Left - Türkçe İngilizce Sözlük

Left

"Left" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 27 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
left s. sol
Genel
left i. sol kanat
left i. artık
left i. sol taraf
left i. sol el
left i. sol
left i. sola dönüş
left i. solcu
left i. sol görüş
left f. kalmak
left s. sakli
left s. kalık
left s. sola ait
left s. soldaki
left s. bırakılan
left s. solak
left s. solda
left s. sol tarafta
left s. solcu
left s. sol görüşlü
left s. sola
left s. geride kalan
left zf. sol tarafa doğru
left zf. sol tarafta
left zf. sola
Bilgisayar
left s. solda
Boks
left i. sol kroşe

"Left" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
be left i. bırakılmak
being left i. bırakılma
left-handed s. solak
Genel
upper left i. üst sol
left divisor of zero i. soldan sıfır böleni
left zero punching i. solda sıfırlı delgi
left invertible element i. soldan tersinir öğe
left hand rule i. sol el kuralı
left luggage office i. emanetçi
left shift i. sola kaydırma
left uniformity i. sol düzgünlük
left inner i. soliç
left inverse element i. soldan ters öğe
left turn lane i. sola dönüş şeridi
left handed rotation i. sola çevirme
left coset space i. sol koset uzayı
left atrium i. sol atriyum
left hand i. sol taraf
right versus left i. sağsol karşıtlığı
left luggage i. emanet, bavul vb'nin bırakıldığı yer
left handed pitcher i. solak atıcı
left lane i. sol şerit (trafik)
lower left i. alt sol
left wing i. sol taraf
shift to the left i. sola kayma
left half i. solhaf
left winger i. sol açık
left hand limit i. soldan limit
limit on the left i. soldan limit
new left i. yeni sol
left hand drive i. sol direksiyon
outside left i. solaçık
left ideal i. sol ideal
left hand motion i. sola hareket
left turn i. sola dönüş
left side i. sol taraf
left hand direction i. sol el yönü
left handedness i. solaklık
left hand i. sol el
left luggage i. emanete bırakılmış yolcu bagajı
left coset i. sol koset
left lane i. sol şerit
left arm i. sol kol
left halfback i. solhaf
left hander i. solak
left vector space i. sol vektör uzayı
little time left i. az zaman kaldı
left hand motion i. saat aksi yönüne hareket
left distributive property i. soldan dağılma özelliği
left hand derivative i. soldan türev
left hand side i. sol kenar
left wing i. sol kanat
left handed orientation i. sol el oryantasyonu
left hand page i. sol sayfa
left and right i. sol ve sağ
inside left i. soliç
left-handed compliment i. acemice veya samimi olmayan kompliman
left-handedness i. gizli anlamı olma
left-hander i. solak
left-of-centre i. ortanın solu
left-luggage office i. emanet
left-footer i. solak (futbolcu)
left-footer i. özellikle sporda sol ayağını kullanan kişi
left-handed rotation i. sola çevirme
left-wingers i. solcular
left-handedness i. solaklık
left-hand door i. sol kapı
left-hand lock i. sol kilit
left-hand lock i. sol kapı kilidi
bottom left-hand corner i. sol alt köşe
upper left-hand corner i. sol üst köşe
lower-left corner i. sol alt köşe
top left-hand corner i. sol üst köşe
lower left-hand corner i. sol alt köşe
left-brain dominant people i. sol beyni baskın insanlar
left blinker i. sol sinyal lambası
left side of the body i. vücudun sol kısmı/bölümü
left eye i. sol göz
left-of-center i. ortanın solu
my left side i. sol yanım
my left side i. sol tarafım
grand right and left i. çember dansında yapılan dairesel bir hareket
being left i. bırakılma
turn left f. sola dönmek
be left out in the cold f. cascavlak kalmak
be left f. kalmak
be way out in left field f. ıskalamak
have no strength left f. mecali kalmamak
steer to the left f. sol yapmak
be left homeless f. aç açık kalmak
be left all by oneself f. ortalıkta kalmak
be left to one's fate f. kendi kaderine terk edilmek
be left open f. açık kalmak
be left empty handed f. avucunu yalamak
have no strength left f. sıfırı tüketmek
be left over f. elde kalmak
be way out in left field f. fena halde yanılmak
be left half open f. aralık kalmak
be left over f. kalmak
be left ajar f. aralık kalmak
be left over f. artakalmak
be left only with the shame of an intended misdeed f. ettiğiyle kalmak
have no strength left f. hali kalmamak
be left over f. artmak
be left alone f. düdük gibi kalmak
be left destitute f. dımdızlak kalmak
be left helpless f. cascavlak kalmak
be left half finished f. yarım kalmak
be left f. artmak
be left unconfined f. başıboş kalmak
have nothing left f. elde avuçta bir şey kalmamak
be left f. bıraktırmak
be left half finished f. yarıda kalmak
be left to somebody to decide f. takdirine kalmak
be left in the dark f. karanlıkta kalmak
be left in the dark f. bir şeyden haberdar edilmemek
be left homeless f. meydanda kalmak
be left jobless f. meydanda kalmak
be left around f. çevreye bırakılmak
be left an orphan f. öksüz kalmak
be left an orphan f. yetim kalmak
be left helpless f. çaresiz bırakılmak
be left f. terk edilmek
be left naked f. çıplak bırakılmak
be left unanswered f. cevaplanmamak
be left unanswered f. yanıtsız bırakılmak
be left an orphan f. öksüz bırakılmak
be left an orphan f. yetim bırakılmak
for there to be no room left for f. mahal kalmamak
have no more patience left f. tahammülü kalmamak
have no more endurance left f. tahammülü kalmamak
be left standing f. ayakta kalmak
have nothing else (left) to do f. yapacak bir şeyi kalmamak
got nothing left to do f. yapacak bir şeyi kalmamak
be left empty-handed f. ağzını havaya açmak
left empty-handed f. ağzını havaya açmak
feel left out f. dışlanmış gibi hissetmek
feel left out f. dışlanmış hissetmek
drive on the left f. (trafik) soldan gitmek
be left to the discretion of f. takdirine bırakılmak
go left f. soldan gitmek
be left behind f. geride bırakılmak/kalmak
turn right and left f. sağa sola dönmek
keep on the left side of something f. bir şeyin solundan gitmek
keep on the left side of something f. bir şeyin solunda kalmak/olmak
go on the left side of something f. bir şeyin solundan gitmek
keep on the left-hand side of something f. bir şeyin solundan gitmek
keep on the left-hand side of something f. bir şeyin solunda kalmak/olmak
(for a road) turn to the left f. yol sola dönmek
die or leave having left something undone or a desire unaccomplished f. gözü arkada kalmak