mutlaka - Türkçe İngilizce Sözlük

mutlaka

"mutlaka" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 38 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
mutlaka absolutely zf.
This has already been illegal in the past but this discrimination must still be absolutely prevented.
Bu durum geçmişte zaten yasa dışı idi ancak yine de bu ayrımcılığın mutlaka önlenmesi gerekmektedir.

More Sentences
Genel
mutlaka sure s.
We are sure to win this competition.
Bu yarışmayı mutlaka kazanacağız.

More Sentences
mutlaka sure zf.
You must attend this festival for sure.
Bu festivale mutlaka katılmalısınız.

More Sentences
mutlaka really zf.
You really have to watch this interview.
Bu röportajı mutlaka izlemelisiniz.

More Sentences
mutlaka certainly zf.
I shall certainly come back to why this could not be proposed at this specific moment in time.
Bunun neden şu anda önerilemediği konusuna mutlaka geri döneceğim.

More Sentences
mutlaka definitely zf.
We must ensure that nothing goes unpunished, and that enquiries are definitely mounted into any crimes against humanity.
Hiçbir şeyin cezasız kalmamasını ve insanlığa karşı işlenen suçların mutlaka soruşturulmasını sağlamalıyız.

More Sentences
mutlaka necessarily zf.
Some operations necessarily require anaesthesia.
Bazı ameliyatlar mutlaka anestezi gerektirir.

More Sentences
mutlaka surely zf.
I surely will come to the party.
Partiye mutlaka geleceğim.

More Sentences
mutlaka bound to ed.
With a good trainer, the swimmer is bound to win.
İyi bir antrenörle, yüzücü mutlaka kazanır.

More Sentences
İfadeler
mutlaka without fail expr.
I'll be there at two o'clock without fail.
Saat ikide mutlaka orada olacağım.

More Sentences
Teknik
mutlaka absolutely zf.
This has already been illegal in the past but this discrimination must still be absolutely prevented.
Bu durum geçmişte zaten yasa dışı idi ancak yine de bu ayrımcılığın mutlaka önlenmesi gerekmektedir.

More Sentences
Genel
mutlaka obvious s.
mutlaka assuredly zf.
mutlaka at discretion zf.
mutlaka in all conscience zf.
mutlaka regardless zf.
mutlaka agreed zf.
mutlaka certie zf.
mutlaka certy zf.
mutlaka needs zf.
mutlaka but zf.
mutlaka decisively zf.
mutlaka implicitly zf.
mutlaka parde zf.
mutlaka sicker [scotland] zf.
mutlaka sure thing zf.
mutlaka stone zf.
İfadeler
mutlaka no mistake zf.
Konuşma Dili
mutlaka yea zf.
mutlaka yeah zf.
mutlaka stone-cold [us] zf.
mutlaka needs must expr.
mutlaka shizzle exclam.
Eski Kullanım
mutlaka certes zf.
mutlaka needfully zf.
Argo
mutlaka my bloody oath [australia/new zealand] ünl.
mutlaka fo shizzle expr.
mutlaka def (definitely) kısalt.

"mutlaka" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 41 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
mutlaka görülmesi gereken şey must-see i.
mutlaka görülmesi gereken must-see s.
mutlaka gerekli olan necessary s.
mutlaka uyulması gereken hard and fast s.
mutlaka uyulması gereken hard-and-fast s.
mutlaka (cevap olarak) absolutely zf.
mutlaka (cevap olarak) agreed zf.
İfadeler
piyangoya/çekilişe mutlaka katılmalısın you've got to be in it to win it expr.
Atasözü
yükselmek için mutlaka öncelikle en alttan başlamak gerekir he who would climb the ladder must begin at the bottom
istenirse mutlaka bir yol bulunur where there's a will there's a way
mutlak güç mutlaka insanı bozar absolute power corrupts absolutely
mutlak güç mutlaka insanı bozar power corrupts, and absolute power corrupts absolutely
Konuşma Dili
mutlaka okunması gereken yazı must-read i.
mutlaka birileri bir şey görmüştür somebody must've seen something expr.
mutlaka! you betcha! expr.
bir ara mutlaka birlikte bir öğlen yemeği yiyelim we must do lunch sometime expr.
bir ara mutlaka buluşalım we must do lunch sometime expr.
bir ara mutlaka görüşelim we must do lunch sometime expr.
bir ara mutlaka buluşalım we have to do lunch sometime expr.
bir ara mutlaka birlikte bir öğlen yemeği yiyelim we have to do lunch sometime expr.
bir ara mutlaka görüşelim we have to do lunch sometime expr.
Deyim
mutlaka yapılması gereken a must do i.
mutlaka görülmesi gereken kişi, şey veya olay a sight to behold i.
mutlaka gerekli olan şeyler bare necessities i.
mutlaka görülmesi/gidilmesi gereken kişi/yer/olay a sight to behold i.
(bir şey için) mutlaka aranılan şart a sine qua non (of/for something) [us] i.
bir şeyin ters gitme olasılığı varsa mutlaka ters gidecektir bread always falls on the buttered side expr.
herkes mutlaka cezasını çekecek and your little dog, too expr.
Resmi
resmi görevlerde açıklanacak gizli bilginin ilgili görevli tarafından iş için mutlaka bilinmesi gerektiğini ifade eden güvenlik kriteri need to know i.
Konuşma
beni ara ama mutlaka call me I mean it expr.
mutlaka görmelisin you must see expr.
yalanlar mutlaka ortaya çıkar lies will always catch up with you expr.
sizinle mutlaka görüşmek istiyorum I really want to meet you expr.
mutlaka görürsün you can't miss it expr.
Ticaret/Ekonomi
hukuk belgelerinde mutlaka olması gereken koşul sine qua non i.
Hukuk
mutlaka aranılan şart sine qua non i.
Sosyal Bilimler
erkeklerle yatan ama kendini mutlaka eşcinsel olarak tanımlamayan erkek men who have sex with men i.
erkeklerle seks yapan ama kendini mutlaka eşcinsel olarak tanımlamayan erkek men who have sex with men i.
erkeklerle cinsel ilişkiye giren ama kendini mutlaka eşcinsel olarak tanımlamayan erkek men who have sex with men i.
Müzik
mutlaka çalarak obbligato zf.
Argo
mutlaka dinlenmesi gereken şarkı certified hood classic i.