| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | flame i. | alev | ||
|
The flames damaged the bonnet of the car. Alevler arabanın kaportasına zarar verdi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | flame i. | alev | ||
|
The flames damaged the bonnet of the car. Alevler arabanın kaportasına zarar verdi. More Sentences |
||||
| Genel | flame i. | ateş | ||
|
Jimi Hendrix set his guitar in flame in Monterey. Jimi Hendrix Monterey'de gitarını ateşe verdi. More Sentences |
||||
| Genel | flame i. | aşk | ||
|
An old flame never dies. Eski bir aşk asla ölmez. More Sentences |
||||
| Genel | flame f. | kıpkırmızı olmak | ||
|
Jessica's face flamed with temper when she heard about the news. Haberi duyunca Jessica'nın yüzü öfkeyle kıpkırmızı oldu. More Sentences |
||||
| Genel | flame f. | alev alev yanmak | ||
|
The logs flamed brightly. Kütükler parlak şekilde alev alev yandı. More Sentences |
||||
| Genel | flame f. | alev almak | ||
|
The furnace flamed instantly. Fırın bir anda alev aldı. More Sentences |
||||
| Genel | flame f. | alevlenmek | ||
|
The logs flamed brightly. Kütükler parlak bir şekilde alevlendi. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | flame f. | ateş püskürmek | ||
|
Flaming customer services won't help you with your problem. Müşteri hizmetlerine ateş püskürmek sorununuzda size yardımcı olmayacaktır. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | flame i. | alev | ||
|
The flames damaged the bonnet of the car. Alevler arabanın kaportasına zarar verdi. More Sentences |
||||
| Argo | ||||
| Argo | flame i. | hakaret dolu e-posta | ||
|
You get used to the flames from the angry customers as customer services. Müşteri hizmetleri olarak kızgın müşterilerden gelen hakaret dolu e-postalara alışıyorsunuz. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | flame i. | sevgili | ||
| Genel | flame i. | hiddet | ||
| Genel | flame i. | şiddet | ||
| Genel | flame i. | alev kırmızısı | ||
| Genel | flame i. | parlaklık | ||
| Genel | flame i. | alaz | ||
| Genel | flame i. | şule | ||
| Genel | flame i. | yalım | ||
| Genel | flame i. | yalaz | ||
| Genel | flame i. | büyük sevgi | ||
| Genel | flame i. | alevi andıran şey | ||
| Genel | flame i. | şiddetli tutku | ||
| Genel | flame i. | kuvvetli arzu | ||
| Genel | flame i. | merhumun geride bıraktığı anısı, itibarı veya inançları | ||
| Genel | flame i. | anı | ||
| Genel | flame i. | hafıza | ||
| Genel | flame i. | şiddetli istek duyan kimse | ||
| Genel | flame i. | tutkulu kimse | ||
| Genel | flame i. | sevilen kimse | ||
| Genel | flame i. | canan | ||
| Genel | flame f. | alazlanmak | ||
| Genel | flame f. | alevlendirmek | ||
| Genel | flame f. | öfkelenmek | ||
| Genel | flame f. | yanmak | ||
| Genel | flame f. | tutuşmak | ||
| Genel | flame f. | kızarmak | ||
| Genel | flame f. | parlamak | ||
| Genel | flame f. | ateşle temizlemek | ||
| Genel | flame f. | ateşle sterilize etmek | ||
| Genel | flame f. | yiyeceği alkollü içkiye bulayıp tutuşturmak | ||
| Genel | flame f. | (yabani otları) ateşe vererek ortadan kaldırmak | ||
| Genel | flame f. | birden yüzü kızarmak | ||
| Genel | flame f. | aniden parlamak | ||
| Genel | flame f. | yorum veya eleştiriyle kışkırtmak | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | flame i. | partner | ||
| Konuşma Dili | flame i. | sevgili | ||
| Konuşma Dili | flame i. | internet üzerinden öfkelendirme amaçlı yapılan aşağılayıcı eleştiri veya yorum | ||
| Konuşma Dili | flame f. | (internette) yorumla kasten kışkırtmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | flame i. | alaz | ||
| Teknik | flame i. | yalaz | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | flame f. | bir başka kullanıcıya hakaret dolu ve rencide edici mesaj göndermek | ||
| Telekom | ||||
| Telekom | flame f. | kötü niyetli elektronik posta göndermek | ||
| Boyacılık | ||||
| Boyacılık | flame i. | kırmızımsı bir turuncu tonu | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | flame i. | flam | ||
| İngiliz Argosu | ||||
| İngiliz Argosu | flame f. | birisine mesaj yoluyla hakaret etmek | ||