ta - Türkçe İngilizce Sözlük

ta

"ta" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 2 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
ta ünl. ingilizler tarafından kullanılan ve teşekkürler anlamına gelen kelime
Teknik
ta i. tantalın simgesi

"ta" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 3 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
ta even zf.
ta even until ed.
Kimya
ta symbol of tantale i.

"ta" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
ta kendisi the epitome of i.
utah’ta bir kasaba layton i.
1 mayıs'ta kızların etrafında dans ettiği çiçeklerle süslü direk maypole i.
abd connecticut'ta bir kasaba killingly i.
6 ocak´ta kutlanan bir yortu epiphany i.
star wars'ta kullanılan şarjlı, düşük zekalı robotlar droid i.
teksas'ta bir şehir laredo i.
-in ta kendisi the epitome of i.
ta kendisi embodiment i.
gerçeğin ta kendisi the plain truth i.
penjap'ta bir şehir bathinda i.
new york'ta yaşayan kişi new yorker i.
1800'lerde new york'ta güçlü demokratik ve politik bir topluluk olan tammany hall'ın etkinlik ve ilkeleri tammanyism i.
1800'lerin sonu ve 1900'lerin başında new york'ta demokrat parti'nin içinde yer alan politik topluluk tammany i.
ta-ra sakızı tara gum i.
teksas'ta eskiden kullanılan yaklaşık 177 dönümlük bir arazi alanı labour i.
teksas'ta eskiden kullanılan yaklaşık 177 dönümlük bir arazi alanı labor i.
new york'ta yaşayan porto rikolu neorican i.
new york'ta bir süre yaşayıp memleketine dönmüş porto rikolu neorican i.
teksas'ta yaşayan ispanyol asıllı kimse tejano i.
(geçmişte) new york'ta yolsuzluk ve rüşvet ile bilinen bölge tenderloin [usa] i.
21 aralık'ta st. thomas gününde evden eve dolaşıp dilenmek thomasing [brit] i.
arkansas'ta yaşayan kimse arkansan i.
arkansas'ta yaşayan kimse arkansawyer i.
pencap'ta yaşayan kimse east punjabi i.
kansas'ta yaşayan kimse kansan i.
bath'ta yaşayan kimse bathonian i.
utah'ta yaşayan kimse utahan i.
(özellikle new orleans'ta) mardi gras karnavalı kapsamındaki balo ve geçit töreni gibi etkinlikleri finanse eden özel sosyal kulüp krewe i.
(iran veya ırak'ta) parlamento majles i.
(iran veya ırak'ta) parlamento mejliss i.
(iran veya ırak'ta) parlamento mejlis i.
vermont'ta yaşayan kimse vermonter i.
levant'ta yaşayan kimse levanter i.
levant'ta yaşayan kimse levantine i.
1 mayıs'ta çiçeklerle süslü bir direğin etrafında kurdelelerle yapılan bir halk dansı maypole dance i.
(birleşik krallık'ta) rock müzikten ve kaykaydan hoşlanan bir genç mosher i.
(hristiyanlık'ta) dini toplantılar sırasında herkesin önünde tövbe eden kimse mourner i.
ırak'ta bataklık arazilere inşa edilen sazdan kulübe mudhif i.
gucarat'ta yaşayan kimse gujarati i.
1960'ta bağımsız hale gelen ve geçici askeri hükümetle yönetilen bir kuzeybatı afrika ülkesi muritaniya i.
(eskiden new york'ta) bir pipoluk tütün içilecek mesafe pipe i.
kıbrıs'ta yaşayan kimse cypriote i.
güney fas'ta yaşayan bir berberi halkı shilluh i.
güney fas'ta yaşayan bir berberi halkı shluh i.
güney fas'ta yaşayan bir berberi halkı shilha i.
cebelitarık'ta kullanılan bir madeni para sovereign i.
(new york'ta) yerel yargı görevlisi surrogate i.
(new york'ta) soho soho i.
ta kendisi olmak (somut bir şeyin) personify f.
(hristiyanlık'ta) dini kardeşlik altında toplamak consociate [us] f.
facebook'ta aramak facebook f.
(ios'ta) yazılım kısıtlamalarını kaldırmak jailbreak f.
ta kendisi quintessential s.
new york'ta bir süre yaşayıp memleketine dönmüş porto rikolulara ait neorican s.
new york'ta yaşayan porto rikolulara ait neorican s.
ta kendisi veriest s.
ta başından all along zf.
ta ötede over there zf.
ta ki even zf.
ta kendisi very zf.
new york'ta küçük tiyatro, salon, kilise gibi yerlerde bulunan deneysel tiyatrolarda off off broadway zf.
new york'ta küçük tiyatro, salon, kilise gibi yerlerde sahnelenen deneysel tiyatro oyunlarında off off broadway zf.
ta orada owerby [dialect] [scotland] zf.
ta -e kadar clear to ed.
ta kendisi his very self zm.
ta ki in order that bağ.
ta ki so that bağ.
ta ki until bağ.
ta kendisi the very same ünl.
birleşik krallık'ta yaygın kullanılan seçim tekniği pig (persuade identify gotv) kısalt.
İfadeler
ta ilk zamanlardan bu yana since the beginning of time zf.
ta başından beri from the very first expr.
ta kendisi there's (or that's) for you expr.
Konuşma Dili
gerçeğin ta kendisi reality itself i.
porto rikolu olup new york'ta yaşayan kimse nuyorican i.
birleşik krallık'ta eskiden 16-18 yaş arasındaki gençlere staj ve çalışma sağlayan programla işe girmiş genç yopper [uk] i.
oxford üniversitesi'ne bağlı bulunan magdalen college'ta verilen bir burs tipi demy i.
(birleşik krallık'ta) kooperatifin ödediği temettü divi [dated] i.
ta (bir yere) kadar gitmek go all the way to (some place) f.
porto rikolu olup new york'ta yaşayanlarla ilgili nuyorican s.
facebook'ta resmileşmiş (ilişki) facebook official s.
facebook'ta ilan edilmiş (ilişki) facebook official s.
facebook'ta onaylanmış (ilişki) facebook official s.
kabadayılık yapan aslında korkağın ta kendisidir bully is always a coward expr.
ta kendisi selfsame expr.
birinin ta kendisi none other than somebody expr.
Deyim
gerçeğin ta kendisi the bare truth i.
1929'da new orleans'ta grev yapan işçilere bölgedeki bir restoranın yapıp verdiği sandviç (poor boy'un kısaltılmışı) po' boy i.
(birinin) ta kalbinin içi cockles of (one's) heart i.
(birinin) ta kalbinin içi cockles of (one's) heart i.
şeytanın ta kendisi devil in disguise i.
şeytanın ta kendisi the devil incarnate i.
ölümün ta kendisi king of terrors i.
ta kalbinin içi cockles of heart i.
ta kendisi the mccoy i.
arafat´ta soyulmuş hacıya dönmek lose everything one has and have nowhere to turn f.
ta baştan beri out of the chute zf.
ta baştan right from the word go expr.
ta kendisi large as life expr.
ta kendisi the real mccoy expr.
ta kendisi (bir de ne göreyim/tam karşımda/gelmiş) as big as life expr.
ta kendisi (bir de ne göreyim/tam karşımda/gelmiş) as large as life expr.
mars'ta mı yaşıyorsun? what planet are you on? expr.
ta fizana kadar all the way to egery and back expr.
ta içinde deep down inside expr.
mayıs'ta sat ve uzaklaş sell in may and stay away expr.
biri ay'da mı/mars'ta mı yaşıyor? what planet is somebody on? expr.
ta ötede over yonder expr.
Konuşma
gerçeğin ta kendisi the naked truth i.
gerçeğin ta kendisi the very truth i.
gerçeğin ta kendisi the simple truth i.
kıbrıs'ta mı yaşıyorsun? do you live in cyprus? expr.
kıbrıs'ta mı yaşıyorsun do you live in cyprus expr.
vegas'ta olan vegas'ta kalır what happens in vegas stays in vegas expr.
facebook'ta arkadaşlar they are friends on facebook expr.
facebook'ta arkadaşız we are friends on facebook expr.
Ticaret/Ekonomi
new york'ta wall street'te yoğunlaşan bankalar, yatırım kuruluşları ve menkul değerler borsalarına verilen genel isim wall street i.
merkezi new york'ta bulunan gelişmiş bir bilgisayarlı denkleştirme sistemi clearing house interbank payment system i.
1944'de amerika'da bretton woods'ta (new hampshire) yapılan ve savaş'tan sonraki uluslararası para sisteminin kararlaştırıldığı bretton woods conference i.
(birleşik krallık'ta) bir mülkün kirasının muhitindeki benzerlerine ve kiracıların eğilimlerine göre belirlendiği sistem market rent i.
eskiden kıbrıs'ta kullanılan bir para birimi mil i.
ondalık sisteme geçilmeden önce birleşik krallık'ta kullanılıp pound, şilin, peniden oluşan para sistemi old money [uk] i.
cebelitarık'ta kullanılmak üzere basılan bir madeni para crown i.
birleşik krallık'ta kullanılan yatırıma dayalı bir birikim yöntemi pep (personal equity plan) i.
(birleşik krallık'ta) malların sahibine teslim edlimesini emrini verip vergilerin ödenmesini onaylayan bir gümrük belgesi docket [uk] i.
(barbados'ta) mesai saatleri sonrası ev eşyaları satan küçük dükkan first aid i.
(borsada mayıs-ekim arası yaşanan istikrarsızlıktan etkilenmemek için) mayıs'ta sat sell in may expr.
(eskiden birleşik krallık'ta) kaynağında ipotek faiz indirimi miras (mortgage interest relief at source) kısalt.
(birleşik krallık'ta) yemek fişi lv (luncheon voucher) [uk] kısalt.
(birleşik krallık'ta) teminatlı hisse senedi tahvili geb (guaranteed equity bond) kısalt.
Hukuk
dava ile ilgili olmadığı halde duruşmada hazır olup ta mahkemenin dikkatini maddi veya hukuki bir meseleye celbeden kimse friend of the court i.
(maine, hampshire veya vermont'ta) devletin kişiye veya kuruma verdiği küçük idari bölge grant i.
Siyasal
fas'ta yaşayan etnik bir grup chiadma i.
fas'ta yaşayan etnik bir grup jebala i.
ta oi ta oi i.
marksizm ve panislamizmi birleştirmeyi amaçlayan, önceden ırak'ta, şimdilerde suriye'de aktif olan michel aflaq tarafından kurulan arap sosyalist partisi ba'ath i.
marksizm ve panislamizmi birleştirmeyi amaçlayan, önceden ırak'ta, şimdilerde suriye'de aktif olan michel aflaq tarafından kurulan arap sosyalist partisi ba'th i.
1800'lerde new york'ta güçlü demokratik ve politik bir topluluk olan tammany hall'ın etkinlik ve ilkeleri tammanism i.
1800'lerde new york'ta güçlü demokratik ve politik bir topluluk olan tammany hall'ın etkinlik ve ilkeleri tammanyism i.
birleşik krallık'ta ırkçı ve radikal politikaları ile bilinen aşırı sağ parti national front i.
kuzey teksas'ta yaşayan ve kado dilini konuşan kızılderililerin kurduğu büyük bir konfederasyon texas i.
birleşik krallık'ta bir protestan kilise united reformed church i.
new york'ta tammany society organizasyonunda üst düzey makam sachemdom [us] i.
new york'ta tammany society organizasyonunda üst düzey makam sachemship i.
new york'ta tammany society organizasyonunda üst düzey yetkili sachem i.
(arnavutluk'ta) hükümdar mpret i.
ırak'ta bulunan iranlı gerillalar mujahedeen khalq i.
çin halk cumhuriyeti'nin ekonomik sorunları çözmek için 1959-60'ta yürüttüğü emek yoğun sanayileşme projesi great leap forward i.
ırak'ta saddam hüseyin yönetimine karşı birleşen çeşitli gruplardan oluşan topluluk inc i.