hustled - Türkçe İngilizce Sözlük

hustled

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

hustled — Definition

Anlamı ve Tanımı:
koşturmak, itmek, yoğun çaba
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈhʌsəl/ – BrE /ˈhʌsəl/)
Terim Türü:
İsim; Fiil: hustle (hustles – hustled – hustling)
Fiziksel itişi veya mecazda yoğun ve bazen agresif çalışma temposunu anlatan sözcüktür. Hollandaca hutselen kökünden gelerek hızlı ve düzensiz hareket fikrini İngilizceye taşımıştır.
Eş Anlamlılar:
bustle
Zıt Anlamlılar:
idle

"hustled" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 73 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
hustle i. koşuşturma
The hustle of the bazaar tired me.
Çarşının koşuşturması beni yordu.

More Sentences
hustle i. girişkenlik
He is a clever boy but doesn't have any hustle.
Zeki bir çocuk ama hiç girişkenliği yok.

More Sentences
hustle f. acele etmek
You need to hustle if you want to catch the train.
Treni yakalamak istiyorsanız acele etmeniz lazım.

More Sentences
hustle f. (işi için) yoğun emek sarf etmek
He is not good at playing football, but he hustles.
Futbol oynamakta iyi değil ama yoğun emek sarf ediyor.

More Sentences
hustle f. karga tulumba uzaklaştırmak
The protesters were hustled out of the square by the police.
Protestocular polis tarafından meydandan karga tulumba uzaklaştırıldı.

More Sentences
hustle f. fahişelik yapmak
She hustles in the streets to live off.
Geçimini sağlamak için sokaklarda fahişelik yapıyor.

More Sentences
Konuşma Dili
hustle i. dolandırıcılık
The group of robbers were planning a hustle.
Bir grup soyguncu bir dolandırıcılık planlıyordu.

More Sentences
Argo
hustle i. dolandırıcılık
The group of robbers were planning a hustle.
Bir grup soyguncu bir dolandırıcılık planlıyordu.

More Sentences
Genel
hustle i. fahişe
hustle i. ivedi
hustle i. acele
hustle i. hareketlilik
hustle i. itip kakma
hustle i. itişip kakışma
hustle i. telaş
hustle i. alavere dalavere
hustle i. 1970'lere özgü bir disko dansı
hustle i. gereksiz aktivite
hustle i. harekete hazırlık
hustle i.
hustle f. acele ettirmek
hustle f. hile ile satmak
hustle f. sıkboğaz etmek
hustle f. yaltaklanmak
hustle f. koşuşturmak
hustle f. itelemek
hustle f. itişip kakışmak
hustle f. itmek
hustle f. kakalamak
hustle f. gözünü dört açıp çok çalışmak
hustle f. dürtmek
hustle f. çabuk olmak
hustle f. sıkıştırmak
hustle f. itip kakmak
hustle f. iki ayağını bir pabuca sokmak
hustle f. iterek yolunu açmak
hustle f. (özellikle ticarette) agresif davranmak
hustle f. karıştırmak
hustle f. soyma amaçlı itip kakmak
hustle f. zorla iletmek
hustle f. aceleyle iletmek
hustle f. toplamak
hustle f. kazanmak
hustle f. satmak
hustle f. iş yapmak
hustle f. çalışmak
hustle f. bastırmak
hustle f. disko dansı etmek
hustle f. yalvarmak
hustle f. uyuşturucu satmak
hustle f. koşturmak
hustle N. yoğun çaba
Konuşma Dili
hustle i. bir kimseyi güveninden yararlanarak dolandırma
hustle i. güveni suistimal suçu
hustle i. (özellikle ticarette) hırslı kimse
hustle i. ketenpere
Spor
hustle f. saldırgan oynamak
hustle f. (oyunda veya sporda) diğer oyuncuları gaza getirmek için bilerek kötü oynamak
Bahisçilik
hustle i. kumar hilesi
Argo
hustle i. uyuşturucu işine bulaşmak
hustle i. uyuşturucu satmak
hustle i. üçkağıtçılık
hustle i. rekabetçi mücadele
hustle f. orospuluk yapmak
hustle f. orospuluk etmek
hustle f. dolandırıcılıkla elde etmek
hustle f. yasadışı yollarla elde etmek
hustle f. hırsızlık yapmak
hustle f. hile yapmak
hustle f. (pezevenk) hayat kadınını müşterilere pazarlamak
hustle f. (kumarda oyuncuları kandırmak için) kendini farklı göstermek
hustle f. bir şeyi satın alma konusunda baskı yapmak
hustle f. (birini) cinsel ilişkiye ikna etmeye çalışma

"hustled" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 45 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
hustle and bustle i. koşuşturma
hustle and bustle i. itişme
hustle and bustle i. hareketlilik
hustle and bustle i. itip kakma
hustle and bustle i. dolandırma
hustle and bustle i. harala gürele
hustle and bustle i. hay huy
side hustle i. yan uğraş
side hustle i. ek iş
hustle someone out of f. birini apar topar bir yerden çıkarmak
hustle someone into f. birini apar topar bir yere sokmak
hustle someone off to f. birini apar topar bir yere götürmek
Öbek Fiiller
hustle up f. acele etmek
hustle up f. acele ettirmek
Konuşma Dili
hustle up [us] [canada] f. çabucak hazırlamak
hustle your bustle expr. acele et
hustle your bustle expr. elini çabuk tut
hustle your bustle expr. çabuk ol
Deyim
hustle and bustle i. itiş kakış
hustle (one's) bustle f. koşuşturmak
hustle (one's) bustle f. acele etmek
hustle (one's) bustle f. hızlı/çabuk davranmak
hustle (one's) bustle f. elini çabuk tutmak
hustle (one's) bustle f. oyalanmamak
hustle (one's) bustle f. çabuk olmak
hustle (one's) bustle f. koşturmak
hustle (one's) bustle f. aceleyle/telaşla hareket etmek
ear hustle f. gizlice dinlemek
ear hustle f. kulak misafiri olmak
Argo
hustle (one's) butt f. elini çabuk tutmak
hustle (one's) butt f. aceleyle/telaşla hareket etmek
hustle (one's) butt f. kıçını kaldırmak
hustle (one's) butt f. hızlı/çabuk davranmak
hustle (one's) butt f. koşturmak
hustle (one's) butt f. acele etmek
hustle (one's) butt f. oyalanmamak
hustle (one's) butt f. koşuşturmak
hustle (one's) butt f. çabuk olmak
hustle (one's) butt f. kıçı tutuşmuş gibi davranmak/hareket etmek
hustle your butt [us] expr. acele et
hustle your butt [us] expr. koştur
hustle your butt [us] expr. kıçını kaldır
hustle your butt [us] expr. elini çabuk tut
hustle your butt [us] expr. hızlı/çabuk ol
hustle your butt [us] expr. oyalanma