duygular - Türkçe İngilizce Sözlük

duygular

"duygular" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 5 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
duygular emotions i.
Positive emotions help to overcome the difficulties that still await the candidate countries.
Pozitif duygular aday ülkeleri bekleyen zorlukların üstesinden gelinmesine yardımcı olur.

More Sentences
Konuşma Dili
duygular the feels i.
I agree with you about the feelings.
Duygular konusunda sana katılıyorum.

More Sentences
Genel
duygular withers i.
duygular the passions i.
duygular passion i.

"duygular" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 104 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
erotik duygular uyandıran edebiyat ve sanat eserleri erotica i.
sosyal açıdan duygular social aspects of emotions i.
duygular ve biliş emotions and cognition i.
bastırılmış duygular suppressed feelings i.
milli duygular national feelings i.
anlık duygular momentary feelings i.
anlık duygular momentary emotions i.
bazı duygular some feelings i.
negatif duygular negative emotions i.
olumsuz duygular negative feelings i.
olumsuz duygular negative emotions i.
negatif duygular negative feelings i.
en özel kişisel duygular innermost thoughts i.
cansız şeylere insani duygular yüklenmesi pathetic fallacy i.
samimi duygular cordial feelings i.
gözyaşına boğan duygular lachrymals [obsolete] i.
tarifi olmayan duygular indescribable feelings i.
tarifsiz duygular indescribable feelings i.
kendiliğinden ortaya çıkan duygular nature i.
hassas duygular uyandırmakta kullanılan stil veya tarz the pathetic i.
gerçek duygular true feelings i.
bastırılmış duygular repressed emotions i.
sönmekte olan duygular embers i.
gerçekler, fikirler, duygular yerine kelimelerle ilgilenen kimse verbalist i.
başkasından yayılarak hissedilen enerji ve duygular vibration i.
hapsedilmiş duygular pent up emotions i.
en derin duygular quick i.
iç karartıcı duygular glums i.
en içten duygular cockles i.
sanat eserinin yansıttığı duygular feeling i.
içe dönük duygular inside i.
vatanperver duygular uyandıran şey (şarkı) flag-waver i.
gizli duygular shades i.
hayvani duygular animalistic emotions i.
şairane duygular poetics i.
şairane duygular poetic i.
zıt duygular içinde olmak be torn by conflicting emotions f.
birine derin duygular beslemek harbor deep feelings towards someone f.
birine derin duygular beslemek have deep feelings for someone f.
birine derin duygular beslemek harbor deep feelings for someone f.
birisine derin duygular beslemek have deep feelings for someone f.
birisine derin duygular beslemek harbor deep feelings for someone f.
birisine derin duygular beslemek harbor deep feelings towards someone f.
(belirli) duygular sergilemek throb f.
(belirli) duygular hissetmek throb f.
(duygular) bünyeyi kaplamak overcome f.
yoğun duygular hissettirmek overexcite f.
güçlü duygular uyandırmak impress f.
yoğun duygular beslemek cling (to) f.
yoğun duygular hissetmek slobber f.
(olumsuz duygular) yaratmak loose f.
yoğun duygular yaşatmak passionate [obsolete] f.
güçlü duygular beslemek passion f.
kaynayan (duygular) turbulent s.
karışık duygular besleyen ambivalent s.
çelişik duygular taşıyan ambivalent s.
yoğun duygular sergileyen hysteric s.
yoğun duygular gösteren hysteric s.
nahoş duygular uyandıran offensive s.
güçlü duygular uyandırmayan innocuous s.
duygular ile ilgili passional s.
Öbek Fiiller
(duygular, düşünceler) üstüne çökmek close in f.
(duygular, düşünceler) çepeçevre sarmak close in on (one) f.
(duygular, düşünceler) üstüne çökmek close in on (one) f.
(duygular, düşünceler) çepeçevre sarmak close in f.
(duygular) dizginlenmeden serbest kalmak spill out f.
Konuşma Dili
karmaşık duygular yumağı all mixed bags i.
tanıdık duygular uyandıran şey/durum warm fuzzy i.
(biriyle/bir şeyle) ilgili artık güçlü duygular hissetmeyen over (someone or something) s.
(duygular) tırmanmakta running high s.
(duygular) şiddetlenmekte running high s.
(duygular) hararetlenmekte running high s.
(duygular) gerilmekte running high s.
(duygular) yükselmekte running high s.
(duygular) yoğunlaşmakta running high s.
Deyim
farklı duygular mixed emotions i.
karmaşık duygular mixed emotions i.
birbiriyle çelişen duygular mixed emotions i.
karışık duygular mixed emotions i.
farklı duygular hissetme all the feels i.
incinmiş duygular hurt feelings i.
karmaşık duygular mixed feelings i.
tanıdık duygular uyandıran şey/durum warm and fuzzy i.
karışık duygular içinde olmak in mixed feelings f.
karışık duygular içinde olmak have mixed feelings about something f.
karışık duygular içinde olmak get mixed feelings about something f.
(birine karşı) (aşk vb gibi) duygular beslemek have feelings about someone f.
birisine karışık duygular taşımak/hissetmek get mixed feelings about f.
farklı duygular hissettirmek hit me (right) in the feels f.
(birinde) güçlü duygular uyandırmak pierce (one's) heart f.
birinde güçlü duygular uyandırmak pierce someone's heart f.
yoğun duygular yaşamak feel all the feels f.
(biri/bir şey hakkında) karışık duygular içinde olmak have mixed feelings (about somebody/something) f.
karışık duygular içinde olmak have mixed feelings f.
Medikal
gerçekle ilgisiz duygular algılamak derealization f.
Psikoloji
birincil duygular primary emotions i.
duygular ve biliş emotions and cognition i.
çelişkili duygular ambivalent feelings i.
insan iletişimini etkilediği varsayılan içgüdüsel duygular vibrations i.
gözlemcide (acıma, eğlenme, iğrenme) duygular uyandıran şey object i.
duygular ile beden arasındaki etkileşimle ilgili psychosomatic s.
Sosyal Bilimler
ahlaki duygular teorisi the theory of moral sentiments i.
Edebiyat
yazarın güçlü duygular yaratarak okuyucuyu ikna etmeye çalışması pathos i.
Argo
güçlü duygular uyandıran hot-button s.