kaybolan - Türkçe İngilizce Sözlük

kaybolan

"kaybolan" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
kaybolan missing s.

"kaybolan" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 46 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
kaybolan yıllar lost years i.
kaybolan yıllar wasted years i.
kaybolan bagaj missing luggage i.
aynı anda çekildiğinde kaybolan iki halkadan oluşan hokkabaz düğümü tom fool's knot i.
aynı anda çekildiğinde kaybolan iki halkadan oluşan hokkabaz düğümü tom fool knot i.
kaybolan eşyaları bulan kimse tracer i.
kaybolan kimse vanisher i.
ortadan kaybolan şey deperdit i.
(kaybolan için) ödül reward i.
sevkiyat veya depolama esnasında kaybolan bir miktar ürün outage i.
kaybolan vakti telafi etmek recover lost time f.
kaybolan birini aramak search for a missing person f.
kuyuda kaybolan eşyaları kurtarmak fish f.
kuyuda kaybolan eşyaları kurtarmaya çalışmak fish f.
ağır ağır kaybolan lingering s.
gözden kaybolan evanescent s.
gözden kaybolan disappearing s.
yavaş yavaş kaybolan sinking s.
gözden çabuk kaybolan evanescent s.
Konuşma Dili
damıtma sırasında alkollü içkiden buharlaşarak kaybolan alkol miktarı angel's share i.
kıvırcıklığı kaybolan (saç) out of curl [obsolete] s.
siz osunuz, değil mi? (19. yüzyıl'da afrika'da kaybolan iskoç kaşif david livingstone'u bulan h.m. stanley'in kayıp kaşifi ilk gördüğünde ağzından çıkan sözlere ithafen) doctor livingstone, I presume? expr.
sizi buldum sanırım (19. yüzyıl'da afrika'da kaybolan iskoç kaşif david livingstone'u bulan h.m. stanley'in kayıp kaşifi ilk gördüğünde ağzından çıkan sözlere ithafen) doctor livingstone, I presume? expr.
siz osunuz sanırım (19. yüzyıl'da afrika'da kaybolan iskoç kaşif david livingstone'u bulan h.m. stanley'in kayıp kaşifi ilk gördüğünde ağzından çıkan sözlere ithafen) doctor livingstone, I presume? expr.
Deyim
kaybolan elektronik dosyaların gittiği düşünülen sanal yer bit-bucket i.
bilgisayarda kaybolan dosyaları yutan delik bit-bucket i.
Konuşma
kaybolan küçük kızı duydunuz mu? did you hear about the little girl who was missing? expr.
Ticaret/Ekonomi
kaybolan bir eşyanın bulunması için soruşturma talebi tracer i.
Siyasal
kaybolan toprakların geri alınması politikası ile ilgili revanchist s.
Sanayi
(imalatta) kaybolan zaman idle time i.
Teknik
kaybolan köpük döküm işlemi lost foam cast process i.
kaybolan mum döküm işlemi lost wax casting process i.
(ip) burgusu kaybolan long-jawed s.
Otomotiv
kaybolan çamurluklar fadeaway fenders i.
Medikal
kaybolan ikiz sendromu vanishing twin syndrome i.
Mutfak
mayalanırken tüm şekeri kaybolan (içki) dry s.
Kimya
çok katmanlı kimyasal reaksiyon esnasında oluşan ve kaybolan madde intermediate i.
Biyoloji
bir organizmanın gelişim sürecinde ortadan kaybolan caducous s.
Gökbilim
aniden gözüken, bir süre parlayan ve sonra tamamen kaybolan yıldız temporary star i.
1937 yılında dünya'nın 670.000 km yakınından geçip kaybolan küçük bir asteroit hermes i.
Çevre
potansiyel olarak kaybolan kısım potentially disappeared fraction i.
Askeri
görev sırasında kaybolan asker mia (missing in action) i.
muharebede kaybolan missing in action s.
Müzik
giderek sessizleşerek kaybolan perdendosi s.
Argo
komik giyinen/rüküş ya da ortamdan bir anda kaybolan tip zooker i.
ortadan kaybolma (kaybolan çocukların fotoğraflarının süt kutularına basılmasından dolayı söylenir) milk carton i.