be done - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

be done

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"be done" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 4 sonuç

İngilizce Türkçe
General
be done f. yorulmak
Colloquial
be done f. bitirmek
be done f. tamamlamak
be done f. halletmek

"be done" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 83 sonuç

İngilizce Türkçe
General
be hard done by f. haksızlığa uğramak
be done up f. kuvveti tükenmek
be done in a hurry f. aceleye gelmek
be done for f. hapı yutmak
be done for f. yanmak
be done with f. bitirmek
the first thing to be done i. yapılması gereken ilk şey
Phrasals
be done away with f. geçersiz kılınmak
be done away with f. lağvedilmek
be done away with f. (kurum) kaldırılmak
Phrases
justice must not only be done it must be seen to be done expr. adalet madden tecelli etmesinin yanısıra, görünürde de tecelli etmelidir
let justice be done upon him! expr. adalet yerini bulsun!
I am doing must be done expr. yapılması gerekeni yapıyorum
I am doing what must be done expr. yapılması gerekeni yapıyorum
...will be done expr. yapılacaktır
and be done with it expr. ve bitir şunu/bunu
and be done with it expr. ve şunu/bunu bitir artık
and be done with it expr. ve bu/şu tartışmayı kes
and be done with it expr. ve bu/şu tartışmaya bir son ver
and be done with it expr. ve bu/şu tartışmayı bitir artık
and be done with it expr. ve şunu/bunu ertelemeyi bırak
and be done with it expr. ve şunu/bunu artık erteleme
and be done with it expr. ve şunu/bunu düşünme artık
and be done with it expr. ve buna/şuna bir son ver
and be done with it expr. ve bu/şu konuyu kapat
Colloquial
be done a runner f. sıvışmak
be done to death f. artık ilginç olmayıp bıkkınlık vermek
be over and done with f. olup bitmek
be done a runner f. kaçmak
be done to death f. kabak tadı vermek
be over and done with f. tamamen sona ermek
be over and done with f. tamamen bitmek
be over and done with f. tamamen unutulmak
be done for f. başı dertte olmak
be done for f. sonu gelmek
be done for f. hapı yutmak
be done for something/for doing something f. (hız yaptığı için) cezayı yemek
be done for f. bozulmak üzere olmak
be done for f. neredeyse çalışmamak
be done for f. miadı dolmak üzere olmak
be done for f. ölmek üzere olmak
be done for f. işi bitmek
must be done expr. yapılması gerekir
needs to be done expr. yapılması gerekir
Idioms
be done in f. çok yorulmak
be done in f. dermanı kesilmek
be all done in f. dermanı kesilmek
be all done in f. çok yorulmak
be hard done by f. haksızlığa uğramak
be done like a dinner f. hezimete uğramak
be done like a dog's dinner f. hezimete uğramak
be done up like a dog's dinner f. kötü giyinmek
be done up like a dog's dinner f. komik giyinmek
be done up like a dog's dinner f. paçoz gibi giyinmek
be done in f. takati kalmamak
be all done in f. takati kalmamak
be done in f. yapacak gücü kalmamak
be done like a dog's dinner f. yenilmek
be all done in f. yapacak gücü kalmamak
be all done in f. yorgun düşmek
be done in f. yorgun düşmek
be done like a dinner f. yenilmek
what's been done can't be undone expr. başa gelen çekilir
there's a whole lot more work to be done expr. daha yapılacak çok iş var
there's a whole heap more work to be done expr. daha yapılacak çok iş var
thy will be done expr. oldu bil/baş üstüne/oldu farz et/lord's prayer'da geçen bir cümle
Speaking
do what needed to be done f. gerekeni yapmak
what is the first thing that should be done when a car starts to skid? expr. araba kaymaya başladığında yapılması gereken ilk şey nedir?
when will you be finished/done? expr. işin ne zaman biter?
when will you be finished/done? expr. işiniz ne zaman biter?
what's done cannot be undone expr. olan oldu
do as you would be done by expr. kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma
he knows what's got to be done expr. ne yapılması gerektiğini biliyor
what's done can't be undone expr. olan oldu
there must be something can be done expr. yapılacak bir şeyler olmalı
do you think you will be forgiven for what you've done? expr. yaptıklarınızın bağışlanacağını mı sanıyorsunuz?
there is only one thing to be done expr. yapılacak bir tek şey var
has to be done expr. yapılması gerekir
do what needed to be done expr. yapılması gerekeni yapmak
there is only one thing to be done expr. yapılacak tek bir şey var
there's a whole lot more work to be done expr. daha yapılacak dünya kadar iş var
Religious
the will of god be done expr. tanrının dediği olur
Latin
fiat justitia ruat cælum (let justice be done though the heavens fall) expr. ne pahasına olursa olsun adalet yerini bulsun