| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | floor i. | kat | ||
|
The strike at the production floor caused the company to go bankrupt. Üretim katındaki grev şirketin iflas etmesine neden oldu. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | floor i. | yer | ||
|
These rooms are located between the 1st and 5th floor of the hotel. Bu odalar otelin 1. ve 5. katları arasında yer almaktadır. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | floor i. | zemin | ||
|
Be careful! You can slip because of the wet floor. Dikkatli olun! Islak zemin yüzünden kayabilirsiniz. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | floor i. | taban | ||
|
Life on the ocean floor is fascinating. Okyanus tabanındaki yaşam büyüleyici. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | floor f. | yeri kaplamak | ||
| Genel | ||||
| Genel | floor i. | pist | ||
|
Everyone at the wedding took the floor when the band started playing. Orkestra çalmaya başladığında düğündeki herkes piste çıktı. More Sentences |
||||
| Genel | floor i. | taban | ||
|
Life on the ocean floor is fascinating. Okyanus tabanındaki yaşam büyüleyici. More Sentences |
||||
| Genel | floor i. | döşeme | ||
|
All the floors in her house are made of wood. Evindeki tüm döşemeler ahşaptan yapılmıştır. More Sentences |
||||
| Genel | floor i. | söz hakkı | ||
|
Mr MacCormick has the floor for a point of order. Bay MacCormick'in söz hakkı var. More Sentences |
||||
| Genel | floor f. | afallatmak | ||
|
The president seemed floored by a string of scandals. Başkan bir dizi skandal karşısında afallamış görünüyordu. More Sentences |
||||
| Genel | floor f. | yere yıkmak | ||
|
The puncher was floored by the uppercut of his opponent. Yumrukçu rakibinin aparkatıyla yere yıkıldı. More Sentences |
||||
| Genel | floor f. | köklemek (gazı) | ||
|
He floored the acceleration pedal but couldn't run away from the police. Gaz pedalına kökledi ama polisten kaçamadı. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | floor i. | zemin | ||
|
Be careful! You can slip because of the wet floor. Dikkatli olun! Islak zemin yüzünden kayabilirsiniz. More Sentences |
||||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | floor i. | zemin | ||
|
Be careful! You can slip because of the wet floor. Dikkatli olun! Islak zemin yüzünden kayabilirsiniz. More Sentences |
||||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | floor i. | kat | ||
|
The strike at the production floor caused the company to go bankrupt. Üretim katındaki grev şirketin iflas etmesine neden oldu. More Sentences |
||||
| İnşaat | floor i. | taban | ||
|
Life on the ocean floor is fascinating. Okyanus tabanındaki yaşam büyüleyici. More Sentences |
||||
| İnşaat | floor i. | zemin | ||
|
Be careful! You can slip because of the wet floor. Dikkatli olun! Islak zemin yüzünden kayabilirsiniz. More Sentences |
||||
| İnşaat | floor s. | döşeme | ||
|
All the floors in her house are made of wood. Evindeki tüm döşemeler ahşaptan yapılmıştır. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | floor i. | taban | ||
|
Life on the ocean floor is fascinating. Okyanus tabanındaki yaşam büyüleyici. More Sentences |
||||
| Arkeoloji | ||||
| Arkeoloji | floor i. | döşeme | ||
|
All the floors in her house are made of wood. Evindeki tüm döşemeler ahşaptan yapılmıştır. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | floor i. | taş döşeme | ||
| Genel | floor i. | tahta döşeme | ||
| Genel | floor i. | dip | ||
| Genel | floor i. | atraksiyon | ||
| Genel | floor i. | kat (binadaki) | ||
| Genel | floor i. | düzlük | ||
| Genel | floor i. | kat sakini | ||
| Genel | floor i. | kat maliki | ||
| Genel | floor i. | alt limit | ||
| Genel | floor f. | taş döşemek | ||
| Genel | floor f. | şaşırtmak | ||
| Genel | floor f. | yenmek | ||
| Genel | floor f. | tahta döşemek | ||
| Genel | floor f. | döşemek | ||
| Genel | floor f. | vurup yere yıkmak | ||
| Genel | floor f. | zeminleştirmek | ||
| Genel | floor f. | tam gaz vermek | ||
| Genel | floor f. | şoke etmek | ||
| Genel | floor f. | devirmek | ||
| Genel | floor f. | yıkmak | ||
| Genel | floor f. | gazı köklemek | ||
| Genel | floor f. | yere koymak | ||
| Genel | floor f. | yerde sergilemek | ||
| Genel | floor f. | rafa koymak | ||
| Genel | floor f. | rafta göstermek | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | floor i. | borsa salonu | ||
| Ticaret/Ekonomi | floor i. | taban oran | ||
| Ticaret/Ekonomi | floor i. | çalışma alanı | ||
| Ticaret/Ekonomi | floor i. | tahvil alım-satımının gerçekleştirildiği yer | ||
| Ticaret/Ekonomi | floor i. | borsa işlemlerinin gerçekleştirildiği yer | ||
| Ticaret/Ekonomi | floor i. | ürün raflarının bulunduğu bölüm | ||
| Ticaret/Ekonomi | floor i. | fabrikada üretim ve montaj alanı | ||
| Ticaret/Ekonomi | floor i. | alt sınır | ||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | floor i. | (parlamento, toplantı salonunda) üyelerin oturarak konuşma yaptıkları bölüm | ||
| Siyasal | floor i. | meclise hitap etme hakkı | ||
| Siyasal | floor i. | bir meclis üyesine seslenme hakkı | ||
| Siyasal | floor i. | meclis üyeleri grubu | ||
| Siyasal | floor i. | parlamento üyeleri | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | floor i. | döşeme kaplaması | ||
| Teknik | floor i. | dip | ||
| Teknik | floor f. | döşeme ile kaplamak | ||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | floor i. | döşeme kaplaması | ||
| İnşaat | floor i. | döşeme (yer) | ||
| İnşaat | floor i. | yer döşemesi | ||
| İnşaat | floor i. | (bina) kat | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | floor i. | döşek | ||
| Gıda | ||||
| Gıda | floor i. | (maltlamada) çimlendirilme için serpilmiş tohum tabakası | ||
| Ormancılık | ||||
| Ormancılık | floor i. | ölü örtü | ||
| Ormancılık | floor i. | ölü örtü dökümü | ||
| Basketbol | ||||
| Basketbol | floor i. | serbest atış bölgesi | ||
| Basketbol | floor i. | boyalı alanın ucunda yer alan çizgili alan | ||