jar - Türkçe İngilizce Sözlük

jar

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

jar — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kavanoz, sarsmak
Okunuş (IPA):
(AmE /dʒɑːr/ – BrE /dʒɑː/)
Terim Türü:
İsim: jar (jars); Fiil: jar (jars – jarred – jarring)
Cam kap türünü veya ani uyumsuzluk hissi yaratmayı anlatan çok anlamlı sözcüktür; bu nedenle jar, hem somut nesne hem duyusal rahatsızlık çağrışımı yapar. Ses ve etki fikriyle bağlantılı kök, modern dilde ayrışmıştır.
Eş Anlamlılar:
container; jolt
Zıt Anlamlılar:
soothe

"jar" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 49 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
jar i. kavanoz
You can store the syrup in a jar.
Şurubu kavanozda saklayabilirsiniz.

More Sentences
jar i. çömlek
The ancient jar is estimated to be at least five hundred years old.
Antik çömleğin en az beş yüz yıllık olduğu tahmin ediliyor.

More Sentences
jar i. küp
Genel
jar i. bira bardağı
I only drank two jars.
Sadece iki bardak bira içtim.

More Sentences
jar f. sinirlendirmek
Her manners jarred the manager.
Davranışları müdürü sinirlendirmişti.

More Sentences
jar f. sarsmak
She was carrying a bright red bag jarring with the rest of her clothes.
Elinde, diğer kıyafetleriyle birlikte sarsıcı, parlak kırmızı bir çanta taşıyordu.

More Sentences
Teknik
jar f. sarsmak
She was carrying a bright red bag jarring with the rest of her clothes.
Elinde, diğer kıyafetleriyle birlikte sarsıcı, parlak kırmızı bir çanta taşıyordu.

More Sentences
Mutfak
jar i. kavanoz
You can store the syrup in a jar.
Şurubu kavanozda saklayabilirsiniz.

More Sentences
Genel
jar i. gıcırtı
jar i. kavga
jar i. zangırtı
jar i. sarsıntı
jar i. çatlak ses
jar i. şok
jar i. sarsılma
jar i. cam kavanoz
jar i. kap
jar i. uyuşmazlık
jar i. anlaşmazlık
jar i. ihtilaf
jar i. kavanoz dolusu miktar
jar i. perişanlık
jar i. umutsuzluk
jar f. zangırdamak
jar f. gıcırdamak
jar f. didişmek
jar f. kulak tırmalamak
jar f. çatışmak
jar f. batmak
jar f. kulak tırmalayıcı bir ses çıkarmak
jar f. gıcırdatmak
jar f. dokunmak
jar f. kavga etmek
jar f. sarsılmak
jar f. titretmek
jar f. uymamak
jar f. zangırdatmak
jar f. çatlak ses çıkarmak
jar f. karşıt olmak
jar f. sırıtmak
jar f. (kulak) tırmalamak
jar f. (renk) gitmemek
jar f. kavanozlamak
Siyasal
jar i. hindistan'daki ingiliz yönetimi
Teknik
jar f. titremek
jar f. kavanoza koymak
Bilgisayar
jar i. bir arşiv dosya formatı
Eski Kullanım
jar i. dönüş
jar i. dönme

"jar" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 144 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
jar lid i. kavanoz kapağı
Genel
bell jar i. çan şeklinde kavanoz
large earthenware jar i. küp
leyden jar i. leyden şişesi
earthenware jar i. küp
measuring jar i. ölçülü büret
glass jar i. cam kavanoz
bell jar i. cam fanus
a jar of jam i. bir kavanoz reçel
a jar of sugar i. bir kavanoz şeker
candy jar i. şeker kavanozu
jam jar i. reçel kavanozu
preserve jar i. konserve kavanozu
mason jar i. cam turşu kavanozu
a jar of olives i. bir kavanoz zeytin
candle jar i. mum kavanozu
cookie jar i. kurabiye kavanozu
swear jar i. küfür kavanozu
jar cap i. kavanoz kapağı
tobacco jar i. tütün kavanozu
lid of the jar i. kavanozun kapağı
storage jar i. saklama kavanozu
earthenware jar i. fırınlanmış kilden yapılmış küp
earthenware jar i. pişmiş kilden küp
earthenware jar i. toprak kap
leiden jar i. leyden kavanozu
mason jar i. porselen astarlı ve vidalı çinko kapağı lastik bir halka yardımı ile yanlardan kapanan geniş ağızlı bir cam kavanoz
mason jar i. evde konserve yapımında kullanılan geniş ağızlı ve vidalı kapaklı çeşitli kavanozlara verilen ad
mason jar i. mason kavanozu
mason jar i. mason kavanoz
leyden jar i. eski ve basit bir tür elektrostatik kondansatör
porcelain jar i. porselen kavanoz
cookie jar i. para biriktirme kavanozu
cooky jar i. kurabiye kavanozu
slop jar i. yüz yıkama kasesinde kirli suyun boşaltıldığı büyük kova
stone jar i. taş vazo
stone jar i. kil vazo
fruit jar i. cam saklama kavanozu
jar with f. ters düşmek
jar upon f. sinirlendirmek
jar on f. sinirlendirmek
jar with f. çatışmak
jar on f. tırmalamak
jar every bone in somebody's body f. iliklerine kadar işlemek
jar against f. çarpışmak
jar against f. arabayla (ağaca vb) çarpmak
jar against f. toslamak
Öbek Fiiller
jar against f. hızla çarpmak
jar against f. çarpışmak
jar on someone f. sinirine dokunmak
jar against (someone) f. (birinde) çelişkili bir izlenim yaratmak
jar against (someone or something) f. (birine/bir şeye) bindirmek
jar on (something) f. (bir şeyi) hızlıca titretmek
jar against (something) f. (bir şeye) zıt düşmek
jar on (one) f. (birinin) kulağını, gözünü tırmalamak
jar on (one) f. (birinde) bir uyumsuzluk/uyuşmazlık izlenimi yaratmak
jar on (something) f. (bir şeyi) şiddetle sarsmak/sallamak
jar against (something) f. (bir şeyle) çakışmak
jar against (someone or something) f. (birine/bir şeye) toslamak
jar against (someone) f. (birinde) kötü bir izlenim yaratmak
jar against (someone or something) f. (birine/bir şeye) vurmak
jar on (one) f. (birinde) kötü/hoş olmayan bir his yaratmak
jar against (something) f. (bir şeyle) uyuşmamak
jar against (something) f. (bir şeyle) çatışmak
jar on (one) f. (birinde) kötü bir izlenim yaratmak
jar on (one) f. (birinin) kulağını, gözünü, vücudunu yormak
jar on (one) f. (birinde) çelişkili bir izlenim yaratmak
jar against (someone) f. (birinde) bir uyumsuzluk/uyuşmazlık izlenimi yaratmak
jar on (something) f. (bir şeyi) zangırdatmak
jar against (someone or something) f. (birine/bir şeye) çarpmak
Deyim
be caught with one's fingers in the cookie jar f. suçüstü yakalanmak
be caught with one's fingers in the cookie jar f. enselenmek
be caught with one's hand in the cookie jar f. enselenmek
be caught with one's hand in the cookie jar f. suçüstü yakalanmak
jar on one's ears f. kulaklarını tırmalamak
catch someone with his hand in the cookie jar f. birini suç üstü yakalamak
have (one's) hand in the cookie jar f. rüşvet almak
have (one's) hand in the cookie jar f. yolsuzluk yapmak
have one's hand in the cookie jar f. kasadan para çalmak
have one's hand in the cookie jar f. patronu tırtıklamak
have one's hand in the cookie jar f. çalıştığı işletmeden para çalmak
have (one's) hand in the cookie jar f. kirli işlere bulaşmak
catch (one) with (one's) hand in the cookie jar f. (birini) rüşvet alırken yakalamak
catch (one) with (one's) hand in the cookie jar f. (birini) iş üstünde yakalamak
catch (one) with (one's) hand in the cookie jar f. (birini) kesin kanıtla/delille yakalamak
catch (one) with (one's) hand in the cookie jar f. (birini) yasadışı bir şey yaparken yakalamak
catch (one) with (one's) hand in the cookie jar f. (birini) suçüstü yakalamak
catch (one) with (one's) hand in the cookie jar f. (birini) bir iş çevirirken yakalamak
catch someone with their hand in the cookie jar [us] f. birini bir şey çalarken yakalamak
catch someone with their hand in the cookie jar [us] f. birini iş üstünde yakalamak
catch someone with their hand in the cookie jar [us] f. birini bir iş çevirirken yakalamak
catch someone with their hand in the cookie jar [us] f. birini suç üst yakalamak
caught with (one's) hand in the cookie jar s. kesin kanıtla/delille yakalanmış
caught with (one's) hand in the cookie jar s. suçüstü yapılmış
caught with (one's) hand in the cookie jar s. suçüstü yakalanmış
caught with (one's) hand in the cookie jar s. iş üstünde yakalanmış
on the jar expr. yarı açık
on the jar expr. az açık
on the jar expr. biraz açık
on the jar expr. aralık (kapı, pencere)
on the jar expr. kısmen açık
with your hand in the cookie jar [us] expr. bir iş çevirirken
with your hand in the cookie jar [us] expr. suçüstü
with (one's) hand in the cookie jar expr. yasadışı bir şey yaparken
with (one's) hand in the cookie jar expr. bir iş çevirirken
with (one's) hand in the cookie jar expr. kesin kanıtla/delille
with (one's) hand in the cookie jar expr. iş üstünde
with your hand in the cookie jar [us] expr. kesin kanıtla/delille
with your hand in the cookie jar [us] expr. yasadışı bir şey yaparken
with your hand in the cookie jar [us] expr. iş üstünde
with (one's) hand in the cookie jar expr. suçüstü
Ticaret/Ekonomi
kilner jar® i. meyve ve sebze saklamak için kullanılan hava geçirmez kapaklı bir kavanoz markası
cookie jar reserve i. üç aylık gelir kayıtlarını ayarlamak için kullanılabilen örtülü sermaye
Teknik
leyden jar i. leyden şişesi
measuring jar i. dereceli ölçü kabı
measuring jar i. ölçülü buret
sample jar i. örnek kabı
jar ramming i. takalama
spice jar i. baharat kavonozu
battery jar i. akü kavanozu
bell jar i. fanus
cosmetic jar i. kozmetik kavanozu
overflow jar i. taşırma kabı
Elektrik
unit jar i. küçük, yalıtkanlı leyden şişesi
unit jar i. büyük şişeye geçen elektrik miktarını belirtmek için elektrikli makineyle büyük bir şişe veya pil arasına koyulan leyden şişesi
jar [obsolete] i. bir elektriksel sığa ölçüsü
Otomotiv
bleeder jar i. fren hava alma kavanozu
Mutfak
honey jar i. bal küpü
sugar jar i. şeker kavanozu
Kimya
bell-jar i. fanus
bell-shaped glass jar i. fanus
Biyoloji
gas jar i. gaz kavanozu
Deniz Biyolojisi
zouger jar i. zuger kabı
Arıcılık
honey jar i. bal kavanozu
Edebiyat
bell jar i. sırça fanus
Arkeoloji
canopic jar i. antik mısır'da insanlar mumyalanırken organların konulduğu kap
canopic jar i. kanopik kavanoz
canopic jar i. eski mısırlılar tarafından mumyalama işlemi sırasında öteki dünyaya gideceğine inanılan ölünün iç organlarının konulduğu kap
jar burial i. çömlek mezar
Kuşbilim
jar-owl i. çobanaldatan
jar-owl i. keçisağan
Argo
jar loose f. bırakmak
jar loose f. salıvermek
İngiliz Argosu
jam jar i. araba