole thing.
Tom başından sonuna kadar uyudu.

More Sentences
through adv. boyunca
Through the refinement process, all transgenic material has been removed.
Arıtma süreci boyunca tüm transgenik materyaller çıkarılmıştır.

More Sentences
through adv. bütün
We stayed up all through the night.
Bütün gece uyumadık.

More Sentences
through prep. içinden (bir şeyin)
Their relatives are faced with appalling bureaucracy through which they have to wade.
Balıkçıların yakınları, içinden geçmek zorunda oldukları korkunç bir bürokrasi ile karşı karşıyadır.

More Sentences
through prep. arasında
We are now some two and a half years through the seven-year programme 2000-2006.
Şu anda 2000-2006 yılları arasındaki yedi yıllık programın yaklaşık iki buçuk yılını tamamlamış bulunuyoruz.

More Sentences
through prep. nedeniyle
How many restaurants closed through Covid 19 this year?
Bu yıl Covid 19 nedeniyle kaç restoran kapandı?

More Sentences
through prep. sayesinde
Through our perseverance Parliament has clearly improved on the original proposal.
Azmimiz sayesinde Parlamento orijinal öneriyi açıkça geliştirmiştir.

More Sentences
through prep. yüzünden
Far more resources are lost through an ineffective and unmotivated administration.
Etkisiz ve motivasyonsuz bir yönetim yüzünden çok daha fazla kaynak kaybedilmektedir.

More Sentences
through prep. doğru
Tom walked through the village.
Tom köye doğru yürüdü.

More Sentences
through prep. arasından
We walked through the flowers.
Çiçeklerin arasından yürüdük.

More Sentences
through prep. -den
Global Entry Program allows travelers to go through customs easily.
Global Entry Programı yolcuların gümrükten kolayca geçmesini sağlıyor.

More Sentences
through prep. yoluyla
It is far better to overcome outstanding problems through the enlargement process.
Ortaya çıkan sorunları genişleme süreci yoluyla aşmak çok daha iyi olacaktır.

More Sentences
through prep. dolayı
Sami has gone through racism just for being Muslim.
Sami sadece Müslüman olmasından dolayı ırkçılığa maruz kaldı.

More Sentences
through prep. bütün
We stayed up all through the night.
Bütün gece uyumadık.

More Sentences
through prep. tüm
The tragic events in America have sent severe economic shock waves through the world.
Amerika'da yaşanan trajik olaylar tüm dünyaya ciddi ekonomik şok dalgaları gönderdi.

More Sentences
Technical
through prep. -den
Global Entry Program allows travelers to go through customs easily.
Global Entry Programı yolcuların gümrükten kolayca geçmesini sağlıyor.

More Sentences
through expr. boyunca
Through the refinement process, all transgenic material has been removed.
Arıtma süreci boyunca tüm transgenik materyaller çıkarılmıştır.

More Sentences
General
through adj. kesintisiz
through adj. aktarmasız
through adj. doğrudan geçilen
through adj. engelsiz
through adj. geçiş hakkı sağlayan
through adj. çıkma noktasındaki
through adj. tamamlanma noktasındaki
through adj. başarmak üzere olan
through adj. değeri kalmamış
through adj. hallolmuş
through adv. baştan başa
through adv. direkt
through adv. doğruca
through adv. tamamen
through adv. bir uçtan bir uca
through adv. sonunda
through adv. -den geçerek
through adv. baştan sona
through adv. başından sonuna dek
through adv. bir yandan öbür yana
through adv. bitiminde
through adv. açığa vurarak
through adv. algılanır hale gelerek
through adv. süresince
through prep. bir yanından öbür yanına
through prep. dolayımıyla
through prep. her yanında
through prep. rağmen (bir gürültüye)
through prep. her yanına
through prep. kanalıyla
through prep. orasında burasında
through prep. arasında (bir gürültünün)
through prep. içinden
through prep. marifetiyle
through prep. -den -in sonuna kadar
through prep. -den dolayı
through prep. … için durmaksızın
through prep. göz ardı ederek
through prep. (bir şey, başka bir şeyin) arasından
through prep. tamamını bitirecek şekilde
through prep. hepsini başararak
through prep. boyu
through prep. başından sonuna
Technical
through adv. baştanbaşa
through adv. bir taraftan diğer tarafa
through adv. içinden
through adv. -e kadar
Transportation
through adj. değişiklik veya yeniden sevkiyat olmaksızın başlangıç noktasından varış noktasına giden
through adj. aktarmasız
through adj. ekspres
Aeronautic
through adv. -e kadar

Sens de "through" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
come through v. üstesinden gelmek
General
through fare n. aktarmasız tarife
through traffic n. transit trafik
through street n. transit yolu
through service n. aktarmasız sefer
through train n. aktarmasız tren
through freight n. direkt nakliyat
one who speaks through his nose n. hımhım
through train n. ekspres tren
through our high quality service n. kaliteli hizmet anlayışımızla
through plane n. direkt uçak
through ticket n. aktarmasız bilet
through ticket n. aktarmasız
through ticket n. yolculuğun sonuna kadar geçerli bilet
walk through n. gidiş yolu
walk through n. bir evden taşınılırken ev sahibinin kiracıyla beraber yaptığı kontrol
follow-through n. tamamlama
follow-through n. devam
walk-through n. bir evden taşınılırken ev sahibinin kiracıyla beraber yaptığı kontrol
through-circulation drying n. derinlemesine dolaşımlı kurutma
walk-through n. gidiş yolu
through train n. direkt tren
through marriage n. evlilik aracılığıyla
through marriage n. evlilik yoluyla
through ticket n. yolculuğun sonuna kadar olan bilet
communicating through smoke signals n. dumanla haberleşme
journey through time n. zaman yolculuğu
journey through time n. zamanda yolculuk
through legal channels n. yasal kanallar vasıtasıyla
drive through n. arabaya servis
drive through n. araçlara yol üstü verilen yemek servisi
drive-through window n. arabaya servis penceresi
child through birth n. öz evlat
child through birth n. öz çocuk
travelling through time n. zaman yolculuğu
smile back through gritted teeth n. zorla/istemeden gülümsemek
travelling through time n. zamanda yolculuk
see-through n. transparan elbise
through-line n. istikrarlı unsur
through line n. istikrarlı unsur
through cold n. ayaz
through stone [scottish] n. yassı mezar taşı
run-through n. pratik
run-through n. anket
run-through n. tekrar
run-through n. prova
run-through n. kısa araştırma
run-through n. üstünkörü inceleme
run-through n. kısa özet
run-through [uk] n. izleyici çekim
run-through [uk] n. kaydırmalı çekim
run-through n. tek tekrar
run-through n. göz atma
run-through n. tek prova
run-through n. baştan savma özet
drive-through n. arabaya servis penceresi
drive-through delivery n. sonrasında annenin hastanede çok kısa süre kaldığı doğum
floor-through n. bütün bir katı kaplayan daire
follow through n. işi lafta bırakmayıp halletme
follow through n. söylediği şekilde gerekeni yapma
pull-through n. namlu temizleyici
pull-through n. bir şeyin içinden geçirilen şey
pull-through n. namlu temizleme ipi
see-through n. iç gösteren giysi
see-through n. transparanlık derecesi
push through n. tüfek deliğini temizleyen cihaz
pass-through n. iki oda arasındaki alan
pass-through n. geçilmesi gereken yer
pass-through n. mutfak ve salon arasındaki yer alan raflı bölüm
pass-through n. geçilen yer
pass-through n. mutfak servis penceresi
pass-through n. geçiş yolu
pass-through n. geçilebilir yol
pass-through n. giriş izni bulunan yol
pass-through n. kredi ile teminata bağlanmış menkul kıymet
pass-through n. artan maliyeti müşteriye yansıtma uygulaması
pass-through n. artan maliyeti müşteriye yansıtma uygulaması
rush a bill through v. bir kanun tasarısını acele ile meclisten geçirmek
get through v. tüketmek
rake through v. dikkatle gözden geçirmek
flick through v. göz atmak
sift through v. incelemek
lie through one's teeth v. külliyen yalan söylemek
percolate through v. arasından sızmak
plough through v. zorla ilerlemek
put a call through v. telefon etmek
get through to v. ulaşmak
speak through the nose v. genizden konuşmak
break through v. çıkmak
scuttle through v. aradan sıvışmak
go through v. ince eleyip sık dokumak
get through to v. kafasına girmek
get through v. geçmek (tasarı/teklif vb meclisten)
bring in through pipes v. borularla taşımak
pass through one's mind v. aklından geçmek
see one through v. yetmek
look through v. bakmak
muddle through v. bir işi düşe kalka yapmak
be halfway through v. yarısını bitirmiş olmak
go through v. geçmek (tasarı/teklif vb meclisten)
get through to v. bir şey anlatmak
pass through v. arasından geçirmek
put somebody through v. bağlamak
scrape through v. güçbela atlatmak
pass through v. nüfuz etmek
think through v. usa vurmak
get through v. geçirmek (zor bir zamanı)
break through v. sökmek
get through to v. tur atlamak
get through v. onaylanmak
ride through the sky v. gökyüzünde dolaşmak
get through v. başarmak
go through v. sunmak
follow through v. sonunu getirmek (bir işin)
pass through v. başından geçmek
read something through v. bir şeyin tamamını okumak
bring in through v. taşımak
break through v. atılım yapmak
flick through v. gözden geçirmek
rifling through v. talan etmek
go through v. gözden geçirmek
rifle through v. karmakarışık etmek (bir şeyi ararken)
go through v. incelemek
carry through v. bitirmek
see a thing through v. bir işi başarmak
go through v. arayıp taramak
go through the motions v. bir işi isteksizce yapmak
plow through v. zorla ilerlemek
pull through v. iyileştirmek
go through v. durmadan geçmek (bir taşıt durması gereken bir yerden)
line through v. karalamak
browse through v. göz gezdirmek
wade through v. ağır ağır ve güçlükle ilerlemek
browse through v. şöyle bir karıştırmak
get wet through v. sucuk gibi ıslanmak
go through the motions v. bir işi keyif almadan yapmak
get through v. bitirmek (okulu)
go through with v. planlanmış bir şeyi gerçekten yapmak
run through v. çabucak gözden geçirmek
go through v. yoklamak (cepleri)
go through with v. tamamlamak
live through v. zorluklara rağmen başarmak
win through v. sonuca ulaşmak
jump through hoops v. çok sayıda engelle karşılaşmak
see something through v. bir işi bitirmek
stride through v. arşınlamak
get something through someone's head v. bir şeyi birine anlatmak
carry one through v. bir şey birini ayakta tutmak
jump through hoops v. karşılaşılan tüm engellerin üstesinden gelmek
put through v. telefonu bağlamak