phase - Türkçe İngilizce Sözlük

phase

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

phase — Definition

Anlamı ve Tanımı:
evre, aşama
Okunuş (IPA):
(AmE /feɪz/ – BrE /feɪz/)
Terim Türü:
İsim: phase (phases)
Bir sürecin belirli bir bölümünü veya gelişim basamağını tanımlar. Yunanca phasis kökünden evrilen yapı, görünürlük ve geçiş anlamına sahiptir. Fizik, proje yönetimi ve psikolojide süreçleri dönemlere ayırmak için kullanılmaktadır.
Eş Anlamlılar:
stage, period
Zıt Anlamlılar:
whole

"phase" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 61 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
phase i. aşama
The construction was in its final phase.
İnşaat son aşamasındaydı.

More Sentences
phase i. evre
Look! The Moon is in its full phase.
Bakın! Ay tam dolunay evresinde.

More Sentences
phase i. safha
Genel
phase i. faz
The phase transition must leave a characteristic signature in the gravitational wave signal.
Faz geçişi, yerçekimi dalgası sinyalinde karakteristik bir imza bırakmalıdır.

More Sentences
phase i. aşama
The construction was in its final phase.
İnşaat son aşamasındaydı.

More Sentences
phase i. evre
Look! The Moon is in its full phase.
Bakın! Ay tam dolunay evresinde.

More Sentences
phase f. yayılmak
The building renovation was phased over a two-year period.
Binanın yenilenmesi iki yıllık bir süreye yayıldı.

More Sentences
Telekom
phase i. faz
The phase transition must leave a characteristic signature in the gravitational wave signal.
Faz geçişi, yerçekimi dalgası sinyalinde karakteristik bir imza bırakmalıdır.

More Sentences
Otomotiv
phase i. faz
The phase transition must leave a characteristic signature in the gravitational wave signal.
Faz geçişi, yerçekimi dalgası sinyalinde karakteristik bir imza bırakmalıdır.

More Sentences
Gıda
phase i. evre
Look! The Moon is in its full phase.
Bakın! Ay tam dolunay evresinde.

More Sentences
phase i. faz
The phase transition must leave a characteristic signature in the gravitational wave signal.
Faz geçişi, yerçekimi dalgası sinyalinde karakteristik bir imza bırakmalıdır.

More Sentences
Fizik
phase i. faz
The phase transition must leave a characteristic signature in the gravitational wave signal.
Faz geçişi, yerçekimi dalgası sinyalinde karakteristik bir imza bırakmalıdır.

More Sentences
phase i. süreç
It is a phase; it will surely pass away.
Bu bir süreç; mutlaka geçecek.

More Sentences
Dilbilim
phase i. evre
Look! The Moon is in its full phase.
Bakın! Ay tam dolunay evresinde.

More Sentences
Meteoroloji
phase i. aşama
The construction was in its final phase.
İnşaat son aşamasındaydı.

More Sentences
Genel
phase i. merhale
phase i. bölge
phase i. görünüş
phase i. safha
phase i. göz önünde bulundurulacak husus
phase i. değerlendirilecek nokta
phase i. ele alınacak bölüm
phase i. farklı alt grup
phase i. farklı kimse
phase i. farklılık
phase i. ayırt edicilik
phase i. acayiplik
phase i. midwestern sisteminde bir sınıflandırma birimi
phase i. senkronize işlem evresi
phase i. eş zamanlı operasyon evresi
phase f. değişik fazlar uygulamak
phase f. aşamalı olarak yapmak
phase f. evreler halinde hazırlamak
phase f. evreler halinde sunmak
phase f. endişelendirmek
phase f. bozmak
phase f. korkutmak
phase f. sindirmek
phase f. zamanlamak
phase f. (uygun zamana) ayarlamak
phase f. (bölümü, süreci) bir diğerine denk getirmek
phase f. katı bir cisme nüfuz etmek
phase f. katı bir cisme girmek
Konuşma Dili
phase f. haplotipleri belirlemek
phase f. haplotipleri tespit etmek
Teknik
phase i. safha
Bilgisayar
phase i. yürütülür program
Elektrik
phase i. faz eşdeğer devresi
phase i. çok sayıda alternatif gerilimli sisteme ait devrelerden her biri
Denizcilik
phase i. dalganın ilerlemesi
İstatistik
phase i. safha
Biyoloji
phase i. profaz
phase i. metafaz
phase i. mitoz evresi
phase i. mayoz evresi
phase i. haplotip
Biyokimya
phase i. durum
Gökbilim
phase i. gezegen evresi
Dini
phase i. hamursuz bayramı
Spor
phase i. oyun süresi
phase i. oyun periyodu

"phase" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
premenstrual phase i. prementsrüel dönem
mid-cycle phase i. siklus ortası dönem
Genel
phase jitter i. faz titremesi
phase meter i. fazmetre
emergency phase i. acil durum erken dönemi
the second childhood phase i. ikinci çocukluk devri
expansionary phase i. genişleme safhası
matrix phase i. matris fazı
aster phase i. metafaz
impact phase i. vukubulma aşaması
depositional phase i. çökelme evresi
phase rule i. evre kuralı
unstable phase i. dengesiz faz
metastable phase i. yarı kararlı faz
luteal phase i. luteal faz
continental phase i. kara oluşumu safhası
preimpact phase i. afet öncesi dönem
phase of the moon i. ayın görünüşü
postimpact phase i. afet sonrası dönem
test challenge phase i. test zorlama aşaması
recovery phase i. iyileştirme safhası
phase change i. faz değişimi
stationary phase i. durağan evre
liquid phase i. sıvı hal
meeting phase i. toplantı aşaması
developmental phase i. gelişimsel evre
analytical phase i. analitik faz
plan phase i. plan aşaması
first phase i. ilk etap
preparation phase i. hazırlık aşaması
thermophilic phase i. termofilik faz
bidding and negotiating phase i. teklif verme ve görüşme evresi
next phase i. sonraki aşama
conceptual phase i. kavramsal evre
four-phase model i. dört evreli cinsel tepki modeli
phase-contrast microscope i. evre-zıt mikroskobu
the second childhood phase i. tufuliyet-i saniye
multi-phase sampling i. çokevreli örnekleme
negotiation phase i. görüşme evresi
acquaintance phase i. tanışma faslı
the phase of acquainting i. tanışma faslı
getting acquainted phase i. tanışma faslı
decision phase i. karar aşaması
phase change i. safha değişimi
dating phase i. tanışma aşaması
planning phase i. planlama aşaması
planning phase i. planlama evresi
assessment phase i. değerlendirme safhası
evaluation phase i. değerlendirme fazı
assessment phase i. değerlendirme fazı
evaluation phase i. değerlendirme süreci
evaluation phase i. değerlendirme safhası
assessment phase i. değerlendirme süreci
assessment phase i. değerlendirme aşaması
evaluation phase i. değerlendirme aşaması
relief phase i. rahatlama/ferahlama dönemi
establishment phase i. kuruluş aşaması
foundation phase i. kuruluş aşaması
final phase i. son aşama
test phase i. test aşaması
phase order i. faz sırası
second phase i. ikinci aşama
passing phase i. geçiş aşaması
passing phase i. geçiş fazı
passing phase i. geçiş evresi
phase-in i. tanıştırma evresi
phase-in i. kademeli giriş
phase-in i. kademeli tanıtım
phase angle i. (gezegenden görülen) dünya-güneş arası açı
phase-in i. tanıtma evresi
dark phase i. karanlk aşama
phase out f. safha safha bitirmek
phase out f. safhalarla bitmek
phase out f. yavaş yavaş kullanımdan kaldırmak
phase out f. aşamalı olarak durdurmak
phase out f. aşamalı olarak azalmak
go through a phase f. aşama geçmek
go through a phase f. safhadan geçmek
go through the phase of f. aşamasından geçmek
complete a phase f. aşamadan geçmek
go through a phase f. aşamadan geçmek
go through a difficult phase f. zor bir evreden geçmek
go through a rough phase f. zor bir evreden geçmek
raise the alert level to phase 4 f. alarm seviyesini dördüncü düzeye çıkartmak
proceed to another phase f. başka aşamaya geçmek
proceed to another phase f. başka safhaya geçmek
move to another phase f. başka aşamaya geçmek
move to another phase f. başka safhaya geçmek
come to the phase of f. aşamasına gelmek
phase someone or something into something f. aşamalı olarak uyarlamak/alıştırmak
phase someone or something in f. aşamalı olarak uyarlamak/alıştırmak
phase out f. kademeli olarak tamamlamak
phase out f. bir aşamadan diğerine geçmek
phase out f. aşama aşama tamamlamak
phase out f. atlatmak
phase out f. geçmek
phase out f. devre dışı bırakmak
phase out f. bir evreden diğerine geçmek
phase out f. bir fazdan diğerine geçmek
three-phase s. trifaze
two-phase s. ikifazlı
single-phase s. monofaze
three-phase s. üçevreli
phase-protected s. faz korumalı
in phase zf. eşevreli
in every phase zf. her aşamada
in the first phase zf. ilk aşamada
phase by phase zf. aşama aşama
in phase with ed. uyum içerisinde
Öbek Fiiller
phase someone or something out f. aşamalı olarak devre dışı bırakmak
phase someone or something out of something f. aşamalı olarak devre dışı bırakmak
phase someone or something in f. kademeli olarak eğitmek/alıştırmak
phase into (something) f. aşamalı olarak (bir şeyi) tanıtmak
phase into (something) f. kademe kademe (bir şeyin) içine katmak
phase into (something) f. yavaş yavaş (bir şeye) başlamak
phase into (something) f. ışınlanmak
phase into (something) f. (bir şeyi) kademe kademe öğretmek
phase into (something) f. başka bir boyuttan gelmek
phase into (something) f. başka bir düzemden gelip bir yerde belirmek
phase into (something) f. aşamalı olarak (bir şeyin) içine sokmak
phase into (something) f. adım adım (bir şeye) giriş yapmak
phase out of (something) f. uzaklaşıp solmak
phase out of (something) f. giderek kaybolmak
phase out of (something) f. yavaş yavaş yitip gitmek
phase down f. zamanla azaltmak/küçültmek
phase down f. aşamalı olarak küçültmek/azaltmak
phase down f. aşama aşama küçültmek/azaltmak
phase in f. aşama aşama uygulamak
phase into f. aşamalı olarak uyarlamak/alıştırmak
phase out of f. uzaklaşıp solmak
phase into f. yavaş yavaş başlamak
phase into f. kademe kademe öğretmek
phase in f. aşamalı olarak tanıtmak
phase out of f. yavaş yavaş yitip gitmek
phase out of f. giderek kaybolmak
phase into f. adım adım giriş yapmak
phase in f. adım adım giriş yapmak
phase into f. aşamalı olarak içine sokmak
phase in f. aşamalı olarak uygulamak/yürütmek
phase in f. alıştırarak/aşama aşama dahil etmek
phase in f. deneme sürecinde olmak
phase into f. aşamalı olarak tanıtmak
phase in f. yavaş yavaş uygulamak
phase into f. kademe kademe içine katmak/dahil etmek
İfadeler
after this phase expr. bu safhadan sonra
after this phase expr. bu aşamadan sonra
in phase (with someone or something) [uk] expr. (biriyle/bir şeyle) aynı/benzer amaçları, idealleri paylaşan
in phase (with someone or something) expr. (biriyle/bir şeyle) senkronize şekilde
in phase (with someone or something) [uk] expr. (biriyle/bir şeyle) uyuşan
out of phase (with something) [uk] expr. (bir şeyle) koordineli çalışmayan