konuda - Türkçe İngilizce Sözlük

konuda

"konuda" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
konuda about zf.
What is depression and what can I do about it?
Depresyon nedir ve bu konuda ne yapabilirim?

More Sentences

"konuda" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
bir konuda en usta kimse king i.
belirli bir konuda çok tecrübeli kimse veteran i.
belirli bir konuda titizlik gösteren kimse stickler i.
belirli bir konuda engin bilgi sahibi kimse maven i.
her konuda anlatacak bir şeyleri olan bilgili kimse generalist i.
çok tecrübeli kimse (belirli bir konuda) veteran i.
bir konuda özenle davranan kişi nurser i.
belirli bir konuda amaca ulaşmak için yapılması gereken işler bütünü course of action i.
konuda geçen önemli nokta landmark i.
bir konuda uzmanlığı olan kişi meister i.
bir konuda son sözü söyleyen kimse final authority i.
birçok konuda bilgili kişi polyhistor i.
birçok konuda bilgili kişi polymath i.
bir konuda önemli bilgiler veren dergi veya gazete bible i.
bir konuda para toplamak amacıyla yapılan ücret karşılığı araba yıkama etkinliği carwash [usa] i.
ezber ve tekrar ile bir konuda temel talimatlar veren el kitabı catechism i.
tahta başında tebeşirle şekiller çizerek bir konuda konuşma chalktalk i.
belirli bir konuda pratik bilgi sağlayan öğretici yayın tutorial i.
belli bir konuda yazılmış yazılar literature i.
(ticarette) birkaç konuda yetkinliği olan kimse handyman i.
belirli bir konuda engin bilgi sahibi kimse mayvin i.
herhangi bir konuda sevgiyle veya derin bilgiyle yazı yazan kimse boswell i.
belirli bir konuda bir kişinin diğerine güvence verdiği anlaşma guaranty i.
bir konuda farklı şekilde aydınlandıklarını iddia eden insanlar illuminati i.
belirli bir konuda tamamen anlaşmaya varanlar dittoheads i.
belirli bir konuda bilgi sahibi olma iq i.
bir konuda kararsız olan kimse doubtful i.
(bir konuda) ekstrem kimse fanatic i.
bir konuda yarım yamalak bilgisi olan kimse superficialist i.
bir konuda usta olan kimse virtuoso i.
(bir konuda) yumuşama resipiscence i.
(bir konuda) yumuşama resipiscency i.
birini bir konuda aydınlatmak prime someone about f.
çok başarılı olmak (belirli bir konuda) shine f.
bir konuda çoğu kimsenin bilmediği şeyleri bilmek be in the know f.
bir konuda bahse girmek put money on f.
bir konuda çok usta olmak be a past master at f.
bir konuda cimrilik etmek stint on f.
nihai karar/son söz birinin olmak (bir konuda) have the last word in f.
birini bir konuda bilgilendirmek keep someone advised of f.
bir konuda derinleşmek steep oneself in f.
bir konuda uzlaşmak compromise on f.
en çok başarı kazanan biri olmak (bir konuda) run away with f.
her konuda anlaşmak see eye to eye f.
anlaşamamak (bir konuda) dissent from f.
bir konuda tembel olmak be lazy about f.
bir konuda bayağı tecrübeli olmak be an old hand at f.
ne düşündüğünü söylemek (bir konuda) commit oneself f.
bir konuda başarılı olmak succeed at f.
birini bir şeye/bir konuda ikna etmek convince somebody of something f.
bir konuda danışmanlık hizmeti almak receive consultancy service on f.
bir konuda kendini geliştirmek improve oneself in a certain field f.
bir konuda çok ilgili olmak take an eager interest in f.
bir konuda hevesli olmak take an eager interest in f.
bir konuda sınır koymak draw the line at f.
bir konuda bilgili olmak be well-versed in f.
bir konuda birini aydınlatmak open someone's eyes to f.
her konuda destek olmak support someone in every way f.
bir konuda hassas davranmak act responsibly towards f.
birini bir konuda eğitmek educate someone in something f.
birini bir konuda aydınlatmak enlighten someone on something f.
birini bir konuda aydınlatmak enlighten someone about something f.
birine bir konuda imrenmek envy someone for something f.
tasarrufta bulunmak (bir konuda/ bir şey hakkında) dispose f.
bir konuda ısrarcı ve itici olmak be pushy and obnoxious on something f.
bir konuda görüş bildirmek express the opinion about something f.
bir konuda (henüz) karar vermemiş olmak reserve judgment f.
bir konuda (henüz) karar vermemiş/kararsız olmak reserve one's judgment f.
kendini bir konuda yeteneksiz / beceriksiz hissetmek feel out of depth f.
bir konuda dikkatleri çekmek gain attention for f.
(bir konuda) hevesli/istekli olmak be enthusiastic about f.
bir konuda endişelenmek be worried about something f.
bir konuda i̇nsanları bilgilendirmek inform people on something f.
(bir konuda) karar vermek determinate [obsolete] f.
(bir konuda) fikri olmak opine f.
(bir konuda) fikir edinmek opine f.
(bir konuda) fikri olmak opinion [dialect] f.
(bir konuda) fikir edinmek opinion [dialect] f.
(birine) belirli bir konuda bilgi vermek inform f.
bir konuda hakkında resmi veya açık bir anlaşmaya varmak indent [obsolete] f.
(bir konuda) görüşmeler yapmak sit on f.
(birini bir konuda) sıkıştırmak tackle f.
(bir konuda) bilgi akışını durdurmak embargo f.
yetenekli (bir konuda) adept at s.
bir konuda beceriksiz clumsy at s.
bilgili (bir konuda) at home in s.
bir konuda hiçbir çıkarı olmayan (kimse) disinterested s.
yetenekli (bir konuda) adept in s.
(bir konuda) utanmış embarrassed about (something) s.
(bir konuda) mahcup embarrassed about (something) s.
bir konuda belirli bir görüşe yakın olan opinioned s.
bir konuda belirli bir görüşe yakın olan opinionated [obsolete] s.
konuda hiçbir çıkarı olmayan (kimse) disinterest [obsolete] s.
(bir konuda) konuşmayan inconversant s.
bir konuda özel bir bilgiye veya ilgiye sahip olması gereken its s.
gece konuda yaşamış shanty s.
bu konuda in this respect zf.
bu konuda hereof zf.
o konuda on that score zf.
her konuda in every respect zf.
bu konuda in this regard zf.
bu konuda in this particular zf.
bu konuda thereupon zf.
bu konuda in this connection zf.
bu konuda about this subject/topic zf.
bu konuda on this subject zf.
bu konuda on this topic zf.
bu konuda on this point zf.
birçok konuda widely zf.
o konuda on that point zf.
o konuda in that respect zf.
o konuda there zf.
burada bahsedilen konuda in respect thereof ed.
belirtilen konuda yazılar yazan veya yetenekli olan kimse anlamını veren bir son ek -grapher snk.
bir konuda bilgili kimse anlamı veren son ek -ista snk.
(belirli bir konuda) önyargılı kimse -ist snk.
Öbek Fiiller
birisini bir konuda teselli etmek console someone on something f.
bir konuda tereddüt etmek hesitate over something f.
(bir konuda) eğitim almak/uzmanlaşmak major in something f.
birini bir konuda yanlış bilgilendirmek mislead someone about something f.
bir konuda bir şeyle ilerlemek/ileri gitmek move forward with something f.
bir konuda birini rahatsız etmek pester someone about something f.
birine bir konuda küçük test yapmak quiz someone on something f.
(birini) (bir konuda) protesto etmek remonstrate with someone something f.
bir konuda birisi ile yarışmak/rekabet etmek rival someone in something f.
bir konuda konuşmamak/sessiz kalmak keep still about something f.
bir konuda konuşmamak/sessiz kalmak keep quiet about something f.
birini bir konuda alaya almak taunt someone about something f.
birini bir konuda tiye almak taunt someone about something f.
bir konuda konuşup durmak yammer away about something f.
birini bir konuda eğitmek train someone on something f.
bir konuda ödün vermek compromise on f.
(bir konuda) uzlaşmak settle over f.
birine bir konuda yardım etmek assist somebody in something f.
birini bir konuda alaya almak taunt someone with something f.
bir konuda bir uzmanın görüşünü almak call in f.
bir konuda bir uzmanın görüşünü almak call in to f.
(bir konuda) hiçbir fikri olmamak think nothing of f.
(bir konuda) görüşünü/düşüncesini değiştirmek bring around f.
(bir konuda) düşüncesini değiştirmek bring someone around f.
(bir konuda) kendi düşüncesini kabul ettirmek bring someone around f.
(bir konuda) görüşünü/düşüncesini değiştirmek bring round f.
(biriyle) bir konuda konuşmak broach (something) with (someone) f.
(biriyle) bir konuda konuşmak broach something to someone f.
(biriyle) bir konuda konuşmak broach something with someone f.
(bir konuda, işte) el ele vermek cooperate on (something) f.
bir konuda işbirliği yapmak cooperate on (something) f.
(biriyle bir konuda hakkında) ters düşmek differ (with someone) about something f.
(biriyle bir konuda hakkında) münakaşa etmek differ (with someone) about something f.
(biriyle bir konuda hakkında) aynı fikirde olmamak differ (with someone) on something f.