soğuk - Turkish English Dictionary
History

soğuk



Meanings of "soğuk" in English Turkish Dictionary : 67 result(s)

Turkish English
Common Usage
soğuk cold adj.
General
soğuk frostiness n.
soğuk nip n.
soğuk chilliness n.
soğuk chill adj.
soğuk dank adj.
soğuk cool adj.
soğuk phlegmatical adj.
soğuk frosty adj.
soğuk gelid adj.
soğuk brumal adj.
soğuk stony adj.
soğuk icy adj.
soğuk unenthusiastic adj.
soğuk frigid adj.
soğuk acold adj.
soğuk frozen adj.
soğuk nonchalant adj.
soğuk tepid adj.
soğuk raw adj.
soğuk saturnine adj.
soğuk apathetical adj.
soğuk parky adj.
soğuk cold-hearted adj.
soğuk stiff adj.
soğuk freezing adj.
soğuk distant adj.
soğuk nippy adj.
soğuk inhospitable adj.
soğuk clinical adj.
soğuk rigorous adj.
soğuk coldhearted adj.
soğuk clammy adj.
soğuk starchy adj.
soğuk unsympathetic adj.
soğuk stuffy adj.
soğuk chilling adj.
soğuk cold adj.
soğuk inclement adj.
soğuk repulsive adj.
soğuk distent adj.
soğuk chilly adj.
soğuk wintry adj.
soğuk marble adj.
soğuk phlegmatic adj.
soğuk dour adj.
soğuk apathetic adj.
soğuk standoffish adj.
soğuk calm adj.
soğuk unfriendly adj.
soğuk angular adj.
soğuk uncompanionable adj.
soğuk aloof adj.
soğuk antipathetic adj.
soğuk bleak adj.
soğuk offish adj.
soğuk icily adv.
soğuk cryo pref.
Idioms
soğuk as cool as a cucumber
Informal
soğuk parky
Technical
soğuk chilly
soğuk cold
Medical
soğuk cryo-
Meteorology
soğuk cold
British Slang
soğuk parky
soğuk shrammed (south-west use/dialect)
soğuk starved (yorks use)

Meanings of "soğuk" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

Turkish English
Common Usage
cinselliğe soğuk asexual adj.
General
bir şeye soğuk bakmak be cool towards something v.
birine soğuk davranmak keep one's distance v.
birine soğuk davranmak hold oneself at a distance v.
birine soğuk davranmak keep someone at a distance v.
birine soğuk davranmak keep oneself apart v.
birine soğuk davranmak give someone the cold shoulder v.
birini soğuk karşılamak give someone a cold welcome v.
birisine soğuk davranmak hold oneself at a distance v.
birisine soğuk davranmak keep oneself apart v.
birisine soğuk davranmak keep one's distance v.
çatlatmak (soğuk cildi) chap v.
çok soğuk olmak (hava) be perishing v.
elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak lead a comfortable life v.
kavurmak (soğuk) blast v.
kavurmak (soğuk/sıcak bitkiyi) blast v.
pişmiş aşa soğuk su katmak upset the applecart v.
sızlatmak (soğuk) nip v.
soğuk algınlığına yakalanmak catch a cold v.
soğuk almak have a cold v.
soğuk almak catch a chill v.
soğuk almak catch cold v.
soğuk bakmak discountenance v.
soğuk bakmak (bir şeye) be cool towards something v.
soğuk bakmak (bir şeyi yapmaya vb) frown on v.
soğuk bir karşılık almak get the cold shoulder v.
soğuk bir şekilde karşılanmak get the cold shoulder v.
soğuk bir şeyler içmek drink something cold v.
soğuk birşeyler içmek drink something cold v.
soğuk çorba getirdiği için garsonu haşlamak dress down the waiter for bringing cold soup v.
soğuk çorba servis etmek bring cold soup v.
soğuk davranmak frost v.
soğuk davranmak keep somebody at a distance v.
soğuk davranmak keep one's distance v.
soğuk davranmak discountenance v.
soğuk davranmak give somebody the cold shoulder v.
soğuk içmek drink cold v.
soğuk kompres uygulamak apply a cold compress v.
soğuk kompres uygulamak apply a cool compress v.
soğuk muhafazada bekletmek keep in a fridge v.
soğuk su içmek drink cold water v.
üzerine bir bardak soğuk su içmek kiss something goodbye v.
yakmak (soğuk) blast v.
yakmak (soğuk) sting v.
yakmak (soğuk) bite v.
abd'nin batı kıyısının kuzeyinden güneyi açıklarına yönelen geniş, soğuk ve ağır okyanus akıntısı california current n.
abd'nin nispeten eski ve ağır sanayilerini barındıran ve soğuk havanın egemen olduğu kuzey bölgesi rust belt n.
acı soğuk bitterly cold n.
ani soğuk cold snap n.
ani/beklenmedik bir soğuk/kar yağışı dalgası a blast of winter n.
aniden gelen soğuk hava cold snap n.
aşırı derecede soğuk gelidity n.
aşırı soğuk the extreme cold n.
aşırı soğuk extreme cold n.
aşırı soğuk beklentisi fenomeni gore effect n.
bir bardak soğuk su a glass of cold water n.
bir dilim soğuk et a slice of cold meat n.
bir su bardağı soğuk su a glass of cold water n.
büyük bir soğuk hava cephesi a massive cold front n.
çok soğuk iklimler extremely cold climates n.
çok soğuk olma frostiness n.
çok soğuk olma durumu frostiness n.
damlalar (soğuk bir yüzeyin üstünde oluşan) sweat n.
dondurucu soğuk perishing cold n.
dondurucu soğuk freeze n.
dondurucu soğuk nip n.
dondurucu soğuk freezing cold n.
güney amerika'da and dağları'ndan atlas okyanusu'na doğru esen sert, soğuk rüzgar pampero n.
ikinci dünya savaşı ile soğuk savaş arasındaki dönemde doğmuş kimse baby boomer n.
iliklere işleyen soğuk bitter cold n.
kuru soğuk dry cold n.
kuru soğuk black frost n.
sert soğuk bitter cold n.
sertlik (soğuk veya rüzgara özgü) bite n.
sıcaklık bakımından ne çok sıcak ne de çok soğuk olmayan, havanın değişken olduğu iklim kuşağı temperate n.
sibirya üzerinden gelen soğuk hava dalgası siberian cold front (to affect) n.
soğuk akış cold flow n.
soğuk algınlığı cold n.
soğuk algınlığı catarrh n.
soğuk algınlığı chill n.
soğuk balık cold fish n.
soğuk birey cold person n.
soğuk çalması frostbite n.
soğuk çorba cold soup n.
soğuk dağ cold mountain n.
soğuk dalgası cold wave n.
soğuk damga embossed stamp n.
soğuk damga impressed stamp n.
soğuk davranış frost n.
soğuk davranış chilliness n.
soğuk davranma coolness n.
soğuk depolama cold storage n.
soğuk duş etkisi yapan istifa shock resignation n.
soğuk gün cold day n.
soğuk günler freeze n.
soğuk günler cold days n.
soğuk haddehane cold rolling mill n.
soğuk hava cold weather n.
soğuk hava freeze n.
soğuk hava inclement weather n.
soğuk hava deposu chill store n.
soğuk hava deposu walk-in box n.
soğuk hava deposu cold storage depot n.
soğuk hava gemisi reefer n.
soğuk hava koşulları cold weather conditions n.
soğuk hava kütlesi mass of cold air n.
soğuk hava odası walk-in box n.
soğuk hava önlemleri cold weather precautions n.
soğuk hava vagonu reefer n.
soğuk ısırması frostbite n.
soğuk içecek cooler n.
soğuk içme su cold potable water n.
soğuk içme suyu cold potable water n.
soğuk iklim cold climate n.
soğuk insan cold person n.
soğuk iş cold work n.
soğuk izostatik pres cold isostatic pressing n.
soğuk kahve cold coffee n.
soğuk kanlılık equanimity n.
soğuk karşılama cold reception n.
soğuk kimse cold fish n.
soğuk kimse cold person n.
soğuk meşrubat cold drinks n.
soğuk metal damga/zımba tang stamp n.
soğuk meze deli n.
soğuk mezeci delicatessen n.
soğuk muamele inhospitableness n.
soğuk mühür cold seal n.
soğuk oda walk-in box n.
soğuk pizza cold pizza n.
soğuk renkler cold colors n.
soğuk savaş cold war n.
soğuk savaş sonrası dünyası post-cold-war world n.
soğuk servis ediniz serve cold n.
soğuk su cold water n.
soğuk su sıkma squirting cold water n.
soğuk süt cold milk n.
soğuk şaka ribaldry n.
soğuk şişliği chilblain n.
soğuk ter cold sweat n.
soğuk toprak cold soil n.
soğuk torbası freezer bag n.
soğuk yakması frostbite n.
soğuk yansıtıcı cold mirror reflector n.
soğuk zeminde bekletme forcing to wait on cold floor n.
son derece soğuk olma durumu frigidity n.
yakıcı soğuk bitter cold n.
yumuşak soğuk moderately cold n.
(davranış) soğuk remote adj.
(hava) soğuk crisp adj.
(hava) soğuk ve yağışlı raw adj.
(soğuk) içe işleyen piercing adj.
aşırı derecede soğuk gelid adj.
aşırı derecede soğuk bitterly cold adj.
bayağı soğuk coldish adj.
buz gibi soğuk as cold as ice adj.
cinsel anlamda soğuk frigid adj.
çok soğuk frigid adj.
çok soğuk inhuman adj.
çok soğuk gelid adj.
çok soğuk ice-cold adj.
çok soğuk deathly cold adj.
çok soğuk arctic adj.
çok soğuk freezing adj.
çok soğuk frore adj.
çok soğuk glacial adj.
çok soğuk (mevsim/hava) hard adj.
daha soğuk colder adj.
duygusuz/soğuk stone-faced adj.
duygusuz/soğuk stony-faced adj.
en soğuk coldest adj.
kadar soğuk as cold as adj.
kuru ve soğuk (hava) crisp adj.
nemli ve soğuk clammy adj.
soğuk (çay vb) tepid adj.
soğuk (davranış) stiff adj.
soğuk (davranış) remote adj.
soğuk (tavır/cevap vb) frosty adj.
soğuk (yemek) lukewarm adj.
soğuk bir şekilde chilly adj.
soğuk cereyanlı drafty adj.
soğuk cereyanlı draughty adj.
soğuk davranan unaffectionate adj.
soğuk geçirmeyen cold proof adj.
soğuk geçirmez cold proof adj.
soğuk geçirmez weatherproof adj.
soğuk hava akımı olan draughty adj.
soğuk hava akımı olan drafty adj.
soğuk havaya karşı duyarlı (brit) nesh adj.
soğuk iliğine geçmiş chilled to the marrow adj.
soğuk kanlı as cool as a cucumber adj.
soğuk savaş sonrası post cold war adj.
soğuk suyla yıkanmış washed with cold water adj.
soğuk ve kasvetli (hava) bleak adj.
soğuk ve kuru hava snappy adj.
soğuk ve nemli clammy adj.
soğuk, aşağılık, pis (kimse) reptilian adj.
yapışkan ve soğuk clammy adj.
yeterince soğuk cold enough adj.
çok soğuk bir biçimde arctically adv.
çok soğuk bir biçimde freezingly adv.
çok soğuk bir şekilde frostily adv.
soğuk bir biçimde saturninely adv.
soğuk bir biçimde rigorously adv.
soğuk bir kış gecesinde in a cold winter night adv.
soğuk bir şekilde unwelcomingly adv.
soğuk bir şekilde unpleasantly adv.
soğuk bir şekilde distantly adv.
soğuk bir şekilde repulsively adv.
soğuk bir şekilde angularly adv.
soğuk bir şekilde asexually adv.
soğuk bir şekilde inhospitably adv.
soğuk bir şekilde stonily adv.
soğuk bir şekilde drily adv.
soğuk durarak straightfacedly adv.
soğuk soğuk dryly adv.
soğuk soğuk (bakmak vb) angularly adv.
soğuk ve nemli bir şekilde dankly adv.
Phrasals
belli bir şekilde (sıcak, soğuk vb) karşılamak greet with
Phrases
yazları kurak ve sıcak kışları soğuk ve kar yağışlı dry and hot in summers cold and snowy in winters n.
soğuk içiniz drink cold
soğuk muhafaza edin keep refrigerated
soğuk ve kuru bir yerde muhafaza edin keep in a cool and dry place
Proverb
eli soğuk olanın kalbi sıcak olur cold hands warm heart
eli soğuk olanın yüreği sıcaktır cold hands warm heart
mart soğuk başlar ama sıcak biter march comes in like a lion and goes out like a lamb
Colloquial
(genelde babası tarafından çocuğuna yapılan) soğuk espri dad joke
bugün çok soğuk today it is very cold
bugün hava çok soğuk today it is very cold
büyük bir soğuk hava cephesi oluşuyor a massive cold front is building
fena soğuk almak catch one's death (of cold)
öldürücü derecede soğuk algınlığına yakalanmak catch one's death (of cold)
soğuk duş etkisi yaratmak go down like a bomb
soğuk görünmek look distant
soğuk görünmek look cold
soğuk görünmek seem cold
soğuk servis ediniz serve cold
soğuk/kötü/bayat espri groaner
Idioms
birisine soğuk davranmak cold-shoulder v.
(başarısızlık endişesi ile dökülen) soğuk ter flop sweat
(soğuk/tehlikeli) bir yerden ayrılmak beat a retreat
(soğuk/tehlikeli) bir yeri terk etmek beat a retreat
acı soğuk bitter cold
acı soğuk black frost
ani soğuk a cold snap
aniden gelen soğuk hava a cold snap
aşırı soğuk cold as a welldigger's ears (in January)
aşırı soğuk cold as a witch's caress
aşırı soğuk cold as marble
aşırı soğuk cold enough to freeze the balls off a brass monkey
aşırı soğuk cold as a welldigger's ass (in January)
aşırı soğuk cold as a witch's tit
aşırı soğuk cold as a welldigger's feet (in January)
bir şeyin üstüne bir bardak soğuk su içmek kiss something goodbye
birine karşı mesafeli/soğuk davranmaya başlamak grow cool towards someone
birine karşı soğuk davranmak be cool towards someone
birine soğuk davranmak be short with someone
birine soğuk davranmak cold-shoulder
birine soğuk yapmak cold-shoulder
birine soğuk yapmak leave one out in the cold
birisine soğuk bakmak give someone the eye
birisine soğuk davranmak not to give somebody the time of day
birisine soğuk yapmak give somebody the cold shoulder
buz gibi soğuk as cold as ice-cold
buz gibi soğuk as cold as stone-cold
buz gibi soğuk olmak be as cold as ice
çok soğuk cold enough to freeze the balls off a brass monkey
çok soğuk cold as a welldigger's ears (in January)
çok soğuk cold as a welldigger's ass (in January)
çok soğuk as cold as charity
çok soğuk so cold you could hang meat
çok soğuk cold as marble
çok soğuk cold as a witch's caress
çok soğuk cold as a witch's tit
çok soğuk cold as a welldigger's feet (in January)
çok soğuk hava brass monkey weather
donduracak kadar soğuk cold as a witch's caress
donduracak kadar soğuk cold as a welldigger's ears (in January)
donduracak kadar soğuk cold as marble
donduracak kadar soğuk cold as a welldigger's feet (in January)
donduracak kadar soğuk cold as a witch's tit
donduracak kadar soğuk cold as a welldigger's ass (in January)
dondurucu soğuk cold enough to freeze the balls off a brass monkey
dondurucu soğuk brass monkey weather
ölümün soğuk nefesi cold breath of death
ölümün soğuk nefesi death-cold breath
ölümün soğuk yüzü the cold face of death
pişmiş aşa soğuk su katmak throw cold water
soğuk almak catch cold
soğuk almak take cold
soğuk bakmak (bir şeyi yapmaya vb) take a dim view of
soğuk davranmak give the brush off
soğuk davranmak leave one out in the cold
soğuk davranmak keep at arm's length
soğuk davranmak hold at arm's length
soğuk davranmak give somebody a cold shoulder
soğuk davranmak act like a cold fish
soğuk davranmak freeze off
soğuk davranmak hold somebody at arm's length
soğuk davranmak keep somebody at arm's length
soğuk duş cold shower
soğuk duş etkisi yapmak throw somebody for a loop
soğuk duş etkisi yapmak come in out of the cold
soğuk duş etkisi yapmak knock somebody for a loop
soğuk görünmek look as if butter wouldn't melt in one's mouth
soğuk hava a nip in the air
soğuk iliklerine işlemek be chilled to the bone
soğuk iliklerine işlemek get chilled to the bone
soğuk iliklerine işlemek be chilled to the marrow
soğuk iliklerine işlemek get frozen to the marrow
soğuk iliklerine işlemek be frozen to the marrow
soğuk iliklerine işlemek get chilled to the marrow
soğuk iliklerine kadar işlemek get frozen to the marrow
soğuk iliklerine kadar işlemek be chilled to the bone
soğuk iliklerine kadar işlemek be chilled to the marrow
soğuk iliklerine kadar işlemek get chilled to the bone
soğuk iliklerine kadar işlemek be frozen to the marrow
soğuk iliklerine kadar işlemek get chilled to the marrow
soğuk muamele cold shoulder
soğuk nevale cold fish
soğuk nevale a wet blanket
soğuk nevale a cold fish
soğuk nevale gibi as cold as charity
soğuk ter dökmek break out in a cold sweat
soğuk terler dökmek break out in a cold sweat
soğuk terler döktürmek send chills up someone's spine
soğuk terler döktürmek send chills down someone's spine
soğuk yüz ifadesi cold expression
soğuk/mesafeli durmak ill-disposed to doing something
üstüne bir bardak soğuk su içmek can just whistle for something
Speaking
bana neden soğuk davranıyorsun böyle? why have you been so cold to me?
bana soğuk davranma don't give me the cold shoulder
biraz soğuk değil mi? isn’t it a bit cold?
burası çok soğuk it is very cold in here
burası her zaman böyle soğuk mu olur? is it always this cold in here?
burası her zaman böyle soğuk mudur? is it always this cold in here?
burası soğuk it is cold here
burası soğuk it's cold here
çok kötü soğuk almışım i had a really bad cold
çok soğuk değil mi? is it cold enough for you?
çünkü hava soğuk because the weather is cold
ellerim hala soğuk my hands are still cold
hava çok soğuk the weather is too cold
hava soğuk mu is the weather cold
hava soğuk olduğundan because the weather is cold
intikam soğuk yenen bir yemektir revenge is a dish best served cold
kahire soğuk mu? is cairo cold?
kışlar soğuk geçer winters are cold
soğuk bir bira için neler vermezdim i could kill for a cold beer
üstüne bir bardak soğuk su iç you can whistle for it!
yeterince soğuk değil mi? is it cold enough for you?
Slang
(cinsel anlamda) soğuk asexual
cinsel isteği soğuk duş yoluyla veya mastürbasyonla gidermek take a cold shower
özellikle soğuk bir şey içtikten sonra yaşanan baş ağrısı brain freeze
soğuk duş almak take a cold shower
soğuk nevale drip
Trade/Economic
soğuk çağrı cold call
soğuk çağrı cold calling
soğuk hava depolu gemi refrigerated vessel
soğuk hava deposu cold storage
soğuk hindi politikası cold turkey
soğuk hindi stratejisi cold turkey strategy
soğuk mühür impressed seal
soğuk tarama cold canvassing
soğuk temas cold call
soğuk temas cold calling
Law
soğuk suyla yapılan eski bir işkence biçimi cold water ordeal
Politics
soğuk barış cold peace
soğuk savaş cold war
soğuk savaş dönemi cold war period
soğuk savaş sonrası dönem post-cold war era
soğuk zeminde bekletmek keep waiting on a cold surface
Industry
soğuk hava deposu cold store
Media
soğuk iletişim aracı cool media
Technical
(asfaltı) soğuk olarak yerinde işleme cold in-place recycling
akkor deşarjlı soğuk katotlu tüp glow-discharge cold-cathode tube
alaşımsız soğuk işlenmiş çelik unalloyed cold-worked steel
altılı soğuk hadde cluster mill
altılı soğuk hadde cluster rolling mill
asfaltın soğuk olarak yerinde işlenmesi cold in-place recycling
aşırı sıcak veya soğuk çevrelere maruz kalan bireyler individuals exposed to extreme hot or cold environments
atmosfer kontrollü soğuk hava deposu atmosphere controlled cold-storage warehouse
birleştirilmiş soğuk-alçak hava basıncı deneyi combined cold/low air pressure test
bölgesel soğuk işleme localized cold working
çok amaçlı soğuk depo multipurpose cold store
çok düşük karbonlu soğuk haddelenmiş çelik enamelling iron
çok soğuk ile ilgili cryogenic
dağıtım soğuk deposu dispatching cold store
dairesel kesitli dikişli soğuk çekilmiş çelik boru welded cold drawn steel tube of circular cross section
dairesel kesitli dikişsiz soğuk çekilmiş çelik boru seamless cold drawn steel tube of circular cross section
dört dingilli soğuk hava vagonu bogie refrigerator wagon
dörtlü soğuk hadde steckel mill
dövülebilir ve soğuk şekillendirilmiş forgeable and cold-formed
düşük akma noktalı soğuk haddelenmiş çelik sac cold-reduced steel sheet of low yield point
düşük karbonlu soğuk haddelenmiş çelik yassı mamuller cold-rolled low carbon steel flat products
elektrolitik çinko kaplanmış soğuk haddelenmiş çelik yassı mamuller electrolytically zinc coated cold rolled steel flat products
iki dingilli soğuk hava vagonu two-axle refrigerator wagon
ince taneli soğuk asfalt fine cold asphalt
kule tipinde soğuk depo high rise cold store
kuru sıcak veya soğuk ile birleştirilmiş darbe veya kararlı durum ivmesi combined bounce of steady-state acceleration with dry heat or cold
madeni paranın yüzeyine yapılan kabartma şeklindeki soğuk baskı cold pressing
motor soğuk iken çalıştırma cold start
nemli ve soğuk dank
patent tavlı soğuk çekilmiş alaşımsız çelik yaylık tel patented cold drawn unalloyed spring steel wire
plastik işleme hattının eriyik ile temas halindeki sıcak ve soğuk metal yüzeylerinde zamanla oluşan birikme plate-out
sert soğuk haddelenmiş karbon çeliği şerit hard temper cold-rolled carbon steel strip
sıcak ve soğuk su dağıtım sistemi hot and cold water distribution system
sıcak ve soğuk su tesisatları hot and cold water installations
sıcak veya soğuk çekilmiş paslanmaz çelik çubuklar hot and cold-formed stainless steel bars
sıcak-soğuk işleme hot-cold working
soğuk (şişirme cold heading
soğuk açış cold boot
soğuk aglutinin cold agglutinin
soğuk ağartma cold bleaching
soğuk akış cold flow
soğuk alan salımı tabancası cold field-emission gun
soğuk alan yayıcısı cold field emitter
soğuk alaşım cold compound
soğuk alçak hava basıncı cold low air pressure
soğuk alev cool flame
soğuk alkalili temizleyici cold alkaline cleaner
soğuk alkaliyle temizleme cold alkaline cleaning
soğuk asfalt cold asphalt
soğuk asitle temizleme cold acid cleaning
soğuk asitli temizleyici cold acid cleaner
soğuk bağlama cold bonding
soğuk bağlanma cold bonding
soğuk bağlantı cold junction
soğuk basılmış cold pressed
soğuk basınç dayanımı cold crushing strength
soğuk basınç kaynağı cold pressure weld
soğuk basınçlı hava cold blast
soğuk basınçlı hava hattı cold blast main
soğuk basınçlı kaynaklama cold pressure welding
soğuk baskı cold pressing
soğuk basma cold pressed
soğuk basma cold pressing
soğuk basma kaynağı cold indentation welding
soğuk basma metal ürünler cold pressed metal products
soğuk başlamalı lamba cold-start lamp
soğuk başlamalı lamba cold start lamp
soğuk bekletme yöntemi cold pad batch method
soğuk bekletmeli boyama cold retention dyeing
soğuk beslemeli ekstrüderler cold feed extruders
soğuk beyazlatma cold bleaching
soğuk biçimleme cold forming
soğuk biçimleme işlemleri cold forming operations
soğuk biçimlendirilmiş cold formed
soğuk biçimlendirme cold forming
soğuk biçimlendirme cold shaping
soğuk biçimlenmiş cold formed
soğuk biçimlenmiş çelik ürün cold formed steel product
soğuk birleştirme cold joining
soğuk birleştirme cold welding
soğuk bitirim cold finishing
soğuk bitirimli cold-finished
soğuk bitirimli alaşım çeliği çubuklar cold-finished alloy steel bars
soğuk bitirimli borular cold-finished tubes
soğuk bitirimli çelik cold-finished steel
soğuk bitirimli çelik çubuk cold-finished steel bar
soğuk bitirimli çelik ürün cold-finished steel product
soğuk bitirimli çubuk cold-finished bar
soğuk bitirimli karbon çeliği çubuklar cold-finished carbon steel bars
soğuk bitirimli sac cold-finished sheet
soğuk bitirimli şerit cold-finished strip
soğuk bitirimli yassı ürünler cold-finished flat products
soğuk bitüm cold bitumen
soğuk boru yalıtım sistemleri cold pipe insulation systems
soğuk boyama cold dyeing
soğuk bozunuk cold deformed
soğuk bozunuk alaşım cold deformed alloy
soğuk bozunuk çelik cold deformedsteel
soğuk bozunuk metal cold deformed metal
soğuk bozunum cold deformation
soğuk bozunum süreçleri cold deformation processes
soğuk bozunumlu cold deformed
soğuk bozunumlu alaşım cold deformed alloy
soğuk bozunumlu çelik cold deformed steel
soğuk bozunumlu metal cold deformed metal
soğuk bölge quenching zone
soğuk bölge cold junction
soğuk buji cold spark plug
soğuk bükme cold bending
soğuk bükme (boru) cold bending
soğuk bükme deneyi cold bend test
soğuk cam cold glass
soğuk cephe cold front
soğuk cephe tipi oklüzyon cold front type occlusion
soğuk çalıştırma cold start
soğuk çalıştırma aygıtı cold start device
soğuk çalıştırma düğmesi cold start button
soğuk çalıştırma enjektörü cold start injector
soğuk çalıştırma kontrolü cold start control
soğuk çalıştırma mıknatısı cold start magnet
soğuk çarpmalı ekstruzyon cold impact extrusion
soğuk çarpmalı sıkma cold impact extrusion
soğuk çarpmalı sıkma presi cold impact extrusion press
soğuk çatlak cold crack
soğuk çatlama cold cracking
soğuk çatlama sıcaklığı cold crack temperature