| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | harbour i. | liman | ||
|
The galleon landed at the harbour. Kalyon limana indi. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | harbour f. | barındırmak | ||
|
They harbour ideas of national splendour. Ulusal ihtişam fikirleri barındırıyorlar. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | harbour i. | liman | ||
|
The galleon landed at the harbour. Kalyon limana indi. More Sentences |
||||
| Genel | harbour f. | beslemek | ||
|
They harbour ideas of national splendour. Ulusal ihtişam fikirleri besliyorlar. More Sentences |
||||
| Genel | harbour f. | yataklık etmek | ||
|
Harbouring is also a crime. Suçluya yataklık etmek de bir suçtur. More Sentences |
||||
| Genel | harbour f. | içermek | ||
|
The rocks under the sea can harbour some sea urchins. Denizin altındaki kayalar bazı deniz kestanelerini içeriyor olabilir. More Sentences |
||||
| Genel | harbour f. | (duyguları) içine atıp biriktirmek | ||
|
Harbouring will harm your psychology. Duyguları içe atıp biriktirmek psikolojinize zarar verir. More Sentences |
||||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | harbour f. | yataklık etmek | ||
|
Harbouring is also a crime. Suçluya yataklık etmek de bir suçtur. More Sentences |
||||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | harbour i. | liman | ||
|
The galleon landed at the harbour. Kalyon limana indi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | harbour i. | sığınak | ||
| Genel | harbour i. | barınak | ||
| Genel | harbour i. | deniz barınağı | ||
| Genel | harbour i. | vahşi hayvan ini | ||
| Genel | harbour i. | koy | ||
| Genel | harbour f. | demir atmak | ||
| Genel | harbour f. | barınmak | ||
| Genel | harbour f. | gütmek | ||
| Genel | harbour f. | limanda demirlemek | ||
| Genel | harbour f. | sığınmak | ||
| Genel | harbour f. | korumak | ||
| Genel | harbour f. | saklamak | ||
| Genel | harbour f. | barındırmak (gemi vb) | ||
| Genel | harbour f. | misafir etmek | ||
| Genel | harbour f. | sığınak olmak | ||
| Genel | harbour f. | konak olmak | ||
| Genel | harbour f. | saklanmak | ||
| Genel | harbour f. | sığınak bulmak | ||
| Genel | harbour f. | (hayvanı) yuvasına kadar takip etmek | ||
| Genel | harbour f. | el üstünde tutmak | ||
| Genel | harbour f. | gizlice savunmak | ||
| Genel | harbour f. | aklında tutmak | ||
| Genel | harbour f. | kabul etmek | ||
| Genel | harbour f. | doğru saymak | ||
| Genel | harbour f. | (kin, öfke) beslemek | ||
| Genel | harbour f. | bünyesinde barındırmak | ||
| Genel | harbour f. | (suçluyu) barındırmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | harbour i. | doğal ya da yapay liman | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | harbour f. | suçluyu gizlemek | ||
| Hukuk | harbour f. | suçluyu saklamak | ||
| Hukuk | harbour f. | suçluyu barındırmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | harbour i. | barınak | ||
| Teknik | harbour i. | sığınak | ||
| Teknik | harbour i. | (camcılık) malzeme karıştırma kabı | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | harbour i. | güvenli ve sığınılacak bir yer | ||
| Astroloji | ||||
| Astroloji | harbour i. | gök cismi konağı | ||