your - Türkçe İngilizce Sözlük

your

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

your — Definition

Anlamı ve Tanımı:
senin, sizin
Okunuş (IPA):
(AmE /jʊr/ – BrE /jɔː/)
Terim Türü:
Belirteç/Sıfat
İkinci tekil veya çoğul kişi iyelik sıfatı. You zamiriyle bağlantılıdır. Sahiplik ve aidiyet ilişkisini doğrudan kurar.
Eş Anlamlılar:
possessive determiner
Zıt Anlamlılar:
my, their

"your" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 6 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
your zm. senin
My dear Dagmar, a veritable fanfare of compliments has been sounded in your honour today.
Sevgili Dagmar, bugün senin şerefine gerçek bir iltifat tufanı koptu.

More Sentences
Genel
your zm. sizin
Did you bring your documents?
Sizin belgeleri de getirdiniz mi?

More Sentences
your zm. -niz
your zm. bildiğiniz
your zm. nız
your zm. bildiğin

"your" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
enjoy your meal ünl. afiyet olsun
eat to your heart's content expr. tıka basa yiyin
Genel
take your time i. acele etme
a feather in your cap i. gelecekte yararı dokunacak bir başarı
thanks for your help i. yardımınız için teşekkürler
thanks for your help i. yardımın için teşekkürler
the depth of your eyes i. gözlerindeki derinlik
beat your neighbour out of doors i. bir kağıt oyunu
beat your neighbour out of town i. bir kağıt oyunu
beggar-your-neighbour i. bir kağıt oyunu
none of your payments i. ödemelerinizden hiçbiri
best day of your life i. hayatının en iyi günü
purpose of your visit i. ziyaret nedeniniz
topic/subject of your article i. makalenizin konusu
an ace up your sleeve i. avantaj olarak kullanılacak bir şey
your county i. sizin ülkeniz
your last photo i. son fotoğrafın
your country i. senin ülken
your country i. ülken
your county i. ülkeniz
middle of your forehead i. alnının ortası
roll-your-own cigarettes i. sarma sigara
roll-your-own cigarettes i. kişinin kendi sardığı sigara
the voice inside your head i. iç sesim
the voice inside your head i. içimdeki ses
your internal monologue i. iç ses
the voice inside your head i. iç ses
your internal monologue i. iç sesim
your internal monologue i. içimdeki ses
keep your promise f. sözünü tutmak
put your foot down f. sert bir dille uyarmak
put your best foot forward f. daha hızlı yürümeye başlamak
mind your business f. sen kendi işine bak
keep your word f. sözünü tutmak
tear your hair out f. saç baş yolmak
be as good as your word f. verdiği sözü tutmak
even if it involves a risk your life f. kelleyi koltuğa almak
be at the back of your mind f. aklının bir köşesinde bulunmak
take a look at your situation f. durumuna bakmak
be a weight off your mind f. sorundan kurtulmuş olmak
be a load off your mind f. problemi çözmüş olmak
be a weight off your mind f. problemi çözmüş olmak
be a load off your mind f. sorundan kurtulmuş olmak
get it off your chest f. ağzındaki baklayı çıkartmak
get it off your chest f. eteğindeki taşları dökmek
get your nose out of joint f. alınmak
not count your chickens before they hatch f. kasaptaki ete soğan doğramamak
get your act together f. işleri daha etkili çözebilmek için faaliyetlerini daha iyi düzenlemek
take your foot off the gas f. gazdan ayağını çekmek
put somebody over your knee f. dizine yatırıp dövmek/cezalandırmak
go with your instincts f. içgüdülerinle hareket etmek
go with your instincts f. içgüdülerine göre davranmak
top-up your phone f. kontör yüklemek
can't hold in your stool f. dışkısını tutamamak
can't control your bowels f. kakasını tutamamak
can't hold in your stool f. kakasını tutamamak
can't hold in your pee f. çişini tutamamak
can't hold in your pee f. idrarını tutamamak
can't control your bowels f. dışkısını tutamamak
say your goodbyes f. helalleşmek
hide your feelings f. duygularını gizlemek
give away your age f. yaşını göstermek
articulate your feelings f. duygularına tercüman olmak
articulate your feelings f. tercüman olmak
give up your seat for elderly f. yaşlılara yer vermek
give up your seat to elderly f. yaşlılara yer vermek
cracked your head open f. kafasını yarmak
cracked your head open f. başını yarmak
hit the heels of your heels together f. topuklarını birbirine vurmak
stamp your heels f. topuklarını birbirine vurmak
click your heels f. topuklarını birbirine vurmak
get your ear cartilage pierced f. kulak kıkırdağını deldirmek
have your ear cartilage pierced f. kulak kıkırdağını deldirmek
open your hands f. ellerini açmak
balance your weight f. kiloyu dengede tutmak
maintain your weight f. kiloyu dengede tutmak
maintain your weight f. kiloyu korumak
balance your weight f. kiloyu korumak
cross your legs f. bacak bacak üstüne atmak
pursue your dreams f. hayallerinin peşinden gitmek
put your arm around someone f. kolunu birinin omzuna koymak
throw out your back f. beli tutulmak
vote with your wallet f. cebini düşünerek oy kullanmak
break your fast f. orucunu açmak
as plain as the nose on your face s. apaçık
contributed to your offending s. suç işlemenize sebep olmuş
as plain as the nose on your face s. besbelli
at your discretion s. nasıl isterseniz
at your discretion s. arzunuza bağlı
as plain as the nose on your face s. gün gibi ortada
as plain as the nose on your face s. bariz
as plain as the nose on your face s. açık seçik
in-your-face s. sert
in-your-face s. agresif
off your guard s. dikkatli
off your guard s. ihtiyatlı
off your guard s. tetikte
off your guard s. hazırlıksız
at your risk zf. tehlike sorumluluğu size ait olmak üzere
at your peril zf. günahı boynuna
within your discretion zf. nasıl isterseniz
at your discretion zf. uygun bulursanız
fyi (for your information) zf. bilgilerinize
within your discretion zf. arzunuza bağlı
on your own zf. kendi kendine
for your own good zf. iyiliğiniz için
at your risk zf. ziyan olduğu takdirde sizin hesabınıza
for your own good zf. iyiliğin için
for your own good zf. kendi iyiliğiniz için
at your beck and call zf. her emre amade
at your own risk zf. riski size ait olmak üzere
at your earliest convenience zf. müsait olduğun zaman
with your sanction zf. müsaadenizle
to your delight zf. kendi zevkinize göre
agreeably to your request zf. istemiş olduğunuz üzere
agreeably to your request zf. arzu ettiğiniz üzere
to your delight zf. kendi zevkine göre
on your own zf. kendi başınıza
on your own zf. kendi hesabınıza
from your perspective zf. senin açından
from your point of view zf. senin açından
from your perspective zf. sizin açınızdan
regarding your requests zf. taleplerinize istinaden
under your supervision/guidance zf. nezdinizde
under your possession zf. nezdinizde
for your kids zf. çocuklarınız için
for your children zf. çocuklarınız için
for your kids zf. çocukların için
for your children zf. çocukların için
(on your) way out zf. çıkarken
yr. (your) zm. senin
your'n [dialect] zm. (kısaca) seninki
yr (your) zm. senin
to your health ünl. sağlığınıza
watch your step! ünl. dikkatli ol!
put up your hands! ünl. eller yukarı!
watch your step! ünl. ayağını denk al!
watch your step! ünl. kendine mukayyet ol!
watch your language! ünl. ağzını topla!
watch your step ünl. dikkat et (yürüyen birine söylenir)
good luck on your new endeavor! ünl. hayırlı işler!
watch your six ünl. arkanı kolla
go to your room ünl. odana git
your order sir ünl. emret komutanım
your face, my canvas expr. senin yüzün, benim tuvalim
there's a problem with your fax expr. faksınız çalışmıyor
there is a problem with your fax expr. faksınız çalışmıyor
there is a problem with your fax expr. faksınızda bir sorun var
there's a problem with your fax expr. faksınızda bir sorun var
your excellency expr. zat-ı devletleri