grayest - Türkçe İngilizce Sözlük

grayest

grayest — Definition

Anlamı ve Tanımı:
gri
Okunuş (IPA):
(AmE /ɡreɪ/ – BrE /ɡreɪ/)
Terim Türü:
Sıfat
Siyah ile beyaz arasındaki rengi veya mecazda belirsizliği tanımlayan sözcüktür; Amerikan İngilizcesi yazımıdır. Eski İngilizce grǣg kökeni, renkten düşünsel ara alanlara uzanan anlam genişlemesini gösterir.
Eş Anlamlılar:
grey
Zıt Anlamlılar:
black, white

"grayest" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 65 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
gray i. gri
When titanium dental implants are put into place, the gums can appear gray.
Titanyum diş implantları yerleştirildiğinde diş etleri gri görünebilir.

More Sentences
gray s. gri
When titanium dental implants are put into place, the gums can appear gray.
Titanyum diş implantları yerleştirildiğinde diş etleri gri görünebilir.

More Sentences
gray f. ağarmak
gray f. ağartmak
gray s. boz
Genel
gray i. kır
Tom is turning gray.
Tom'un saçları kırlaşıyor.

More Sentences
gray s. kurşuni
The wire came on a gray December day.
Telgraf kurşuni bir Aralık gününde geldi.

More Sentences
gray s. kır
Tom is turning gray.
Tom'un saçları kırlaşıyor.

More Sentences
gray s. saçları ağarmış
He had gray hair.
Saçları ağarmıştı.

More Sentences
Teknik
gray s. kurşuni
The wire came on a gray December day.
Telgraf kurşuni bir Aralık gününde geldi.

More Sentences
Bilgisayar
gray i. gri
When titanium dental implants are put into place, the gums can appear gray.
Titanyum diş implantları yerleştirildiğinde diş etleri gri görünebilir.

More Sentences
Genel
gray i. külrengi
gray i. kül rengi
gray i. kır rengi
gray i. gri renkli hayvan
gray i. gri renkli nesne
gray i. grimsi cildi, bombeli siyah gözleri ve kocaman kafası olan dünya dışı varlık
gray i. gri şey
gray i. grilik
gray f. aklar düşmek
gray f. kırlaşmak
gray f. silikleştirmek
gray f. kırlaştırmak
gray f. beyazlamak
gray f. grileştirmek
gray f. grimsi hale getirmek
gray f. grileşmek
gray f. yaşlanmak
gray f. yaşlı nüfus oranı artmak
gray s. kapalı
gray s. kırlaşmış
gray s. sıkıntılı
gray s. silik
gray s. yaşlı
gray s. eski
gray s. (saç) ağarmış
gray s. kır saçlı
gray s. grimsi
gray s. griye çalan
gray s. mat
gray s. donuk
gray s. gri giyimli
gray s. gri kostümlü
gray s. konum, durum ve yapı açısından ortada yer alan
gray s. gri elbiseye giyen
gray s. gri üniforma giyen
gray s. iki olgunun arasında kalan
gray s. belirsiz
gray s. yaşlılarla ilişkili
Ticaret/Ekonomi
gray s. göze batmadan yasal kontrollerden kaçınan (pazarlama yöntemi)
Teknik
gray i. külrengi
Tekstil
gray s. ağartılmamış ve boyanmamış durumda olan (dokuma)
gray s. işlenmemiş (dokuma)
Medikal
gray i. absorbe edilen radyasyon doz birimi
Zooloji
gray s. postu siyah ve beyaz kılların karışımından oluşan (hayvan)
Tarih
gray i. amerikan iç savaşı'nda konfederasyon ordusu'nda yer alan asker
Coğrafya
gray i. iowa eyaletinde şehir
gray i. georgia eyaletinde şehir
gray i. maine eyaletinde yerleşim yeri
Resim
gray i. çal
Fotoğrafçılık
gray i. renkleri siyah ve beyaz arasındaki tonlardan oluşan ve skalada benzer derecelere sahip nötr veya akromatik renk dizilerine verilen ad
gray i. düşük doygunluklu nesne rengi
gray i. konfederasyon ordusu
Eski Kullanım
gray i. porsuk
Argo
gray i. hilebazların kullandığı, iki yüzü de aynı olan yarım peni

"grayest" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
turn gray f. ağarmak
go gray f. ağarmak
Genel
gray wolf i. gri kurt
gray flounder i. gri dil balığı
tattletale gray i. kirli beyaz
iron gray i. demirkırı
gray jay i. alakarga
gray mullet i. paçuz
turning gray i. ağarma
gray matter i. beyin
gray partridge i. gri keklik
gray whale i. gri balina
gray sole i. gri dilbalığı
gray mullet i. kefal
gray dust i. gri toz
gray birch i. amerikan kayın ağacı
gray matter i. zeka
gray fox i. gri tilki
gray sea eagle i. gri deniz kartalı
back gray i. astar
gray hen i. dişi keklik
great gray owl i. büyük gri baykuş
gray matter i. akıl
silver gray i. gümüş rengi
gray alder i. gri çam
gray substance i. gri cevher
great gray kangaroo i. büyük gri kanguru
african gray i. afrika grisi
dapple-gray i. alaca kır (at)
dapple-gray i. bakla kırı
gray level i. gri düzeyi
gray tone image i. gri tonlamalı imge
pearl-gray i. soluk mavimsi gri renk
gray water i. çamaşır makineleri ve lavabolar tarafından oluşturulan atık su
gray water i. gri su
greenish gray i. yeşilimsi gri
greenish gray i. yeşile çalan gri
pearl gray i. inci rengi
iron gray i. demir grisi
brownish-gray i. kahverengimsi gri
whitish gray i. beyazımsı gri
gray rabbit i. gri tavşan
dapple-gray i. alaca kır
gray wool jacket i. gri yün ceket
tattletale gray i. gri beyaz
tattletale gray i. griye çalan beyaz
tattletale gray i. gri beyaz
tattletale gray i. griye çalan beyaz
tattletale gray i. griye çalan beyaz
tattletale gray i. gri beyaz
reddish-gray i. kırmızımsı gri
gray [obsolete] i. gri porsuk kürkü
gray literature i. gri yayınlar
gray literature i. erişime açılmamış yazılı materyal
gray literature i. ticari kaygılarla basılmamış yazılı materyal
gray nomad [australia] i. portatif evle ülkeyi dolaşan yaşlı gezgin
gray sedge [uk] i. grimsi şayak sineği
gray nomad [australia] i. yaşlı göçebe
gray matter i. gri madde
turn gray f. kırlaşmak
turn gray f. aklar düşmek
take on a gray colour f. bozarmak
pluck out one's gray hairs f. beyaz saç tellerini koparmak
(one's hair) turn gray f. saçları ağarmak
grow gray f. saçları ağarmak
dappled gray s. baklakırı
dapple gray s. alaca kır (at)
dark gray and dark red s. koyu gri ve koyu kırmızı
dark gray s. koyu gri
gray-headed s. yaşlı adam
slate-gray s. barut rengi
pearl-gray s. gümüşi
bluish-gray s. mavimsi gri
gray-haired s. saçları ağarmış
gray-headed s. kır saçlı
gray-haired s. kır saçlı
gray-headed s. saçları ağarmış
red-gray s. kırmızımsı gri
black-gray s. koyu gri
dappled–gray s. (at) kırçıllı
silver-gray s. gümüşi gri olan
silvery-gray s. gümüş grisi olan
silver-gray s. gümüş grisi olan
silvery-gray s. gümüşi gri olan
slaty-gray s. arduvaz veya granit renginde
stone-gray s. arduvaz veya granit renginde
slaty-gray s. taş girisi
stone-gray s. taş girisi
slaty-gray s. taş rengi
stone-gray s. taş rengi
slaty-gray s. granit rengi
stone-gray s. granit rengi
slaty-gray s. arduvaz rengi
stone-gray s. arduvaz rengi
slaty-gray s. kayrak rengi
stone-gray s. kayrak rengi
Öbek Fiiller
gray out f. (bir şey) gözünü karartmak
gray out f. grileştirmek
gray out f. bir kullanıcı arayüzünü aktif olmadığını belirtmek için gri yapmak
gray out f. silikleştirmek
gray out f. gözü kararmak
gray out f. görüşünü düşürmek
Atasözü
all cats are gray in the dark karanlıkta bütün kediler gridir
all cats are gray after dark/at night köre renkten bahsolunmaz
all cats are gray after dark/at night köre elvandan bahsolunmaz
all cats are gray after dark/at night zifiri karanlıkta her şey siyahtır/aynıdır
all cats are gray by night karanlıkta bütün kediler gridir
all cats are gray by night köre renkten bahsolunmaz
all cats are gray in the dark köre renkten bahsolunmaz
all cats are gray by night zifiri karanlıkta her şey aynıdır
all cats are gray at night köre renkten bahsolunmaz
all cats are gray at night karanlıkta bütün kediler gridir
all cats are gray in the dark zifiri karanlıkta her şey aynıdır
all cats are gray at night zifiri karanlıkta her şey aynıdır
all cats are gray at night karanlıkta bütün kediler gridir
all cats are gray by night zifiri karanlıkta her şey aynıdır
all cats are gray at night köre renkten bahsolunmaz
all cats are gray by night köre renkten bahsolunmaz
all cats are gray in the dark zifiri karanlıkta her şey aynıdır
all cats are gray in the dark köre renkten bahsolunmaz
all cats are gray by night karanlıkta bütün kediler gridir
all cats are gray at night zifiri karanlıkta her şey aynıdır
Konuşma Dili
dorian gray i. genç gösteren kişi
dorian gray i. yaşlanmıyormuş gibi görünen kişi
dorian gray i. hiç yaşlanmayan kişi (oscar wilde'ın dorian gray'in portresi isimli romanında yaşlanmayan dorian gray karakterinden yola çıkarak türetilmiş bir lakap)
dorian gray i. yaşını göstermeyen kişi
gray amber i. amber
gray amber i. akamber
gray-wave s. kar potansiyeli olan ancak yatırımcı yaşlanmadan önce beklentileri karşılaması mümkün olmayan (şirket, yatırım)
Deyim
a gray area i. belirsiz alan/saha
gray matter i. kafa/beyin
gray area i. ikilemde kalınan konu
gray area i. hakkında emin olunamayan şey
gray eminence i. gizli/görünmeyen kuvvet
gray eminence i. torpil
gray eminence i. perdenin arkasındaki kişi
gray eminence i. asıl yöneten kişi
old gray mare [old-fashioned] i. modası geçmiş kimse/şey
old gray mare [old-fashioned] i. yaşlı kimse/şey
old gray mare [old-fashioned] i. eski şey
the old gray mare i. ihtiyarlamış kimse
the old gray mare i. ihtiyar kimse
the old gray mare i. yaşlanmış kimse
the old gray mare i. yaşı geçmiş kimse
the old gray mare i. yaşlı kimse
old gray mare [old-fashioned] i. çağ dışı kalmış kimse/şey
old gray mare [old-fashioned] i. emektar kimse/şey
old gray mare [old-fashioned] i. ihtiyar kimse/şey
old gray mare [old-fashioned] i. miadını doldurmuş kimse/şey
old gray mare [old-fashioned] i. demode şey