vain - Türkçe İngilizce Sözlük

vain

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

vain — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kibirli, boşuna
Okunuş (IPA):
(AmE /veɪn/ – BrE /veɪn/)
Terim Türü:
Sıfat
Kendini aşırı beğenme ya da sonuçsuz çaba durumu. Latince vanus (“boş”) kökünden evrilmiştir. Ahlaki ve psikolojik bağlamlarda iki yönlü anlam taşır.
Eş Anlamlılar:
conceited, futile
Zıt Anlamlılar:
modest, effective

"vain" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 25 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
vain s. nafile
He reached up in a vain effort to change the bulb.
Ampulü değiştirmek için nafile bir çabayla yukarı uzandı.

More Sentences
vain s. faydasız
A vain attempt.
Faydasız bir girişim.

More Sentences
vain s. beyhude
Genel
vain s. kibirli
He is very vain about his good looks.
Yakışıklılığı konusunda çok kibirlidir.

More Sentences
vain s. kendini beğenmiş
I think Tom is vain.
Tom'un kendini beğenmiş olduğunu düşünüyorum.

More Sentences
vain s. hükümsüz
vain s. abes
vain s. sonuçsuz
vain s. gösterişçi
vain s. kendi görünüşünü çok beğenen
vain s. mağrur
vain s. neticesiz
vain s. gururlu
vain s. kuru
vain s. değersiz
vain s. anlamsız
vain s. ham
vain s. kıymetsiz
vain s. verimsiz
vain s. boş
vain s. yararsız
vain s. aptalca
vain s. ahmakça
vain s. budalaca
Eski Kullanım
vain s. saçma

"vain" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 53 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
in vain zf. beyhude
in vain zf. boşu boşuna
in vain zf. boşuna
Genel
vain promise i. boş söz
vain hope i. boş umut
vain hope i. boş beklenti
vain [obsolete] i. gösteriş
vain [obsolete] i. kibir
vain [obsolete] i. beyhudelik
die in vain f. güme gitmek
talk in vain f. çene yormak
ruin oneself in vain f. kendini boş yere harap etmek
wait in vain f. ayazlamak
die in vain f. pisi pisine ölmek
wait in vain f. boşuna beklemek
waste time in vain f. boşa zaman harcamak
wait in vain f. haybeye beklemek
wait in vain f. boş yere beklemek
take the name of god in vain f. allah'ın adını boş yere ağzına almak
waste time in vain f. gereksiz yere zaman harcamak
take the name of god in vain f. tanrıya saygısızlık/hakaret etmek
keep someone busy in vain f. birini boşuna oyalamak
cry in vain f. boşu boşuna ağlamak
render vain f. boşa harcamak
render vain f. geçersiz kılmak
vain of s. … ile çok övünen
vain of s. ile böbürlenen
vain about s. … ile çok övünen
in vain zf. nafile yere
in vain zf. kuru kuruya
in vain zf. pisi pisine
in vain zf. boş yere
in vain zf. nafile
in vain zf. saygısızca
in vain zf. haybeye
Deyim
vain hope i. boş hayal
vain hope i. boş umut
vain hope i. boş ümit
richard of york gave battle in vain i. baş harflerinden ingilizce olarak gökkuşağının renklerini (red, orange, yellow, green, blue, indigo, violet) hatırlayabilmek için uydurulmuş bir anımsatıcı cümle
take somebody's name in vain f. birisinin arkasından konuşmak
take somebody's name in vain f. (ortamda olmayan) birisinin adını (özellikle eleştirerek) anmak
take a name in vain f. birisinin arkasından kötü konuşmak
take the name of god in vain f. tanrı'nın adını küfür ile ağzına almak
as vain as a peacock expr. burnu havada
as vain as a peacock expr. kibirli
as vain as a peacock expr. ekin iti gibi kendini beğenmiş
vain as a peacock expr. çok gururlu
Konuşma
died in vain expr. pisi pisine gitti
died in vain expr. pisi pisine öldü
in vain expr. boşuna mı
these boys are dying in vain expr. bu çocuklar boşuna ölüyor
Botanik
red vain i. kırmızı damar
Argo
in vain expr. boku bokuna