consorting - Türkçe İngilizce Sözlük

consorting

consorting — Definition

Anlamı ve Tanımı:
, birlikte hareket etmek
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈkɑːnsɔːrt/ – BrE /ˈkɒnsɔːt/)
Terim Türü:
İsim: consort (consorts); Fiil: consort (consorts – consorted – consorting)
Hükümdar eşi ya da birlikte bulunma eylemi anlamına gelir. Latince consors kökünden gelen sözcük, kader ortaklığı fikrini taşır. Sosyal ve tarihsel bağlamda, eşlik ve birlikteliği belirtir
Eş Anlamlılar:
companion
Zıt Anlamlılar:
separate

"consorting" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 31 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
consort i.
His consort may have been Tayt, the goddess of weaving.
Eşi dokuma tanrıçası Tayt olabilir.

More Sentences
Hukuk
consort i.
His consort may have been Tayt, the goddess of weaving.
Eşi dokuma tanrıçası Tayt olabilir.

More Sentences
Genel
consort i. koca
consort i. eseri ortaya koyan sanatçı grubu
consort i. arkadaş
consort i. karı
consort i. yoldaş
consort i. refakatçi gemi
consort f. birlikte vakit geçirmek
consort f. bağdaşmak
consort f. refakat etmek
consort f. eşlik etmek
consort f. hayatını paylaşmak
consort f. birleşmek
consort f. orada burada takılmak
consort f. arkadaşlık etmek
consort f. düşüp kalkmak
consort f. uymak
consort f. uyumlu olmak
consort f. uyumlu hale gelmek
consort f. ahenkli olmak
consort f. bağdaştırmak
consort f. uyum sağlamak
consort f. birlikte hareket etmek
Hukuk
consort i. karı
consort i. koca
Siyasal
consort i. hükümdar eşi
Zooloji
consort i. çiftleşme için geçici fiziksel bağ kurma
consort i. kur davranışı için kısa süreli yaklaşma
Müzik
consort i. vokalleri, enstrümanları veya gösterileriyle seyircileri eğlendiren müzisyen grubu
consort i. 16. ve 17. yüzyıllarda uyum içinde çalınan, aynı aileye mensup enstrümanların oluşturduğu set

"consorting" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 38 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
queen consort i. kralın karısı olan kraliçe
consort [obsolete] i. topluluk
consort (in) i. ortaklık
consort [obsolete] i. grup
consort [obsolete] i. meslektaş
consort (in) i. bağlaşım
consort [obsolete] i. mevkidaş
consort (in) i. uyuşma
consort [obsolete] i. meclis
consort (in) i. birlik
king consort i. tahtta bulunan kraliçenin eşi
consort with f. ile arkadaşlık etmek
consort with f. düşüp kalkmak
consort with f. arkadaşlık etmek
consort [obsolete] f. uyumlu ses çıkarmak
consort [obsolete] f. uyum yaratmak
consort [obsolete] f. ahenkli olmak
consort [obsolete] f. çalmak
Öbek Fiiller
consort with f. ile vakit geçirmek
consort with f. ile sosyalleşmek
consort with f. zamanını ile geçirmek
consort with f. ile takılmak
consort with someone f. biriyle arkadaşlık etmek
consort with someone f. biriyle takılmak
consort with someone f. biriyle vakit geçirmek
consort with (one) f. (biriyle) takılmak
consort with (one) f. (biriyle) vakit geçirmek
consort with (one) f. (biriyle) arkadaşlık etmek
Hukuk
queen consort i. tahtta bulunan kralın karısı
Siyasal
prince consort i. kadın hükümdarın kocası
Müzik
broken consort i. farklı ailelerden enstrümanlar çalan grup
consort [obsolete] i. seslerin uyumu
consort [obsolete] i. ses ahengi
consort music i. küçük bir enstrüman grubuyla yapılan oda müziği türü
Argo
consort with someone f. biriyle düşüp kalkmak
consort with someone f. biriyle cinsel ilişkiye girmek
consort with (one) f. (biriyle) cinsel ilişkiye girmek
consort with (one) f. (biriyle) düşüp kalkmak