Ton... - Türkisch Englisch Wörterbuch

Ton...

Bedeutungen, die der Begriff "Ton..." mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
long ton n. 1016 kilo
ton n. ton, 1000 kg
ton n. moda
gross ton n. bin ton
long ton n. büyük ton
short ton n. ton
ton n. ton
gross ton n. groston
bon ton n. kibar tavır
ton mile n. ton mil
foot-ton n. ayak-ton
ton-up n. saatte yüz mil hız yapma
gross ton n. büyük ton
gross ton n. gros ton
metric ton n. metrik ton
ton-force n. ton-kuvvet
ton per hour (tph) n. ton/saat
metric ton n. metre ton
ton [obsolete] n. büyük şarap fıçısı
ton n. stil
ton [brit] n. saatte yüz mil hız yapma
ton n. şıklık
ton n. moda dünyası
ton n. sosyete
ton-up n. saatte yüz mil veya daha fazla hız yapmayı seven kimse
bon ton n. şıklık
bon ton n. yüksek sosyete
bon ton n. modaya uygunluk
in the ton adj. şık
ton-up adj. saatte yüz mil hız yapmayı seven
ton-up adj. saatte yüz mil hız yapabilen
ton N. çokluk
Colloquial
like a ton of bricks adv. (cezalandırma, azarlama) ağır biçimde
thanks a ton expr. çok teşekkürler
thanks a ton expr. çok sağ ol/sağ olun
Idioms
a ton of trouble n. bir dolu sorun
a ton of trouble n. bir sürü sorun
a ton of trouble n. bir dolu dert
come down like a ton of bricks v. gülle gibi inmek
come down like a ton of bricks v. öfke ile üzerine yürümek
weigh a ton v. kurşun gibi ağır olmak
(hit you) like a ton of bricks v. balyoz gibi inmek
hit somebody like a ton of bricks v. neye uğradığını şaşırtmak
hit somebody like a ton of bricks v. eşekten düşmüşe dönmek
hit somebody like a ton of bricks v. tokat gibi çarpmak
hit somebody like a ton of bricks v. feleği şaşmak
be down on (one) like a ton of bricks v. (birini) eşekten düşmüşe çevirmek
be down on (one) like a ton of bricks v. (birini) bir güzel benzetmek
come down on somebody like a ton of ˈbricks v. (birini) fena halde paylamak
be down on (one) like a ton of bricks v. (birinin) tepesine balyoz gibi inmek
be down on somebody like a ton of ˈbricks v. (birine) bir güzel giydirmek
be down on (one) like a ton of bricks v. (birinin) tepesine gülle gibi inmek
be down on somebody like a ton of ˈbricks v. (birini) fena halde haşlamak
come down on somebody like a ton of ˈbricks v. (birini) fena halde azarlamak
be down on somebody like a ton of ˈbricks v. (birini) fena halde paylamak
come down on somebody like a ton of ˈbricks v. (birine) bir güzel giydirmek
be down on somebody like a ton of ˈbricks v. (birini) fena halde azarlamak
be down on somebody like a ton of ˈbricks v. (birine) bir ton fırça çekmek/atmak
be down on somebody like a ton of ˈbricks v. (birine) bir ton laf söylemek
come down on somebody like a ton of ˈbricks v. (birine) bir ton fırça çekmek/atmak
come down on somebody like a ton of ˈbricks v. (birine) bir ton laf söylemek
come down on somebody like a ton of ˈbricks v. (birini) fena halde haşlamak
be/come down on somebody like a ton of ˈbricks v. birine bir güzel giydirmek
be/come down on somebody like a ton of ˈbricks v. birine bir ton fırça çekmek/atmak
be/come down on somebody like a ton of ˈbricks v. birini yerden yere vurmak
be/come down on somebody like a ton of ˈbricks v. öfkeyle birinin üstüne gitmek/yürümek
be/come down on somebody like a ton of ˈbricks v. birine bir ton laf söylemek
be/come down on somebody like a ton of ˈbricks v. birine bir araba laf söylemek
be/come down on somebody like a ton of ˈbricks v. birini fena halde azarlamak/paylamak
hit (one) like a ton of bricks v. (birini) çok üzmek
hit (one) like a ton of bricks v. (birini) çok etkilemek
hit (one) like a ton of bricks v. (birini) derinden sarsmak
hit (one) like a ton of bricks v. (birini) beyninden vurulmuşa döndürmek
hit (one) like a ton of bricks v. (birini) dağıtmak/darmaduman etmek
hit (one) like a ton of bricks v. (birine) balyoz/tokat gibi inmek
hit (one) like a ton of bricks v. (birini) mahvetmek
a ton adv. büyük bir güçle
in the ton expr. modaya uygun
(hit you) like a ton of bricks expr. tokat gibi inmek
a ton of (people or things) expr. bir dolu (insan/şey)
a ton of (people or things) expr. bir ton (insan/şey)
a ton of (people or things) expr. sürüsüne bereket (insan/şey)
a ton of (people or things) expr. çok sayıda (insan/şey)
a ton of (people or things) expr. tonla (insan/şey)
a ton of (people or things) expr. sürüyle (insan/şey)
a ton of (people or things) expr. bir sürü (insan/şey)
Trade/Economic
deadweight ton n. tonaj
shipping ton n. sevkiyat tonu
metric ton n. metrik ton
freight ton (f/t) n. navlun ton
long ton n. uzun ton
deadweight ton n. detveyt ton
dead weight ton n. dedveyt ton
measurement ton n. deniz tonu
guaranteed space per ton n. ton başına garanti edilen yer
shipping ton n. yükleme tonu
ton mile n. mil başına bir ton
per ton n. beher tonu
million ton equivalent of petroleum n. milyon ton eşdeğeri petrol
per ton adv. ton başına
Technical
refrigeration ton n. soğutma tonu
ton n. delikli kart
short ton n. küçük ton
gross ton n. büyük ion
metric ton n. 1000 kilograma eşit olan bir ağırlık birimi
long ton n. 1016 kilo
long ton n. long ton
long ton n. uzun ton
long ton n. 1016 kiloluk ton
freight ton n. ölçme tonu
weight ton n. ağırlık tonu
water ton n. su tonu
gross ton n. brüt ton
long ton n. büyük ton
short ton n. kısa ton
ton troy n. 2001 pound troya (746.000 grama) eşit kütle birimi
ton-foot n. bir ton ağırlığındaki bir nesneyi 30 cm yüksekliğe kaldırırken yerçekimine karşı harcanan bir birim enerji
foot-ton n. bir ton ağırlığındaki bir nesneyi 30 cm yüksekliğe kaldırırken yerçekimine karşı harcanan bir birim enerji
assay ton n. deney yaparken kullanılan 29.166 gram değerinde ağırlık
lt (long ton) abrev. 1016 kiloluk ton
lt (long ton) abrev. uzun ton
Automotive
short ton n. kısa ton
ton n. ton
gross ton n. gros ton
Railway
ton mile n. ton mil
ton mile n. belirli bir sürede demiryolu ile taşınan yükü gösteren bir ölçü birimi
ton mileage n. ton mil
ton mileage n. belirli bir sürede demiryolu ile taşınan yükü gösteren bir ölçü birimi
ton-kilometer n. ton kilometre
ton-kilometer n. demiryolu ile belirli bir sürede taşınan yükün ölçü birimi
Aeronautic
carried ton-km n. taşınan ton-km
Marine
register ton n. gros tonilato
freight ton n. yük ton
gross ton n. gros tonilato
net register ton n. net hacim
register ton n. gros ton
gross ton n. gros ton
displacement ton n. hacim tonu
short ton n. küçük ton
freight ton n. navlun tonu
shipping ton n. yükleme tonu
displacement ton n. tekneden taşan su hacmini gösteren bir birim
freight ton n. hacim tonu
freight ton n. tekneden taşan su hacmini gösteren bir birim
Gastronomy
won ton n. çin mutfağına özgü içi baharatlı domuz kıyması ile doldurulmuş ve genellikle çorbaların içinde servis edilen bir tür mantı
won ton n. içinde çin mantısı olan çorba
won ton n. çin mantısı
Marine Biology
metric ton n. ton
ton (thunnus thynnus) n. mavi yüzgeçli atlantik orkinosu
ton (thunnus alalunga) n. uzunkanat orkinos

Bedeutungen, die der Begriff "Ton..." mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
ton balığı tuna fish n.
ton balığı tuna n.
ton balığı tunny n.
ton tone n.
General
ton shade n.
büyük ton long ton n.
açık bir ton (renkte) tint n.
ton colour n.
ton (renge ait) shade n.
ton manner n.
ton color n.
ton, 1000 kg ton n.
gros ton gross tonnage n.
ton cast n.
yarım ton halftone n.
ton gradation n.
ton (ses veya renge ait) tone n.
ton (renk için) hue n.
ton chord n.
yabancı ton alien tone n.
ton t n.
ton tonicity n.
kilo ton kiloton n.
ton duyarsızlığı tone deafness n.
yarım ton semitone n.
ton ton n.
ton short ton n.
bin ton gross ton n.
renk veya ton çıkartma vignetting n.
ton mil ton mile n.
ton line n.
1 milyar ton gigaton n.
yarı ton halftone n.
ton sağırlığı tone deafness n.
karmaşık ton complex tone n.
ayak-ton foot-ton n.
büyük ton gross ton n.
gros ton gross ton n.
ton tonne n.
metrik ton metric ton n.
ton değişimi tint change n.
yan ton(yan ses) sidetone n.
ton-kuvvet ton-force n.
metre ton metric ton n.
çalarken ton değiştirme özelliğine sahip afrika'ya özgü bir vurmalı çalgı talking drum n.
elektronik ton yerine orijinal ses kaydının kullanıldığı cep telefonu zil sesi realtone n.
(ses) ton note n.
ton timber [dialect] n.
yaban mersini kırmızısı veya orta ton nar kırmızısından daha sarımsı ve daha mat olan koyu bir kırmızı marroon n.
koyu ton darkness n.
koyu ton dark n.
ton balığı german n.
(org çalınırken) sürdürülen ton pedal n.
uyumsuz ton percussion n.
ton schade n.
ton scug [scotland] n.
alt ton subtone n.
(ses) ton pitch n.
ton vermek tone v.
ton vermek entune v.
(renk tonunu) başka bir renk veya ton ekleyerek değiştirmek break v.
ton vermek tint v.
ton ile ilgili tonic adj.
ton farkları çok olan contrasty adj.
ton farklı checkered adj.
(ton) keskin brilliant adj.
(ton) net brilliant adj.
(ton) akıcı liquid adj.
koyu sarımsı pembe ile orta ton turuncu arasındaki tonlara ait rufous adj.
kederli ton sullen adj.
ton cinsinden in tonnes adv.
pes ton bass N.
nötr ton beige N.
metrik ton tonne N.
genel ton tenor N.
tekdüze ton monotone N.
pastel ton pastel N.
Phrasals
(bir şeye bir şeyle) açık bir ton vermek tinge (something) with (something) v.
Colloquial
bir ton a basinful of expr.
Idioms
sessizlik giderici ton comfort tone n.
sessizlik giderici ton comfort noise n.
bir ton para a roll Jack rice couldn't jump over n.
bir ton para a pile jack rice couldn't jump over n.
(birine) bir ton laf söylemek be down on somebody like a ton of ˈbricks v.
(birine) bir ton fırça çekmek/atmak be down on somebody like a ton of ˈbricks v.
(birine) bir ton fırça çekmek/atmak come down on somebody like a ton of ˈbricks v.
(birine) bir ton laf söylemek come down on somebody like a ton of ˈbricks v.
birine bir ton laf söylemek be/come down on somebody like a ton of ˈbricks v.
birine bir ton fırça çekmek/atmak be/come down on somebody like a ton of ˈbricks v.
(birinden bir ton) fırça/papara yemek take (a lot of) stick (from someone) v.
bir ton (insan/şey) a ton of (people or things) expr.
Trade/Economic
detveyt ton deadweight ton n.
uzun ton long ton n.
sicile kayıtlı gros ton gross register tonnage n.
metrik ton metric ton n.
navlun ton freight ton (f/t) n.
ton başına yük taşıma kapasitesi tonnage n.
dedveyt ton dead weight ton n.
ton başına garanti edilen yer guaranteed space per ton n.
ton hesabı üzerinden ücret tonnage rate n.
ton hesabı üzerinden ödenen ücret tonnage rate n.
ton başına ödenen ücret tonnage rate n.
ton başı ücret tonnage rate n.
mil başına bir ton ton mile n.
milyon ton eşdeğeri petrol million ton equivalent of petroleum n.
ton başına per ton adv.
Politics
uluslararası atlantik ton balıklarını koruma komisyonu international commission for the conservation of atlantic tunas n.
Institutes
atlantik ton balığının korunmasına ilişkin uluslararası komisyon international commission for the conservation of atlantic tuna n.
Insurance
brüt ton gross tons n.
Technical
ton ayarı tone control n.
küçük ton short ton n.
ton azaltılması tone down n.
aynı ton etkisi tone-in-tone effect n.
yarı ton halftone n.
tam ton full shade n.
ton tone n.
bir sesin ton ölçü birimi decibel n.
long ton long ton n.
uzun ton long ton n.
ton pekiştirici line enhancer n.
salt ton pure tone n.
1016 kiloluk ton long ton n.
ton susturma tone squelch n.
yarım ton halftone n.
saf ton kemik iletimi odiyometresi pure-tone bone-conduction audiometry n.
bir milyon ton megaton n.
brüt ton gross ton n.
bin ton kiloton n.
büyük ton long ton n.
milyar ton gigaton n.
kısa ton short ton n.
metrik ton mt n.
saf ton hava iletimi eşik odiyometrisi pure tone air conduction threshold audiometry n.
ton olarak ağırlığı the weight in tons n.
temel saf ton hava ve kemik iletimi eşik odyometrisi basic pure tone air and bone conduction threshold audiometry n.
bir ton ağırlığındaki bir nesneyi 30 cm yüksekliğe kaldırırken yerçekimine karşı harcanan bir birim enerji foot-ton n.
bir ton ağırlığındaki bir nesneyi 30 cm yüksekliğe kaldırırken yerçekimine karşı harcanan bir birim enerji ton-foot n.
bir ton kömürün 8000 kilovat saat (kwh) enerji sağladığı fikrine dayanarak yapılan enerji üretimi/tüketimi ölçüsü tonne of coal equivalent n.
21 ton kömüre tekabül eden bir ölçü birimi keel n.
tahta veya mermerde farklı ton veya renkte uzun dalgalı çizgi vein n.
iki rengin aynı ton, canlılık ve açıklığa sahip olması match n.
zar zor duyulabilen seslerden oluşan ton wildtrack n.
bir milyon ton trinitrotoluene eşdeğer bir patlama enerjisi birimi megaton n.
(yarım ton baskıda) en koyu/yoğun nokta solid n.
ton değişimi tonal shift n.
ton başına düşen mineral içerik miktarı (belirtilen şekilde) çıkmak mill-run v.
uzun ton lt (long ton) abrev.
1016 kiloluk ton lt (long ton) abrev.
Computer
ton denetimleri tone controls n.
ton kullanımda ışığı tone enable led n.