wheel - Türkçe İngilizce Sözlük

wheel

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

wheel — Definition

Anlamı ve Tanımı:
tekerlek
Okunuş (IPA):
(AmE /wiːl/ – BrE /wiːl/)
Terim Türü:
İsim: wheel (wheels); Fiil: wheel (wheels – wheeled – wheeling)
Dönerek hareket sağlayan dairesel parça. Eski İngilizce hwēol kökünden evrilmiştir. Mekanik ve ulaşım tarihinin temel icatlarından biri olarak kabul edilir.
Eş Anlamlılar:
rim (contextual)
Zıt Anlamlılar:
axle (contextual)

"wheel" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 75 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
wheel i. çark
Surely humanity cannot be reduced to the level of political wheeling and dealing.
Şüphesiz insanlık, siyasi çark ve pazarlık düzeyine indirgenemez.

More Sentences
wheel i. tekerlek
There seems to be something wrong with the back wheels.
Arka tekerleklerde bir sorun var gibi duruyor.

More Sentences
Genel
wheel i. dişli
Try turning the gear wheel left.
Vites dişlisini sola döndürmeyi deneyin.

More Sentences
wheel i. direksiyon
I am never scared if my dad is behind the wheel.
Direksiyonda babam varsa asla korkmam.

More Sentences
wheel i. dümen
Take the wheel, Tom.
Dümene sen geç Tom.

More Sentences
wheel i. araba
Do you love getting behind the wheel of your car and cruising around town?
Arabanızın direksiyonuna geçmeyi ve şehirde dolaşmayı seviyor musunuz?

More Sentences
wheel i. tekerlek
There seems to be something wrong with the back wheels.
Arka tekerleklerde bir sorun var gibi duruyor.

More Sentences
wheel f. dönmek
She wheeled around and started chasing him.
Aniden döndü ve onu kovalamaya başladı.

More Sentences
wheel f. sürmek
She wheeled her suitcase to the door.
Bavulunu kapıya doğru sürdü.

More Sentences
wheel f. (tekerlekli bir araçla) götürmek
Nurses wheeled me to the door.
Hemşireler beni kapıya kadar götürdü.

More Sentences
Teknik
wheel i. teker
What is necessary is to throw some sand into the wheels of the currency speculators, stockbrokers and option traders.
Yapılması gereken, döviz spekülatörlerinin, borsacıların ve opsiyon tüccarlarının tekerine çomak sokmaktır.

More Sentences
wheel i. tekerlek
There seems to be something wrong with the back wheels.
Arka tekerleklerde bir sorun var gibi duruyor.

More Sentences
Otomotiv
wheel i. jant
Tom gave me a nice set of aluminum wheels, but he kept the tires.
Tom bana güzel bir alimünyum jant seti verdi ama o lastikleri sakladı.

More Sentences
wheel i. tekerlek
There seems to be something wrong with the back wheels.
Arka tekerleklerde bir sorun var gibi duruyor.

More Sentences
Genel
wheel i. direksiyon simidi
wheel i. çarkıfelek
wheel i. deveran
wheel i. dolap
wheel i. bisiklet
wheel i. direksiyon volanı
wheel i. dönme
wheel i. işkence çarkı
wheel f. sürülmek
wheel f. gitmek (tekerlekli bir araç)
wheel f. döndürmek
wheel f. yuvarlanmak
wheel f. araba ile götürmek
wheel f. çark ettirmek
wheel f. gitmek (tekerlekli bir araçla)
wheel f. el arabasıyla götürmek
wheel f. daireler çizerek dönmek
wheel f. ilerlemek
wheel f. sürmek (tekerlekli bir aracı)
wheel f. tekerlekli bir şeyi itmek
wheel f. tekerlekler üstünde yürütmek
wheel f. tekerlek takmak
wheel f. tekerleğin dış kaplamasını temizlemek
wheel f. tekerlekler üzerinde hareket etmek
Teknik
wheel i. disk
wheel i. dönme dolap
wheel i. hareket aksamı
wheel i. pervane
wheel i. su çarkı
wheel i. çıkrık
wheel i. tekne pervanesi
wheel i. tekne uskuru
wheel i. şekli veya hareketi tekerleği andıran şey
wheel i. fırıldak
wheel i. çarkıfelek
wheel f. çark etmek
wheel f. eksen etrafında dönmek
wheel f. kavisli veya dairesel bir rotada uçmak
wheel f. girintili çıkıntılı bir tekerlekle (ayakkabı topuğunun üst kenarını) işlemek
Elektrik
wheel f. (elektrik enerjisini) enerji iletim hatları aracılığıyla veya üzerinden iletmek veya aktarmak
Otomotiv
wheel i. direksiyon simidi
wheel i. motorlu araç
wheel i. motorlu araca erişim
wheel i. tekerlek jantı
wheel i. jant çemberi
Denizcilik
wheel i. dümen kamarası
wheel i. dümen dolabı
wheel i. dümen köşkü
wheel i. vapur çarkı
Mutfak
wheel i. peynir tekeri
wheel i. büyük yuvarlak peynir bloğu
Fizik
wheel i. ateşlendiğinde havada dönen bir tür havai fişek
Edebiyat
wheel i. (şiirde) bir kıtanın son kısmını oluşturan kısa kafiyeli dizeler
Tarih
wheel i. ortaçağ avrupası'nda işkence için kullanılan çark
Arkeoloji
wheel i. antik çağ sanatında tekerleği andıran yarıçaplara sahip sembolik dairesel tasarım
Askeri
wheel i. birliklerin, gemilerin dönme hareketi
Spor
wheel i. spor ligi
Müzik
wheel i. nakarat
Argo
wheel i. nüfuzlu kişi
wheel i. çok fazla güce veya etkiye sahip kimse
wheel i. (pokerde) en düşük el

"wheel" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
steering wheel i. direksiyon
wheel of fortune i. çarkıfelek
Genel
disc wheel i. diskli tekerlek
wheel horse i. araba atı
wheel balance i. balans ayarı
rim wheel i. çemberli kasnak
water wheel i. dolap
grinding wheel i. zımpara taşı
potter's wheel i. çömlekçi çarkı
leading wheel i. ön tekerlek
mill wheel i. değirmen çarkı
wheel alignment i. motorlu taşıta ait tekerleklerin ayarlanması
gear wheel i. çark
grinding wheel i. döner bileğitaşı
wagon wheel i. vagon tekeri
gear wheel i. dişli çark
wheel chain i. dümen zinciri
paddle wheel i. vapur çarkı
ratchet wheel i. cırcırlı makara
rim of a wheel i. jant
a big wheel i. nüfuzlu kimse
catherine wheel firework i. çarkıfelek
roulette wheel i. rulet tekerleği
cart wheel i. araba tekerleği
winding wheel i. çıkrık
emery wheel i. zımpara çarkı
nose wheel i. burun tekerleği
bull wheel i. sondaj çarkı
wheel jack i. tekerlek krikosu
water wheel i. su çarkı
locking wheel i. kilit çarkı
ratchet wheel i. mandallı çark
wheel lock i. emniyet kilidi
hour wheel i. saat çarkı
control wheel i. levye
wheel chair i. tekerlekli sandalye
castering wheel i. hareketli tekerlek
road trailer wheel i. karayolu tekeri
front housing wheel i. ön yardımcı tekerlek
all-wheel bulldozer i. lastik tekerlekli dozer
gear for four-wheel drive i. arazi vitesi
front-wheel drive i. önden çekişli
rear-wheel drive i. arkadan çekişli
water-wheel i. dolap
prayer wheel i. dua çarkı
rubber wheel i. lastik tekerlek
hamster wheel i. hamsterlerin kafes içerisinde üzerilerinde döndükleri tekerlek
hamster wheel i. hamster tekerleği
dish wheel i. tabak çarkı
wheel of life i. yaşam çarkı
hind wheel i. arka tekerlek
wheel path i. tekerlek yolu
use of the wheel i. tekerleğin kullanılması
ferris wheel i. dönme dolap
big wheel i. dönme dolap
observation wheel i. dönme dolap
car steering wheel i. araba direksiyonu
wheel-spinning i. patinaj
invention of the wheel i. tekerleğin icadı
wooden water wheel i. ahşap su çarkı
word wheel i. kelime çarkı
word wheel i. sözcük çarkı
luggage wheel i. bavul tekeri
suitcase wheel i. bavul tekeri
wheel arch i. çamurluk davlumbazı
medicine wheel i. şifa çemberi
catharine wheel i. spiral tüp biçiminde hazırlanmış bir tür havai fişek
catherine wheel i. spiral tüp biçiminde hazırlanmış bir tür havai fişek
catharine wheel i. şişleri kenardan dışarı çıkan tekerlek
wheel of fortune i. feleğin çarkı
wheel horse i. (siyasi kuruluşta) çalışkan ve güvenilir işçi
wheel horse i. güçlü ve çalışmaya rıza gösteren at
wheel horse [us/canada] i. istikrarlı veya çok çalışan kimse
medicine-wheel i. şifa çemberi ile ilişkili olarak taşları dört yöne doğru özel bir desen oluşturacak şekilde dizerek inşa edilen taş anıt
heart wheel i. sabit rotatif hareketi sabit karşılıklı harekete çevirmek için kullanılan kalp şeklindeki kam
current wheel i. akıntı çarkı
ferris wheel i. bir lunapark aleti
pendulum wheel i. saat balansı
pot wheel i. su çarkı
fifth wheel i. fazla şey
fifth wheel i. fazladan kişi
fire wheel i. çarkıfelek havai fişek
fire-wheel i. çarkıfelek havai fişek
snail wheel i. (saatlerde) spiral biçimli bir kam çeşidi
wheel of time i. zamanın çarkı
wheel of time i. zaman çarkı
stream wheel i. su çarkı
stream wheel i. suyun akış hızını ölçen çark
wheel around f. birdenbire dönmek
turn the wheel hard f. direksiyonu kırmak
put a spoke in somebody's wheel f. engel olmak
wheel around f. dönüvermek
wheel about f. dönmek
wheel around f. dönmek
invent the wheel f. tekerleği icat etmek
invent the wheel f. tekerleği bulmak
wheel in f. çark etmek
wheel around f. etrafında döndürmek
wheel about f. birdenbire dönmek
wheel about f. dönüvermek
put one's shoulder to the wheel f. gayretle çalışmaya başlamak
wheel round f. birdenbire dönmek
wheel round f. dönüvermek
wheel out f. ortaya çıkarmak
wheel out f. dışarı çıkarmak
wheel out f. ileri sürmek
wheel out f. daha önceden yapılan birşeyi temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp öne sürmek
fall asleep at the wheel f. direksiyonda uyuyakalmak
fall asleep at the wheel f. direksiyonda uyumak
fall asleep at the wheel f. direksiyon başında uyuyakalmak
take the wheel f. direksiyon başına geçmek
get behind the wheel f. direksiyonun başına geçmek
take the wheel f. direksiyonun başına geçmek
take the wheel f. direksiyona geçmek
get behind the wheel f. direksiyona geçmek
fall asleep at the wheel f. direksiyon başında uyumak
get behind the wheel f. direksiyon başına geçmek
go behind the steering wheel f. direksiyon sallamak
spin the wheel f. çarkı döndürmek
break upon a wheel f. tekerleğe bağlayıp çekerek idam etmek
break upon a wheel f. tekerleğe bağlayıp çekerek işkence etmek
heart wheel s. kalp şeklinde kam
wheel-shaped s. şekli tekerleğe benzeyen
wheel-worn s. tekerlek sürtünmesi ile aşınan
wheel-like s. tekerlek gibi yuvarlak olan
at the wheel zf. yönetimde
at the wheel zf. direksiyonda
at the wheel zf. idare etmekte
at the wheel zf. dümende
Öbek Fiiller
wheel someone or something away f. birini veya bir şeyi tekerlekli bir araçla götürmek
wheel someone or something away f. birini veya bir şeyi tekerlekli bir araçla taşımak
wheel someone or something away f. birini veya bir şeyi tekerlekli bir araçla alıp götürmek
wheel around f. hızlı hızlı dönmek
wheel around f. hemen geriye dönmek
wheel out f. tekerlekli bir araçla ayrılmak
wheel around f. daireler çizmek
wheel out f. tekerlekli sandalyeyle çıkarmak
wheel around f. birini tekerlekli bir şeyle itmek
wheel out f. tekerlekli bir araçla taşınmak
wheel around f. hemen geriye döndürmek
wheel out f. tekerlekli bir araçla terk etmek/gitmek
wheel around f. fırıl fırıl dönmek
wheel out f. tekerlekli bir araçla dışarı çıkarmak
wheel around f. aniden arkasını dönmek
wheel around f. dönüp durmak
wheel around f. tekerlekli bir aracı bir yerde iterek gezdirmek
wheel out f. tekerlekli bir şey üzerinde getirmek
wheel around f. hızlıca ters yöne döndürmek
wheel out f. tekerlekli bir araçla iterek bir yerin dışına çıkarmak
wheel around f. tekerlekli bir aracı bir yerde iterek yürütmek