loaded - Türkçe İngilizce Sözlük

loaded

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

loaded — Definition

Anlamı ve Tanımı:
yüklü, zengin
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈloʊdɪd/ – BrE /ˈləʊdɪd/)
Terim Türü:
Sıfat
Fiziksel olarak yük taşıyan ya da mecazi olarak maddi güce sahip olmayı açıklayan sözcüktür. Load fiilinin sıfatlaşmış biçimidir. Günlük dilde hem somut hem argo anlamlarıyla bağlama göre değişir

"loaded" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 42 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
loaded s. yüklü
The trailer is loaded with wheat.
Römork buğday yüklü.

More Sentences
Genel
loaded s. para babası
Tom is loaded.
Tom para babasıdır.

More Sentences
loaded s. yüklenmiş
The ship loaded in two days.
Gemi iki günde yüklendi.

More Sentences
loaded s. doldurulmuş
The Internet is loaded with conspiracy theories.
İnternet komplo teorileriyle dolu.

More Sentences
loaded s. dolu
Is the nail gun loaded?
Çivi tabancası dolu mu?

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
loaded s. dolu
Is the nail gun loaded?
Çivi tabancası dolu mu?

More Sentences
Teknik
loaded s. yüklü
The trailer is loaded with wheat.
Römork buğday yüklü.

More Sentences
Dilbilim
loaded s. (kelime) farklı anlamları olan
'Deviance' is a word too loaded for this situation.
'Sapkınlık' bu durum için farklı anlamları fazla olan bir kelime.

More Sentences
Argo
loaded s. sarhoş
The man left the pub loaded.
Adam bardan sarhoş bir şekilde ayrıldı.

More Sentences
loaded s. zengin
It is easy to spend money recklessly for loaded people like him.
Onun gibi zengin insanlar için pervasızca para harcamak kolaydır.

More Sentences
İngiliz Argosu
loaded s. zengin
It is easy to spend money recklessly for loaded people like him.
Onun gibi zengin insanlar için pervasızca para harcamak kolaydır.

More Sentences
Genel
loaded i. ingiliz dergi (loaded)
loaded s. hileli (zar)
loaded s. dolu (silah)
loaded s. (zar) ağırlık fazlalığı nedeniyle dengesiz
loaded s. büyük öneme sahip
loaded s. büyük ciddiyete sahip
loaded s. büyük anlama sahip
loaded s. (soru) tuzaklı
loaded s. (soru) tahmin edilebilir bir cevap verilecek şekilde
loaded s. sinirden patlayacak halde
Konuşma Dili
loaded s. alkollü
loaded s. alkol katılmış
loaded s. yüksek alkollü
loaded s. yüksek alkol içeren
loaded s. tam donanımlı (araba)
loaded s. olabilecek tüm aksesuarlara sahip (araba)
loaded s. (aksesuar bakımından) dolu
Teknik
loaded s. çalışır durumda
loaded s. (ateşli silah) mermi dolu
loaded s. aksesuarlarla donatılmış
loaded s. özelliklerle donatılmış
loaded s. patlayıcı içeren
Bilgisayar
loaded expr. yüklendi
Anatomi
loaded s. (omuz) üst kasları fazla gelişmiş
Dilbilim
loaded s. (kelime, ifade) duygusal tepki oluşturabilecek güçlü çağrışımları olan
Beysbol
loaded s. üç kalede de koşucunun olduğu durumda
Argo
loaded s. çakırkeyif
loaded s. kafası dumanlı
loaded s. paralı
İngiliz Argosu
loaded s. zil zurna sarhoş
loaded s. varlıklı

"loaded" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
loaded dice i. hileli zar
loaded question i. şaşırtıcı soru
loaded price i. yüklü fiyat
loaded dices i. hileli zarlar
loaded language i. duygu odaklı/yüklü dil/konuşma
loaded question i. şaşırtmacalı soru
loaded gun i. dolu tabanca
loaded gun i. dolu silah
loaded dice i. kuralları manipüle ederek elde edilen avantaj
be loaded f. sarhoş olmak
be loaded f. yüklenmek
be loaded f. yüklü olmak
play with loaded dice f. hileli zarla oynamak
play with loaded dice f. bir tarafı daha ağır olan zarla oynamak
fully loaded s. tamamen dolu
fully loaded s. tamamen yüklü
fully loaded s. tamamen doldurulmuş
more-heavily-loaded s. daha ağır yüklü
loaded down s. ağır yük taşıyan
loaded down s. iş yüküyle dolu
loaded down s. endişeyle dolu
Konuşma Dili
loaded [us] s. çok iyi oyuncularla dolu
loaded [us] s. çeşitli seçeneklerle dolu
Deyim
loaded to the barrel i. küfelik
loaded word i. duygusal ağırlığı/önemi olan anlamlara da gelen kelime
loaded word i. başka anlamlar da taşıyan/içeren kelime
the dice are loaded against somebody f. şans aleyhine olmak
play with loaded dice f. kuralları/düzenlemeleri çiğneyerek avantaj elde etmek
play with loaded dice f. hileyle avantaj kazanmak
the dice are loaded against someone f. hiç şansı olmamak
the dice are loaded against someone f. şans aleyhine olmak
the dice is loaded against someone f. hiç şansı olmamak
the dice is loaded against someone f. şans aleyhine olmak
loaded for bear s. aşırı sinirlenmiş
loaded for bear s. küplere binmiş
loaded to the gills s. küfelik
loaded to the gills s. alkol duvarını aşmış
loaded to the gills s. tamamen sarhoş
loaded to the gills s. kafası çok iyi
loaded to the gills s. kendinden geçmiş
loaded to the gills s. ağzına kadar dolu
loaded to the gills s. zil zurna sarhoş
loaded to the gills s. körkütük sarhoş
loaded to the gills s. tamamen dolu
loaded to the gills s. alkolden/uyuşturucudan kendini kaybetmiş
loaded to the gills s. tıka basa dolu
loaded to the gills s. silme dolu
loaded to the gills s. kontrolünü kaybetmiş
loaded for bear s. olabilecek en kötü senaryolara karşı hazırlıklı
loaded for bear s. her türlü sıkıntıya karşı hazırlıklı
loaded for bear s. en zor problemlere karşı hazırlıklı
loaded for bear s. en zor problemlere karşı gardını almış
loaded for bear s. (zorlu bir göreve karşı) tam donanımlı
loaded for bear expr. çok sinirli
loaded to the gills expr. zil zurna sarhoş
loaded to the barrel expr. zil zurna sarhoş
loaded to the barrel expr. alkol duvarını aşmış
the dice are loaded expr. hiç şansı yok
the dice are loaded expr. şans aleyhine
Konuşma
the gun is loaded expr. tabanca dolu
the gun is loaded expr. silah dolu
never come in here loaded again expr. sarhoş bir şekilde gelme bir daha buraya
Ticaret/Ekonomi
hot loaded s. fabrikada yüklenmiş
hot loaded s. fabrikada kurulmuş
Siyasal
batch loaded reactor i. füzyon olacak malzemesi doldurulmuş reaktör
front-loaded access i. önceden kullanım olanağı
Teknik
loaded inverted filter i. ters filtre
normally loaded clay i. normal yüklenmiş kil
loaded stratum i. yüklü tabaka
loaded state i. yüklü durum
loaded circuit i. yüklenmiş çevrim
loaded span i. yüklenmiş açık
stable loaded i. yüklü kararlılık
loaded layer i. yüklü tabaka
loaded footing i. yüklü temel
loaded impedance i. yüklü empedans
batch loaded reactor i. yakıt yüklü reaktör
loaded clay i. yüklenmiş kil
loaded stratum i. yüklü katman
loaded circuit i. yüklenmiş devre
uniformly loaded beam i. üniform yüklü kiriş
loaded layer i. yüklü katman
loaded span i. yüklü açıklık
loaded state i. yüklü hal
loaded soil i. yüklü zemin
eccentrically loaded column i. eksendışı yüklü kolon
axially loaded strut i. eksenel yüklü dikme
axially loaded column i. eksenel yüklü kolon
weight-loaded valve i. ağırlıkla çalışan vana
snow loaded tree i. karla yüklü ağaç
loaded printed wire board i. yüklü baskılı tel levha
loaded printed wire board i. yüklenmiş baskılı tel levha
rear-end loaded vehicle i. arkadan yüklemeli araç
rear-end loaded vehicles i. arkadan yüklemeli araçlar
loaded belt i. yüklü kayış
loaded grinding wheel i. yüklü taşlama çarkı
self-loaded deformation i. kendi yükünden kaynaklanan şekil bozukluğu
effect of loaded heavy duty castors i. ağır yük tekerleği etkisi
uniaxially loaded tension specimen i. tek yönlü yüklenmiş çekme numunesi
spring-loaded clutch i. yay baskılı debriyaj
rear end loaded refuse collection vehicle i. arkadan yüklemeli çöp toplama taşıtı/aracı
spring-loaded safety valve i. yaylı emniyet ventili
test chamber loaded with heat-dissipating specimens i. ısı yayan numunelerle yüklenmiş deney odası
transformer loaded with non-sinusoidal currents i. sinüzoidal olmayan akımlarla yüklenmiş transformatör
cyclically loaded structures i. tekrarlı yüklenen yapılar
self-loaded deformation i. kendi ağırlığından kaynaklanan şekil bozukluğu
axially loaded cantilever rod i. eksenel yüklü ankastre çubuk
hot loaded s. kurulmuş
hot loaded s. fabrıkada yüklenmiş
loaded at the and s. ucundan yüklü
spring-loaded s. yay yüklü
spring-loaded s. yay ile yüklenmiş
pre-loaded s. önceden yüklenmiş
spring-loaded s. yay ile yüklü
half-loaded s. yarı doldurulmuş
spring-loaded s. yaylı
loaded or unloaded as liquids by gravity or pressure discharge s. yer çekimi veya basınç yoluyla sıvı olarak doldurulabilen veya boşaltılabilen
Bilgisayar
loaded ok/total i. tam yüklenen/toplam
loaded media i. yüklü ortam
loaded forms i. yüklü formlar
loaded reports i. yüklü raporlar
loaded modules i. yüklü modüller
hot loaded s. fabrikada kurulmuş
hot loaded s. fabrikada yüklenmiş
media loaded s. ortam yüklü
add-in loaded s. eklenti yüklü
ans loaded expr. ans yüklü
loaded from expr. yüklenilen yer
never loaded expr. hiçbir zaman yüklenmedi
not loaded expr. yüklenmedi
new preferences loaded expr. yeni tercihler yüklendi
no disc loaded expr. cd takılı değil
Telekom
loaded line i. yüklü hat
periodically loaded waveguide i. periyodik olarak yüklü dalga kılavuzu
Elektrik
loaded impedance i. yüklü empedans
Tekstil
spring loaded system i. yaylı besleme sistemi
spring-loaded s. yaylı  
İnşaat
loaded concrete i. ağır beton
Otomotiv
spring loaded i. yay yüklü bir parçanın yaylar tarafından yerinde tutulması
maximum rated loaded condition i. maksimum oranda yükleme durumu
maximum mass of the loaded vehicle in function for the state of registration i. tescil durumu için aracin çalişir durumdaki azami yüklü kütlesi
maximum mass of the loaded vehicle in traffic for the state of registration i. tescil durumu için aracin yürür vaziyetteki azami yüklü kütlesi
dynamic loaded radius i. dinamik yüklü yarıçap
loaded vehicle weight i. yüklü araç ağırlığı
spring loaded damper assembly i. yaylı tip sönümleme birimi
loaded mode test i. yüklü mod testi
adjusted loaded vehicle weight i. düzeltilmiş yüklü araç ağırlığı
loaded section height i. yüklü kesit yüksekliği
static loaded radius i. statik yüklü yarıçap
spring-loaded s. yaylı