sokan - Türkçe İngilizce Sözlük

sokan

"sokan" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 2 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
sokan stinging s.
Deniz Biyolojisi
sokan dusky spinefoot i.

"sokan" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 123 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
her şeye burnunu sokan nosy s.
Genel
başkasının işine burnunu sokan interloper i.
herkesin işine burnunu sokan kimse meddler i.
başkasının işine burnunu sokan kimse interloper i.
başkasının işine burnunu sokan kimse busybody i.
başkalarının işine burnunu sokan kimse kibitzer i.
sokan hayvan stinger i.
kendisini ilgilendirmeyen işlere burnunu sokan saucebox i.
bir kimsenin başını derde sokan entangler i.
burnunu sokan snoop i.
her şeye burnunu sokan kimse meddler i.
her işe burnunu sokan kimse snoop i.
burnunu sokan kimse interloper i.
burnunu sokan kimse meddler i.
kınına sokan sheather i.
burnunu sokan intermeddler i.
burnunu sokan interferant i.
nifak sokan kimse alienator i.
yeniden kalıba sokan kimse redrawer i.
nizama sokan kimse regulator i.
toplumun anlayacağı biçime sokan vulgarizer i.
toplumun anlayacağı biçime sokan vulgariser i.
ölümcül şekilde sokan deniz anasına benzer bir deniz canlısı man-of-war i.
ölümcül şekilde sokan deniz anasına benzer bir deniz canlısı portuguese man-of-war i.
ev işlerine burnunu sokan erkek henhussy i.
kadınların işine burnunu sokan erkek henhussy i.
(ingiliz bilardosunda) başka bir topa çarptıktan sonra kendi topunu deliğe sokan vuruş loser [uk] i.
günaha sokan şey offence i.
her şeye burnunu sokan kimse impertinence i.
her şeye burnunu sokan kimse impertinent i.
her şeye burnunu sokan kimse impertinency i.
zora sokan kimse distresser [obsolete] i.
uçan aracı istenen şekle ya da yere sokan kimse driver i.
başkasının işine burnunu sokan kimse interponent i.
her şeye burnunu sokan kimse pantopragmatic i.
bir şeyleri düzene sokan kimse doctor i.
ahmak ve her şeye burnunu sokan yaşlı memur dogberry i.
her işe burnunu sokan kimse prier i.
sokan böcek sciniph i.
piyasaya sahte para sokan kimse smasher i.
her şeye burnunu sokan kimse smoocher i.
öğrenen kişiyi potansiyel olarak tehlikeye sokan bilgi infohazard i.
öğrenen kişiyi potansiyel olarak tehlikeye sokan bilgi information hazard i.
her şeye burnunu sokan kimse squit [uk] i.
her şeye burnunu sokan kimse stickler [obsolete] i.
tekrar kullanıma sokan kimse resurrectionist i.
her şeye burnunu sokan impertinent s.
şakayla karışık laf sokan pawky s.
her şeye burnunu sokan meddlesome s.
her şeye burnunu sokan nosey s.
başkasının işine burnunu sokan nosey s.
her şeye burnunu sokan officious s.
her şeye burnunu sokan interfering s.
burnunu sokan meddling s.
şoka sokan shocky s.
günaha sokan sinful s.
nizama sokan regulative s.
günaha sokan ungodly s.
günaha sokan unhallowed s.
her şeye burnunu sokan keyhole s.
her şeye burnunu sokan overofficious s.
başkasının işine burnunu sokan polypragmatic s.
başkasının işine burnunu sokan polypragmatical s.
hataları gereksiz yere göze sokan faultfinding s.
hataları gereksiz yere göze sokan fault-finding s.
her şeye burnunu sokan pantopragmatic s.
aynı sıraya sokan positioning s.
çıkmaza sokan dilemmatic s.
burnunu sokan pushy [dialect] s.
laf sokan catty s.
her şeye burnunu sokan busybody N.
Konuşma Dili
başkalarının işine burnunu sokan kişi a nosey parker i.
sürekli olarak başını belaya sokan kimse trouble magnet i.
her şeye burnunu sokan meraklı kimse noser i.
başını belaya sokan kimse heller i.
parmağını burnuna sokan kimse nose-picker i.
sıkıntıya sokan şey hell i.
sıkıntıya sokan unlucky [dialect] s.
Deyim
başkasının işine burnunu sokan kimse cuckoo in the nest i.
başkalarının işine burnunu sokan nosy parker i.
başkalarının işine burnunu sokan nosey-parker i.
gülmekten karınlara ağrılar sokan gaf a real howler i.
günaha sokan her şey the world, the flesh, and the devil i.
başkalarının işine/sorunlarına burnunu sokan tip meddlesome matty i.
her şeye burnunu sokan kimse addle-plot [obsolete] i.
birinin işine sürekli burnunu sokan kimse a back-seat driver i.
başkalarının işine burnunu sokan kimse a nosy parker [uk] i.
başkalarının işine karışan/burnunu sokan kimse eagle-eye i.
her şeye burnunu sokan kimse paul pry i.
(birinin) işine çomak sokan kimse olmak be a thorn in (one's) side f.
(birinin) işine çomak sokan kimse olmak be a thorn in (one's) flesh f.
işine çomak sokan kimse olmak be a thorn in your flesh/side f.
(birinin) işine çomak sokan kimse olmak become a thorn in (one's) flesh f.
(birinin) işine çomak sokan kimse olmak become a thorn in (one's) side f.
burnunu herşeye sokan biri gibi konuşmak istemiyorum ama I don't want to sound like a busybody but expr.
Hukuk
iki tarafı da bağlayıcı hükümlerle taahhüt altına sokan sözleşme synallagmatic contract i.
Sanayi
betonarme çeliği kalıplara sokan işçi rodman i.
Teknik
kil veya sıcak camı şekle sokan hareketli parça plunger i.
Demiryolu
sinyalde sorun olması halinde treni durdurmak için otomatik olarak freni devreye sokan cihaz train stop i.
Veterinerlik
atların toynaklarını yumuşatan, süngerimsi bir hale sokan bir hastalık canker i.
Spor
topu oyuna sokan oyuncu thrower in i.
kendi topunu deliğe sokan vuruş hazard i.
(bilardoda) rakibin topunu deliğe sokan vuruş hazard i.
rakibe baskı yaparak onu zora sokan etkili oyun pressure i.
Basketbol
topu dışardan oyuna sokan takımın kullandığı oyun out of bounds play i.
Eski Kullanım
her işe burnunu sokan meraklı kimse quidnunc i.
her şeye burnunu sokan meraklı kimse nosey i.
her şeye burnunu sokan kimse whisk i.
sokan sinek oestrus i.
siyasete burnunu sokan kimse statemonger i.
başkasının işine burnunu sokan pragmatic s.
Argo
burnunu sokan buttinsky i.
hapishaneye kaçak mal sokan tip runner i.
cezaevine kaçak mal sokan kimse mule i.
havaya sokan şarkı banger i.
burnunu sokan buttinski i.
İngiliz Argosu
yüzünü komik komik şekillere sokan gurner i.
başkasının işine burnunu sokan nebby s.
tribe sokan (uyuşturucu) trippy s.
Modern Argo
alarmları devreye sokan olay/durum alarmer i.
işime burnunu sokan all up in my kool-aid s.
her şeye burnunu sokan all up in it s.
işine burnunu sokan all up in your shit s.